DOLAR 16,1050 1.12%
EURO 17,2738 1.35%
ALTIN 961,851,40
BITCOIN 471048-2,31%
Adana
26°

PARÇALI AZ BULUTLU

17:03

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Eshabımı kötülemeyin
81 okunma

Eshabımı kötülemeyin

ABONE OL
18 Aralık 2014 08:01
Eshabımı kötülemeyin
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eshabımı kötülemeyin

Sual: Bir yazar, “Resulullahın çömezleri, Hazret-i Ali’yi ilk halife

seçmedikleri için bence yanlış yapmışlardır” diyor. Böyle söylemek

caiz midir?

CEVAP

Böyle söylemek Allah’a ve Resulüne karşı gelmek olur. Yani,

Allah ve Resulünün onlara verdiği kıymeti, makamı beğenmemek,

itiraz etmek olur. Resulullah efendimiz, “Eshabım [Arkadaşlarım]

diyor, çömezlerim demiyor. Çömez ifadesinde küçültme ve hakaret

vardır. Allahü teâlâ onları övüyor, (Hepsine Cenneti söz verdim)

buyuruyor. (Hadid 10)

İkincisi, Eshab-ı kiramın icmaına karşı gelmiş oluyor. Çünkü İlk

halife Hazret-i Ebu Bekir, Eshab-ı kiramın icmaı ile seçilmiştir. Biat

etmeyen kimse kalmamıştır.

Eshab-ı kiramın hepsinin söz birliğine icma denir. İcmaya

uymak farzdır. İcma’yı inkâr ise küfürdür. Hazret-i Ebu Bekir’le

Hazret-i Ömer’in hilafetlerini inkâr eden kâfir olur. Cenaze

namazının farzı kifaye olduğunu inkâr eden kâfir olur. Çünkü icma’ı

inkâr etmiştir. (Redd-ül-muhtar)

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(Ümmetim dalalet üzerinde ittifak etmez.) [İbni Mace]

(Cemaatten bir karış ayrılan, cahiliyet ölümü ile ölmüş olur.)

[Buhari]

(Cemaatle birlikte olun! Allah’ın rızası, rahmeti, yardımı

cemaat ile birliktedir. Cemaatten ayrılan Cehenneme düşer.)

[İbni Asakir]

(Cemaatten ayrılan, yüzüstü Cehenneme düşer.) [Taberani]

(Sürüden ayrılanı kurt, cemaatten ayrılanı şeytan kapar.

Sakın cemaatten ayrılmayın!) [Tirmizi]

(Cemaatten bir karış ayrılan İslam halkasını boynundan

çıkarmış olur.) [Ebu Davud]

Bir âyet meali şöyledir:

(Müminlerin yolundan ayrılanı Cehenneme atarız.) [Nisa

115]

Bu âyet-i kerime ve yukarıdaki hadis-i şerifler, icmanın önemini

göstermektedir. Eshab-ı kiramın söz birliği ile yaptığı işleri

beğenmeyenin kâfir olacağı bütün fıkıh kitaplarında yazılıdır. Eshabı

kirama itimat kalmayınca, onların topladığı Kur’an-ı kerime de,

hadis-i şeriflere de gölge düşer. Bu hocanın da, Kur’an-ı kerime ve

hadis-i şeriflere gölge düşürmek gibi gizli bir maksadı varsa, onu

bilemeyiz.

Şu tarih kitapları

Sual: Tercüme veya telif olarak hazırlanan ve İslam Tarihi adı

verilen Türkçe kitapların hepsinde önemli hatalar vardır. Eshab-ı

kiramı kötülemeyen hiç birisine rastlamadım. Bunun sebebi nedir?

Mesela Uhud savaşındaki okçular olayı için, (Düşman artık

hezimete uğramıştı. Fakat iş bitmiş değildi. Burada gaflete düşen

müslümanlardan [Eshab-ı kiramdan] bazıları düşmanı takip

edecekleri yerde ganimet toplamaya kalkıştılar, dünyalık sevdasına

düştüler) deniyor. Âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerle övülen Eshab-ı

kirama bu iftira nasıl yapılabiliyor? Tarih kitaplarındaki bu yanlışlıklar

nereden kaynaklanıyor?

CEVAP

Bilindiği gibi Emevilerden sonra Abbasiler hakimiyet kurmuştur.

Abbasi tarihçileri, hadiseleri, Emevilerin ve bazı Eshab-ı kiramın

aleyhine olacak şekilde tahrif etmişlerdir. Kaynak olarak elde bu

kitaplar bulunduğu için, tarih kitabı hazırlayanlar, ister istemez büyük

hatalara düşüyorlar.

Kur’an-ı kerim, hadis-i şerifler ve fıkıh kitapları okununca bu

hatalar bariz şekilde ortaya çıkıyor. Kur’an-ı kerimde Eshab-ı

kiramın tamamı övülüyor.

Âyet-i kerimelerde mealen buyuruluyor ki:

(Biz onların [Eshab-ı kiramın] hepsinden razıyız. Onların

hepsi de Allah’tan razıdır.) [Tevbe 100, Mücadele 22]

(Biz azimüşşan, onların kalblerindeki gıl ve gışşı nezettik.

[Kalblerindeki kin, hıyanet, düşmanlık, dünyalık sevdası gibi şeyleri

kökünden çıkarıp attık.][Araf, Hicr]

(Muhammed [aleyhisselam], Allah’ın Peygamberidir, Onunla

birlikte bulunanların [Eshabın] hepsi, kâfirlere karşı şiddetli ve

birbirlerine karşı merhametlidir.) [Feth 29]

(Allah, onların [Eshab-ı kiramın] her birine hüsnayı [Cenneti]

vaad etti.) [Hadid 10]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Eshabım gibi hiç kimse İslamiyet’e hizmet edemez.) [İ.

Süyuti]

(Eshabım, cin ve insanların hepsinden daha üstündür.)

[Bezzar]

(Eshabımı kötüleyen hariç, Kıyamette, herkesin kurtulma

ümidi vardır.) [Hakim]

(Eshabım arasında fitne çıkacak, o fitnelere karışanları,

Allahü teâlâ benimle olan sohbetleri hürmetine af ve mağfiret

edecektir. Sonra gelenler, bu fitnelere karışan Eshabıma dil

uzatarak Cehenneme girecektir.) [Müslim]

(Eshabımın hiçbirine dil uzatmayın. Onların şanlarına

yakışmayan bir şey söylemeyin! Allah’a yemin ederim ki, bir

kimse, Uhud dağı kadar altın sadaka verse, eshabımdan birinin

bir avuç arpası kadar sevap alamaz.) [Ebu Davud]

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:

(Eshab-ı kiram arasındaki harbleri, “Vurdu”, Kırdı” diyerek

anlatmak haramdır. Çünkü onları sevmemeye sebep olur. Dinimizi

bize ulaştıran onlardır. Onlardan birini kötülemek, dini yıkmak olur.)

[Envar]

İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki:

(Eshab-ı kiramın hepsini, adil, salih, evliya, âlim ve müctehid

bilmek her müslümana gerekir. Çünkü Kur’an-ı kerimde, (Allah

onlardan razı, onlar da Allah’tan razıdır) buyuruluyor. Onlardan

birini kötülemek, bu âyete inanmamak olur.) [Savaik-ul-muhrika]

Okçular hadisesi

Peygamber efendimiz, okçulara, (Buradan ayrılmayınız) emrini

verdi. Bir müddet sonra savaş bitmek üzere idi. Düşman kaçıp

gitmişti. Okçular, (Bizim burada durmamızın sebebi, düşman

tehlikesini önlemek içindi. Şimdi düşman gittiğine göre, burada artık

durmamızı Resulullah efendimiz de istemez. Peygamber

efendimizin yanına gidelim, ne emir buyurursa onu yapalım) diyerek

bulundukları yeri terk ettiler.

Böyle hareket etmelerinin bir hata olduğu sonradan meydana

çıktı. Bunu bile anlatmayı Peygamber efendimiz yasakladı,

(Eshabımın kusurlarını söylemeyin) buyurdu. Eshab-ı kirama

kusur bulmaktan, kusurlarını söylemekten, onlara dil uzatmaktan

çok sakınmalıdır. Çünkü hadis-i şerifte, (Eshabımın ismini işitince

susun, şanlarına yakışmayan söz söylemeyin) buyuruldu.

(Mevahib)

Senâüllah Pâni-püti hazretleri buyuruyor ki:

Allahü teâlânın varlığı, sıfatları, razı olduğu ve beğendiği şeyler,

ancak Peygamberlerin bildirmesi ile anlaşılır. Akıl ile anlaşılamaz.

Bunları bize Muhammed aleyhisselam bildirdi. Hulefa-i raşidinin

çalışmaları ile, her tarafa yayıldı. Eshab-ı kiramdan bazıları, bazı

bilgileri işitmişlerdi. Bu bilgilerin hepsini topladılar. Eshab-ı kiramın

bu hususta üzerimizdeki hakları çok büyüktür. Bunun için hepsini

sevmemiz, övmemiz ve itaat etmemiz emrolundu. (Hukuk-ul-islam)

Ölüleri kötülemek

Sual: Bid’at ehli bazı kimselerin sapıklıklarını söyleyince,

“Ölülerin kötü tarafı söylenmez. Ayrıca gıybet de olur” deniyor. Fakat

bu bid’at ehli şahıslar, başta Hazret-i Osman olmak üzere Eshab-ı

kiramın çoğunu kötülüyorlar. Eshab, bizim ölülerimiz değil mi, onları

kötülemek gıybet değil mi?

CEVAP

Bid’at ehlini kötülemek gıybet olmaz. Gıybet, bir kimsenin gizli

bir kusurunu, arkasından söylemektir. Harbilerin ve bid’at

sahiplerinin ve açıkça günah işleyenlerin bu günahlarını ve

zulmedenlerin ve alış verişte hile yapanların bu fenalıklarını

müslümanlara duyurarak, bunların şerrinden sakınmalarına sebep

olmak ve Müslümanlığı yanlış anlatanların bu iftiralarını söylemek

gerekir, gıybet olmaz. (Redd-ül-muhtar c.5, s.263)

Eshab-ı kirama dil uzatanlar ölü olsun, diri olsun, bunları

açıklamak, gıybet olmaz, aksine dinin emrine uymak olur. Hadis-i

şerifte buyuruldu ki:

(Fitne veya bid’at yayıldığı, Eshabım kötülendiği zamanda,

hakkı bilen, bilgisini müslümanlara duyursun! Hakkı yani doğru

yolu bildiği [ve gücü yettiği] halde, müslümanlara

duyurmayanlara, Allahü teâlâ ve melekler ve bütün insanlar

lanet eylesin! Allahü teâlâ, böyle bir kimsenin farzlarını ve

nafile ibadetlerini kabul etmez.) [Hatib, Deylemi]

Eshab-ı kiramın hepsi müslümandır. Bizim ölülerimizdir. Hiç

kimsenin onları tenkit etmesi caiz olmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Ölülerinizi hayırla anın, iyiliklerini söyleyin, kötülüklerini

açıklamayın.) [Tirmizi]

(Ölülerinize sövmeyin, onlar amelleriyle başbaşa kalmıştır.)

[Buhari]

(Hazret-i Âişe, “Lanetlik İbni Kays ne yapıyor?” diye sorar.

Oradakiler “Öldü”, derler. Hazret-i Âişe hemen, Estağfirullah

der. “Neden önce lanetledin, sonra istiğfar ettin?” diyene,

“Resulullah (Ölülerinizi kötülemeyin) buyurduğu için” diye

cevap verir.) [İbni Hibban]

Eshab-ı kiramın kusuru olsa da, bizim ölülerimiz olduğu için ve

Allahü teâlâ onların kusurunu affettiği için bunları söylemek caiz

olmaz. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(Eshabımın ismini işitince, susun, şanlarına yakışmayan

söz söylemeyin!) [Taberani]

(Eshabımın kusurlarını söylemeyin! Kalbleriniz onlara karşı

değişir. Eshabımı iyilikle anın ki, kalbleriniz ülfet etsin!)

[Deylemi]

Abduhçuların hedef tahtası haline getirdikleri Hazret-i Osman,

Allah Resulünün damadı ve Cennetle müjdelenmiş on kişiden biridir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Osman bendendir, ben de Osman’danım.) [Taberani]

(Yüz kızım olsa, hepsini de Osman’a verirdim.) [İbni Asakir]

(Meleklerin haya ettiği zattan [Osman’dan] ben haya etmez

miyim?) [Beyheki]

(Osman’ın şefaati ile Cehennemlik 70 bin kişi, hesap

görmeden Cennete girer.) [İ. Asakir]

Mezhepsizlere göre, Eshab-ı kiramı kötülemek caiz, fakat,

kötüleyenlere ne yapıyorsunuz demek bile caiz değildir. Böylece

Eshab-ı kiramın kendi ölüleri olmadıklarını adeta kabul etmiş

oluyorlar.

Fellahla acemin hezeyanı

Sual: Ölmüş yabancı iki yazar tarafından yazılan ve “Ebuzer-i

Gıfari” adıyla Türkçeye tercüme bir kitabı ekte gönderiyorum.

Eshab-ı kirama hakaret ile dolu bu kitap nasıl tercüme edilir ki?

CEVAP

Gönderdiğiniz kitap, Es-Sahhar isimli bir fellah tarafından,

gizlice, Cezayir’de basılmıştır. Yıllar sonra, Ali Şeriati Mezinani isimli

bir acem tarafından Farsçaya geniş bir ilave ile tercüme edilmiştir.

Bu hakaretler, Türkçeye niçin aktarılır ki? Bu sorunun cevabını

yayınevi veriyor. Diyor ki: (Biz Yayınevi olarak, sahabelere, saygı ve

hürmet edilmesi gerektiğini hatırlatmakla beraber, beşer oldukları

için, eleştirilebileceklerini söylüyoruz.) [s. 209]

Demek ki, Eshab-ı kirama hakaretin tek sebebi, beşer yani

insan oldukları içinmiş.

Kitabın mütercimi ise, (Sunuş) bölümünde diyor ki:

(Yazar, ihtilaflı konuları bilerek kaleme almış, “Bu rivayetlerin

doğruluğunu veya yanlışlığını tespit etmek, tarih yazanın bileceği

iştir” diyerek işin içinden çıkmıştır.) [s.7]

Yazarın ve mütercimin de itiraf ettiği gibi, doğru olduğu

bilinmeyen isnatlarla Eshab-ı kirama hakaret edilmiştir. Acem yazar,

ilk iki halifenin halifeliğini İslam’a darbe olarak bildiriyor: (Bu rejimin

kurucusu ortadan gittikten sonra, Ali’nin mahrumiyeti ve siyasi

gruplaşmalar, hilafet duvarının temel taşının eğri konulmasına

sebep oldu. Ebu Bekrin, Ömer’i kendisine halife seçmesiyle, İslami

rejime ikinci darbe de vurulmuş oldu.) [s.14]

Hazret-i Osman’a da şöyle saldırıyor:

(Ömer de gidince,……. Osman hükümeti eline aldı…. İslam

kanunlarında yapılan değişiklikler, o kadar şiddetliydi ki,

Muhammed’in binası kökten viran oldu.) [s.15]

Hazret-i Ebu Bekir’e saldırısı da şöyle:

(Ebu Bekir, Aliyi -na-civanmerdane-siyaset sahnesinden alaşağı

ederek, hilafete oturduğu gün, Ebuzer endişe ve korkuya düştü.)

[s.15]

Diğer Eshab-ı kirama da şöyle hücum ediyor:

(Ama mümkün müydü, Osmanları,….. Abdurrahman İbni Avfları,

hadisle, âyetle ve konuşmayla doğru yola getirmek? Bu nasıl

olabilirdi ki Allah’ın resulü, vahiyle silahlı olduğu zaman bile bunu

yapamamıştı. Oysa bunların bizzat kendileri, vahiyle, Kur’anla milleti

yağma etmişlerdi.) [s.195]

Acem yazar, bu sahabiyi bir gayrı müslime benzeterek diyor ki:

(Ebuzer de, Pascal gibi, Allah’ı yürek yoluyla bulmuş ve

Peygamberi görmeden üç yıl önce Allah’a inanmıştı.) [s.18]

Acem yazar da, diğer reformcular gibi sosyalizm taraftarıdır.

Hazret-i Ebuzeri de sosyalist olarak övmektedir. Diyor ki:

(Peki Ebuzerin sosyalizmi ne oldu? Yeni sosyalistler diyor ki:

Dünya gerek ki sosyalist olsun, tâ ki yaşamaya layık olsun!.. Biz de

aynı düşünceyi Ebuzerin bütün hayatı boyunca açıkça görüyoruz.)

[s.17]

Görüldüğü gibi İslam perdesi altında sosyalizmi savundukları

açıkça anlaşılmaktadır.

Acemoğlu, Hazret-i Ebuzere de iftira ederek onun ağzından,

(Evinde ekmek bulunmadığı halde, kınından sıyrılmış kılıcıyla isyan

etmeyen adama şaşarım) diyor. Acemoğlu, niçin çalışmıyorsun da

isyan ediyorsun? Rızk Allah’tan değil midir? Peygamber efendimiz

ve Eshab-ı kiram günlerce aç kaldı. Hangisi isyan etti?

Yine bu Acemoğlu, Hazret-i Ebuzer dahil, birkaç sahabinin

ismini söyledikten sonra, (Bunların hayatlarını özet olarak da olsa,

anlatan doğru bilgiler ne yazık elimizde yoktur) diyor. (s.21) Buna

(İntak-ı hak) denir. Peki doğru bilgi yok da Hazret-i Ebuzer hakkında

koca bir kitap nasıl yazılabilir? İftira olunca niye yazılmasın ki?

Asla caiz değildir

Sual: Herhangi bir sahabinin, müslüman olmadan önceki hâlini

anlatmak caiz mi?

CEVAP

Hiçbir Sahabinin müslüman olmadan önceki hâlini kötüleyerek

anlatmak asla caiz değildir.

Müslüman olmadan önce işlenen bütün günahları Cenab-ı Hak

affeder, hatta sevaba da çevirir. Âyet-i kerimede mealen

buyuruluyor ki:

(Allah, kâfirken tevbe edip iman eden ve salih amel

işleyenlerin seyyiatını hasenata [günahlarını sevaplara] çevirir.

Allah çok affedici ve çok merhamet sahibidir.) [Furkan 70]

Müslüman olan bir kâfir, iman etmeden önceki yaptığı iyiliklerin

karşılığına da kavuşur. Hakim bin Hazam, iman edince, (Önceki

iyiliklerim ne oldu) diye sordu. Peygamber efendimiz buyurdu ki:

(Önceki iyi işlerin makbul olmak üzere Müslüman oldun.)

[Buhari]

Bu husus kâfir iken Müslüman olan herkes için geçerlidir. Hangi

günah olursa olsun, şirk yani kâfirlik dahil, tevbe edilince Allah onu

affeder. Bu husus, kıyamete kadar böyledir.

Hiçbir müslümanı tevbe ettiği günahtan ayıplamak uygun

olmadığı gibi, kâfirken tevbe edip iman edenlerin de önceki

hallerinden dolayı onları ayıplamak, bu yüzden onlara leke sürmek,

önceki hallerini bahis konusu etmek caiz değildir.

Son söz:

Hepsi Cennetlik olan Eshab-ı kiramın bazısını, herhangi bir

sebeple kötülemek birkaç bakımdan caiz değildir:

1- Eshab-ı kiram Peygamber efendimizin arkadaşları ve

dostlarıdır. Onun dostlarını üzmek, Onu üzmek demektir. Hadis-i

şerifte buyuruldu ki:

(Eshabıma dil uzatmakta Allah’tan korkun! Benden sonra

onları kötü emellerinize alet etmeyin! Onları seven, beni sevdiği

için sever. Beni sevmeyen de onları sevmez. Onları inciten beni

incitmiş olur. Beni inciten de Allahü teâlâyı incitmiş olur.)

[Buhari]

2- Eshab-ı kiram, bizim ölülerimiz olduğu için kötü söz

söylenmez. Çünkü (Ölülerinizi hayırla anın, iyiliklerini söyleyin,

kötülüklerini açıklamayın) hadis-i şerifine aykırı olur. (Tirmizi)

3- Eshab-ı kiramın kusurları olsa bile, söylememek gerekir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Eshabımın kusurları, yanlış hareketleri olacaktır. Allahü

teâlâ, benim hatırım için onların kusurlarını affedecektir.) [İbni

Asakir]

4- Eshab-ı kiramın kusurunu söylemek fayda vermeyeceği gibi,

aksine Cehenneme gitmeye sebep olacağı için susmak gerekir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Eshabım arasında fitne çıkacak, Allahü teâlâ benimle olan

sohbetlerinin hürmetine, fitnelere karışan Eshabımı affedecek,

bunlara dil uzatanlar Cehenneme gidecektir.) [Müslim]

5- Peygamber efendimiz, (Eshabımı kötülemeyin) buyurduğu

için onların hiç birisi hakkında kötü söz söylenmez. Hadis-i şerifte

buyuruldu ki:

(Eshabımı kötüleyenler, Müslümanlıktan ayrılmış olur.)

[Beyheki]

(Eshabımı kötüleyene Allah lanet etsin.) [Taberani, Beyheki,

Hakim]

6- Allahü teâlâ, onlardan razı olduğu ve onların kusurlarını

affettiği ve hepsine Cenneti söz verdiği için kötülemek caiz olmaz.

Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

(Allah onlardan razıdır.) [Tevbe 100]

(Hepsine hüsnayı [Cenneti] vaad ettik.) [Hadid 10]

7- Araf ve Hicr surelerinde (Biz azimüşşan, onların

kalblerindeki gıl ve gışşı nezettik) buyuruluyor. Yani kalblerindeki

kin ve düşmanlık gibi şeyleri kökünden çıkarıp attık. Demek ki, hiçbir

sahabi, başka bir sahabiye haset ve kin beslemez. Çünkü, hepsi

Hakkulyakin mertebesine ulaşmışlardır. Aralarındaki savaşlar

ictihad sebebi ile idi. Her biri, kendi ictihadı ile hareket etmeye

mecbur olduğundan, hiçbiri kötülenemez. Eshab-ı kiramdan birini

kötülemek, (Allah onlardan razıdır) mealindeki âyete inanmamak

olur. (Tathir-ül-cenan)

İmam-ı a’zam, (Eshab-ı kiramın hepsini hayırla anarız) buyurdu.

İmam-ı Şafii ve Ömer bin Abdülaziz de, Eshab-ı kiram arasındaki

savaşlar hakkında (Allahü teâlâ, ellerimizi, bu kanlara bulaşmaktan

koruduğu gibi, biz de, dilimizi tutup, bulaştırmayalım!) buyurdu. (M.

Rabbani c.2, m.96)

İmam-ı Gazali hazretleri de (Dinimizi bize ulaştıran Eshab-ı

kiramdır. Onlardan birini kötülemek, dini yıkmak olur) buyurdu.

(Envar li-amel-il-ebrar)

Allah ve Resulü tehdit ediyor

Sual: Ehl-i beyti ve Eshab-ı kiramı kötüleyenlerin Cehenneme

gideceğini bildiren hadisler için, (Peygamberimiz insanları tehdit

ederek, lanetleyerek bir gerçeği dile getirmez, bunlar hep safsatadır)

deniyor. Bu hususlar âyet ve hadisle sabit değil mi? Âyet ve

hadislere safsata denir mi?

