Dost Yiğitlerle Sohbet – Kültür Emperyalizmi

Dost Yiğitlerle Sohbet – Kültür Emperyalizmi

Dostlar sohbetimizin 23.sünü yapıyorum. Bu ana kadar seçtiğimiz konuları kendi kültürümüze uygun olarak değerlendirmeye ve anlatmaya çalıştım. Aynı mantıkla sohbetlerime devam edeceğim…

Biyolojik manada kültür: canlının yaşama ortamıdır. O bölgenin toprağı, suyu, hava şartları ve benzeri durumlar canlının yaşama ortamını oluşturur. Kültürü değiştirilen canlı( bitki ve hayvan) ya yaşayamaz ölür. Ya da çok cılız kalır. Mesela: pamuğun kültürünü Çukurova’nın hava şartları, toprağı, suyu oluşturur. Çayın kültürünü de Rize’nin toprağı, hava şartları ve suyu oluşturur. Çayı çukurova’ya pamuğu da Rize’ye götürün oraya dikecek olursanız büyük ihtimalle adapte olamayıp kuruyacak, ya da çok cılız kalacaktır.

Işte bitkiler için kültür Neyse insanlar için de odur. Aynı kültüre sahip insanlar milletleri oluşturur. Kültürü değiştirilen millet, millet olma özelliğini yitirir. Emperyalist güçlerin yemi olur. O halde milleti millet yapan değerler nelerdir: dil, din, gelenekler ve görenekler, sanat, tarih ve dünya görüşü Birliği kültürü oluşturur.




Dil milli kültürün en önemli ögesidir. Dil olmadan hiçbir şey öğrenilemez. O nedenledir ki; Emperyalist Güçler etkisi altına almak istedikleri milletlerin dilini bozmaya çalışmışlardır. Türkçe bizim dilimizdir. Tarihe bir baktığımız zaman Türkçe konuşan milletlerin Türk olduğunu görürüz. Ancak değişik nedenlerle zayıf düşürülen Türk milleti asimile edilmek için dilini değiştirmeye kalkışmış lardır. Buna tamamen engel olamayınca Türk milletini yaşadıkları coğrafyaya göre bölmeye kalkışmış lardır. Bunda maalesef muvaffak olmuşlardır. Örnek: Azerice, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe… gibi. Oysa bütün bu dillerin Aslı Türkçedir. Milliyet’i de türk’tür. Içimizde de Türk birliğini koparmaya çalışan hainler her fırsatta dilimizi bozmaya çalışmışlardır. Bunun tek amacı Türk milletinin birliğini engellemektir. Son yıllarda özellikle bağımsızlığına kavuşan Türk devletleri ve özellikle onları oluşturan Türk milletinde bir bilinçlenmenin olduğuna şahit oluyoruz ki; bu bizi sevindiriyor…
Kültürümüzü oluşturan en önemli unsurlardan birisininde din Birliği olduğunu görüyoruz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Ölünün ardından yapılan yedinci, kırkıncı ve elli ikinci gecesi gibi uygulamaların dinî dayanağı var mıdır?

” Allah indinde muhakkak din islamdır” Ali İmran Suresi 19. ayet. Bu ayete bütün benliğiyle inanan Türk milletinin dini İslam’dır. Türklük ile islamlık et tirnak misali kaylaşmıştır. Türklük bedenimiz İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset den başka bir şey olamaz. Kaportası ve motoru ile 1 olan arabadır. Motoru kaportadan ayırırsan buna araba demeyiz. İslam’dan uzaklaşan Türklerin Türklük lerini de yitirdiğini görüyoruz…

Bilinçli olarak emperyalizmin kucağına atmak isteyen güçler bu konuda: Türk müsün? Müslüman mısın? Gibisinden gereksiz Sorular sorabilmektedir. Bazı insanlarımız da bilinçsiz bir şekilde buna katılmaktadır. Dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum… Çünkü biz hem Türküz, hem de müslümanız. Türk milletinden olmamız İslam ümmetinden olmamıza; İslam ümmetinden olmamız da Türk milletinden olmamıza engel değildir…

Dinimiz İslam’a göre Allah’ın rızasını kazanma uğruna yapılan işlerde; örnek: vatan savunmasında öldürülenlere şehit, sağ kalanlara ise Gazi denir. Ölürsem Şehit kalırsam Gazi olurum düşüncesi milletimizi başarıdan başarıya taşımıştır. Gittiği yerlere Allah’ın rızasını hakim kılmayı başarmıştır.

Emperyalist Güçler Türk milletini nasıl yenebiliriz? Sorusunu sorduklarında şu düşünceye varmışlardır. ” sahip oldukları İslam inancından koparmaz Sak bu milleti yenemeyiz”

İşte bu tespitten sonra özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun son yarısında aramızda misyonerler göndermeye başlamışlardır. Başlangıçta bu faaliyetler çok gizli yürütülmeye çalışılmıştır. İslam’ı bizlerden daha iyi öğrenmişlerdir. Hatta camilerimizde İmam olacak kadar ileri gitmişlerdir. Bu misyonerler 10 söz söylemişlerse 9’u doğru birini uydurmuşlardır.. Dolayısıyla dinimizde olmayan bazı şeyleri varmış gibi göstermişlerdir. Maalesef bunu yapa yapa adeta Dinimizi hurafelerin cirit attığı bir inanç haline getirmeye çalışmışlardır. Kısmen başarılı da olmuşlardır. Mevzu( uydurma) hadisler kitaplarını okuyabilirsiniz…
Osmanlı İmparatorluğunun son zamanlarında özellikle 18.yüzyılın sonlarında misyonerler gizlenme gereği görmeden açık faaliyet göstermeye başlamışlardır. Mesela 1914’te Osmanlı’da sadece Amerika Birleşik Devletleri’nin 426 misyoner Okulu bulunuyordu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  İNSALIK SUÇLARINIZA YENİSİNİ EKLEDİNİZ

Fransız, İngiliz, Rus, ABD bütün Emperyalist Güçler içeride yetiştirdikleri Bir yığın misyonerler yıkıcı faaliyetlerini sürdürerek smanlı İmparatorluğu’nu hasta adam ilan etmişlerdir. Haçlı Seferleri düzenleye düzenleye ecdadımız olan Osmanlı İmparatorluğu’nun son yöneticilerine Sevr Antlaşması’nı imzalamışlardır.( Fransa’nın sevr’i şehrinde 10 Ağustos 1920’de porselen fabrikasında imzalanmıştır.) Ben maddelerini uzun uzun yazacak değilim. Türk toprakları paylaşılmış Bize sadece Konya dolayları bırakılmıştır. İtalya antlaşmaya sonradan katılmıştır. İtalya’nın katılımı ile antlaşmaya şu madde eklenmiştir. Hasta adam yok edildiğinde italya’nın alacağı toprak parçası diğerlerinden az olmayacaktır.

Emperyalizmin öldürücü tuzağına düşmeyen atalarımızın büyük çoğunluğu toparlanmış lar Ve aralarından bir lider çıkararak Mustafa Kemal Atatürk etrafında kenetlenmiş nelerdir.

” ya istiklal ya ölüm” parolasıyla mücadeleyi başlatan Türk milleti şükürler olsun ki; Vatan toprakları azalarak da olsa bağımsızlığını elde etmiştir. Bugün bağımsız şekilde yaşıyorsak ecdâdımızın bundan 100 sene önce Silk iniş ve kendine dönüş hareketi ile elde edilen bağımsızlığa borçluyuz. Unutulmamalı…




Bundan sonra Bence hepimize düşen görev kültürümüzden taviz vermeden Emperyalist oyunları bozmaktır… Buna da kendimizden başlamak zorundayız… günün programını milli ve dini değerlerimize göre disiplinli bir şekilde Dizayn etmeliyiz … kültür emperyalizminin 2 hedefi vardır .birincisi milleti millet yapan değerler den uzaklaştırarak beyinleri bomboş hale getirmek . İkincisi ise boş beyinlere istediklerini yerleştirmek .dolu bardağa yeni bir şey koyabilmek için bardağı boşaltmak gibi. bardağın boşalmasına asla müsaade etmemeliyiz. Unutmayalım ki emperyalizmin en tehlikelisi ve en ucuz şekli kültür emperyalizmi…

Emperyalist tuzaklara düşmemek ve tuzaklarını kültürel değerlerimizle bozmak düşüncesi ile ve dileğiyle sohbetimi bitiriyorum.

Hoşça kalın dostça kalın dedim dost Yiğit kardeşlerim. Allah’a emanet olun.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın