DOLAR 15,9853 0.87%
EURO 16,8973 0.31%
ALTIN 946,680,67
BITCOIN %
Adana
23°

AÇIK

13:06

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Edebi Türler
63 okunma

Edebi Türler

ABONE OL
25 Ocak 2015 19:47
Edebi Türler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Klasizm

Klasisizmin ortaya çikisinda 17. yüzyil Fran*sa’sinin sosyo ekonomik yapisi, siyasal kosullari ve o dönemde etkili olan Rasyonalizm (akilcilik) felsefesi çok etkili olmustur.

Klasisizm, 17. yüzyilda Fransa’da ortaya çik*mis bir edebiyat akimidir. Bu akim, “1660 ekolü” olarak da adlandirilmistir.

17. yüzyil Fransa’sinda 14. Lui, Avrupa’nin en güçlü kralligini kurmustur. 14. Lui, ülkeyi çok kati kurallarla yönetmis; siyasal alanda kati kural*lar, yasalar egemen olmustur. Toplum yönetenler (soylular) ile yönetilenler olarak iki gruba ayrilmis*tir. Bu dönem Fransa’ninda kisi hak ve özgürlük*leri, bireysel istekler hiç önem tasimamistir. Siya*sal alanda kural ve yasalarin egemen olmasi ede*biyata da yansimis; dil ve edebiyatin kurallarini belirlemek üzere 1634’te Fransiz akademisi ku*rulmustur. Ayni dönemde filozof Descartes, ger*çegin ve dogrunun ancak “akil” yoluyla bulunabi*lecegini savunan Rasyonalizm görüsünü güçlen*dirmistir. Ona göre akil, insan duygularini gemle*yen, asiri duygulara çekidüzen veren tek güçtür. “Uyumlu insan” tipini ancak akil yaratabilir. Aklin üstünlügü ve kilavuzlugu kabul edilmeli; ask, kin, sevinç, keder., gibi tutkular akil yoluyla frenlen-melidir. Klasisizm, bu kosullar altinda ortaya çik*mis bir edebiyat akimidir.

Klasisizmin Özellikleri:

1.Klasik yazarlar, eski Yunan ve Latin edebi*yatlarini örnek almislar, bu edebiyatlarin sa*natçilari gibi yazmayi amaçlamislardir.

2.Klasik eserlerde “akil” ve “sagduyu” önem*senmistir.
3.“Akil” yoluyla gerçegin ve insan dogasinin (yaratilisin) incelenmesine önem verilmistir.
4.Islenen konunun “gerçek” olmasi önemli de*gildir; “gerçege uygun” olmasi önemlidir.
5.Klasik edebiyatta “doga” kavrami “insan ru*hu” anlaminda kullanilmistir. Insan her yö*nüyle degil, degismeyen yönleriyle (evrensel özellikleriyle) ele alinmis; Yunan ve Latin edebiyatlarinda insanlari etkileyen, heyecanlandiran konularin kendi dönemlerinde de ayni etkiyi yaptigina sik sik isaret edilmistir.
6.Klasik yazarlar yalniz seçkin ve olgun (aklini, iradesini kullanabilen) kisileri konu edinmis*ler; bunlarin dis görünüslerini degil, ruhsal durumlarini incelemislerdir.
7.Klasik eserlerde ahlaki bir amaç güdülmüs,erdeme ve ahlaka çok deger verilmistir. Kla*sik yazarlar toplumu degil, bireyi olgunlastir*mayi esas almislardir.
8.Insan disindaki her sey (giysi, dekor, doga görünümü, yerli renk) ihmal edilmistir.
9.Klasik yazarlar eserlerine kisiliklerini yansit*mamis, okuyucunun ya da seyircinin dikkati*ni konu içindeki kisiler üzerinde toplamislar*dir.
10.Eserler ulusal bir dille yazilmistir. Ancak bu dil, halkin konusma dili degil, soylu tabaka*nin konusma dilidir. Anlatimda kaba sözcük ve deyimler yoktur.
11.Üslubun her türlü yapmaciktan uzak, süssüz, sade, açik ve saglam olmasina özen gösterilmistir. Cümleler, özdeyis gibi açik ve özlüdür; dilbilgisi kurallarina uygundur.
12.Klasik eserlerde “biçim” çok önemlidir. Bir eserin biçimce kusurlu olmasi düsünülemez.
13.Ayni konu, birçok sanatçi tarafindan defalar*ca islenmis; konuya degil, konunun islenis biçimine önem verilmistir. Yunan ve Latin edebiyatlarindaki konular baska baska sa*natçilar tarafindan ele alinmis, “sanat için
sanat” ilkesine uyulmustur.14.Klasisizmin ana türleri trajedi ve komedidir. Elestiri, özdeyis, fabl, mektup, felsefi dene*me… alaninda da eserler verilmistir.15.Klasisizmde en az gelisen tür romandir.

Klasisizmin Önemli Temsilcileri:
Racine………………………………. trajedi
Corneille…………………………… trajedi
Moliere………………………………. komedi
Bolleau……………………………… manzum mektup,
manzum yergi
La Fontaine………………………. fabl
La Rochefoucault……………… özdeyis
La Bruyere………………………… portre
Descartes………………………….. felsefi yazi
Pascal……………………………….. felsefi yazi
Madame de la Fayette………. roman
Fenelon…………………………….. roman

Klasisizmin Türk Edebiyatindaki Temsilcileri:
Ibrahim Sinasi …………………………………… tiyatro
Ahmet Vefik Pasa…………………. tiyatro çevirileri
Âli Bey ……………… tiyatro çeviri ve uyarlamalari

romantizm
Fransiz Ihtilali sonrasinda krallik yönetimi yikilmis, soylular yönetimden uzaklastirilmis, ihtilali gerçeklestiren burjuvalar ile onlari destekleyen halk tabakasi yönetime el koy*mustur. Kralligin tüm yasalari ortadan kalktigi için sinirsiz bir demokrasi anlayisi dogmustur. De*mokrasi kurallarinin tam olarak belirlenemedigi bu dönemde Fransa bir iç karisikliga dogru sü*rüklenmis, toplum “Kralcilar- Cumhuriyetçiler” bi*çiminde ikiye bölünmüstür.Romantizmin dogdugu ortam tam bir karsit*liklar ortamidir. Bu ortamda iyi ile kötü, akla kara, zayif ile güçlü, cosku ile karamsarlik, geçmis ile gelecek, akil ile duygu, gerçek ile hayâl yan yana*dir.Soylular yönetimden uzaklastirilinca monarsi güçlenmis, edebiyat da halka yönelerek onun so*runlarini ele almis, ona seslenmistir. Fransiz Ihti*lali nasil, krallik rejimine son verdiyse, Romantizm de Klasisizmin bütün kurallarini yikmistir.Kisiligi ve sanatçi özgürlügünü her seyin üs*tünde tutan romantik yazarlar, çok degisik duygu ve düsünceleri yansitmislardir. Romantik yazarlar arasinda bu yüzden büyük farklar vardir; onlari birlestiren tek nokta Klasisizme karsi çikislaridir.Romantizmin Özellikleri:

Klasik edebiyatin kurallari ortadan kaldirilmis, edebiyat ortamina tam bir özgürlük gelmistir.
Yunan ve Latin edebiyatlari yerine çagdas edebiyatlar örnek alinmis; eserlerde günlük hayat, toplumsal sorunlar, ulusal tarih, halk masallari, Hiristiyanlik mucizeleri… üzerinde durulmustur.
Romantizmde duyguya ve hayale çok önem verilmis, yazarlar eserlerine kisiliklerini yansitmislardir. Klasik edebiyatta yer almayan lirik siir yeniden dirilmistir.
Eserlerde kisiler, yasadiklari sosyal çevre içinde ele alinmis, bireyin degil toplumun düzeltilmesi amaçlanmistir. “Toplum için sanat”, romantiklerin önemli ilkelerinden olmustur.
Klasisizmde ihmal edilen dis doga, Romantizmde önem kazanmis; yazarlar doga görünümlerinin, uzak ülkelerin, yerli ve yabanci törelerin tasvirine genis yer vermislerdir.
Eserlerdeki olaylarin anlatiminda tesadüflere ve olaganüstülüklere çokça yer verilmis, karsitliklar üzerinde durulmustur. Yazarlar, eserlerinde “iyi”den “güzel”den yana tavir koymuslardir.
Üslup kapali ve süslüdür. Çogu kez duygu yüklü, sairane bir anlatim benimsenmistir.Dil, savruk ve kuralsizdir.
Romantizmde birey kisilik kazandigi için roman ve hikaye, yasam karsitliklarla dolu oldugu için dram, geçmise özlem duyuldugu için ani, gezi özgürlügü dogdugu için gezi, duygular ön plana çiktigi için lirik siir, düsünce özgürlügüne önem verildigi için elestiri, makale, fikra, deneme gibi türler Önem kazanmistir.
Romantizmin kurallarini Fransiz yazar Victor Hugo belirlemis, bunlari Cromvvell adli eserinin önsözünde belirtmistir.

Romantizmin Önemli Temsilcileri:
Victor Hugo………………….. siir, tiyatro, roman
J.J. Rouesseau…………….. felsefe, toplum bilim
Voltaire………………………… felsefe, roman, siir
Schiller…………………………. tiyatro, siir
W. Goethe…………………….. siir, tiyatro, roman
Lamartine…………………….. siir, roman
Chateaubriand…………….. siir
Shelley…………………………. siir
GeorgeSand………………… roman, öykü
Alfredde Vigny………………. siir
Alfred de Musset…………… hikaye, roman
Alexandre Dumas………… roman
Puskin………………………….. siir

Romantizmin Türk Edebiyatindaki Temsilcileri:
Namik Kemal………………………… siir, tiyatro, ro*man, elestiri, tarih
Ahmet Mithat Efendi………………. roman, öykü
Abdülhak Hamit Tarhan………… siir, tiyatro
Recaizade Mahmut Ekrem……. siir

realizm
Realizm, 19. yy’da Roman*tik akima tepki olarak dogmustur. Bu akim, gerçegi oldugu gibi anlatmayi ilke edinmistir.

19. yüzyilda deneysel bilimler alabildigine gelismistir. Bu dönemde bilim, insan yasamina uygulanmis, yasam çok kolaylasmis; bilim adam*lari toplum katinda büyük deger kazanmislardir. Bir baska deyisle yasam gerçeginin algilanmasin*da ve sorunlarin çözümünde bilimsel ilkelerden hareket edilmistir. Ayni dönemde ortaya çikan August Comte’un pozitivizm (olguculuk) felsefesi, edebiyatta Realizmin dogmasina yol açmistir. Pozitivizm, dogadaki olaylari metafizik düsünce*ler yerine bilimsel gözlem ve deneylerle açiklama*ya çalisan, neden-sonuç ilkesine önem veren bir felsefe akimidir.

“Olaylari gözleyerek onlari yöneten yasalari bulma” yöntemi toplumsal olaylara, bu arada edebiyata da uygulanmis, bundan da Realizm akimi dogmustur.

Romantiklerle çagdas olan Balzac, Stend-hal, Merimee gibi sanatçilar realist akimin müjde*cisi ve hazirlayicilari olmus, bu akim Gustave Fla-ubert’in “Madame Bovary” romanini yayimlama*si ile kesin biçimini almistir. G. Flaubert, realist akimin kuramcisi sayilmaktadir.

Realizmin Özellikleri:
Realizm, duyguya ve hayale genis yer veren Romantizme bir tepkidir. Bu akimda gözlem ve arastirma ön plana çikmistir.

Realist yazarlarin çogu anket yöntemiyle bil*gi toplamislar, gözlemlerini günlük olarak kaydetmisler, sonra da bunlari eserlerinde malzeme olarak kullanmislardir (Bu özellik natüralist yazarlarda da vardir).

Realizmde gerçekler oldugu gibi yansitilmis; sanatçilar eserlerine kisiliklerini (duygularini) katmamis, nesnel davranmislardir. Realist sanatçi, bir bilim adami gibi davranmistir.

Realist eserlerde olaganüstü kisi ya da olay*lara yer verilmemis günlük yasamda görülen ya da görülebilecek olaylar anlatilmis, “fo*tografçi gerçekçilik” anlayisi benimsenmistir.

Realist eserlerde insan yasadigi çevre içinde ele alinmis, kisiligin olusmasinda çevresel kosullara dikkat çekilmis ve eserlerde çevre betimlemeleri kahramanlarin psikolojilerini yansitmak amaciyla yapilmistir.

Romantik eserlerde betimlemeler süs olsun diye yapiliyordu. Realizmde ise betimlemeler kisilerin iç ve dis yapilarini etkileyen bir öge olarak düsünülmüstür. Betimlemelerde asiri*liga kaçilmamistir.

Realist eserlerde üslubun açik, saglam, yap*maciksiz, söz sanatlarindan uzak olmasina önem verilmis; biçimsel güzellige dikkat edilmis, “sanat için sanat” ilkesi benimsen*mistir.

Realist yazarlar insan – toplum iliskisini kuru denilecek denli, yalin bir anlatimla vermisler; insani toplumsal çevresi çinde anlatmislar*dir.

Realizmde en çok gelisen iki tür roman ve öyküdür. Diger türler ikinci planda kalmistir. Realist yöntemle yazilan siir akimina “Parnasizm” adi verilmistir.

Realizmin Önemli Sanatçilari:
H. de Balzac…………………. roman, öykü, tiyatro
Stendhal……………………….. roman
Gustave Flauberte………… roman
Dostoyevski………………….. roman
Tolstoy………………………….. roman
A. Çehov……………………….. öykü, tiyatro
M. Gorki…………………………. roman
Danielde Foe………………… roman
Charles Dickens…………… roman
Emest Hemingway……….. roman, öykü
Jack London…………………. roman
Mark Twain……………………. roman

Realizmin Türk Edebiyatindaki Temsilcileri:
Recaizâde Mahmut Ekrem……… roman
Samipasazâde Sezai………………. roman, öykü
HalitZiya Usakligil……………………. roman
Mehmet Rauf……………………………. roman
Refik Hallt Karay……………………… roman
Yakup Kadri Karaosmanoglu….. roman
Halide EdipAdivar……………………. roman

natüralizm
Natüralizm 1870’li yillarda ortaya çikan ve Realizmin ileri bir asamasi olarak degerlendirilen bir edebiyat akimidir.

Natüralizmin, Realizmle benzesen birçok yö*nü vardir. 19. yüzyilin ikinci yarisinda kapitalist ekonomi birçok ülkede etkinlik kazanmis, top*lumsal siniflar arasindaki uçurum giderek büyü*müstür. Büyük kentlerin dis kesimlerinde, derme çatma evlerde oturan, hizla gelisen sanayide ucuz isgücü olusturan insanlarin sorunlari toplu*mun kanayan yarasini olusturmustur. Böyle bir ortamda, bu insanlarin drami sanata, edebiyata da yansimistir.

Deneysel bilimlerde uygulanan yöntemler sosyal bilimler için de kullanilmis insanin biyolojik ve psikolojik yapisinin belli etkenlere bagli olarak ortaya çiktigi savunulmusun Realistleringözlem ve anketçiligine, Natüralistler “deney” ilkesini ek*lemis, edebiyati bilimin bir uygulama alani olarak görmüslerdir. Realizm, pozitivist felsefe dogrultu*sunda olusturulmustu; Natüralizm “determinizm” (gerekircilik) dogrultusunda olusturulmustur. (De*terminizm, kisaca, “Doga olaylarinda ayni ne*denler, ayni kosullar altinda ayni sonuçlari verir.” biçiminde özetlenebilir.)

Natüralizm, H. Taine’in determinizm, C. Bernard’in deneysel uygulama, Darvvin’in evrim ve soyaçekim düsüncesinden yararlanilarak olusturulmus bir edebiyat akimidir. Natüralist sa*natçilar insan kisiliginin bir parçasi olan “ruh”u önemsememisler, daha çok maddesi (vücudu) üstünde durmuslardir.

Natüralizm 1870’ten sonra Fransiz yazar Emile Zola ve onun çevresinde toplanan diger sanatçilarin çabalariyla ortaya çikmistir. Emile Zola, deney yönteminin edebiyatta da uygulana*bilecegini öne sürerek görüslerini “Deneysel Ro*man” (1880) adli kitabinda açiklamis ve bütün ro*manlarinda bu yöntemi uygulamistir. Zola’nin 20 ciltlik Rougon – Macquart roman dizisi bir ailenin genetik tarihi niteligindedir.

Natüralizmde ana ilke sudur: “Sanat, doganin bir kopyasi olmalidir.”

Natüralizmin Özellikleri:

Natüralizme göre insanin her türlü duygu, düsünce ve eylemi, soyaçekim özelliklerinin ve içinde yetistigi sosyal çevrenin etkisiyle açiklanabilir. Kisiyi yönlendiren iradesi degil, soyaçekim özellikleri ve sosyal çevredir.

Natüralist yazar bir gözlemci gibi davranir. Yazar, soyaçekim özellikleri ve sosyal çevreleri belli kahramanlari izlerken, olaylar yazarin istegine bagli olmaksizin gelisir ve belli bir sonuca kavusur.

Yazar hem bir gözlemci, hem de deney yapan bir bilim adami gibi davranir.

Natüralizmde yazar, oldukça nesneldir; anlattiklarina kisiligini katmaz, o bir “tutanakçi“dan baskasi degildir. Emile Zola: “Hayata elverisli bir nesne olmadigi için azota kizan, buna karsilik hayata elverisli bir nesne oldugu için de oksijene sevgi gösteren bir kimyaci düsünebilir misiniz?” diye sorar ve Naturalist bir yazarin “suç karsisinda içten davranmak, erdem karsisinda alkis tutmak” ihtiyaci duymayacagini belirtir.

Natüralist yazarlar sosyal gerçekleri yansitirken daha çok toplumdaki çirkinlikler ve olumsuzluklar üzerinde durmuslar; genellikle sorunlu, toplum disina itilmis kisileri anlatmislardir. Yoksul isçiler, köylüler, ayyaslar, hirsizlar, fahiseler… Natüralist yazarlarin çok anlattigi kisilerdir.

Romanlarda aynntili tasvirler yapilmis, bu tasvirler yardimiyla kisilerin psikolojileri ortaya konulmustur.

Natüralist eserlerde dil dogal ve yalindir. Roman ve öykü kahramanlari, sosyal siniflarina uygun bir dille konusturulmuslardir.

Argo sözcüklere bolca yer verilmis “sokak dili” edebiyata o zamana dek görülmedik bir biçimde girmistir.

Natüralizmde roman, öykü ve tiyatro türleri gelismistir. Bu akimda her eserin savundugu bir “tez” vardir.

Natüralizm, herhangi bir akima tepki olarak dogmamis, kendisinden önceki akimin (Realizmin) ileri bir asamasi olarak ortaya çikmistir.

Natüralizmin Önemli Sanatçilari:
Emile Zola………………………………… roman
Goncourt Kardesler:
Edmon veJules………………………… roman
Alphonse Daudet……………………… roman, öykü
Guyde Maupassant…………………… öykü, roman
John Steinbeck………………………… roman, öykü
Henriklbsen……………………………… tiyatro

Natüralizmin Türk Edebiyatindaki Temsilcileri:
Nâbizâde Nazim……………………… roman
Hüseyin Rahmi Gürpinar…………. roman, öykü
Selahattin Enis…………………………. roman

parnasizm
Realizmin siire yansimis biçimine Parnasizm denir. Fransa’da 1860’ta “Çagdas Parnas” adli siir dergisinin çevresinde toplanan sanatçilara “parnasyen” adi verilmis, bunlarin olusturdugu si*ir akimi da Pamasizm olarak nitelenmistir. Kisa*ca, Parnasizm, “siirde gerçekçilik” demektir.

Parnasizm, hayalci ve duygucu romantik si*ire karsi bir tepkidir. Realizmi ve Naturalizmi ha*zirlayan kosullar Parnasizm için de geçerlidir. Fel*sefe alaninda Pozitivizmin öne çikmasiyla bilimsel çalismalar önem kazanmis, edebiyatin siir kolun*da da dis dünyayi duygusalliktan uzak bir biçim*de anlatan siirler deger kazanmistir.

Pamasizmin Özellikleri:

Parnasyen sairler, “siir”i çok emek verilen bir is olarak görmüsler, bir kuyumcu titizligiyle siirler yazmislardir.

Parnasizm, duygucu ve hayalci lirik siire bir tepkidir. Parnasyen sairler içe dönük ve duygucu siir yerine, dis dünyayi nesnel bir bakisla anlatan siire önem vermislerdir.

Pamasizmde en önemli ilke “sanat için sa*nattir. Buna göre güzellik ancak güzel bi*çimlerle elde edilebilir. Siirin görevi siyasal, toplumsal sorunlari anlatmak degil, insanla*ra “güzel”in ne oldugunu göstermektir.

Parnasizm, seçkin kisilere seslenen bir ede*biyat akimidir.

Siirde ölçü, kafiye ve ses uyumu çok önem*senmis, siirin biçimsel yönden kusursuz ol*masina çalisilmistir. Pamasyenler en çok “sone” biçimini kullanmislardir.

Eski Yunan ve Latin mitologyasina yenide dönülmüs, bu degerlerin yok olup gitmesin*den duyulan kaygilar dile getirilmistir.

Sairler, kendi kisiliklerini siirlerine yansitma*mislar, gözlemlerine dayanarak dis doga gö*rünümlerini siirlestirmislerdir.

Sanatçilar simdiki zaman yerine, geçmis za*manin kisi ve olaylarina yönelmisler, Hint, Misir, Filistin gibi uzak ve yabanci ülkelerin efsane ve kültürlerinden yararlanmislar, eg*zotik temalari islemislerdir.

Bazi parnasyen sairler, siirlerinde felsefi dü*süncelere, bilim ve fenle ilgili düsüncelere yer vermislerdir.

Dilin açik ve yalin olmasina, ustalikla kulla*nilmasina çok önem verilmistir.

Parnasizm, yalnizca bir siir akimidir.

Pamasizmin Önemli Temsilcileri:
Theophile Gautier…………………………………… siir
Theodore Banville………………………………….. siir
Leconte de Lisle……………………………………… siir
Jose Maria de Heredia……………………………. siir
François Coppee……………………………………. siir

Pamasizmin Türk Edebiyatindaki Temsilcileri:
Tevfik Fikret…………. siir
Yahya Kemal Beyatli……. siir

sembolizm
188O’li yillardan sonra Fransa’da ortaya çikan, realist ve naturalist görüslere özellikle de Parnasizme tepki olarak dogan edebiyat akimina Sembolizm (simgecilik) denir.
19. yüzyilin ikinci yarisinda Fransiz toplumu çok büyük degisikliklere ugrar. Bilimsel gelismeler, yeni buluslar, makinelesme… insani mutlu etmek söyle dursun, büyük bunalimlara sürüklemistir. Bu bunalimi 187O’te Fransizlarin Almanlar karsisinda askeri bozguna ugramasi daha da artirmistir. Duygulu sanatçilar böyle bir ortamda ruh sarsintilari geçirmisler, içlerine kapanmislardir. Pozitivizmin ve determinizmin kati gerçekçiliginden, duyguya ve hayale hiç yer vermemesinden sikayet edilen kosullarda Alman filozofu Schopenhauer’in “Dünya bir tasavvurdur, bir hayalden ibarettir.” temeline dayanan idealist felsefesi geçerlik, yayginlik kazanmaya baslamistir. Bu felsefe, Sembolizmin dogusunda önemli bir etken olmustur.
Sembolizmin önünü açan ilk güçlü hareket, edebiyat alanindaki geleneksellige baskaldiran Dekadizm (çöküsçülük) hareketidir. Temsilciligini Fransiz sair Jues Laforque (1860-1887)’nin yaptigi Dekadizm, “toplumsal ve sanatsal düzenin disina çikmak, karamsarliga, hayale, asiri duyarliga genisçe yer vermek isteyen bir anlayis” olarak tanimlanabilir. Dekadizm içinde yer alan bazi sairler, sonra Sembolizme kaymislardir. Yani Sembolizm, aslinda Dekadizmin bir uzantisindan baska bir sey degildir.

Sembolizmin özellikleri:

1. Sembolist sairlere göre “gerçek” oldugu gibi anlatilamaz; çünkü duyularimiz bize dis dünyayi oldugu gibi degil, degistirerek ulastirirlar. (Sözgelimi, su dolu bardagin içine birakilan düz bir çubuk, kirikmis gibi görünür.) Insanlar, bu yüzden dis dünyayi izlenimlerine göre anlatirlar.

2. Her sanatçinin dis dünyadan edindigi izlenimler birbirinden farklidir. Sembolist sanatçilar duyduklarini, iç dünyalarinda hissettiklerini simgelerle anlatma yolunu benimserler. Anlatimda simgelere basvurmak, anlamin kapali olmasi demektir.

3. Sanatçilarin öznel düsünmeleri bakimindan Sembolizmle Romantizm arasinda benzerlik vardir. Sembolizmde sair duygularini simgelerle anlatma yolunu seçerken, Romantikler gerçekleri anlatirken duygusal davranmakla yetinmislerdir. Bu açidan bazi sairlerde hem romantik hem de sembolist özellikler görülür.

4. Sembolist sairler, siirde mecazli anlatimlara, benzetmelere, hayallere genis yer vermisler; duygularin bir bütün olusturdugu görüsünü savunmuslar, duyulararasi aktarmalara dayali bir anlatim yolunu (aci yesil, mor ugultu, tatli hisirti., vb) benimsemislerdir.

5. Sembolist sairler dis dünyada gördüklerini degil, sezdiklerini yazmislar; her seyde oldugu gibi dogaya yönelik siirlerinde de kapaliligi benimsemislerdir.

6. Sararmis yapraklar, kizil gün batirtilan, durgun göller, baygin kokulu çiçekler, ayisigi altindaki doga, los karanliklar… sembolist sairlerin baslica konulari olmustur.

7. Sembolist siirde “musiki” çok önemsenmis; siirde musiki, “öz ile biçim arasindaki uyum” olarak degerlendirilmistir.

8. Sembolistlerin amaci dis dünya ile duyular arasindaki iliskiyi sezdirmektir. Bu amaçla simgeler kullanilmis, zaman zaman simgeler de yeterli görülmeyince sözcüklere bambaska anlamlar yüklenmis, bu durum siirde anlamca kapaliligi dogurmustur. Sembolist sairlere göre iyi siir,” herkesçe degisik’yorumlanabilen siir” dir.

9. Sembolistler klasik nazim biçimlerini birakmislar; müstezat, sone, terza-rima biçimlerini kullanmislardir. Onlar için siirde kafiye de önemli degildir.

10. Sembolizmde dil, sembol ve mecazlarla yüklüdür. Anlatim, kapalidir. Bu kapalilik eserleri anlasilmaz hale getirmistir. Sembolistlere göre “sanat, sanat için” olmalidir.

11. Sembolizmde siir ve tiyatro türleri gelismistir.

12. Sembolizmin müjdecisi, bu akimin ortayaçikisindan önce ölen Fransiz sair Charles Baudelaire’dir. Akimin kuramini (teorisini) Mallerme ortaya koymus, akimla ilgili ilk bildirgeyi ise Jean Moreas yayimlamistir.

Sembolizmin Önemli Temsilcileri:
Charles Baudelaire – siir
Stephane Mallerme – siir
Paul Verlaine – siir
Arthur Rimbaud – siir
Paul Valery – siir
Maunce Maeterlinck – tiyatro

Sembolizmin Türk Edebiyatindaki Temsilcileri:
Cenap Sehabettin – siir
Ahmet Hasim – siir


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.