CEVAP

Dinin emirlerine safsata diyen, eğer mümin ise kâfir olur. Diğer

Peygamberler kavmine beddua etmiş ise de bizim Peygamberimiz,

hepsinin helak olması için genel bir beddua etmemiştir. Ama

İslamiyet’i temelinden yıkmaya sebep olabilecek bazı işlerin

sahipleri için beddua ve lanet etmiştir. Mesela bir hadis-i şerif meali:

(Eshabımı kötüleyene Allah lanet etsin.) [Taberani, Beyheki,

Hâkim] (Çünkü Eshab kötülenirse, İslamiyet yıkılır. Dini bize onlar

ulaştırdı, Kur’an-ı kerimi onlar topladı, onlar bastırdı. Onlara itimat

kalmayınca din yıkılır.)

Allahü teâlâ da, gerçekleri dile getirmek için tehdit etmiştir. İşte

birkaç âyet-i kerime meali:

(Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için

çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13]

(Allah’a ve Resulüne karşı gelen, bilsin ki, Allah’ın azabı

çok şiddetlidir.) [Enfal 13]

(Bir mümini kasten [mümin olduğu için] öldürenin cezası,

ebedi Cehennemde kalmaktır. Allah ona gazap etti, onu

lanetledi ve onun için büyük bir azap hazırladı.) [Nisa 93]

(Allah’a verdiği sağlam sözde durmayanlara, akrabalık

bağlarını kesenlere ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlara

lanet olsun, kötü yurt, [Cehennem] onlaradır.) [Rad 25]

Görüldüğü gibi Allahü teâlâ, tehdit ediyor, Cehennemle

korkutuyor, lanet ediyor. Bu âyetlere bir Müslüman safsata diyemez.

Misyoner ajanları safsata derse de, bir değeri olmaz.

İslam âlimlerinin kitaplarında uydurma hadis olmaz; çünkü onlar

uydurma hadis nakletmenin büyük vebalini bilirler. Mesela şu hadis-i

şerif, hadis kitaplarında bulunur:

(Benim ağzımdan yalan konuşmak, başka birinin ağzından

yalan konuşmaya benzemez. Bilerek benim ağzımdan yalan

söyleyen [hadis uyduran] Cehennemdeki yerine hazırlansın.)

[Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace, Hatib]

Resulullahın vârisi olan âlimlerin bildirdikleri hadis-i şeriflerden

bazılarının mealleri şöyledir:

(Âdetler ibadetlere karıştırılır ve Eshabıma dil uzatıldığı

zaman, doğruyu bilenler herkese bildirsin! Doğruyu bilip de,

gücü yettiği halde bildirmeyene lanet olsun.) [Ebu Nuaym,

Deylemi]

(Eshabımı sevmeyen beni sevmiş olamaz. Onları inciten

beni incitmiş olur. Beni inciten de Allahü teâlâyı incitmiş olur.)

[Buhari]

(Allahü teâlâ, bana insanların en iyilerini eshab ve Eshar,

[zevce, kayınpeder, kayınvalide, kayınbirader gibi akraba] olarak

ayırdı. Bunlara sövenlere lanet olsun.) [Hâkim]

(Eshabımı kötüleyenler, Müslümanlıktan ayrılır.) [Beyheki]

(Kıyamette bir idareci, Cehennem köprüsü üzerinde

durdurulur. Köprü şiddetle sarsılarak kemiklerini ayırır. Eğer o,

âdil ise köprüden geçer ve ecri iki misline çıkar. Şayet zâlim ise

köprüden Cehennemin içine düşer.) [Taberani]

(Mehrini vermemek niyetiyle bir kadınla evlenen, zani [zina

eden] olarak ölür. Ödememek niyetiyle, bir şey satın alan da,

hain olarak ölür, hainin yeri de Cehennemdir.) [Taberani]

Bunları bilen bir Müslüman, (Peygamberimiz insanları tehdit

ederek, lanetleyerek bir gerçeği dile getirmez, bunlar hep safsatadır)

diyemez. Derse o kimse, ya maksatlıdır veya cahildir.


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.