KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

En Güzel Anne Şiirleri

En Güzel Anne Şiirleri

Anne Sevgisi İle İlgili En Güzel Şiirler

ANNEM

Annelerin en güzeli,
Sensin, benim güzel annem.
Ilık esen bahar yeli,
Sensin, benim güzel annem.

Güneş yüzlü, altın kalpli,
Ağır başlı, tatlı dilli,
Meleklerin eşi sanki
Sensin, benim güzel annem.

Açan çiçek, çağlayan su,
Gülümseyen engin duygu,
Evimizin mutluluğu
Sensin, benim güzel annem.

H. Latif SARIYÜCE
———————————————————————–

ANACIĞIM

Dünyada apayrı yeri olan bir sevgi
Anne sevgisi.
Artık ben de bir anayım.
Anam seni dünden daha çok seviyorum!
Çocukluğumda dua ederdim Allah’a
Anam ölmesin diye.
Tanrım kabul etti dualarımı,
Göstermedi bana senin acını.
Bu yıl da geldi ‘Anneler Günü’
Ne alsam sana yetmez,
Senin hakkın ödenmez!
Sana duygularımdan bir demet.
Anneler günün kutlu olsun.
Ellerinden öptüm, canım anacığım!

Nuray (Kahveci) Zaralı

———————————————————————–
ANNELER GÜNÜ

“Anneme ve bütün annelere”
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Kaç geceler bana ninni söylerdi
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.

Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Uzun kış geceleri masal masaldı
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl

Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi
Sokağa çıkarken «Yavrucuğum üşütme» derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım
Selam sana Anneler Günü İstanbul’dan
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan
Vefalı ellerinden öperim anacığım.

Ümit Yaşar Oğuzcan

———————————————————————–
ANNEM

Bağım olsa, bahçem olsa
İpek kumaş bohçam olsa,
Sabah olsa, akşam olsa
Annem gitmese yanımdan

Her zaman baksam yüzüne,
Uyurum yatsam dizine.
Rastlamadım kem sözüne
Sesi çıkmaz kulağımdan.

Bir sözünü iki etmem.
Canımı verir incitmem
Annemsiz cennete gitmem
Onu severim canımdan

İbrahim Şimşek
———————————————————————–



ANNEME ŞİİR

Annemi ben çok severim,
Melek annem, güzel annem,
Üzülmesin sakın derim
Melek annem, güzel annem.

İyi doğru sözler onda,
Şefkat dolu gözler onda,
Sevgi, ışık var yolunda,
Melek annem, güzel annem.

Anne yüzü ne asil yüz,
Anne gözü ne derin göz,
Anne özü, pırlanta öz,
Melek annem, güzel annem.

O gülerse çağlayanım,
O ağlarsa ağlayanım,
Ona gönül bağlayanım;
Melek annem, güzel annem.

Rıfat Necdet Evrimer

———————————————————————–

ANNE ANNE ANNE

Ağaç olsan
Dal olurum anne
Yaprak olurum
Sana gelirim

Deniz olsan
Sel olurum anne
Irmak olurum
Sana gelirim

Bahçe olsan
Gül olurum anne
Toprak olurum
Sana gelirim

Güneş olsan
Yol olurum anne
Bayrak olurum
Sana gelirim

Tacettin Şimşek

———————————————————————–
CANIM ANNEM

Yemeyip de yediren,
Giymeyip de giydiren,
Her an bizi düşünen
Canım annem, gül annem.

Kol açıp, kanat geren,
Ömrünü bize veren,
Biz gülünce sevinen
Canım annem, gül annem.

Bülent Özcan

———————————————————————–
ANNECİĞİM

Ne sevimli bir annesin!
Ne tatlıdır senin sesin!
Benim canım mısın nesin
Sen olmazsan yapamam ben!..

Senden yakın kim var bana?
Kalbim, canım bağlı sana!..
Üzüntüm yok ondan yana
Seviyorsun beni de sen.

Gülsem güler yüzün
Ağlamamdan alır hüzün…
Senin gecen ve gündüzün
Işık alır sanki benden!

Rakım Çalapala

———————————————————————–
TUT ELİMİ ANNEM

Tut elimi annem
Ah annem, canım annem.
Gül bahçesi istemem,
Yüreğini açtın ya
Yeter bana.Güllük gülistanlık benim için hayat…
Ama annem düşündün mü hiç?
Ya yorgun düşerse bu yürek.
Bakmaya bile kıyamadığım
Kokusuna dayamadığım güller
Solarsa bir hazan sabahı ansızın.
Nasıl bakarım anne gökyüzüne?
Dökülürken gözyaşların gökten.
Ve nasıl dayanırım bu acıya?
Dökülen her yaprak yüreğimi yaralarken.
Nasıl bakarım o viran bahçeye?
Bir kıvılcımda, yanar yüreğim.
Ama hiç bir yangın
Senin kadar sıcak değil be annem…
Nasıl da üşürüm sensiz,
Gözümden akan her damlada ne fırtınalar eser,
Ne firari hayallere dalar bu yaşlı gözler,
Ve akan her damla
Haykırır başıboş yalnızlığıma.
Hazan yelleri eserken annem
Bu körpe yüreğimde
Güneş açar mı hiç?
Mis gibi kokan bu menekşe,
Bülbüller şakır mı kahkaha ata ata?
Bahçedeki gülümüz,
Sümbül gibi büker mi boynunu yoksa?
Duyabilir miyim kanat çırpışını Turnaların,
Unutur musun beni annem?
Tembihler misin büyüklerin gittiği her yere gidilmez diye?
Bilirim korkarsın gelirim peşinden diye

Kaf dağına gider miyiz?
Güler miyiz çatlayana kadar?
Ve ağlar mıyız usul usul?
Gözlerimiz kan çanağı olana kadar.
Annem, canım annem,
Nasıl da kandırdın beni,
Hani gitmeyecektin,
Nasıl bıraktın beni buralarda,
Bu yaban ellerde…
Ne yaparım şimdi ben?
Kan çiçekleri bıraktın Annem ardında.
Ve her gün sulama yarışı yaptığımız Fesleğeni…
Neredesin be annem?
Bak kar yağdı avuçlarıma.
Coşkun seller gibi atıyorsun damarlarımda.
Yüreğimin vazgeçilmez Deltasında
vazgeçilmez bir nehir gibi yani.
Gitme bırakma beni dedim
Gözyaşlarımda uyutur
Göz bebeğimde avuturum dedim.
Ama ne fayda dinletemedim be annem…
Annem canım bi tanem,
Var oluş sebebim, tek gerçeğim,
Gören gözüm, duyan kulağım,
Ne zor şeymiş sensiz olmak,
Ve ne zor şeymiş,
Sensiz coğrafyaların sert iklimlerini tatmak.
Burası bana göre değil
Ben seninle olmak,
Dizinde uyumak,
Sana seni sevdiğimi haykırmak istiyorum.
Ne olur!
Tut elimi annem…
Bir kez daha öp ıslak ıslak

Hazar Cırık
———————————————————————–

ANNEM

Annemi çok severim
Yanımdan gitmesin isterim
Üzülmesin annem derim
Benim annem melek annem

Ağır başlı, tatlı dilli
Güneş yüzlü, yufka yürekli
Dünya iyisi sanki
Benim annem melek annem

Senden yakın kim var bana
Kalbim bağlı sana
Sevgi var, ışık var yolunda
Benim annem melek annem

Açan çiçek, akan su
Gülümseyen engin duygu
Yuvamızın mutluluğu
Sensin benim güzel annem

(Gönderen Selin – Yorumdan şiir olarak eklenmiştir.)
———————————————————————–



ANNEM ŞİİRİ

Acıkınca karnımı
Sütün ile doyurdun,
Şefkatli kollarında
Mışıl mışıl uyurdum.

Üstünde senin sevgin
En büyük sevgilerin,
Dünyaları verseler
Dolamaz asla yerin.

Severek okuduğum
Öğreten kitap sensin,
Solmasın güzel yüzün
Ömür boyunca gülsün.

Gelincikten kırmızı
Papatyadan sarısın,
Ağustos sıcağında
Kartepe’nin karısın.

Benzettiğim hiçbir şey
Seni tarif etmiyor,
Ne söylesem bilmem ki?
Kelimeler yetmiyor.

İsmail Malatya
———————————————————————–

CANIM ANNEM

canım annem benim
seni çok severim
sen olmazsan ben kendimi yanlız hissederim

sensiz dünya yok
kalbime saplandı bir ok
kalbim senin için atıyor
sen olmazsan olmuyor

canım benim birtanem
geceleri nur tanem
pazarlarda nar tanem
kalbimde minik parem

Anne Sevgisi

Sıcağın sinmiş bana,
Seni severim ana
Sensin bana can veren,
Sensin bana kan veren

Küçükken yudum yudum,
Sütlerinle uyudum
Kulağıma ninniler,
Neler söyledin, neler

Beni büyüttün ana,
Beni yürüttün ana
———————————————————————–

Analar Kutsaldır

Ana yüreği derya gibidir,eza,cefa dinlemez,
Besler büyütür evlatlarını,hiç karşılık beklemez.
Evlatları dururken kendisine,seyri safa istemez
Yüreğindeki sevgi,umman gibidir asla tükenmez….

Yuvasında mutluluğu arar,başka bir şey istemez,
Dertlerini yüreğine gömer,kimselere söylemez.
Yedirip,içirmeden yavrusuna,kendi asla yiyemez,
Yüreğindeki sevgi umman gibidir,asla tükenmez….

Yuvası çok kutsaldır,değeri her şeylerin üstünde,
İffeti hazinedir,göz dikenin panter gibi yürür üstüne,
İncitici söz bilmez,söz söylemez doğru sözün üstüne,
Yüreğindeki sevgi umman gibidir,dostlarının yüzüne…

Hanenin yükünü taşır omuzlarında,hiç aman demez,
O varken yuvasına haksız kazanç,haram giremez,
Cennet kendi ayakları altındadır,hak ettiğin söylemez,
Yüreğindeki sevgi umman gibidir asla tükenmez……

Anam yüce varlıktır,onun gibi yar hiçbir yerde olamaz,
Yüreği muhabbet doludur,tuttuğu eli asla bırakmaz,
Sevgi yağmuru yağdırır sağanak,sağanak,kimseleri ayırtmaz
Yüreğindeki sevgi umman gibidir,asla tükenmez….,

Selahattin Ölmez
———————————————————————–

Bir Gün Anlarsın

Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın
Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz
Ama yorgun
Ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın

Ümit Yaşar Oğuzcan
———————————————————————–
Anne

Anne diye ağlarım,her insan gibi,
Canımı acıttığında yaşamın bütün halleri.
Ben ağlarken yanar seninde yüreğin bilirim,
Derdime derman olamadığın için üzülür,
Ezilirsin kendi dünyanda ve benim içidir
Dilerinden akıttığın sevgi dolu sözleri….

Her rüzgar esişinde saçlarımı okşar sanki ellerin,
Umut sözcükleri döker bana,sımsıcacık dillerin
Sanki bir dünya saklamaktadır içerisinde gözlerin
Seni hep bu halinle hayal eder,özlerim,
Ben gurbette çaresizce yatarken,
Yorganımı üstüme örtersin değil mi anne.

Sen çok uzaklardasın belki şu anda anne,
Zira hayalin yüreğimde yanımda içimde anne.
Omzuna yaslamışım başımı,okşuyorsun saçlarımı,
Gönül bağın var burada,sunuyorsun ilaçlarımı,
Başucumdasın almışsın ellerinin içine avuçlarımı,
Okşuyorsun beni sen,hayal olsan da anne…..

Her zaman en güzel anne benim annem oldu,
Hayallerimde de olsa.
Sen hayallerde bile bir gerçeksin anne,
Senin sevgin daima olmuştur yüreğimde,
Resmin duvarımda, sevgin yüreğimde,ellerin ellerimde,
Yeter ki sen sağlıklı bu bana yeter be anne…..

Ne yaptığın börekler,pastalar kekler,
Yetiştirdiğin bin bir türlü meyve, üzüm, çilekler,
Yoktan var eyleyip giydirdiğin giysiler,
Elinle pişirerek soframıza koyduğun taze çörekler,
Önemli değil,bana sen gereksin anne,
Senin için sağlıklı gelecekler…..
Anne diye seslenip nefesini dinlediğim geceler,
Hayallerimde değil,hep yanımda olmanı istediğim
Ellerinle,dillerinle,nefesinle dolu gerçek seneler……….

Selahattin Ölmez
———————————————————————–



Anneye Asker Mektubu

Karşımızda haydutlar,
Kurşun yağdırmakta, üstümüze kara bulutlar
Gabar dağlarında, tepelerin ardından.
Bir ben varım orada,bir de Bayrak
Ve yüreğime güç veren Allah
Bayrağım dalgalanmalı,semalarımızda,
Özgür olmalı bu toprak.
Özgürlük için sıktım kurşunu,
Vurdum haydutları,öldürdüm anne.

Ölüm korkutmuyordu beni,
Mezarıma yeterdi bayrağımın gölgesi,
Yeter ki duyulmasın bu güzide topraklarda,
Haydut ayaklarının,postal sesleri.
Allah’a sığındım yüreğim güçle doldu,
Vatan toprağı aşkına sıktım kurşunu,
Vurdum haydutları,öldürdüm anne.

Belki masum olanlar vardı,
Haydutların aralarında,
Çocuk sayılacak,13,15 yaşlarında
Ama bu toprağı bölmek vardı kafalarında.
Vicdanı bir tarafa bıraktım,
Dedim vatanımdır ön planda,
Acımadım hiç birine, sıktım kurşunu
Vurdum haydutları,öldürdüm anne.

Bu toprak bana,ya vatan ya da mezar olacak,
Bayrağım semalarda ilelebet dalgalanacak,
Ya da tabutumun üstüne yaygı olacak.
Bu toprağa esaret damgası asla vurulmayacak,
Dedim vatan aşkına sıktım kurşunu,
Vurdum haydutları,öldürdüm anne.

SELAHATTİN ÖLMEZ
———————————————————————–
Anneme

Meleklerin en kutsalı,insanların güzeli,
Kulların en temizi,sevgilerin en yücesi,
Gülücüklerin en iyi,öpücüklerin en tatlısı,
Annelerin annesi baş tacısın sen anne.
Kucağında bahardı hep gözlerimiz,
Öpücüklerin en temiz taze kır çiçekleri,
Biz seninle neler gördük neler yaşadık,
Dayanamam dayanamıyorum anne.
Öperdim her zaman mis kokulu gül yüzünü,
Sarmalar kucaklardım seni doyasıya,
Isıtırdın içimi,kızgın güneşim gibiydin,
Biz seninle ne yağmurlarda ıslandık,
Dayanamam dayanamıyorum anne.
Rüzgarlara tüm zorluklara göğüs gerdin,
Yokluklara saçlarını hep süpürge ederdin,
Biz ne iyi kötü günler geçirdik be anne,
Her zaman her zorlukta beraberdir bir anlık,
Şimdi sen yoksun bil ki her yer karanlık,
Biz ne azaplar ne zorluklar yaşadık,
Dayanamam dayanamıyorum anne.
Biliyorum ağlasam da geri gelmezsin,
Yağmurlarla inip yüzüme gülemezsin,
Bak yavrun üzgün mü anasız mı bilmezsin,
Dayanamam dayanamıyorum anne.
Yaşadığım dünya tüm sessizliğe büründü,
Yağan kar damlardan yüreklere küründü,
Yağan yağmur bile hüzünlere büründü,
Gecem gündüzün sanki birbirine karıştı,
Kalbime yanan kızgın kor ateş dağladı,
Dayanamam dayanamıyorum anne.
Döndüm baktım geriye ne dünya boşmuş,
Saf sade ve temiz tertemiz erdemli dürüst,
Annelerin annesi, güzellerin en güzeli,
İyilerin en iyisi,meleklerin en meleği,
Oğlumun çok sevdiği biricik babaannesi,
Kızımın adı ağzımın vazgeçilmez tadı,
Olan güzel hacı annemin yokluğunu,
Dayanamam dayanamıyorum anne.

Muharrem Üzümlü

———————————————————————–
Bebeğim … ( Ağıt !… )

Annene babana gülücük saçsan,
Sana yalvaran bu dilim bebeğin.
Ne olur bir kere gözünü açsan;
Canına dolanan elim bebeğim!

Bebeği dediler bahtsız gillerin,
Bir kez anne desin senin dillerin.
İki yana düşmüş yumuk ellerin;
Açılmamış gonca gülüm bebeğim.

Bir daha göremem geçti o çağım,
Gayri bundan sonra tütmez ocağım.
Kollarım kavuşmaz boştur kucağım;
Bir daha yeşermez çölüm bebeğim.

Birgün gülmedin ki kendimi kassam
Yerine öleydim bağrıma bassam
Geri gelmezsin ki kendimi assam
Sensiz olmak bana zulüm bebeğim

Gitmişsin içime sinmez ki canım
Beşiğine kimse binmez ki canım
Aklıma geldikçe dinmez ki canım
Bu benim gözyaşı selim bebeğim

Ne kadar küçüksün dolmadı yaşın,
Bir kere pişmedi nasipsiz aşın.
Boynunu bükmüşsün kalkmıyor başın.
Adını koymuşlar ölüm bebeğim.

İrfan Yılmaz
———————————————————————–
Benim Annem Melektir

ALLAH Anaları yaratmış,bu ne büyük yüceliktir,
Meltem rüzgarları gibi sıcacık nefesleri bir inceliktir,
Annemin merhameti çoktur,ummanlar gibi,
Bilmem ki melekler annemidir,
Bildiğim tek şey var BENİM ANNEM MELEKTİR…..

Ne zaman sıcacık bir elle, başım okşansa,
Ne zaman yanağıma yumuşacık bir öpücük kondurulsa,
Uykuda bile bedenim sıcak bir nefes hissetse,
Alnımdaki ateşi ölçmeye bir avuç değse,
Gözlerim açıldığında bir ela göz görse,
Sen gelirsin aklıma ellerin gelir anne….

Ninniler dinlesem ,masalcı teyzelerden
Radyodan televizyondan hatta İkbal Gürpınar’dan
Bir hayal görse gözlerim,yarı uykulu haliyle bile,
Canlanır beynimde şeklin şemalın,tatlı sözlerin
Ve kulaklarımdan silinmez hiç o ninnilerin,
Her ninni dinleyişimde sen gelirsin aklıma dillerin gelir anne…

Üşürdüm bazen geceleri,üstümü örterdi bir yumuşacık el
Bir başka dünyaya dalardım uykumda, cennetten güzel.
Bu cennet bahçesi için ödemedim hiç bir bedel,
Nice gecelerim böyle geçti,yıllarca evvel,
Hangi gece üşüsem sen gelirsin aklıma,nefesin gelir anne.

Toprağa baktıkça seni hatırlıyorum,seni görüyorum,
Adem’in sonra Havva’nın,topraktan geldiğini biliyorum,
Toprağa bir atıca bin verdiğini görüyorum,
Sen toprak gibisin,bir can aldın yaratandan dünyaya gelir iken,
Sen çok can verdin toprak gibi,hoşnutsuz senden,
Sen güller misalisin,güller verdin bedenden,
Ne zaman gül koklasam sen gelirsin aklıma,
Toprak gelir gül kokan tenin gelir aklıma ANNE…

Sular akar çağıl,çağıl ,tabiatı güldürür
İçer insanlar kana ,kana,yüreklerin ateşini söndürür,
Hayat verir toprağa,dünyayı canlandırır,
Doğaya temizlik verir damarlara kan olur,
Akar gider, umman olur,leb-i derya az olur,
Şırıltısı ninni olur,müzik olur saz olur,
Su deyince sen gelirsin aklıma ne söylesem az olur,
Dizlerinde yatsam da senelerce,
Mevsimler hep bahar olur, yaz olur.
Ne zaman su içsem kana, kana leb-i deryadan,
Sen gelirsin aklıma,yüreğin gelir anne…..

Her güneş doğduğunda aklıma sen gelirsin anne,
Güneş her gün doğar,tekrar,tekrar yineler,
Sen bir defa doğdun,beni bir defa doğurdun anne,
Güneş dünyayı aydınlatır sadece,
Sen benin tüm dünyalarımı aydınlattın,
Yetmedi doyurdun,yetmedi korudun yetmedi ısıttın,
Geceni gündüz ettin,
Benim ruhumu aydınlattın yaşamayı öğrettin,
Sen benim için kendini feda ettin,
Ne zaman güneşe baksam,sen gelirsin aklıma,
Yüzünün nur’u gelir,yüreğini sıcaklığı gelir anne……

Yüce dağlara çıkıp ta ovayı seyrettiğimde,
Alçak tepeleri görürüm her seferide,
Ovanın o esrarengiz derinliklerinde,
Gözlerini görürüm,yüreğinin genişliğini görürüm,
Üretkenliğini ana oluşunu,toprak gibi verimliliğini,
Ve ben kucağındayken yüksek tepelere benzerdin,
Sağlam, kuvvetli, emniyetli,yüce ve emin,
Derdim en güvenli yer kucağıdır annemin.
Ne zaman dağlara baksam,sen gelirsin aklıma,
Yüreğinin gücü,gönlünün büyüklüğü gelir aklıma anne…..

Gündüz olup ta yatağımdan kalktığımda
Sen gelirsin aklıma anne.
Çünkü her gözümü açtığımda senin aydınlık yüzünü görürdüm
Gözlerine bakardım bir müddet,
Gözlerinde önce kendimi,sonra dünyayı görürdüm,

Gözlerin pırıl,pırıldı,İçinde gördüğüm dünyayı,
Sanki onlar aydınlatırdı.
Gecelerim, çaresizlik içinde geçse de,yansa da yüreğim,
Sabahında gecenin,
Gözlerinin pırıltısı dünyamı aydınlatır,
Bakışlarındaki emsalsizlik,beni hayata bağlardı.
Ne zaman güneş doğar gündüz olursa,
Sen gelirsin aklıma,gözlerin gelir anne.

Gök yüzünde yıldızlar var,irili ufaklı,
Çakmak,çakmak çakıyorlar,
Dünyama ışık sunuyorlar, yılara saklı.
Gecenin kabusunu kaldırıyorlar dünyadan,
Her birisinin adı var,rotası var,
Sanki alev, alev yanarlar,ateş dansı yaparlar..
Yol gösterirler yolunu kaybetmişe,
Dost olurlar uzun gecelerde kimsesizlere.
Halbuki yetmezler bilirim,kendi,kendilerine bile,
Güneşten alılar ışığı yansıtırlar bizlere…
Aynı senin Hak’tan aldığın nuru yansıttığın gibi bizlere,
Ve ben;
Her baktığımda geceleri göklere,
Seni hatırlarım,senin gözlerini görürüm anne…

Yatağıma uzanınca sen gelirsin aklıma,
Dağlara, Ormanlara,Yıldızlara,Aylara,
Güneşe ,Topraklara,Irmaklara sulara,
Gök yüzünde uçan kuşlara;
Baktığımda sen gelirsin aklıma,
Senin ellerin,senin gözlerin,dillerin,
Sözlerin ve yüreğinin genişliği gelir aklıma,Anne.

Her yeni ay doğuşunda bakarım ben göklere,
Şahit olurum bizi gören binlerce meleklere,
Girerler anne gibi şefkatle,en katı yüreklere.
Bilmem ki melekler annemidir,
Bildiğim tek şey var:BENİM ANNEM MELEKTİR

Anneler günü nedeniyle.
———————————————————————–



Anne Sevgisi

Sana baktıkça kalbim küt küt atar,
Sevgi dolu annem elinden geleni yapar,
Ben seni ne kadar çok seviyorum bilemezsin,
Yer altından sonsuza kadar.

Sandy Kasavi

Sevgili Annem

Dillerim bu akşam yine hep seni andı,
Tutuştu gönlüm, hasretinle yüreğim yandı
Sensizlik ateşini ne su, ne esen rüzgâr dindirdi,
Senden uzak olmak çok zormuş sevgili annem.

Güller dermek istedim, sevda bağından,
şık oldum, sular içtim sevda pınarlarından,
Selam söylesem de yâd ellerden, mutlu yuvamdan,
Senden uzak olmak meğer ateşmiş, sevgili annem.

Sensiz beden üşüyor âlemde, her şey buz gibi,
Sen olmayınca âlemin içi boş, her şey düş gibi,
Kulaklarımdaki sesin, en güzel müziklerden hoş gibi,
Sana hasret yaşamak çok zormuş sevgili annem.

Ak ellerinle ak beleklere belemiş, sarmıştın beni,
Ak sütünle emzirmiş, sağlamıştın sen büyümemi,
Öğretmiştin bana dürüstlüğü doğru yolu bilmemi,
Nefesini duymamak çok zormuş sevgili annem.

Bilmem ki ne koysam yaşadığım asrın adını,
En zor anımda, bulur idim yanımda anam kadını,
En güzel ballar bile vermiyor ak sütünün tadını,
Sesini duyamamak zor şeymiş sevgili annem.

Her sözün gerçekti, gerçekler ise hayra delalet,
Senden ayrı olunca anladım kopacaktır kıyamet,
Senden gayrı kimse etmiyor, ben garibe merhamet,
Yüreğin en güzel limanmış senin, sevgili annem.

Ahvalinle şu gönlüm gün boyu hep seni andı,
Sensiz yaşadığım günlerde kâinatlar karardı,
Yokluğunla yaşamak, Ölmez’e çekilmez bir tufandı,
Öpeyim ellerinden bu gün doya, doya, sevgili annem

Selahattin Ölmez
———————————————————————–
Annem

Issız koydun
Evi köyü annem
Örgün yarım kalmıştı
Gittiğinde.
Seccaden tespihin iç,içe
Tuz kabın bile duruyor
Elinin değdiği yerde.
Duruyor,şekerin,pirincin
Koyduğun,
En üst çekmecede.
Kış gelince yakarım,
Dediğin,çalılar hala yanmadı.
Yakamadın..
Bir kışı daha bizimle
Geçiremedin annem.
Elinle diktiğin yastıklar
Köşesinde dayalı hala.
Kuruttuğun fesleğenler hala asılı
Duvarda.
Arada bir uğruyoruz
Olmadığın ıssız eve.
Belki kapıda beklersin diye,
Seni arıyor gözlerimiz.
Annem..kapıda boş sandelyende.
Tozu hiç sevmezdin annem,
Tavanda örümceğide.
Şimdi o sevmediğin tozlar,
Örümcekler..
Evin dört biryanında
Kokunla başbaşa yaşıyor.
Biliyormusun..
Kıskanıyorum onları annem,
Onlar kadar olamıyorum.
Senin olmadığın o evde
Onlar kadar bile duramıyorum.

Gülden Işık
———————————————————————–
Gül Ve Annem

Anam gül gibidir her mevsim açıktır, sanki nevbahar,
Gönül bahçesi dopdoludur, sevgisinin rengi gül nar,
Ahvalimizin en zor durumunda bile, gönlümüzde yar,
Gül çiçektir solar bir gün, anamsa gönlüde daima yaşar.

Gül mevsimi gelince, gül kokusunu getirir badı sabalar,
Oysaki dört mevsim başımızda güller gibi kokar analar,
Figana düştüğümde evlat derdinin dermanıdır onlar,
Gül çiçektir solar bir gün, anamsa gönlümde daima yaşar.

Yavrusu için gözyaşlarını şebnem gibi akıtır yanağından,
Acı çekerse yavrusu, o gülemez çare yaratır bağrından,
Gündüzleri yaratır sevgisiyle, gecelerin karanlıklarından,
Sevgisini cuybar eder akıtır, gönlündeki pınarlarından.

Gül dalında tek renktir, başkası güzeldir bir başka dalda,
Oysa anamın yüreğinde çok çeşitlidir her türlü sevda,
Çok çeşidi bulunur güllerin, kokar elvan, elvan koynunda,
Gül çiçektir solar bir gün, Anamsa gönlümde ömrümce yaşar.

Bülbülün sevdası güledir gülistanda öter o güllerin dalında,
Gül rengi bir başka hoştur solmadıkça, bahçelerde bağında,
Anamın teni en güzel gülden güzel kokar benim burnumda,
Resulüm bile demiş çünkü cennet anaların ayağının altında.

Anam beni bin bir eziyetle doğurup, dünyaya getiren kadın,
Adın tespihattır dillerimde, yüreğimde, gönlümde sultansın,
Sığınacak liman, ak sütünle yavrulara, helalinden membasın
Gül çiçektir solar, oysa sen yaşam boyu yüreğimde yaşarsın,

Selahattin Ölmez
———————————————————————–
Analar Kutsaldır

Ana yüreği derya gibidir,eza,cefa dinlemez,
Besler büyütür evlatlarını,hiç karşılık beklemez.
Evlatları dururken kendisine,seyri safa istemez
Yüreğindeki sevgi,umman gibidir asla tükenmez….

Yuvasında mutluluğu arar,başka bir şey istemez,
Dertlerini yüreğine gömer,kimselere söylemez.
Yedirip,içirmeden yavrusuna,kendi asla yiyemez,
Yüreğindeki sevgi umman gibidir,asla tükenmez….

Yuvası çok kutsaldır,değeri her şeylerin üstünde,
İffeti hazinedir,göz dikenin panter gibi yürür üstüne,
İncitici söz bilmez,söz söylemez doğru sözün üstüne,
Yüreğindeki sevgi umman gibidir,dostlarının yüzüne…

Hanenin yükünü taşır omuzlarında,hiç aman demez,
O varken yuvasına haksız kazanç,haram giremez,
Cennet kendi ayakları altındadır,hak ettiğin söylemez,
Yüreğindeki sevgi umman gibidir asla tükenmez……

Anam yüce varlıktır,onun gibi yar hiçbir yerde olamaz,
Yüreği muhabbet doludur,tuttuğu eli asla bırakmaz,
Sevgi yağmuru yağdırır sağanak,sağanak,kimseleri ayırtmaz
Yüreğindeki sevgi umman gibidir,asla tükenmez….,

Selahattin Ölmez
———————————————————————–
Anne/Anneciğim/Annem Benim/Annem

Bakışların ılıman güneş gibi sıcacık,
Gülüşü aydınlatır kainatı olmaz karanlık,
Şefkatle tutar elimizden hepolur ferahlık,
Yaşamın içinde yaratandan meleksin sen ANNE.

Gözlerin taptatlı hep ilkbahar mevsimi,
Sevgin yüce eş deger tutabilirki senden başka kimi,
Ayaklarının altına nur sermiş cenneti yüce rabbim,
Kainata eşsiz degerdesin bunu bil ANNE

İçlerime damla damla çökünce karanlık,
Yel gibi sesin hem tatlı hem ılık,
Taş olayımda bağrıma delmesin senden ayrılık,
O zaman dünya bana geliyor acı kalabalık ANNE

Hasretin olmasın olur geçmez yara,
Sensizlikte iklimler ve yıllarım olur kapkara,
Sana derdimi anlatamazsam küçülür nam salarım dağlara,
Feryatlarımın her sesinde sen varsın ANNE

Sıcacık sevecenligin bahar nefesi gibi,
Karanlıgımda elleri gezinen nur meleği,
Ninnileri etrafımda öten kuş sesi gibi,
Seslenişin benzer sanki iyilik melegine ANNE

Sen güllere güzellik veren deva sembilimisin?
Baharın oldugu her yerde bir sümbülmüsün?
Saçlarıma aklar varsın senden dökülsün,
Baharda yetişen çiçeklerin en güzelisin ANNE

Eşsiz nur gibi içimde yatarsın,
Cılız bedenini üstümüze kanat yaparsın,
O tatlı sütünle bizi kana kana sularsın,
Eşi bulunmaz bir varlıksın sen ANNE

Bizim için sevgi ve sevinçlere hep durdun uzak,
Çile dolu hayatla saçlarında hep yaptın ak,
Bırak bizi biraz acıya,gayri sen dinlen bizi bırak,
Ne olur kendini dert ve kederden tut ırak ANNE

En güzel sevgiyi ve şevkati ben senden aldım,
Tabiattaki tüm aşklara sendeki kudretten daldım,
Upuzun karanlıklarda senli kaçkere oldu sabahım,
Sen bitirirsen ancak öyle biter benim takadım.

Dün gördüm seni rüyada,
En sıcak sen varsın dünyada,
Senden vaz geçmem ne zemheride ne karda,
Sevgilerin tek sahipli kalbi sende ANNE.

Ben bitersem yoklugunun peşinde,
Ümitlerim kaybolursa sensizlik ateşinde,
Gerçek dost arasamda bütün ömürde,
Senin gibi kudretlisini bulamam ANNE.

En mutlu dediğin bile konuşur sen diyerek,
Senin yoklugunda hep yüreğim titreyecek,
Sensiz sevgiler bana karmakarışık gelecek,
Senin sevginden daha tatlısını bulamam ANNE

Senin aşk yelkovanın her zaman vefalı,
Tüm sevgileri yokladım hiç biri degil daha vefalı,
Kaç yurtlar dolaştım senin sevginden başka yok cefalı,
Senin sevgin yaradandan damgalı ANNE.

Hayatımı isterdim hep onun gibi yaşamak,
Yüreğim tertemiz alnım onun gibi olsun hep ak,
Duygularım tıpkı onun gibi haramdan olsun uzak
Bunların ciddiyetinde yaşamak olur berrak demi ANNE

Şevkat dolu aile yapısının orta diregi,
Kainatta canlıların en mübaregi,
Hissedilen her dertte onun acır yüreği,
Onu anlatamaz sarfedilecek hiç bir kelimeyle ANNE

Irak kaldıgımızda yanık türkülerle yollarımıza bakar
İpince yüz hattında satar nokta nokta efkar,
Aç,çıplak,susuz kaldıgımızda hep o aglar,
Çaresiz hıçkırıklarında yürek yakar her ANNE.

Merhametin sıcacıktır gerçek gurur,
Bahşettiğin huzur beş vakit nabıza vurur,
Abidelik destan gibi yüregi sıcacık durur,
Yüce sevgin yıldızlara bile dokundurur ANNE

Varmı tabiatta senden büyüğü,
Zemheride bile senden alırlar sıcagı,
Gönül bahçeme yüklemişsin aşk bagı,
Sen aydınlatırsın yeri gögü ANNE

Uyudugumda yatagımın başındasın,
Göz perdem açılınca gönül perdemin ucundasın,
Sevinçten aglayan gözlerimde göz yaşımdasın,
Sıcacık sevecenliğinle kanımdasın ANNE

Canevinde büyüttün beni hep öperek,
Okşayan ve seven sesinle maniler söyleyerek,
Cennetten gönderilmiş sanki huri melek,
Sevecen merhametinle her derdimi örtersin ANNE

Var oluşumun tadımlık tek meyvesi,
Erişilmez sevgilerinle altın kalpli yuvası,
Sahte dünyada gercek servet hediyesi,
Mutlulugumun başı tek sensin ANNE

Canın dan can verirsin kaç zamanıma,
Ak sütünü emzirdin kana kana varlıgıma,
Ben daha seremedim körpe yüreğimi yoluna,
Bu ızdıraptan ağrılar düşüyor başıma ANNE

Benliğime yaşlar damladı gözlerimden,
İlk kelimelerim döküldü onun dudaklarından,
Yoluma aydınlık koydu nur pençeresinden,
Bendeki beni beşikte doldurdu anne sevgisinden.

Hep ögrettin oldum hayatla barışık,
Dizlerini döşek yaptın kollarını beşik,
Verdin her gülüşünle kara gönlüme ilahi şevk,
Dünyada tutunabilecegim tek ışıksın ANNE

Sıcacık gövsüne yıllarca başımı koydum,
Yaradılışımızın gayesini senin ağzından duydum,
En güzel melodileri kudretli sesinden dinledim,
Bu yüzdendir anne yüreğini ezberledim ANNE

Korkum kalmıyor senin yanında,
Ürkmüyorum yazın güneşi zemheri karında,
Beni kucaklardın hep yaşlanmış ak saçlarınla,
Hep masallar anlatırdın geçmiş anılarından ANNE

Kaynaktan fışkıran su gibi tertemizsin,
Her okşayışında ılıman yel gibi esersin,
Kendin ezilirsin ama başkalarını ezmezsin,
Arzu ve emellerimin vardıgı en son yerdesin
ANNE ANNE ANNE ANNE ANNE

Ibrahim Özdemir
———————————————————————–



Anam

Derdinden uykuyu unutur oldun
Kahrından sevgiyi almaz oldun
Ayağında var yürüyemez oldun
Hasteneyi mesken mi tuttun anam

Ela gözlerinden akıtma yaşları
Asıpta yüzünü çatma kaşları
Hıçkırıp ağlayıp ağrıtma başları
Hastaneyi mesken mi tuttun anam

Yağız ömründe beş fidan verdin
Ellerinde nasır hep sen bize verdin
Delikanlı oldun kol kanat gerdin
Hastaneyi mesken mi tuttun anam

Bir göz çadıra evim dedin
Dağıttım hepinizi gelin dedin
Gülsün yüzüm benim dedin
Hastaneyi mesksn mi tuttun anam

Yanına gelip gözün yaşın silen olurum
Sinine koyup başım huzuru veren olurum
Saçının bir teline ben kurban olurum
Hastaneyi meksn mi tuttun anam

Gülfer Kandemir
———————————————————————–
Hayat Nedir Anne?
Benim hiç sapanım olmadı anne,
ne kuşları vurdum,
ne de kimsenin camını kırdım…
çok uslu bir çocuk değildim ama,
seni hiç kırmadim, hep boynumu kırdım.
ben hayatım boyunca
bir tek kendimi vurdum! ..suskun görünsem de,
fırtınalı ve mağrurdum anne.
bir mızrak gibi,
aynada hep dik durdum anne! ..
ben sana hiç bir gün laf getirmedim,
leke sürmedim.
ama göğsümü çok hırpaladım,
kalbimi çok yordum…
ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum! …benim hiç sevgilim olmadı anne,
ne bir yuva kurdum,
ne bir gün şansım güldü…
öpemeden bir bebeğin gidişini,
tükendi gitti çağım…
kimi yürekten sevdiysem,
yüreğini başkasına böldü…
bir muhabbet kuşum vardı,
o da yalnızlıktan öldü…sen beni göğsünde
hep acılarla mı soğurdun anne?
yoksa evlat diye,
koca bir taş mı doğurdun anne?
eziyet degilim, zahmet değilim,
musibet hiç değilim;
bir senin mi balına sinek kondu, söylesene!
doğurdun da beni,
ne ile yoğurdun anne?benim hiç hayalim olmadı anne…
ne seni rahat ettirdim,
ne kendim ettim rahat…
BİR MUTLULUK FOTOĞRAFI BİLE ÇEKTİRMEDİ BU HAYAT!
kaybolmuş bir anahtar kadar
sahipsizim anne…
ne omuzumda bir dost eli,
ne saçımda bir şefkat…say ki yollardan akan,
şu faydasız çamurdum anne…
say ki ıslanmaktım, üşümektim,
say ki yağmurdum anne!
bunca yıldır gözyaşlarını,
hangi denizlere sakladın?
oy ben öleyim,
SEN BENİ NE DİYE DOĞURDUN ANNE? ? ?
Yusuf Hayaloğlu
———————————————————————–

Anne

Unuttun giderken,kokunu bende,
Sevgin hatıradır, benim kalbimde,
Besledin beni sen,büyük sevginle,
Elveda demeden,gittin sen Anne.

Yaşarken tadına,doymadım inan,
Yarama melhemdin. derdime derman,
Hep içimdesin sen,çıkmadın bir an,
Beni sensiz neden,bıraktın Anne.

Yanımdayken bile, hasret kaldığım,
Özlem şehrimin sen, kalbiydin Anne,
Seninle en güzel, rüya ya daldığım,
Cennetten bir bahçe, gibiydin Anne.

Ayaklarının altına Rabbim! gizlemiş cenneti,
Bilemedim değerini, kadrini Anne.
İbadet bildin, çektiğin zahmeti,
Melekler kıskandı, halini Anne.

Son nefeste bile,beni aradın,
Yorgun gözlerinle,baktın sen Anne.
Elveda der gibi,elmi salladın?
Hakkını sen helal,ettinmi? Anne.

Sevgini tadında,bıraktın gittin,
Kıramadın feleğin,çarkını Anne.
Sen benim içimde,bitmez ümittin,
Sonunda anladım,farkını Anne.

Bahadır İnci

———————————————————————–

Anne

Canından can verdin, doğurdun beni,
Aldın kucağına sarıldın anne.
Ak sütünü verdin, doyurdun beni,
Beşikte salladın, yoruldun anne.

Ninniler söyledin uyusun diye,
Türküler okudun büyüsün diye.
Tuttun ellerimden yürüsün diye,
Bana tutunacak dal oldun anne.

Öğüt verdin, akla erdirmek için,
Uğraştın didindin giydirmek için.
Bir kaşık çorbayı yedirmek için,
O tatlı dilinle bal oldun anne.

Sevdiğim yemeği leziz yapardın,
Üstümü kirletsem, hemen yıkardın.
Yüzüme şefkatle dönüp bakardın,
Sen her çocuğuna yâr oldun anne.

Küçük bir çocuktum ben hep gözünde,
Ne güzel uyurdum senin dizinde.
Cenneti görürdüm güzel yüzünde,
Gönlümde ışıyan nur oldun anne.

Sevgiyi, şefkati senden öğrendim,
Su içtim elinden, yemekler yedim.
Her canım yanışta ‘Ah anam! ‘ dedim,
Her zaman dilimde var oldun anne.

Cenazen beklerken rahmet taşında,
Tekbirler çekildi her gözyaşında.
Üç kardeş ağladık mezar başında,
Hakk’ın rahmetine kavuştun anne.

Zeki Çalar

———————————————————————–

Neyim var anne

Anne, neyim var anne
Bir kör ebe oyununda kaybettiğim çocukluğum
Bir tekerlekli sandalyeye mahkûm umutlarım var
Anne
Neyim var anne, neyim
Ufuklar akşamdan kalmışlığın hesabını yapıyor
Gözlerim, gözlerimse kuşlarla arkadaşlık ediyor
Anne,

Koşuyorum, koşuyorum anne
Gidenler gelmiyor
Ben onlara koşuyorum
Onlarsa gelmiyor
Neler neler yazmıştım oysa okul defterime
Hangi hayalleri nakşetmiştim oysa beyaz sayfalarına
Siyah değil kareli değil bembeyaz yapraklara
Bütün dünyamı sığdırmıştım oysa
Karalar bağlamak niyeydi anne
Evinden çıkamayan güvercini kim mahkum etti
Kim sevgisine kelepçe vurup da hayallerimin
Kapısına kaderim diye yazdırdı anne
Evlerin bacalarından gülücükler salınıyor
Boş gözler ufuklara takılıyor anne
O gün kırlangıca gülen aldırmayan yüzler
Bugün o ufuktan neler bekliyor
Hadi bakma öyle yüzüme
Defterimi getir anne
Kırlangıcın gözyaşı düşmüştü beyaz sayfalara
Onları koparda, her şeyi baştan yazayım anne
Neler konarmış bir çocuğun gecesine
Başucuna hangi korku bırakıldı
Dayanır mı dayanmaz mı demeden
Önü sıra hangi boşluklar sıralanırdı

Çarpıyordu anne kuş gibiydi yüreği
Hani seni özleyip de sana kavuştuğum gibi
Sorulmamış denilmemiş sözleri vardı besbelli
Hangisini yetiştireceğini bilmeden koşuyor şimdi

Dur! Diyorum, dinlemiyor ki beni
Koşma ardında kimse yok benim gibi
Sözlerin her ne kadar bıraksa da bir dağ başına
Geliyorum ardın sıra, diyorum, sanki duymuyor beni
Neyim var anne
Neyim

Söyle! Defterime yazdığım
Başucuna bırakıldığım
Umudu diye gökyüzüne asıldığım
Sahipsiz şiirler yazdığım
Evinin bahçesinde ağaçlara yazdığı
Kuşlara anlattığı
Güllere dediği
Gençliği bir çırpıda başka sözlere mahkûm ettiği
O
Kimin
O kimin anne

Neyim var anne
Defterime yazdığım kırlangıcımdan başka
Neyi var anne
Neyi

Kapısına kadar gelip de üşüyen benden başka

Ayhan Selçuk

———————————————————————–

Anne

Baktığım yüzlerde hep yüzünü aradım
Senin şefkat dolu yüzün nerdedir anne
Öpmek istedim yerlerde izini aradım
Bu tozlu yollarda izin nerdedir anne

Dünyada Yasam isteğim artik kalmadı
Gönlüm hatıralarla avunur oldu anne
Koşarak boynuma sarılan olmadı
Sıla gözüme gurbet göründü anne

Güner Kaymak

———————————————————————–

Anneye Mektup/Dram

Canım anneciğim;

Geçen bayram ziyaretine gelmiştim biliyorsun,
Sana anlattıklarımı hatırlıyor musun anne
“Niye beni bırakıp gittin “demiştim
“Ben şimdi sensiz ne yapacağım” demiştim
“Anne gittiğin yerlerden beni görüyor musun
Ben farkında olmasam da beni kanatlarının altında
Yine korumaya çalışıyor musun” demiştim
Hatırlıyor musun,beni duyuyor musun anne
Niye öldün be anne

Canım anneciğim,

Sen gittikten sonra babam çok hastalandı
Zaten başına gelmeyen kalmamıştı zavallının
Önce beyindeki damar tıkanıklığı
Sonra açık kalp ameliyatı
Bir gün baktık ki inme inmiş
Yinede senin yanında isyan etmemişti hayata
Senin varlığınmış onu hayata bağlayan
Seni nasılda severdi,sana nasılda aşıktı
Buralarda duramadı onu Burdura götürdüm
Burdurun bahçelerinde,sokaklarında gezerken
Halam görmüş,ağacın dalından koparıp bir şeyler yiyormuş
Yediğini,çocukken koparıp yediği ekşi meyvelere benzetirmiş meğer
Eniştem söylemişti toprak çeker diye,her şeye hazırlıklı olmak gerek diye
Babamı da kaybettim biliyor musun anne
Senin yanında mı,tekrar kavuştunuz mu,söyle be anne
Niye gittiniz be anne,niye öldün be anne

Canım anneciğim;

Sizden sonra,evimize haciz geldi,yarı fiyatına verdik bankaya
Hiç üzülme tüm borçları ödedim,herkesle helallaştım
Kalan parayı ağabeyimle bölüştük
Kıyametler koptu biliyor musun
Onunla Antalya’ya gitmiyorum diye kavga ettik
Küstük ağabeyimle konuşmuyoruz artık,.o eşiyle çekti gitti
Eniştem söylerdi;
“Kuru bir ağaç ağacın tepesinde kuru bir tek yaprak gibi kalmıştım
Rüzgar estikçe savruluyordum”derdi
İşte bende aynen öyle kaldım hayatta be anne
Niye öldün be anne,niye gittin be anne

Canım anneciğim;

Teyzemle sık,sık görüşüyorum,anne yarısıdır diye söylerler ya
Onun gülüşünde,onun tavrında seni görmeye çalışıyorum
Onunla seni konuşuyoruz,bizi duyuyor musun
Seni çok özlüyoruz be anne
Teyze anne yarısı ya,yarısı yetmiyor be anne
Niye öldün be anne
Eniştem” tevekkül” diyor,”her şey yaradan dan geldi ona döner” diyor
“Allah sevdiği kulları erkenden yanına alır onların çilesi bitti “diyor
“Bu bir imtihandır katlanmak gerek”diyor
Bu imtihan bana çok ağır geliyor be anne

Canım anneciğim;

Biliyorsun ya,babamla aynı iş yerinde çalışıyorduk
Ağır bir malzemeyi kaldırırken belim sakatlandı
Bel fıtığı olmuşum,ameliyat oldum,
Artık o iş yerinde çalışmıyorum
Anlayacağım hem evsiz hem işsiz hem de anasız babasız kaldım
Sen olsaydın nasılda teselli ederdin beni
Her sıkıntı ve çıkmaza mutlaka bir çözüm bulurdun
Geçen gün hatıra defterini buldum,açtım okudum
Allahım”,şunu istemiştim olmadı,şu böyle olsun demiştim o da olmadı”
“Ama yinede teşekkürler Allahım” yazmışsın.
Sen ne kadar iyi bir insandın be anne
Keşke bu zor günümde de yanımda olsaydın
Sana çok ihtiyacım var,
Seni çok özledim be anne

Canım anneciğim;

Eniştem” bu böyle olmaz seni evlendirelim”dedi
Eniştemin bir arkadaşı evimiz satılırken gelmişti
Beni görmüş; akrabasından bir kız varmış
“Tanıştıralım “dedi
Bu şartlarda olmaz dedim cesaret edemedim
“Tanışmaktan bir zarar gelmez” dedi.
“Nikahta keramet vardır,beraberce çalışırsınız her şeyiniz olur” dedi
Önce gönüllü idiler,işimi sormuşlar,tornacı deyince
Bizim tanışma işi olmadı,
Keşke sen sağ olsaydın da,bana sen kız baksaydın
Bunları düşündüm de güldüm biliyor musun
Ben evlenirsem evde karım kaynana kavgası bile yapamayacak
Keşke sağ olsaydın be anne
Keşke bizim evde de kaynana kavgası olsaydı
Ama sen, harika bir anne olurdun eşime,değil mi anne
Yüreğim buruluyor,burnumun direği sızlıyor be anne

Canım anneciğim;

Sana iyi haberlerim var bu defa
Küçücük bir ev kiraladım
Hani nohut oda bakla sofa derler ya işte öyle
Kalan eski eşyalar ve arkadaşın verdiği,
Koltuk takımı ile bir güzel döşedim
Paraya kıyıp birde çamaşır makinesi aldım
Bir iyi haber daha,bir turizm şirketinde iş buldum
Anneciğim sana bir haber daha vereceğim,
Galiba aşık oldum.
Galiba diyorum çünkü daha evvel hiç aşık olmamıştım
Tanıştığım kız bizim şirkete çalışıyor
Aynı zaman da,beraber başladık işe
Onu görünce onunla konuşunca bir hoş oluyorum
Aşk bu mudur söyle anne
Gülüşü çok hoşuma gidiyor
Aşk bu mudur söyle anne
Onu göremeyince özlüyorum
Aşk bu mudur söyle anne
Hele bir ismi var,o kadar güzel ki;
Bana gizemli ülkelerdeki,masallardaki sultanları hatırlatıyor
İsmini öyle güzel söylüyor ki sanki seninim diyor.
Söyle anne söyle bana sevda bu mudur anne
Keşke bu heyecanlı anımda yanımda olsaydın
Çok zamansız göçüp gittin be anne

Canım anneciğim;

Sevdiğim kız iş icabı Bodruma gitti
Onu çok özlüyorum,
Telefonla görüşüyoruz,mesaj gönderiyorum
“Geleceğim,Bodruma bende” dedim
“Başımın üstünde yerin var” dedi
Cesaret aldım bundan
Onu sevdiğimi mutlaka söylemeliyim
Ama nasıl,
Telefon ettim,bir kız var dedim,çok beğeniyorum dedim
Onu sevdiğimi bilmiyor dedim,söylesem nasıl olur
Yanlış olursa,arkadaşlığımızın bozulmasından,
Korkuyorum dedim.
“Ara bir,söyle sevdiğini”dedi
Kendisi olduğunu bilmeden
Mesaj gönderdim “o sensin” dedim
Of be anne ne zor muş bu işler be anne

Canım anneciğim;

Kızdan cevap geldi
“Bilemiyorum”dedi
Sıkıştırdım
“Biz bu konuşmayı hiç yapmamış olalım” dedi
“Yine arkadaş kalalım” dedi
Çok canım sıkıldı be anne
Eniştem dedi ki;
“Hayatta çok istediğin şeyler bazen olmaz
“Hayırlı ise beri gelsin diye dua eder bizim büyüklerimiz
Bu iş olmuyorsa bil ki,
Yüce Yaradan tarafından bir şeylerden korunuyorsun
Bil ki seni göklerdeki melekler koruyor”dedi
O melek sensin değil mi anne
Beni koruyorsun değil mi anne
Beni her zaman korudun yine koru anne
Ama bir dileğim var senden,benim için dua et ki;
O da beni sevsin,
Çünkü ben,onu çok seviyorum anne

Biricik oğlun

Mehmet Akif Gülhan

———————————————————————–

Anne

Kırklar meydanı mahşer,cümlesi anne arar,
Diller, Aziziye’den Nene Hatun’u söyler.
Gülistan yüzlü bebek,emmeye anne arar,
Yıllar, idam fermanlı,Halide Edip söyler.

Pamuklar arasında,gülşende açmış bir gül,
Seherde tütün kırar,çay tarlasında bülbül.
Keçi çobanlığına şahitlik eder sümbül,
Dağlar ana deyince,Şerife Bacı söyler.

Çamaşırı tokmakla,kin’i sevgiyle yıkar,
Gelin olur şansına,hicran güftesi çıkar.
Yaz-kış tandır başında,ekmeğin ter’i akar,
Yollar,Tarsus’lu ana,Kara Fatma’yı söyler.

Kuyulardan su çeker,pancarda çapa vurur,
Ölümünede olsa,koca evinde durur,
Yüreği ah-u zar’da,dil’i hal hatır sorar,
Güller,ana deyince,Emir Ayşe’yi söyler.

Tencerede taş kaynar,kiraz çiçeği ağlar,
Kilosunca yük taşır,göğsüne bebek bağlar.
Kışlık tezeği yapar,kalkar koyun’u sağar,
Çağlar,ana deyince,Asker Nezehat söyler.

Tarlada burçak toplar,kapı önüne konur,
Üstüne kuma gelir,harman terinden tanır.
Töre’ye kurban verir,baharda kış’ı solur,
Bağlar,ana deyince,Halime Çavuş söyler.

Anam yoğu var eder,yetmez tozu alınır,
Zorla dağ’a kaldırılır,sırça köşkler yıkılır.
Hayvanca saldırılır,yağlı kurşun sıkılır,
İnler,ana deyince,Tayyar Rahmiye söyler.

İlk öğretmenim anam,ilmin peşinde gezer,
Sırdaşım olur gönlü,sevdama türkü yazar.
Yüreği gülistandır,her kötülüğü ezer,
Küller,ana deyince,Sultan hanımı söyler.

Sokağa tek çıkamaz,nazenin gül’dür evde,
Asla fikri sorulmaz,açık hapishanede.
Başında kır saçları,siyaset sahnesinde,
Teller,ana deyince,Zübeyde hanım söyler.

Yolda kalsam duadır,başımın tacı anam,
Yetim kalsam dağ gibi,yerine göre babam.
Kar’ları yorğan yapan,hangi derdini yanam,
Tüller,ana deyince,Satı Çırpanı söyler.

İmkan verilse vali’dir,cevher dolu özünde,
Akrep sancısı çeker,güller açar yüzünde.
Kitabı yüreğidir,sırlar gizli sözünde,
Yeller ana deyince,Amine hanım söyler.

Anam üretir bol bol,anam yaşatır can can,
Anam sever derinden,anam büyütür han han,
Manğal gibi yürekli,yeniden doğar tan tan,
Eller ana deyince,Evren annemi söyler.

İshak der,Veysel olsam,hac’ca taşısam yetmez,
Gönlüne ateş düşse,kır çiçekleri bitmez.
Cennette adın geçer,şan’ın cihan’a sığmaz,
Kollar ana deyince,asırlar Havva söyler.

İshak Özlü





Bu şiirin hikayesi: 

HAZRETİ PEYGAMBERİMİZİN ANNESİ AMİNE VALİDEMİZ. 

Annelerin en şereflisi, Kâinatın Efendisi Hazreti Resulü Ekrem (s.a.v.) ‘in mübarek validesi, bütün müslümanların annesi Hazreti Amine validemiz, Muhammed’ül – Emîn (a.s.) Efendimiz henüz altı yaşında iken vefat etmişlerdir. O bahtiyar anne, Peygamberimizin babası Abdullah’la izdivaç şerefine nail olup, Server-i Kâinat, Anne rahmine düştükten sonra babasını, dünyaya gelip altı sene yaşadıktan sonra da annesini kaybetmiştir.

Zübeyde Hanım (1857 – 1923) 

Zübeyde Hanım 1857 yılında Selanik’te doğdu. Orta Anadolu’dan göç ederek, Selanik’in batısında Arnavutluk sınırına yerleştirilen yörüklerden, Hacı Sofi ailesinden Feyzullah Ağanın kızıdır. Selanik’te Gümrük Muhafaza Teşkilatında memur olan Ali Rıza Efendi ile evliliğinden beş çocuk sahibi oldu. Fatma ve Ömer’i daha küçükken kaybetti.

1888 yılında Mustafa ilkokuldayken kocasını da kaybeden Zübeyde Hanım, zaman zaman çocukları ile birlikte kardeşi Hüseyin Ağa’nın çiftliğine giderdi. Bu sırada, Atatürk’ün ifadesiyle; iyi kalpli bir insan olan Ragıp Bey’le evlendi. Kızlarından Naciye de çok yaşamadı.

Balkan harbinden sonra, birçok Türk ailesi gibi, kızı Makbule ile birlikte Selanik’ten göç etti ve İstanbul’a gelerek Beşiktaş-Akaretler’de bir eve yerleşti. Milli Mücadele yıllarında Ankara’ya gelen Zübeyde Hanım, 1919’da ayrılmak zorunda kaldığı oğlunu, yıllar sonra Ankara’da Devlet Başkanı olarak gördü.

14 Ocak 1923’te tedavi amacıyla gittiği İzmir’de 66 yaşında vefat etti.

NENE HATUN 

Erzurum’un Pasinler ilçesine bağlı Çeperler Köyü’nde dünyaya gelen Nene Hatun,henüz 20 yaşında bir gelinken 1877-1878 yılları arasında yapılan Türk-Rus Savaşı’nda (93 Harbi) Aziziye Tabyası’nı sopayla,taşla, kazma, kürekle savunanlara katılarak cesurca savaştı.Daha sonra oğlunu Çanakkale Savaşı’nda şehit verdi. 1954 yılında 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Nurettin Baransel Paşa’nın gayretleriyle kendisine ” 3. Ordunun Nenesiünvanı verilip, cüzi de bir maaş bağlandı ve 1955 yılında anneler gününde ” Yılın Annesiseçildi. Erzurum manevraları sırasında Amerikan Generali Ridgway bu yüce insanın elini öptü. Nene Hatun bir kahramanlık ve analık sembolü olarak 98 yaşına kadar yaşadı.

HALİDE ONBAŞI (EDİP ADIVAR)

(1884-1964)

1919’da Sultanahmet Meydanı’ndaki mitingde halkı işgallere karşı uyandırmak için yaptığı etkili konuşma sonrası hakkında tevkif kararı çıktı.1920’de Anadolu’ya kaçarak Kurtuluş Savaşı’na katıldı.İstanbul Hükümeti tarafından Mustafa Kemal ile birlikte hakkında ölüm kararı verilen altı kişiden biriydi. Mustafa Kemal onu Garp Cephesine tayin etti. Kendisine önce ” onbaşı”, sonra da ” üstçavuşrütbesi verildi. Savaşı izleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Fırkası ve Atatürk ile siyasal görüş ayrılığına düştü. 1917’de evlenmiş olduğu ikinci kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye’den ayrıldı. 1939’a kadar dış ülkelerde yaşadı. 1939’da İstanbul’a dönen Adıvar 1940’ta İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Filolojisi Kürsüsü Başkanı oldu, 1950’de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçildi. 1954’te istifa ederek evine çekildi ve 1964’te öldü. Değerli kahramanımız Kurtuluş Savaşını ve Türk kadınlarının mücadelesini anlatan ve Türk klasikleri arasına giren pek çok esere imza atmıştır

NEZAHAT ONBAŞI 

Eşini yitiren 70. Alay Komutanı Hâfız Hâlid Bey, 8 yaşındaki kızı Nezahat’ı kimseye emanet edemeyip, yanına almıştı. Küçük Nezahat Çanakkale cephesinde muharebe havasına alışmış, Alay İzmit’e nakledildiğinde talimlere katılarak mükemmel at binmesini, silah kullanmasını öğrenmiş ve 12 yaşında ‘onbaşı’ rütbesini almıştı. Babasının yanında cepheden cepheye koşmuş, çarpışmalara girmiş ve 100’den fazla düşman askeri öldürmüştü.

Nezahat Onbaşı 30 Ocak 1921 yılında T.C.’nin İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmesi önerilen ilk vatandaşıdır ve bu öneri TBMM’ de hararetle kabul edilmiş, ancak Kurtuluş Savaşı’nın hengamesi içinde işleme konulamamış, daha sonra da kararın yerine getirilmesi unutulmuştu. TBMM’nin ” Şükran Belgesi’ne65 yıl sonra 78 yaşında bir nine iken kavuşmuştu.

ŞERİFE BACI 

1921 yılı Kasım ayında İnebolu’ya önemli miktarda savaş malzemesi gelmişti. Malzemenin bir an önce Kastamonu’ya iletilmesi gerekti. Cepheye gidemeyip de köylerinde kalan yaşlılar sakatlar, kadınlar, Menzil komutanlığının malzeme taşınması haberi üzerine kağnılarla yola çıktı. İnebolu’dan kağnılara yüklenen cephaneler Kastamonu’ya doğru yol aldı. Bu cephane kollarında hep kadınlar vardı. Bunlardan biri de Şerife Bacı idi. Şerife Bacı top mermileri ıslanmasın diye kazağını mermilerin üzerine örtmüş, yavrusu ölmesin diye üzerine abanmış ve soğuktan ölmüştü, ama ölene kadar vücut sıcaklığını yavrusuna vermişti. Bugün Kastamonu’da şanına layık güzel bir anıtı var (yandaki resim_ Şehit Şerife Bacı Anıtı) . Kastamonulular şehit Şerife Bacı’nın adını her yerde yaşatıyorlar.

HALİME ÇAVUŞ (KOCABIYIK) 

Kastamonulu Halime Çavuş, uzun yıllar Halim Çavuş zannedildi. Kurtuluş Savaşı’na giderken erkek kılığına girdi, erkek gibi traş oldu, saçını kazıttı ve kimseye kadın olduğunu söylemeden Türk askerinin arasına karıştı. Gün geldi savaş bitti, ancak o ne asker üniformasını çıkardı ne de her sabah traş olmaktan vazgeçti. Savaş sonrası Mustafa Kemal Paşa tarafından Ankara’ya çağrıldı. O’nun ” Seni yollamıyorum, bizim kızımız olönerisine ” Annem babam beni beklerşeklinde cevap veren Halime Çavuş, ” Ben ana-babaya itiatli evlada saygı duyarımdiyen Mustafa Kemal Paşa tarafından çeşitli hediyeler verilerek tekrar evine yollandı ve kendisine maaş da bağlandı.

ÇETE EMİR AYŞE 

Yunan askeri Aydın’a doğru geldiğinde iki arkadaşı ile birlikte Menderes’in diğer tarafına geçmeye çalışan Emir Ayşe, arkadaşlarının kayıktan düşüp boğulması sonucunda geri dönmüş ve Çanakkale’de ölen kocasından kalan tek hatıra elmas küpelerini bozdurup kendine bir tüfek almış, dağa çıkmış, Yörük Ali Efe’ye katılmıştı. Aydın’ın kurtuluşu olan 7 Eylül tarihine kadar Yunanlılarla savaşmıştı. Savaş sonrası Atatürk İstasyon Meydanı’nda Çete Emir Ayşe’nin de aralarında bulunduğu kahramanlara İstiklal Madalyası takmıştı. ” Savaştım Yunana karşı, elimde kalan en değerli şey Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyasıdırdemişti.

TAYYAR RAHMİYE 

Adanalı Rahmiye Hanım 9.Tümenin 1920 yılında Fransızlar ile yaptığı muharebeye müfrezesiyle katılmıştı. Başlıca görevi, keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktı. Osmaniye yakınındaki demiryolu tünelini o patlatmıştı ve bölgedeki düşmanın cephane ikmalini büyük sekteye uğratmıştı. 1920’de Fransızlara karşı harekete geçildiği sırada askerlerde bir duraksama olunca ” Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz? demiş ve aynı muharebede ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında şehit olmuştu.

TARSUSLU KARA FATMA (ADİLE ONBAŞI) 

Asıl adı Adile olan, Adile hala, Adile Onbaşı diye bilinen kahraman silah arkadaşları arasında ” Kara Fatmaolarak anılırdı. 8-10 kişilik milis kuvvetiyle Afyon Savaşı’na katılmış, Tarsus’un kurtarılmasında da büyük yararlılıklar göstermiştir

SULTAN HANIM

Adana bölgesinde çarpışan partizan müfrezesi geçici olarak Toros Dağlarından geri çekilirken, Sultan Hanım da inekleriyle beraber onlara katılmış, çete dağda kaldıkça ineklerinin sütüyle onları beslemişti. Müfrezedekiler onu sevgiyle ” annediye çağırmıştı.

SATI ÇIRPAN 

Millet mekteplerinde okuma yazmayı öğrenen Satı Hanım, Kurtuluş Savaşında cepheye sırtında mermi taşımıştı. 1934 yılında Atatürk’ün kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermesiyle meclise giren ilk 18 kadın milletvekilinden biri olmuştu.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın