LÜTFEN!
GEÇİRDİĞİMİZ BU ZOR GÜNLERDE YAŞAMAK VE YAŞATMAK İÇİN EVDE KAL TÜRKİYE'M!

Dost Yiğitlerle Sohbet – Disiplin ve İnsan

Dost Yiğitlerle Sohbet – Disiplin ve İnsan

Müslüman Türk insanı hayatını Türk İslam değerleri içerisinde disiplinize ederse değer kazanır.

Hayvanlar ve insanların doğasında disiplininin olduğunu görürüz.

Hayvanlarda disiplin genellikle kaba kuvvete dayalı olduğunu, aynı türün oluşturduğu topluluklarda bireyleri arasında bir hiyerarşinin varlığını görüyoruz. Bir örnek verecek olursak aşağı yukarı hepimizin şahit olduğu tavuk topluluklarında gagalama kuralı diye bir durum var. Lider kimseden Gaga almaz. 2 numara birden gaga alır ( dayak yer) 3.iki gaga
Alır…. bu böyle sıralanır. Bir disiplin kurulur. Bu düzeni bozmak isteyen tavuk ya da horoz ölümü göze almak zorundadır…

Görüldüğü gibi kaba kuvvete dayalı bir disiplin. Her ne kadar adaletsiz gibi görülen Bu disiplinin türün devamlılığı açısından bir şart olduğu görülür. Tür besin sıkıntısı çekerse bu disiplin içerisinde güçlüler yiyeceği yer. Zayıflar açlıktan ölse bilen kalan güçlüler ile türün devamlılığı güçlü bir şekilde sağlanır. Buhal tabiatın korunmasına hizmet eder. Örneklerini çoğaltabilirsiniz…
Insan doğumuyla disiplinli Bir Hayata adım atmış olur. İnsan Büyüdükçe önce anne babasının kontrolünde, Sonra toplumun değerleri ile birlikte kişi disiplinli hayatı kavrayacaktır.




Kültürel disiplin, aile disiplini, okul disiplini, iş hayatı disiplini, askeri disiplin gibi çeşitlerini görebiliriz. Bunlardan bir kısmı yönetmeliklere, Kanunlara bağlıdır…

Ben bu sohbetim de daha çok kültüre dayalı disiplinden söz edeceğim. Türk İslam kültürü büyüye karşı saygıyı, küçüğe karşı sevgiyi gerektirir. Cömertlik, paylaşım, arkadaş ilişkisi, akraba bağlılığı… kültür değerlerimizden dir. Anne ve babaya itaat Cenabı Allah’ın bizlere verdiği kesin görevidir. Cenabı Allah isra suresinin 23. Ayetinde:” Rabbin, ancak kendisine ibadet etmenizi, anne babaya güzellikle davranmanızı emretti. Onlardan biri veya her ikisi, senin yanında İhtiyarlık dönemine ulaşırsa, sakın onlara “öf” deme. Onları azarlama, onlara karşı hoş söz söyle” buyurmuştur.

Ömür içerisinde bir gün çok önemli bir zaman dilimidir. Çünkü genellikle her gün aynı şeyleri yaparız…

Müslüman Türk olarak bir günü nasıl disiplinize etmemiz gerekir? Daha sabah olmadan önce iki hayvanın programlanmış hareketinden söz edeceğim. Birincisi köpek. Sabaha kadar sahibinin evini bekler. Hem de menfaat gözetmeden. Verilen yiyeceklere itiraz etmeden. Inatlaşmadan… sabah Şafak sökmesi ile uykuya yatar… Bu arada görevi horoz devralmıştır. Sabahın Seherinde sabah namazı vakti geçinceye kadar öter… çok ilginçtir, teknolojinin hiç gelişmediği dönemlerde insanlar bu düzen içerisinde uyanmışlardır. Köy hayatı yaşayanların bu hali özellikle iyi anlayacak larını düşünüyorum… şahsen benim Çocukluğum böyle geçmiştir.

Insan bu şekilde uyandırılır Böylece gün başlamıştır. O halde ilk yapılması gereken Euzu Besmele ile yataktan kalkıp bir abdest almak.. Cenabı Allah Maide suresinin 6. Ayetinde:” Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi, başlarınızı mesh edip, her iki topuğa kadar ayaklarınızı yıkayın. Cünüp iseniz tamamen yıkanın” buyurmaktadır.

Sonra sabah namazı kılınır. Cenabı Allah Ankebut suresinin 45. Ayetinde :” sana vahyolunan kitabı güzel güzel oku! Namazı kıl. Muhakkak ki( şartlarına uygun olarak kılınan) namaz edepsizlikten ve kötülükten alıkoyar. Muhakkak ki Allah’ın zikri en büyük iştir. Allah, her ne yaparsanız bilir” buyurmuştur.

Sohbetimin bu bölümünde yine birazcık kendimden söz edeceğim. İnşallah sıkıcı olmam… ilkokuldan sonra İmam Hatip okuluna kayıt oldum. Orta birde Kur’an dersinden ikmale kaldım. 1965 yılının yazıydı. Babam beni komşu köyümüz olan Akkuyu Köyüne hocaya gönderdi. Hoca’nın evi caminin havlusunun yanındaydı. Dışarıda bir sedirde yatıyordum. Sabah namazına kalkamıyordum. Hoca da çocuk diye kaldırmıyordu. Bu hal beni öyle rahatsız ettik ki; bir gün babama:
– ben hocaya gitmeyeceğim dedim.

Babam nedenini sordu. Ben de yukarıdaki durumu anlattım. O zaman babam bana:- oğlum Madem o kadar istiyorsun. Akşam yatarken Kevser Suresini 3 defa oku. Kalkmak istediğin zamanı aklına al. Öyle de uyu dedi.

Babamın dediklerini yaptım. Ben 13 yaşındaydım. O gece öyle bir rüya gördüm ki; çok korktum.( rüya Bugün bile o günkü gibi aklımda. Ancak Sohbeti daha fazla uzatmamak için yazmayacağım.) O korkuyla hemen uyandım. Hoca sabah ezanını okumak için caminin merdivenlerini çıkıyordu…

Rabbime şükürler olsun o günden beri uyurken üzerime asla Güneş doğmamıştır…

Ancak ailem içerisinde itiraf edeyim ki; bu halimin yalnızlığını çok yaşadım. Hala da yaşamaktayım… birçok insanımızın bu yalnızlığı yaşadığını yüzde vermeden düşünüyorum… Çünkü bu noktada kültürel disiplinim izin çok bozulduğunu görüyorum. Kültürel disiplinin bozulduğu yerde kültür emperyalizmi başlar.

Cenabı Allah neml suresinin 86. Ayetinde:” bizim geceyi onda dinlesinler, gündüzü de çalışsınlar diye aydınlık yaptığımızı görmediler mi? Elbette bunda inanan bir topluluk için kesin deliller vardır.” Buyurmuştur.

Ayet-i kerimeler bu kadar net olarak ortada iken; Bizler adeta tam tersi hareket etmeye başladık. Sebep ne derseniz deyin. Hepimiz kendimizde bir neden görebiliriz. Ancak ortak olarak bir sonuç var. Gecenin dinlenmeden geçirilmesi… böyle olunca Sabah namazına kalkılabilir mi? Kahvaltı zamanında yapılabilir mi? Bu soruları çoğaltabilirsiniz…

Kültürel bazda günün disiplini bozuldu. Ömür’ü günler oluşturduğuna göre ömrün disiplini de bozuldu. Türk İslam kültürünün önemli bir bölümü gitti… yani Kültür emperyalizminin bir hedefi gerçekleşti… Bu aşamadan sonra istediği kültürü getirir. Çünkü bardak boşaldı. Boş bardağa istediğin maddeyi katarsın…




Hal böyle olursa aile fertleri arasında huzursuzluklar oluşmaya başlar. Emperyalist güçlerin de işte Tam istediği budur… bu hali normalleştirme adına bir de jenerasyon farkı demezler mi?..

Sonra Kahvaltı hazırlanır ve yapılır. Aile fertlerinin her biri kendi işine gider… farklılık burada. Bütün meslek gruplarını düşünebilirsiniz . Müşterek olan yemek ve namaz vakitleri dir. 24 saatte namaz ancak bir saati alır. Fakir için zaman ayrılan tek ibadet. Zengin olursa bir de Hac etmeye zaman ayrılır. İslam’ın diğer emirleri kendine has işini yaparken de rahatlıkla yapılabilir…

Görülüyor ki kültürel disiplinde en önemli faktör beş vakit namazdır. Beş vakit namazı terk eden insan Türk İslam kültürünü tam anlamıyla yaşamıyor demektir… Emperyalist güçlerin de tam istediği budur… son zamanlarda din satanlar var diye İslam’ı suçlamaya çalışanlar var…

Hep soralım Suçlu kim? İslam mı? Yoksa Müslümanım diyen, inandım diyen, ama İslam’ın emirlerini yerine getirmeyen insan mı?

Düşünelim… düşünelim… düşünelim…

Rabbim bizleri Emir ve yasaklarını yerine tam olarak getirenlerden eylesin!

İnsan hatasız olmaz hatalarımıza tövbe ediyoruz Rabbim tövbelerimizi kabul olanlardan eylesin. AMİN.

Hoşça kalın dostça kalın Benim dost Yiğit kardeşlerim. Allah’a emanet olun.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
Disiplin ve İnsan

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın