Düğmeleri düzgün ilikleyin…

Düğmeleri düzgün ilikleyin…

Yanlış iliğe geçirilen düğme olayı, yaşamın her evresinde anlam kazanıyor!

Baştan yanlış yola girilmişse eğer;

Sorgulayıp u dönüşü yapılmamışsa,

Ya da kestirme yolları göz önünde bulundurulmamışsa…

Sonuç yanlış çıkıyor!

Yanlış, kokuşma baştan yaşanmış çünkü!

Çözümü;

Ya başa gidip yeniden doğru iliklere geçirilmeli düğme,

Ya tüm yaşananlar ‘bir daha olmamak’ koşulu ile yöntem değiştirilmeli,

Ya da yaşanan yanlışlar düzeltilerek, öndeki düğmelerin doğru iliklenmesi için çaba harcanmalı…

Seçeneklerden birini denemekten başka seçenek de yok!

Çünkü olanları inatla sürdürmek “yeni” yanlışların büyüyerek yaşanması anlamına gelecektir!



***

Sokağa çıktığınızda ne görüyorsunuz?

Bizde, yerel seçim öncesinden bu yana, sokağın, pazarın, yaşananın “ne olduğu” anlaşılmasın diye, hiç akla gelmeyecek biçimde, üstelik yurttaşların birbirini anlamaması için uğraş verildiğini görmeyen var mı?

Birçok evde tencerenin “sessiz” sesi var…

Pazarda almakta zorlandığı soğan, patates, domates, biber…

Markette el yakan yağ, peynir, et fiyatları…

Cam vitrinin içinde bolca olan, ancak bir türlü ulaşılması günden-güne zorlaşan, alıcıyı hasta eden, satıcıyı tutsak eden olaylar yaşanıyor!

Esnaf rafına insanların gereksinmesi olduğu için koymuş,

İnsanlar gereksinmeleri olduğu için alacak…

Ama nasıl?

***

Şunu bilmeyen var mı?

Hiç eğitim görmemiş, boyalı sözlerele işi olmamış olan biri bile, ‘bir şeyi edinmenin koşulunun, bedelini ödemekten’ geçtiğini bilir!

Bedel ödemek için de; karşılığında emek harcamak, bir şeyler üretmek, ürettiğini pazarlamak gerektiğini de…

Sistemin ekonomi sözcülerinin, diyeceklerini yabancı terimlerle dolandıra dolandıra anlattıklarına bakıp, ‘ayrı’ bir şey dediklerinin sanılması için ağızlarını sağa-sola evirmelerine bakmayın…

Üretim olmadan, ürünlerin katma değer oluşturmasının önü açılmadan, insanlara gereksinmelerini sağlayacak kadar “emeklerinin karşılığı” verilmeden çözüm üretilmesi olanaksızdır!

Duymuşsunuzdur, Adana gazetelerinde ‘esnaf zorda’ başlığıyla bir haber vardı…

Salt Adana’da değil…

Yurdun dört bir yanında, esnaflar kepenk kapatmamak için direniyorlar!

Yakından tanıdığım bir mahalle bakkalı, ‘sattığımız fiyattan alamadığımız gibi, müşteri de eskisi gibi alış-veriş yapamıyor” dedi.

Önceleri bir müşterinin doldurduğu poşeti, üç-dört müşteriye verdiğini, yarım ekmek isteyenlerin olduğunu, söyledi…

Müşterinin poşeti küçüldükçe, esnafın raflarının boşalması daha zorlaştı!

Sıkıntı da burada…

***

Burada yanlış “ilik”, daha başta üreticinin bir yandan daha kolay yoldan üretmesinin önü açılmasının düşünülmemesi, bir yandan da ‘üretim değeri’ olmayan beton yapılar için verilen ödünlerdi!

Banka kredileriyle, açık borçlanma yöntemleriyle “eritilmek” istenen beton yapılara iktidarın sıcak bakarak kucaklayıcı olması, bugünlerde yaşanan birçok sorunun da başlangıcıydı aslında!

Yurttaş yeni bir darboğaza sürükleniyordu!

Yerel seçim öncesinde illete, zillete, bekaya odaklanan ‘iktidar’, yurttaşın yaşadıklarını ötelediğinin bilincindeydi…

Seçim geçti gitti… Şimdide geçersiz oyları, sandıktaki organize işleri, mazbatayı, khk gereğince seçilenin hakkını almayı, Türkiye ittifakını, gaz sıkışmasını, Kılıçdaroğlu’na saldırıyı konuşturuluyoruz…

Onbeş günde doların yüzde beş arttığını, akaryakıta üç kez zam geldiğini, pazarda yaz fiyatlarının geçtiğimiz günlerde yağan dolu nedeniyle değişmediğini, soğan-patates hasadının yapıldığı ya da yapılacağı şu günlerde dışalımla yurda girmesinin kolaylaştığı…

Tüm bunları yine konuşamadık, biliyor musunuz?



***

Her çıkmazın, her krizin, her bunalımın elbet bir çıkış yolu var…

Öncelik, yaşananı ‘kabullenmektir’!

Düğmenin yanlış iliklendiğini, bu yanlıştan dolayı bunların yaşadığını ‘kabullenmek’!

Hemen ardından da düzeltilmesi gerekenler varsa düzeltmek, üretim kanallarının önündeki tüm engelleyici etkenlerin kaldırıldığını üreticiye anlatmak, üreticiyi inandırmak zorunludur!

Genç işsizlerin iş bulabilmeleri sağlanmalıdır.

Emekli, çalışan işçi gereksinmelerini sağlayacak ücrete kavuşmalıdır.

Yoksa mı?

Alım gücünün olmadığı yerde esnaf,

Emeğinin karşılığının alınmadığı yerde emekçi,

Üretime önem verilmeyen yerde üretici,

Üreticinin düşünülmediği bir ülkede de ekonomik rahatlık

Ekonomik rahatlığın olmadığı bir yerde de “umut” olmaz, biliyor musunuz?

Düğmeler düzgün iliklenmeli!

Umutsuz insan yaşayamaz!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN