DOLAR 18,6443 0.02%
EURO 19,4227 -0.04%
ALTIN 1.051,02-0,01
BITCOIN 3092830,69%
Adana
19°

AÇIK

17:46

AKŞAM'A KALAN SÜRE

Eski Hukukumuza Bakış

Eski Hukukumuza Bakış

ABONE OL
04 Kasım 2022 20:06
Eski Hukukumuza Bakış
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hayat ilişkilerini düzenleyen kurallar hukuktur. Osmanlı Devletinde bu kurallar doğrudan doğruya dinden çıkıyordu. Herhangi bir ilişkiyi düzenlemek için ilk önce kurana bakılırdı. Kuranda bu konuyla ilgili hüküm bulunmazsa peygamberin sözleri yada davranışları araştırılırdı.Burada da bir düzenleme bulunamazsa benzer olayların çözüm biçimine uygun bir yol tutulurdu. Buna kıyas denilirdi. Kıyas yoluyla da bir şey bulunamazsa bütün din bilginlerinin üstünde birleştiği çözüm yolunda karar kılınırdı. Bunun adına icmadır. Kıyas ve icmanın kurana ve hadise uygun olması gerekti. Böylece kuran ve hadis hukuk düzeninin temel yapısını oluşturuyordu.

Devler yönetimine ait kurallar kuran ve hadiste çok azdı. Bu nedenle giderek hükümdarların bu alanı düzenleme yetkisi kabul edildi. Buna Örfi hukuk adı verilir. Bu yolla Osmanlı devletinin ilk zamanların da bazı yenilikler yapılmışsa da devletin niteliği dinselleştikçe örfi hukuk kurallarını da düne uydurmak zorunluluğunda kalınmıştır. Ayrıca kuran ve hadiste bir sorun üzerinde çözüm yolu varsa örfi hukukla bunun dışına çıkılamamıştır.

İslam dünyasında din bilginleri kıyas ve icma yoluyla hatta kuran ve hadisin yorumu dolayısı ile çok farklı hukuk anlayışı biçimlerine ulaşmışlardır. Bu anlayış biçimlerine mezhep denilir. Osmanlı devleti Suni mezheplerin varlığını kabul etmişti. Sunni mezhepler olan Hanefilik, Hambelilik ve Maliliğin hukuk anlayışları hukukta yürürlükteydi. Bir Hanefi Müslüman’la Şafii Müslüman arasındaki anlaşmazlıkta yargıç her iki mezhep’in anlayışına saygılı olmak zorundaydı. Böylece hukuk uygulaması tam bir dağınıklık içinde kalıyordu.

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Cuma Namazı

İslam hukuku ayrıca özellikle şu noktalarda ileri ve Uygur anlayışla bağdaşamıyordu;

Kamu yönetimi bakımından kadına hiçbir hak tanınmamıştı. Kadınlar devlet hizmetinde ne aktif nede pasif biçimde katıla bilirlerdi. Özel hayata ilişkin işlerde de kadın ile erkek arasında tam bir eşitsizlik vardı. Erkek dört kadınla evlene bilirdi. Ayrıca canının istediği kadar cariyede tutabilirdi. Boşanma hakkı yalnız erkeğe tanınmıştı. Miras alanında kız çocuklar erkek çocukların yarısı kadar hak alabilirlerdi. Kadın ekonomik ve toplumsal hayata katılamazdı. Mahkemelerde iki kadın bir erkek tanık yerine geçerdi. Ticaret hukuku alanında pek çok kurumlar düzenlenmediği için ekonomik hayatta boşluklar bulunuyordu.

Ceza hukuku alanında pek çok suç belirtilmemişti. Mevcut cezalarda modern hukuk anlayışıyla bağdaşamıyordu. Belli bir suç ve ceza teorisi de yoktu. Yargılama usuller çok ilkeldi tek kadı mahkemelerin adeta kralıydı. Onları denetleyecek ciddi örgütler yoktu. En önemli delil tanık idi.Bu nedenle parası olan böylece kadıyı kazanan veya yalancı tanıklar tuta bilen herkes haksız olsa da haklı çıkabilirdi.

Yüzlerce düşünür bu derde bir ilaç aramış ama bulamamıştı. Adalet örgütünün böylesine rüşvetçi olması halkı huzursuz ve güvensiz yapıyordu.

İslam hukuku kuralları derli toplu bir durumda da değildi. Dağınık ve sistemsiz bir biçimde binlerce kitap, fetva ve dergi içine serpiştirilmişti. Dürüst bir yargıcın bile istediği hükmü binlerce sayfalık darmadağın olan kitaplarından bulabilmesi zordu. Müslüman olmayan kişiler ise özel hukuk alanında kendi dinsel hukuklarının uygulanmasını istemek hakkına sahiptiler. Onların hukukları cemaatler aracılığıyla uygulanırdı. Kapitülasyonlarla da mahkemelere yalancı uyruklularla ilgili bazı davaların bakılması yetkisi verilmişti. Böylece Osmanlı ülkesinde hukuk birliği bulunmuyordu. Hukuk düzeninin bu aksaklıklarını düzeltmek için II. Mahmut döneminden başlayarak bazı çabalar gösterildi. Tanzimat zamanında örneğin ticaret ve ceza kanunu gibi bazı düzenlemeler batıdan alındı. Yeni kanunlar uygulayacak mahkemeler kuruldu. İslam özel hukukunun dağınık kurallarının bir bölümü toplandı. Buna mecelle adı verilir.Ancak kadın hakları aile hukuku gibi kuran ve hadiste düzenlenen alanlar aynen bırakıldı bunlara el sürmenin dinsel devlette olanağı yoktu.


Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.