Eğitim-Sen: TEOG İle Öğrenciler Mahkum Edilmiştir

Eğitim-Sen: TEOG İle Öğrenciler Mahkum Edilmiştir

egitim-sen-teog-ile-ogrenciler-mahkum-edilmistir

TEOG’da tercih yapmayan 134 bin öğrencinin meslek liselerine ve imam hatip liselerine otomatik olarak yerleştiğini belirten Eğitim-Sen ŞanlıurfaŞubesi Yönetim Kurulu Üyesi Dilek Çakırtaş, bu sistemin öğrencileri istemedikleri okullara mahkum ettiğini kaydetti.

Temel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş (TEOG) Sınavı sonuçları üzerindeki tartışmalar devam ediyor.

Sınav sonrası tercih yapmayan öğrenciler otomatik sistem tarafından ya istemedikleri okullara yerleştirildi ya da evlerinden çok uzakta bulunan liselere yerleştirildi. Bu sistemin birçok öğrenciyi mağdur ettiğini belirten Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Şanlıurfa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Dilek Çakırtaş, “Eğitimde 4+4+4 dayatmasının kaçınılmaz bir sonucu olarak liseler, tıpkı ilkokul ve ortaokullar gibi mevcut sistemin ve onun koruyucusu olan siyasi iktidarın ekonomik-siyasal çıkarları doğrultusunda yeniden yapılandırılırken, öğrencilerimiz özel liselere, meslek liselerine, imam hatip liselerine ve açık liselere yönlendirilmiştir” dedi. Eğitim-Sen Şanlıurfa Şubesi’nde basın toplantısı düzenleyen Çakırtaş, “TEOG yerleştirmeleri sürecinde defalarca uyarmamıza rağmen göz göre göre yapılan yanlışlar sonucunda çok sayıda öğrenci belki de hiç gitmek istemeyeceği bir lise türüne otomatik olarak yerleştirilmiştir. TEOG’da tercih yapmayan 134 bin öğrenciden 94 binin meslek. 40 binin imam hatip liselerine otomatik olarak yerleştirilmiş olması MEB’in dayatmacı politikalarının son örneği olmuştur” dedi.

ÖĞRENCİLER EVLERİNDEN UZAKTAKİ OKULA YERLEŞTİRİLDİ

TEOG’la öğrencilerin evlerinden çok uzak olan okullara yerleştirildiğini vurgulayan Çakırtaş, “Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önce tercih yapmayan öğrencilerin adreslerine en yakın okula yerleştirileceklerini açıklamış, ancak bazı illerde olduğu gibi Urfa’da da öğrencilerin evlerinden 100 km, hatta 120 km uzaklıktaki okullara yerleştirildiği görülmüştür. Kaydı otomatik olarak imam hatip liselerine yapılan öğrencilerin içinde gayri Müslim öğrencilerin bulunması, sorunun ne kadar ‘”ciddiyetle” ele alındığının göstergesidir. Kendi istekleri dışında imam hatip liselerine ve meslek liselerine otomatik kaydı yapılan öğrencilerin büyük bölümü kontenjan olması halinde kaydını başka liselere almaya çalışmakta, bu sefer de karşılarına bürokratik engeller çıkarılmaktadır. Liselerde ilk hafta sonucunda sadece 15 bin kontenjan açığı olduğunun açıklanmış olması, evlerinden kilometrelerce uzakta ve istemedikleri okul türlerine yerleştirilen öğrencileri ve velileri kara kara düşündürmeye başlamıştır. Kontenjan sorununun çözülmemesi durumunda öğrenciler ya ekonomik koşullarını zorlayarak özel liselere yönelecek ya da istemediği bir okulda okumaktansa açık liseye yönelerek örgün eğitimin dışına itilmiş olacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı bu rezaletin hesabını vermelidir” diye konuştu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Okullarda yüz yüze eğitim 1 gün ertelendi

‘YÖNETİCİLERİN SİYASİ REFERANSLA KABUL EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ’

“Büyük ölçüde üst düzey eğitim yöneticilerinin değerlendirmelerine dayanan, eğitim kurumları yönetici değerlendirme sonuçları açıklanmış ve 7 bin okul müdürünün büyük bölümü siyasi gerekçelerle resmen tasfiye edilmiştir” diyen Çakırtaş, “Sendikamızın bugüne kadar eğitim yöneticilerinin performans değerlendirmesine tabi tutulması ve atanma biçimleri ile ilgili olarak yapmış olduğu tespit ve eleştirilerin ne kadar haklı olduğu bir kez daha görülmüştür.

Yıllardır eğitim kurumlarını “şirket”” gibi yönetip, okullarımızı “‘ticari işletme” haline getiren MEB aralarında Eğitim-Sen üyesi okul müdürleri olmak üzere, bugüne kadar eğitimde yaşanan piyasa merkezli dönüşüm sürecinin karşısında engel olarak gördüğü okul müdürlerini tek tek tespit ederek görevden almıştır. Eğitim yöneticileri değerlendirme sonuçlarına göre görevden alınan ve görev süresi uzatılan okul müdürlerinin sendikal aidiyetine bakıldığında, tarihin en büyük siyasal kadrolaşma hareketi ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır. Başından sonuna siyasal kadrolaşma operasyonu olarak gerçekleştirilen eğitim yöneticilerinin değerlendirilmesi ve görevlendirilmesi uygulamaları, hukuktan, adaletten ve objektiflikten yoksundur.

Eğitim-Sen kurulduğu günden bugüne eğitim yöneticilerinin bakanlık tarafından, hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, sendikal ya da siyasal tercihlere göre belirlenmesi ve atanmasına karşı çıkmıştır. Bakanlığın eğitim yöneticilerinin siyasi iradenin belirlediği idari makamlar tarafından belirlenmesi konusunda neden bu kadar ısrarcı olduğu, açıklanan değerlendirme sonuçları ile bir kez daha görülmüştür. Eğitim yöneticilerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi sürecinde siyasi referanslar değil, liyakat ilkesi temel alınmalıdır. Eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde hiçbir baskı ve yönlendirmeye izin verilmemeli, her okul kendi yöneticisini, o okuldaki eğitim bileşenlerinin katılacağı demokratik seçimlerle yine kendisi seçmelidir” diye ifade etti.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Türkiye şehitlerini uğurladı

ÖZEL OKULLARA KAYNAK AKTARILMASI

Özel okullara yapılacak olan devlet yardımlarına da değinen Çakırtaş şunları kaydetti: “2014-2015 eğitim-öğretim yılında özel okullara gidecek olan 250 bin öğrenciye toplam 800 milyon TL’lik “destek” verileceği açıklanmıştır. Okul öncesine 24 bin 342, ilkokula 54 bin 220. ortaokula 61 bin 339. ortaöğretim kurumlarına 40 bin 736 öğrenci olmak üzere toplam 180 bin 637 öğrencinin gideceği 4.001 özel okula devlet tarafından öğrenci sayısı kadar kaynak aktarılacaktır. Öğrenci başına özel okullara yapılacak ödemeler 2 bin 500 TL ile 5 bin 500 TL arasında değişmektedir.

12 yıldır, devlet okulları sorunları ile baş başa bırakılırken, her fırsatta özel okullara yönelik teşvik politikaları uygulanmıştır. Bugüne kadar özel okullara vergi teşvikleri ve çeşitli kalemlerde indirimler yapılmış, devlet okullarının talepleri dikkate alınmazken, özel okulların istekleri hükümet ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından anında yerine getirilmiştir. Halktan toplanan vergilerin özel okullara “öğrenim desteği*” adı altında aktarılması, her şeyden önce herkese eşit ve parasız eğitim hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Bu uygulamanın, eğitimde adaletsizliklerin ve eşitsizliklerin derinleşmesinden başka bir sonucu yoktur.”
(Kaynak: Gazeteipekyol)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın