En güzel misafirin mihmandârı

En güzel misafirin mihmandârı

Sen Şah-ı Levlâk’sın, yüce kapında,

Boynumu bükenim ya Resulallah

Bastığın toprakta güller açılmış,
Ben onda dikenim ya Resulallah”

Ebu Eyyub el Ensar(r.a.)

Her bir medineli kutlu elçiyi misafir etmek için etrafında pervane olmuştu.. “Hoş geldin yâ Rasûlallah!”, “Bize buyrun! Hânemizi şereflendirin!”, “N’olur bizim evimizde kalın!” diyorlardı… Allah Rasûlü(s.a.v.) devesi Kusvâ’yı serbest bırakmıştı. Herkes heyecan ve merak içinde beklemeye başladı. Çünkü Kusvâ nereye çökerse en yakın hâne Habîbullah(s.a.v.)’ı misafir edecekti. Zaman durmuş, kalpler yerinden fırlayacakmışcasına hızla atmaya başlamıştı. Hangi gönül böyle bir misafire sahip olmak istemezdi. O(s.a.v.) Yusuflar içinde güzeller güzeli, O(s.a.v.) cümle âlemin sevgilisi habîb-i ezelî idi. Kusvâ’nın her adımı yürek hoplatıyor, gözler o mübarek bineğe yalvarırcasına bakıyordu. Kusvâ nihayet kararını vermişti. Rasûlullah(s.a.v.)’ın bugünkü mescid-i şerîfinin kapısının bulunduğu yere çöktü. Pusula Hâlid bin. Zeyd(r.a.)’i gösteriyordu. “Mihmandâr-ı Rasûlullah” olma şerefi, mutluluğu O’na nasib olmuştu. Kutlu Nebî(s.a.v.), devesi Kusvâ’dan indi ve Ebû Eyyub(r.a.)’un evine yerleşti. Aşkıyla bir alev gibi çırpındığı buhurdan gibi tüttüğü Sevgililer Sevgilisi(s.a.v.), Ebu Eyyub el-Ensârî’nin misafiri olmuştu. O’nun “En güzel misâfir” e duyduğu muhabbet beyitler halinde kendi dilinden zamanımıza kadar ulaşıyor,ayrılık hasreti ile eriyip biten bu kutlu sahabi gönül evinde büyüttüğü sevdasını şu mısralarda özetliyordu:

N’ola halim benim ya Resulallah
Yanar can u tenim ya Resulallah

Çırpınan alev ve buhurdan gibi,
Aşkınla tütenim ya Resulallah

Hasret-i hicrinle nice zamandır,
Eriyip bitenim ya Resulallah

Ebû Eyyûb(r.a.), Sevgililer sevgilisi(s.a.v.)’ni yedi ay gibi uzun bir süre evinde misafir etmişti. Bu güzel günlere ilişkin birkaç olayı şu sözlerle nakletmiştir: “Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) evimizin alt katına yerleşmişti. Ben de üst kattaki odada idim. Bir gün yukarıdan yere bir miktar su dökülmüştü. Suyun tavandan sızarak Rasûlullah(s.a.v.)’ın üzerine gelmemesi için suyu bir bez parçası ile kurutmaya çalıştık. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.)’ın yanına inip dedim ki: ‘Ya Rasûlallah, senin bulunduğun bir yerin üstünde bulunmak bize yakışmaz, yukarıdaki odaya teşrif etmez misiniz?’ Rasûlullah o günden sonra üst kata çıktı” (Müslim, Sahih II, 192). Ebû Eyyûb ile zevcesi Ümmi Eyyûb Rasûlullah’ın yemeğini hazırlardı. Bir gün soğanlı bir yemeği Rasûlullah(s.a.v.) yemeyip, “Onu yiyemedim, çünkü bu yemekte soğan olduğunu gördüm, ben ise soğandan hoşlanmam; fakat siz isterseniz yiyin onu yemekte bir sakınca yoktur” demiş, Ebû Eyyûb da, “Ya Rasûlallah, sizin hoşlanmadığınız şeyden biz de hoşlanmayız” demişti. (Müslim, Sahih, II, 198). Ebû Eyyub ile Ümmü Eyyub misafirlerinin yemeğinden artan kısımlarını en güzel nimet kabul eder ve Rasûlullah’ın gül kokulu elinin değdiği yerlerden yiyebilmek için kendi aralarında muhabbetle yarış ederlerdi.

Rasûlullah sevdâlısı Ebu Eyyub(r.a.) hayatı boyunca canı kadar, hatta canından ziyade sevdiği Peygamber efendimiz(s.a.v)’in mübarek sakalında bir kuş tüyünün bile bulunmasına razı olmamıştır. Peygamber efendimizin mübarek sakalında bir kuş tüyünün tutunduğunu görünce derhal izin isteyerek o kuş tüyünü kendi eliyle alıp bir tarafa atmıştı. Ebu Eyyub(r.a)’un bu davranışı Allah Rasulü’nü çok memnun etti ve kevser dudaklarından şu dua döküldü: “Yâ Eba Eyyub, artık sana şimdiden sonra inşaallah hiçbir zaman bir kötülük isabet etmesin!” Bugün İstanbul’da Eyüp semtinde camii ve türbesi bulunan Allah(c.c.)’ın sevgili kulu, Hz. Peygamber’i evinde misafir eden ve O’na yürekten bağlı olan Ebu Eyyub El-Ensari hazretleri böyle muhterem ve fazilet sahibi bir kimseydi. Ensarî hazretleri, Hayber savaşından dönülürken Rasûlullah’ın çadırının çevresindekendiliğinden bütün gece nöbet tutmuş, Rasûlullah onun için, “Allah’ım, beni koruyarak gecelediği gibi, sen de Ebû Eyyûb’u koru” diye dua etmiştir…
O, mihmandâr-ı Rasûl’ün yüzyıllar boyunca unutulmayarak kabr-i şerîflerinin muhafaza edilmesi, bu duanın sırrının tecellîsi olsa gerektir. İstanbul’u nuru ile aydınlatan bu eşsiz mücâhit, Kostantiniyye’nin fethinden sonra adeta ben buradayım diyor, kabrinin bulunması için mânevî mesajlar yolluyordu. Bu mesajı alan Sultan Fatih’in Hocası Akşemsettin(k.s.); “Sultanım, ben geceleri şu semtte bir yere nur inmekte olduğunu görüyorum. Zannediyorum ki, o nurun indiği yerde o mubarek kabr-i şerif olsa gerektir” diyordu. O yer Eyüp’ten başka bir mekân değildi. Sultan Fatih Hocası Akşemsettin(k.s.)’e: “Efendim, kabr-i şerîfin yerini tayin buyurunuz ki, üzerine bir kubbe bina edelim” diye rica etti. Akşemsettin hazretleri orada bir müddet teveccüh ve murakabeden sonra “Burasını kazınız inşaallah iki arşın, sonra üstü yazılı bir mermer çıkacaktır, işte burası Hz. Peygamber’i evinde misafir eden Hz. Halid bin Zeyd Ebu Eyyub El- Ensari’nin kabr-i şerifidir” dedi. O yer kazıldı, Akşemsettin’in dediği gibi üstü yazılı bir mermer bulundu. Sultan Fatih, hocasının bu kerametine hayret ederek heyecanından yere düşer gibi oldu. Mezar kazılırken bulunan taş üzerinde ” Hâza kabru Ebi Eyyube’l-Ensari” diye yazılmış olduğunu gördüler. Taşı kaldırdıkları zaman mübarek vücûdunun bir kefen içinde hiç bozulmamış bir şekilde ter ü taze yattığını gördüler. Orada hazır bulunanlar mübarek kabr-i şerifin topraklarını kelime-i tevhid ve Allah(c.c.)’ı zikirle yeniden doldurarak kapattılar.
Hz. Halid bin Zeyd Ebu Eyyub El- Ensari’den günümüze kadar ulaşan bir hadîs-i nebevîyi naklederek sözlerimizi tamamlayalım:

”Müslüman kişinin kardeşi üzerinde yerine getirmesi gereken altı hakkı vardır. Bunlardan birini yapmadığı zaman, altı hakkından birini yerine getirmemiş olur:

1Ona rastladığında selâm vermesi 
2-Onu yemeğe çağırdığı zaman dâvetine icâbet etmesi
 
3-Aksırdığı zaman ona dua etmesi
 
4-Hastalandığı zaman ona uğraması
 
5-Öldüğü zaman cenazesinde bulunması
 
6-Kendisinden nasihat ve yol göstermesini istediği zaman ona yol göstermesi”
(Buhâri, el-Edeb, 134).

 

Mustafa Demirci
“Yeni Dünya”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın