DOLAR 15,8769 0.2%
EURO 16,8435 -0.21%
ALTIN 945,160,54
BITCOIN 467021-3,22%
Adana
29°

AÇIK

17:02

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Düştük Sözlerin Ardına
1618 okunma

Düştük Sözlerin Ardına

ABONE OL
08 Mayıs 2022 19:47
Düştük Sözlerin Ardına
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SELMA ERDAL

* Şarkılar
Çocukluğumuzda şarkılar öğretirlerdi bize… İşte onlardan biri:
Küçük asker küçük asker
N’apıyorsun bana göster
Tüfeğime bakıyorum, palaskamı takıyorum
Kasketimi giyiyorum ben kışlama gidiyorum
Bu şarkının kızlar için yazılmış sözleri de vardı:
Küçük Ayşe küçük Ayşe
N’apıyorsun bana söyle
Bebeğime bakıyorum ona mama veriyorum
Gülyüzünü öpüyorum ona ninni söylüyorum…
Oysa günümüzde; küçük askerler “bedelli” parasını toparlayıp, askerden muaf olmanın derdinde…
Küçük Ayşeler de gününü gün etmenin peşinde, nasılsa “tüp bebek” ve de “yumurta saklama” yöntemiyle menopozda bile çocuk doğurtuyorlar kadınlara…Ve onlar da diyor ki;
-Vur patlasın, çal oynasın yaşamak varken; girilir mi hiç sıkıntıya?…

* Özgürlük
1968 yılı tüm dünyada gençlik eylemlerinin başladığı güzel günlerdi…Ve 70’li yıllar da özgürlüğün altın çağı diye anılır…
İşte bir kez daha 70’li yıllarda yaşanan özgürlüğün altın çağı, yeniden gelmiş günümüze…Öyle diyorlar.
Kimler ?…
Yok canım siyasetçiler değil, elbette ki modacılar…
Çünkü 70’li yılların giysileri, renkleri, deri paltoları, kocaman gözlükleri, yeniden moda olmuş.
İnternet ortamında sanalda yaşamağa, mutlu ya da mutsuz olmağa alıştırıldık ya işte moda da özgürlük duygusunu bizlere yaşatmağa istekli, eğer tüketim toplumunun bir bireyi olarak düşersek onun tuzağına… Modacılar eliyle 70’li yılların özgürlük ortamını duyumsamak garanti !…
Şeker yerine, mısır şurubu ile mutlu olan damaklar…
Gerçek kadınlar yerine, silikonlu dilberlere tutulan ahmaklar…
Özgürlük istiyorsanız da modaya sığınırsınız a canlarım; başka arayışlara ne gerek var?…

*Beşeri Kaynaklar Sermayemiz…
Yükselen yeni nesil…
GDO’lu beslenmeyle embesil…
Dinini bilmez ama dindar, halkından nefret eder, kendisi gibi olmayana kindar..
Konuştuğunda ağzından yalnızca 2 söz çıkar…
ATIYORUM ve AYNEN…
Bir de her sorunu çözmüş, bütün işlerin üstesinden gelmişçesine özgüvenli…
Ne iş olursa yapar, sıkıntı yok abisi…

* Procrastination…
Çağımızın yaşam koşullarının getirdiği türlü, çeşitli sayrılıklar var.
Bedensel olanlar hekimlerin denetimi altında sağaltılabilir; eğer dinlerseniz onların sözlerini, uygularsanız önerilerini…
Ve bir de kendi, kendinize sağaltabileceğiniz sayrılıklar da var. İşte onlardan biri; procrastination… Bu da ne demek derseniz, işte Türkçesi; yapılması gereken işleri erteleme sayrılığı ya da alışkanlığı…
İşte bu sayrılığın sağaltımı kendi istencimizde, irademizde, ellerimizde…
Nasıl mı?…
Televizyondan, telefondan, internetden uzaklaşmak…
Sonrasında da gelsin okunacak kitaplar, yazılacak yazılar, gezilecek sokaklar, yüz yüze söyleşecek dostlar, kaynasın kahveler, demlensin çaylar…
Görün bakın nasıl da mutlu gelip, geçecek günler, aylar…
Diye umutlanırken biz, aman hoşgeldiniz küresel salgın Corona !… Sen Ölüm Meleği’ni peşimize taktığından beri; hepimizde şaştı pusula… Yetmezmiş gibi bir de şu ülkede sürekli yaşadığımız deprem korkusu; nasıl bitirelim ertelenmiş işleri, nasıl koyalım onları sıraya?… Bu gidişle hepimiz tutulacağız “procrastination” denen bu sayrılığa… Her an ölüm korkusuyla yaşarken; bütün işler kalsın geriye, çünkü öncelikli işimiz yaşamak, ne olur bakma kusura !…


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.