Dost Yiğitlerle Sohbet – Kazanmak ve İsĺâm

Dost Yiğitlerle Sohbet – Kazanmak ve İsĺâm

Hayat bir mücadeledir. Bu mücadelede ilk yapılması gereken bedenin ihtiyacı olan rızkın helalinden temin edilmesidir. Yaptığı işle bir değer üreten insan, kendisine, ailesine ve ülke ekonomisine bir fayda sağlar ki; bu kişinin hayatı anlamlı ve değerli olur.
Kazanma gayreti içerisinde olan bir insan, kazancını başkasının zararını da aramamalıdır. Kazanç Yolları farklı olabilir.

İş mi var ki çalışalım? İş alanlarının birçoğu kapatıldı… Memleketimizde işsizlerin sayısı milyonları geçti… gibisinden bir değerlendirme yapılabilir.

Memleketimizin iyi ve kötü gerçeklerini mutlaka düşünmeliyiz ve konuşmalıyız. Sorumlularını da Elbette ki eleştirmeli yiz… Çünkü bu vatan hepimizin…

Ancak ben eleştirmeye kendimizden başlamamız gerektiğini düşünüyorum.( özeleştiri)

Neden bu hale geldik? Yoksa hep böyle miydik? Bu hale gelmemiz de benim kusurum var mı? Varsa nelerdir? Sorularını kendimize sormamız gerektiğini düşünüyorum…

Bizleri aile ortamında yetiştirirken Rahmetlik babamın sıkça yaptığı öğütlerden birisi şuydu:” sanatına hor bakan boğazına torba takar. O nedenle Ne iş yaparsanız en iyisini hilesiz yapmaya gayret edin.” Derdi.

( yani mesleğini gereği gibi yapmayan dilenciliğe mahkum olur)

(Rabbim rahmet eylesin . Nur içinde yatsın İnşallah.)




Bu Nasihatı hayatım boyunca düşündüm ve gerekeni en iyi şekilde yapmaya çalıştığıma inanıyorum. 33 yıl öğretmenlik yaptım. Bu süre içerisinde görevime geç kaldığım gün sayısı 5’i geçmez.

Babam 1983 yılının yaz ayında rahmetli oldu. O zaman ben Gaziköy lisesinde öğretmendim. Ölüm hak miras helal mantığı ile Biz zeytin bahçemizi önce bölüştük Yaklaşık 100 er ağaç düştü. Ağaçlar hastalıklı ydı. Hastalıklı bir dalı aldım Yüreğir teknik ziraat’a gittim. Orada görevli Bir ziraat mühendisi vardı. Durumu izah ettim. Hastalıklı dalı eline aldı o yana bu yana baktı baktı… bir ilaç ismi söyledi. Ben de hemen oradan kalkıp zirai ilaç satan esnaflara gittim. Kime sorduysam hep şöyle dediler:” bu ilacın üretimi duralı 15 yıl oldu. Bu memur da ancak 15 yıllıktı.

Şimdi soruyorum Bu mantıkla iş yapan memurun Kazancı helal mi? Yine soralım biz bu durumların neresindeyiz? Samimi olarak kendimizi bir öz eleştiriye tabi tutalım…

Bu sohbetim de ikinci örneği de yine kendimden vereceğim. Bir şekilde bahçenin maddi temizliğini ve bakımını tam olarak yapmaya başladım. Ancak yeterince zeytin olmuyordu. Hatta 1 sene 100 ağaçtan yarım teneke zeytin topladım. Yanlış duymadınız. Bunun üzerine ben manevi kir aramaya başladım. Araştırırken ilmihaller de Öşür olayını öğrendim.

Öşür: tarla mahsullerinin zekatı. Bakım yapmazsan onda bir, sulama ve ilaçlama gibi bakım yaparsan 1/20. Bu üreticinin ürettiği mal içerisindeki fakirin hakkı… bizim mezhebimize göre kendine yetecek kadar da üretse öşür düşer.( Hanefi mezhebi)
Bu hali öğrendikten sonra( yaklaşık 30 yıl önce) fakirin hakkını vermeye başladım. O yarım teneke aldığın Bahçeden iyi bakmadığım zaman en az bir buçuk ton, bakımını iyi yaptığım zaman ise bu verim 4 tona kadar çıktı. Rabbime şükrettim ki; öşrü bilmediğim zamanlarda İyi ki vermemiş. Verseydi belki toplu Öşür vermek Nefsime ağır gelebilirdi.

Şimdi soruyorum fakirin hakkını verme noktasında biz neredeyiz?…

Sohbetlerinde bazen en tehlikeli hırsızlığın zaman hırsızlığı olduğunu yazdım. Işimizde zaman hırsızlığı noktasında neredeyiz?… kart vurup çalışmadan maaş alanların kulakları çınlasın… bunlar Bu işin neresinde…

Bu Vatan Bizim. Haksızlıkları görelim ve uygun bir dille eleştirelim. Kırıcı olursa bundan kimse fayda görmez… önce özeleştiri… inanıyorum ki gerçekten özeleştiri yaparsak birçoğumuz kendini eleştirmekten başkasını eleştirecek zaman bulamayacaktır.

Bu Vatan Bizim. Gerçekten Öz eleştiriye Var mısınız dostlar…

– öyle bir iş buldum ki o kadar rahat.

– Nasıl yani?

– kartımı vuruyorum sonra arazi…

Dün sen böyle yaptın… işyerleri iflas etti… Bugün çocukların ve torunları işsiz… hiç düşündün mü?

Özeleştiri yapalım dostlar önce kendimizden başlayalım…

Güneş gören bir balkonu olan Eve sahip kişinin maydanoz pahalılığından şikayet etme hakkı var mı? Güneş gören 50 metrekare arsaya sahip olan kişinin yeşil soğan pahalılığından şikayet etme hakkı var mı?

Bu Vatan Bizim. Toprakları kutsal ve verimli…

Ama çevrenize bir bakın boş bırakılmış ne kadar Toprak var?..

Haksızlıklar karşısında susmayalım. Eleştirelim. Ama eleştiriye önce kendimizden başlayalım…

Allah’la diğer kulları arasında elçilik yapan peygamberlerde değişik mesleklere sahiptir. Mesela: Hazreti İdris Terzilik, Hazreti Nuh ve Hazreti Zekeriya marangozluk, Hazreti İbrahim, Hazreti Hud ve Hazreti Salih peygamberler Ticaret , Hz Eyüp aleyhisselamın çiftçilikle uğraşarak kimseye yük olmadan rızıklarını temin etmişlerdir. Bizim peygamberimiz Aleyhisselam başta çobanlıkla, Daha sonra da çok zaman Ticaretle meşgul olmuştur. Bir tarafta oturup ümmetlerim getirsin ben yiyeyim mantığına hiç sahip olmamıştır. Bir hadisinde:” kesinlikle hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir yemek yememiştir. Allah’ın Peygamberi Davut Aleyhisselam da kendi elinin emeğini yiyordu.” Buhari büyü 15

Dinimiz başkasına zarar veren Kazancı haram saymıştır. Hırsızlık, gasp, kumar, rüşvet, karaborsacılık ve alışverişte hile yapmak gibi her çeşit haksız kazanç yollarını yasaklamıştır.

Konu ile ilgili ayetler:” hırsızlık yapan kadın ve hırsızlık yapan erkeğin suçları sabit oldu mu, Allah tarafından yaptıklarının cezası olarak ellerini kesin. Çünkü Allah çok güçlüdür hikmet sahibidir” Maide Suresi 38. Ayet.

” Ey iman edenler! Içki, kumar, putlar, kısmet çekilen zarlar, bütünüyle şeytanın pis işlerinden dir. Onun için Siz ondan kaçının ki; Yakayı kurtarabilirsiniz.” Maide Suresi 90. Ayet.

” faiz yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa kabirlerinden öyle Kalkarlar. İşte bu onların” alışverişte Tıpkı faiz gibidir” demeleri yüzündendir. Oysa Allah Alışverişi helal, faizi ise haram kıldı. Artık her kimse Rabb’i tarafından bir öğüt gelirde faizden vazgeçerse, artık geçmişi onundur ve karar Allah’a aittir. Her kim ki dönüp yeniden alırsa, işte onlar cehennem ehli diller ve ebediyen orada kalacaklardır” Bakara Suresi 275. Ayet

Erkek ve kadın her kim mümin olarak iyi bir iş yaparsa muhakkak ona güzel bir hayat yaşatacağız ve yapmakta oldukları işin daha güzel ile mutlaka vereceğiz.” Nahl suresi 97. Ayet




” Allah’ın sana verdikleri ile ahiret evini ara ve dünyadan da nasibini unutma, Allah’ın sana lütfettiği gibi sen de iyilik yap Ve yeryüzünde bozgunculuk arama. Çünkü Allah bozguncuları sevmez.” Kasas Suresi 77. Ayet

Peygamber Efendimiz bir hadisinde:” bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi, kişiye günah olarak yeter” buyurmuştur. Ebu Davut zekat 45

Bir başka hadi sinde:” Ey hakim! Bu dünya malı göz alıcı ve tatlıdır. Kim bu mala Engin bir Gönül’le ve Göz dikmek sizin sahip olursa, kendisi için malı bereketlendirir. Ama kimde hırs ve Tama hala dolu bir kalple bu malı arzularsa, Tıpkı doymak bilmeyen Obur bir kimse gibi Onun için malın bereketi kaçar. Veren el alan elden üstündür.” Buhari zekat 50

Bu konudaki hükümleri çoğaltabiliriz.

Inancımızın hükümdarı böyle iken Şimdi soruyorum:

– Suçlu kim? İslam mı yoksa Müslümanım diyen insan mı?

Dostlar Bu Vatan Bizim eleştirelim Ama eleştiriye önce kendimizden başlayalım.

En iyi dileklerimle sohbetimi bitiriyorum. Hoşçakalın dostça kalın Benim dost yiğit kardeşlerim. Allah’a emanet olun.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın