‘Duyduklarını söyle, kim olduğunu söyleyeyim!’

‘Duyduklarını söyle, kim olduğunu söyleyeyim!’

‘Arkadaşını söyle kim olduğunu söyleyeyim’ denmiş.

Bunu biraz değiştirelim:

‘Yaşadıklarını söyle, kim olduğunu söyleyeyim.’

Biraz daha günümüzle yorumlayalım:

‘Duyduklarını söyle, kim olduğunu söyleyeyim!’

***

Günümüzde birlikte gezdiğin, birlikte sevindiğin, birlikte acılandığın, birlikte düşündüğün ‘arkadaşından’ daha çok…

Evet, daha ‘çok’…

Dört bir yanını saran,

Solumasıyla bile yaşamını daraltan,

Her arenada karalayan,

Anlamaktan kaçınan,

Benimseyemeyeceğin tutumlarını yaydığın ‘gücün’ varlığı var ya…

Yaşamının içine öyle sızıyor ki,

Seni, ‘hiç’ istemeyeceğin öyle bir ‘sen’ yapıyor ki,

Ondan ‘ayrı’ yerin kalmıyor!

Ancak ‘onun’ yaşamadıklarını yaşıyorsun!

***

Şimdi bunu en çok ‘CHP içerisinde gözlemliyorum’ desem, kızacaksınız biliyorum da; biraz izin verseniz…

AKP yıllardır ‘bir kişinin kararına göre yapılandı’ dendi.

Bu ‘yapılanmanın’ gelişmekte olan demokrasimiz için, hukuk devleti için, özgürlükler için, insan hakları için ne denli ‘uygunsuz’ olduğu biteviye yinelendi.

Kanımca ‘en çok da’, AKP’nin aldığı kararlar karşısında il-ilçe örgütlerinin sessizliği, karşı koymazlığı, benimsemişliği ‘anlaşılmamış’ olmalı ki; CHP’de ‘aynısının’ yapılabileceği, aynı tepkisizliğin yaşanacağını, tartışmasız, tıpış tıpış denilene uyulacağı beklendi!

Aslında bu genel seçimde denendi, daha öncesinde denendi…

Sonuç bilinmesine karşın yerel seçimlerde de ‘yeniden’ deneniyor

Neler mi?





***

Seçime altmış gün var…

‘Nitelik’ ya da konu neye göre belirleniyorsa, kim-neden bu ‘gücün’ kendinde olduğunu sanırken, ‘iktidar’ partisine benzediğini düşünmüyor?

‘İttifak’ diye ortaya çıkan ortaklardan, açıklanan adaylar için tepkilerle birlikte ‘istifalar’ da gelmeye başlandı!

Bunun olmaması, yaşanmaması aslında yanlıştı!

İki ayrı ‘ideolojinin’, salt daha çok ‘yerel bölge’ kazanmak için yola çıkmaları durumunda ‘yaşanacak’ en doğal olaylar bunlar!

Kimi durağan ‘bakışlıların’, ‘ideoloji mi kaldı’ demelerinin yaşamla ne denli bağlarının olduğunu, bu ‘istifalarla’ da gördük!

Çünkü ‘beklenti’ ayrışması, diye bir bakış var. Birinin ‘ideolojik beklentisi’ insan odaklıdır, bir diğerinin ‘sermaye’.

Her ne denli ‘meclis üyesi’, ya da ‘başkan yardımcısı’, ya da ‘müdürlük’ adı altında vaatler de verilse, işin içerisindeki ‘ideolojik beklenti’ yerini bir başka biçimde koruyor!

Ayrıca…

İnsanaşkına, bu ‘adayların’ hangi niteliğine göre belirlendiğini söyleyecek ‘biri’ neden ortada yok!

Yerelde sevilmesi mi, tanınması mı, birinin önermesi mi, para kasası mı, mal varlığı mı, pahalı arabası mı, el ovmayı bilmesi mi, karşı koymaması mı, birikimi mi, gelecek projesi mi, örgüte yakın olması mı; ne?

***

Aylardır beklemenin ardından…

Açıklanan isimlere ‘çeşitli’ tepkiler yükselmesi,

Her açıklanan yöreden ‘istifalar’ gelmesi…

Tüm bu olanlara karşın…

AKP’den ‘duyduklarıyla’, CHP’yi ‘oluşturabileceklerini’ sananlar…

Adana’da açıklanmayan, ya da açıklanmasında zorluklar yaşanan, gecikmesinden ‘yarar’ umanlar bilmeli ki;

Aynı gelişmelere Adana’da gebe!

‘Arkadaşını söyle kim olduğunu söyleyeyim’ denmiş ya;

‘Duyduklarını söyle, kim olduğunu söyleyeyim!’ denmeli günümüzde…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın