Kozan'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı kutlu olsun!

Dört Parmaklı Demokrasimiz

Dört Parmaklı Demokrasimiz

Rabia diye inledi bu topraklar Mısır için…Ama Mısır tavır alınca Amerika’dan yana; kısır kaldı sözler, boşuna döküldü gözlerden yaşlar…Ve sonuçda; RABIA demek sayısal anlamda dört demek dediler biz Arapça cahillerine ve dört tane parmak kaldı o günlerden, bu güzel demokrasimize bir anı, bir hatıra…

Ve yaşayıp gidiyoruz dört parmaklı demokrasimizle düşe, kalka…

Parmaklı Demokrasi var ülkemizde:

Erbakan 1 parmak,PKK’lılar 2 parmak,HDP’lilerde 3 parmak, RTE’de 4 parmak…

Ülkede parmak çok, ama demokrasi yok…

Önüne gelen halka parmak gösteriyor.

Şu halk gün gelip de gösteriverse bu parmakçılara hepsi bir arada kallavi bir BEŞ PARMAK nasıl olur acaba?…
Erbakan “kanlı mı olacak, kansız mı ama mutlaka olacak, CİHADDAYIZ” derken dilini kesmeyenlerin, bugün kellesini kesecekler yetişiyorsa???…
Erkek çocuklara tecavüzler düşdükçe gündeme…Nasıl da imanlı nesiller yetişmekde bu ülkede?…Aklımız, usumuz ermiyor; büyükler suskunken biz gibi sıradan ölümlüler ne desin bu pisliklere?…MEB’in CİHAD içerikli müfredatında, bu sorumuza da bir ders konusu, bir ünite açılacak mıdır acaba?…

HALK OLMUŞ DÜŞÜNME ACİZİ…ÜLKENİN ÜZERİNE DE BİR KEZ DAHA KONMUŞ YEDİ DÜVELİN HACİZİ…AMA KİMİN UMURU?…

Demişki şair-i azam Necip Fazıl:
-Memleketler parasızlıktan değil, ahlaksızlıktan çökerler.

Erkek çocuklara tecavüz edenlerin etkisi ne ola ki bu çöküntüsel durumda?…

80’li yıllardan beri HATT-I MÜDAFAASIZ ve dahi SATH- I MÜDAFAASIZ kalan ülkede, giderek NEFS-İ MÜDAFAASIZ şerefsizler çoğalmakda…
Şu 4 parmaklı demokrasimize karşılık hani var ya şu beş parmaklı elimizdeki baş parmak dalına konan serçe…

Dala bir minik serçe konmuş; birisi tutmuş, birisi pişirmiş, birisi yemiş…Birisi de gelmiş; “hani bana, hani bana” demiş !…İşte Türkiye’yi Osmanlı’dan beri yiyip, bitiren siyasetçilere adanmış olsa gerek bu tekerleme…Çünkü o günlerden beri ülke; sömürgen, kemirgen iştahları gıdıklayan bir şekerleme…

4 Parmaklı demokrasi…Ama unutulmasın ki vardır daha da yukarıda 13 parmakdan oluşan dünyanın efendileri…Hani deniyor ya onlara İlluminati…
Her neyse karıştırmadan uluslararası efendileri…Her gün birileri giyiyor kefenleri bu ülkede…

Asker, nefer, acaba hangi sefer gidecek ölüme?…Terör belası, ülkenin bekası derken bu arada İstanbul’u sel aldı; ihale Cenab-ı Allah Bakanlığı’na kaldı…Yerel Yönetimler ne zaman Cenab-ı Allah Bakanlığı’na bağlandı?…

15 Temmuz Darbe-i Mesel ve 18 Temmuz Darbe-SEL günleriniz Ümmet-i Tayyiban’a mübarek ola…Dünya susuzluk savaşları yaşarken; ALLAH nimeti işte…Değeri iyi biline…Aman kadın sen de gem vur diline; küresel iklim değişikliği, kentsel alt yapı yetersizliği, çarpık yapılaşma diyerek çomak sokma AKBELEDİYELER’in işine…
Bir düşün bakalım…

Neden 90’lı yıllarda dere yatağına ev yapan İzmirli kadının; “nerede bu Devlet?” diye feryadından sonra, dere yatakları hızla yapılaşmaya açıldı?…
Bir düşün bakalım…

Neden Bandırma’da Çanakkale adlı feribot karaya çıktı?…Çünkü bu bir işaretdi, karalar denizleşecekdi. Ama imansızlar anlamadı;herkes Hz.Nuh olamazdı.

Üstelik de…

O kadar gemicik için bu kadar deniz yeterli miydi?…

Ol dedi; İstanbul’da karalar da deniz oldu.
Bak kadın!…Sakın ola ki “Araplaşma özentisinin bu kadarına da pes; illa ki ülkeyi ağaçsız bir çöle çevirecekler” demeyesin!…Cenab-ı Allah’ın yağmuruyla da son rötüşler yapılıyor, sen bu işlerden anlamazsın!…
“Bu ülkede “yüce bir amaç için değil” RANT için siyaset yapılır.Ama SEL baskınlarında nedense ihale hep Cenab-ı Allah’a kalır.” da demeyesin sakın;sonra Cehennem’de yanarsın!…
Vee kara mizahla, bir şeyleri izah etmeğe kalkışırken; İstanbul’da yaşanan sel felaketinin ardından ansızın susturulduk Doğa eliyle…Koca Öküz başını sallayınca şaşırdık feleğimizi DEPREM korkusu ve yaklaşık bir ay sürebileceği endişesiyle…
Daha açık bir söyleyişle;”15 Temmuz Darbe-i Mesel gününden sonra; 18 Temmuz Darbe-i SEL günümüz de oldu.Yaşasın!…” diye sevindirik olmuşken, 20 Temmuz’u, 21’e bağlayan gece; öyle bir sallandık ki tıpkısının aynısı, 1999 Gölcük Depremi…Ülkedeki darbe-SEL konusu kapandı, gündem değişdi.
Çocukken Coğrafya kitaplarında;Türkiye 1.dereceden deprem ülkesidir diye yazardı.Ama rantiye;yılardır bu toprağı kazardı,ülke artık mezardı deprem nedeniyle ölenlere…

Uzmanlar deprem gerçeği ile yaşamasını öğreneceksiniz diyordu.Ama azmanlar usanmadan ülkenin doğal yapısını bozmak için her türlü yanlışı yapıyordu.
Ülkede yaşanan bunca yozluk, yolsuzluk depremi; darbe-i mesel sonrasında hasır altı edildi ama…Doğanın neden olduğu deprem; bunun hakkından nasıl gelecek acaba Hz. Hükmeden?… İşte bu oldukça zor bir soruydu…
Bir zamanlar bu ülkede yalnızca 3 katlıydı yapılaşma ve bu uygulamadaki katılaşma;DEPREM gerçeğinden ötürüydü.Oysa bugün rantiye gökdelenler peşindeydi…
Ne yazık ki ve de çok iyi bilindiği gibi dere yataklarına yapılaşma izni veren de DEVLET, çok katlı yapılaşma izni de…Yaşanınca bela; sorumluluğu Cenab-ı Allah’a devreden de.Oh ne ala memleket…
Bugünlerde AKBABALAR mutludur; Ege’nin depremi,unutturdu İstanbul’un sel baskınını diye.Günahkar EGELİLER üzerine küfretmek de bu mutluluğun promosyonu…
Vee dönersek parmaklı demokrasimize…
Hz. Hükmeden yönetimindeki parmaklı demokrasimizde yasaklar giderek yayılıyor, kapsamı alanı genişliyor…Yasaklar; düşünceye, aydınlığa, kültüre…Birazcık da deprem, sel, orman yangını, kadın ölümleri sorunlarına yasak getirsene Hz. Hükmeden!..O kadarcık kıyağı da çok görmesene bizlere…
Selma ERDAL; Didim,24 Temmuz 2017

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN