DOLAR 13,53580.03%
EURO 15,36410.17%
ALTIN 788,41-0,12
BITCOIN 5757172,53%
Adana

HAFİF YAĞMUR

06:50

İMSAK'A KALAN SÜRE

Éduard Manet

Éduard Manet

ABONE OL
09 Ocak 2022 13:07
Éduard Manet
0

BEĞENDİM

ABONE OL

1832, 29 Ocak’ta Parisli kentsoylu bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi.
Annesi, İsveç Veliaht Prensi Charles Bernadotte’in vaftiz kızı ve kibar bir hanım olan Eugenie-Desiree Fournier; babası ise adalet bakanlığında görevli bir yargıç olan Auguste Manet’dir.

1848
On altı yaşında ressam olmaya karar verdi. Amcası Charles Fournier, Manet’in sanata karşı ilgisini desteklemiş; onu cesaretlendirmiştir ve zaman zaman Manet’i ve çocukluk arkadaşı olan Antonin Proust’u alarak Louvre’u ziyaret etmişlerdir.
1850
Deniz ticaret gemilerinde miçoluk yaptıktan sonra 1856 yılına kadar devam edeceği Thomas Couture’nin atölyesine gitmeye başladı. Bu süre içinde başta Velazquez ve Goya olmak üzere, Titian, Tintoretto, Veronese ve Giorgione’den etkilendi.
1858
Baudelaire ile tanıştı. Kariyerine, Paris’in arka sokaklarının gölgeleri arasındaki yalnız ve sefih bir adamı resmettiği Apsent İçen (sergide 6. resim) adlı tablosuyla başladı.
1862
Manet’in Salon’a kabul edilen ilk tablolarından biri olan ve Parislinin “İspanyol olan her şeye” karşı sevgisi ilgili yaptığı İspanyol Şarkıcı / Gitar Çalgıcısı (sergide 7. resim) adlı tablosunu yaptı. Aynı yıl, ressamın çevresine uzak bir konu olan ama çok gerçekçi bir şekilde yansıttığı Paris’in karanlık yaşamının bir portresi olarak Yaşlı Müzisyen adlı tabloyu resmetti. Dönemin modasına uygun kutlama yapan topluluğun resmedildiği Tuileries’de Müzik (sergide 9. resim) adlı tablo ise Manet’in arkadaşları ve ailesinin oluşturduğu insanlarla doldurulmuştur.
1863
Manet, eserlerin Salon’a kabul edilmesine çok büyük bir önem veriyordu. Bir sanatçının başarılı olmasının Salon tarafından farkedilmekle ilgili olduğuna inanıyordu. Fakat, 1863 ylının Salon jürisi Kırda Kahvaltı (sergide 8. resim) resmini reddetti. Tüm bu ret yanıtları sebebiyle, Reddedilmişler Salonu kuruldu ve Kırda Kahvaltı’yı sergiledi. Ressam, aynı yıl Olympia’yı (sergide 13. resim) resmetti ve bu resimle bir skandal yarattı.
1866
Flütçü (sergide ilk resim) Salon jürisi tarafından reddedildi. Emile Zola, sanatçıyı L’Evènement’de tartışmaya yol açan bir makalesinde savundu.
1867
Zola, o sene Paris Dünya Fuarı’nın bağımsız bir pavyonunda resmini sergileyen Manet ile ilgili uzun bir makale yazdı.
1868
Manet’nin yapmış olduğu, Maximilian’ın İdamı (sergide 15. resim) Goya’ya ait olan Mayısın Üçü’ne (üsluben) yaklaşır. Ne var ki, ustaca etkileşimine karşın idamcıların kostümleri fazlaca Fransız gibi göründüğünden, yapıtın Paris’te sergilenmesi yasaklandı.
1870
Manet, Paris’teki savaştan ailesini korumak için onları güneye yolladı ve kendisi önce topçu, ardından da üsteğmen olarak orduda görev aldı.
1872
Sanat taciri Paul Durand-Ruel, Manet’in tablolarını satın almaya başladı..
1879
Manet, 1879’tan 1882’ye kadar her yıl Salon sergilerine katılım gösterdi.
1880
Georges Charpentier’ın Paris’teki Modern Hayat adlı yeni galerisinde kişisel bir sergi açtı.
1882
Son başyapıtı Folies-Bergére’de Bir Bar (sergide 38. resim) adlı tablosu ile Manet yeniden stüdyo resmine döndü. Aynı yıl, onur nişanına (Légion d’Honneur) layık görüldü.
1883
30 Nisan’da Paris’te öldü.
1884
Güzel Sanatlar Akademisi’nde sanatçıya bir anma sergisi düzenlendi.

En değerli hediye reddedilmek;

İyilerin kıymeti, sonradan anlaşılıyor bu kesin. İyi devlet adamlarının, başarılı sanatçıların değeri, nedense öldükten sonra farkediliyor. Sanatçılar içinde en kadersiz olanı, şüphesiz ressamlar. Bugün tablolarına trilyonlar üzerinden değer biçilen ressamların çoğu, hayatlarını sefalet içinde geçirmişler. Sadece maddi sıkıntı çekmemişler, bunun yanında yeni bir akım başlattıklarında, ya da yeni birşeyler denediklerinde, alay konusu edilmişler.

Hem maddi, hem de manevi yönden sürekli baltalanan sanatçıların, bu denli yaratıcı olabilmeleri ayrı bir gizem. Müzelere gittiğinizde, iki isim hep birbirine karışır. Monet ve Manet. İkisinin de eserleri, izlenimcilik akımını yansıtan tabloların bölümünde yer alır. Oysa aralarında önemli farklar vardır. Bunlardan ilki Eduard Manet, hiçbir zaman izlenimci olmamıştır. İkincisi ise, Eduard Manet izlenimci akımının kurucusu olan Claude Monet gibi, parasal sıkıntı çekmemiştir.

Nedir bu izlenimcilik?” diye soracak olursanız, kafayı ışığa takmış bir akım diye açıklayabilirim. Bu akımda gerçek, ışığın geliş yönüne, şiddetine ve yoğunluğuna göre şekilleniyor. Monet, 1840 ile 1926 yılları arasında yaşadı. Bu yıllarda Paris’te, “Salon” adında toplu sergiler düzenlenmekteydi. Sanatçılar sergilemek istedikleri resimlerini oraya veriyorlar, bu kurulda sergilenmeye değer bulunanları seçiyordu. Monet ve onu takip edenlerin resimleri, kurul tarafından hep reddediliyordu. Gerekçe ise şuydu: “Belli bir konunuz yok. Neyi anlatmak istediğiniz anlaşılmıyor. Bu resimlerin herhangi bir iletisi yok. Kaba fırça darbeleriyle sürülmüş renklerden ibaret”.

Hal böyle olunca Monet, kendisi ve kendini takip eden Pisarro ve Sisley gibi isimler için “Reddedilenler Salonu” oluşturdu. Ve 1874’te izlenimcilik, yani empresyonism akımının adı nihayet kondu. Yenilikler, toplumları ilk başta hep ürkütür. Bu Monet’nin başlattığı akım için de geçerliydi. Gazeteler, ilk izlenimci sergi hakkında demediklerini bırakmadılar. Hatta Monet’nin resmini gören bir sanatseverin, deliye dönerek kendini sergiden dışarı attığını ve Boulevard des Capucines’den gelip geçenleri ısırmaya başladığını yazdılar. Zavallı insanları resimleriyle saldırgan bir köpeğe dönüştüren Monet’nin, eğer henüz hiçbir tablosunu görmediyseniz, hemen internetten bulup bakmanızı rica ediyorum.

Eğer Monet’nin tabloları insanda bu etkiyi yaratıyorsa, Frida Kahlo’nunkiler kim bilir insana neler yapar! Sıradışı adamların aşkları da sıradışı olur. Monet’nin en büyük aşkının adı Camille idi. Camille ve Monet parasal sıkıntı içinde boğulurken, Jean diye bir oğulları oldu. Doğumdan sonra Camille, 1868 yılında intihar girişiminde bulundu. O zamanlar henüz Monet ve Camille evlenmemişlerdi. Kim bilir belki Claude Monet’de de çoğu erkekte olduğu gibi, evlilik korkusu vardı. Bu zor zamanlarında yardımlarına bir gemi sahibi olan Mösyö Gaudibert yetişti. Madam Gaudibert’in portresi, ressamın asıl boyutlarında boyadığı son tablosu oldu. 1878 yılında ikinci oğulları doğdu ve bundan iki yıl sonra Camille öldü.

14 yıl sonra Monet tekrar evlendi. 1911 yılında oğlu Jean öldü. Ardından ikinci eşi Alice’i de kaybetti. 1923 yılına gelindiğinde Claude Monet, neredeyse kör olmuştu. Katarakt ameliyatı geçirdi. 1926 yılının 5 Aralık günü Monet, akciğer kanserine yenik düştü. Öldüğü güne kadar tuvalinin önünden hiç ayrılmadı ve daima resim yaptı. Monet’in hayatı, yeniliklerin peşinden koşan ve devamlı suratlarına tokat yiyen insanlara yol göstermeli. Başarı bedelsiz olmuyor. Ama eleştirilere karşı kendisini zırhla kaplamayı bilen ayakta kalmayı başarıyor. Reddedilmek ise, dünyanın sonu değil. Bazen reddedilmek, birinin size verebileceği en değerli hediye.

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

hiltonbet