Evren kimsenin değil, herkesindir…

Evren kimsenin değil, herkesindir…

Hani bir ‘söylence’ var…

Tanrı aslında başta ‘ölümsüz’ kılmış her şeyi. Ancak ‘ölümsüzlüğün’ doğada dengeyi yok ettiğini görünce bu düşüncesinden vaz geçmiş. Önce dağlara vermiş ‘ölümü’. Dağlardan birini yok olmasıyla, dağda yaşayan ne varsa kuş, böcek, ağaçlar birbirine girmiş! Doğada denge denilen şey yok olma derecesine gelince vaz geçmiş. Sonra denizlere vermiş ‘ölümü’. Denizlerden birinin yok olması, dağın yok olmasından pek de ayrı olmamış! Seller olmuş, kuraklık olmuş, balıklar yüzecek yerler bulamaz olmuş! Tanrı denizin ölümünden de vaz geçmiş… Geriye bir kalmış canlılar; insanlar, hayvanlar. İnsanların arasından ‘en’ sözü geçeni, güçlüyü tok etmiş! Etrafında bulunanlar birkaç gün ‘yas’ tutmuş! Komşularda düğün-dernek kurulu olanlar varmış. Bir yanda ‘sevilen’ bir insanın ölümüne üzülenler, bir yanda düğününde horan tutanlar… Tanrı ‘tamam’ demiş! ‘Artık tüm canlılar ölümlüdür!’

***

‘Tüm canlılar ölümlüdür’ sözünü çok duyarız! Unutturulmaz! Bir de ‘bir bilinmeyenmiş’ gibi, ‘bilinmezlik’ gibi; üstüne bastıra bastıra anlatılır! Evet, ‘tüm canlılar ölümlüdür’. Canlı derken; dünle yarın arasında değişime uğrayan, büyüyen-bükülen her şey düşünülebilmeli ama. Doğan bir bebe, kuluçkadaki civciv, saksıdaki karanfil… ‘Hep ölümlüdür!’

Bunun bende en çok tedirginlik uyandıran yanı da ‘bu olguyu’ en çok gündeme getiren, yurttaşın şakağına değdiren, unutturmayanlar kimdir biliyor musunuz? İktidarlar, egemenler, koltuktakiler, demoklesin kılıcı gücünde olanlar, ‘adam’lılar, sistemi belirleyenler… Ya ‘tüm canlılar ölümlüdür’ dedikleri kimler? Yoksullar, işsizler, asgari ücretliler, el açanlar, eğitimsizler, yazgıcılar, biatçiler, şükürcüler… Nüfusun yüzde yirmiyi geçmeyen çoğunluğu, ‘tüm canlılar ölümlüdür’ tümcesini salt kalan yüzde seksene uygun görürler! Nüfusun yüzde sekseni ‘ölümü’ tadarken, dünyanın tüm ergileri yüzde yirmiye kalacak!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SEN DÖNÜNCEYE KADAR!

***

Nüfusun yüzde yirmisi desem de, sayıyı istediğinizce aşağılara çekmeniz olası; onsekiz, onbeş, on, sekiz, beş… Pazarı bilmezler, maden ocağının ‘fıtratını’ bilmezler, sokağı bilmezler, işsizliği bilmezler, mutfak kaygısını bilmezler, yarınsızlığı bilmezler, üretimi bilmezler, toprağın tavını bilmezler, güneşin üretimdeki yerini bilmezler, tohumu bilmezler, birlikte gülebilmeyi bilmezler, paylaşmayı bilmezler…

İşin içine ‘yurt sevgisi’ girdiğinde, çocuklarını göndermedikleri ‘askerlik‘ görevinin ‘bir numaralı’ savunucuları olurlar. Ülkedeki eğitimi, adaleti, ekonomiyi ‘öve öve’ göklere çıkarmalarına karşın; çocuklarını yurtdışında eğitirler, yurtdışında yaşamalarını isterler, yurtdışında yaşama atılmalarını isterler…

Ülkenin sınırlarında, maden ocaklarında, inşaatlarında ‘canları pahasına’ yaptıkları işlerde yaşanan tüm ‘kazalar’, tüm ‘ölümler’, tüm ‘yok oluşlar’, tüm ‘bitişler’ yaptıkları işin ‘fıtratından’ sayılan sonuçla karşılaştıklarında, yetkili ağızların hep birden söylediği nakarat: tüm canlılar ölümlüdür!

***

Dün sonuçlanan CHP kurultayının ardından ‘tüm canlılar ölümlüdür’ tümcesi öyle çok belleğimden geçti ki. Kimi zaman ‘bu ne ilişki’ dememe bile neden oldu! Şunu unutmamak gerek: CHP’de bugün yapılan tartışmaları ‘bölünmüşlük, parçalanmışlık’ olarak görme-düşünme durumu doğru olmaz! Artık tüm partiler, CHP’nin başka partilere benzemeyen bu durumunu öğrenmiş olması gerekir. Buradaki tartışma-kavga her ne denli Kılıçdaroğlu-İnce biçiminde gösterilmeye çalışılmış olsa da; bu baştanbaşa sistem üzerine kurgulu. Kılıçdaroğlu’nun temizliğine, dürüstlüğüne ‘kimsenin’ diyeceği, ya da dediği yok! Kurultay sürecinde ‘sistemden’ kaynaklı yaşanan anti-demokratik uygulamalara yönelik bir tartışma!

Bunun içi nasıl doldurulur, nasıl çözüm yolları aranır, yaşanan çelişkiler nasıl daha aza indirgenir; bunların tamamı tartışarak, anlatılarak çözülecek konular! Öyle bir sistem düşünün ki; yaptıkları tüm yanlışlara karşın, kurumlarının başında kalmaları için hiçbir engel olmasın! Yanlışlarına karşın, kurum başında güç kazansın! Öte yandan kurumun ‘zarara’ uğradığını söyleyenlerin engellendiği bir sistemin yasal geçerliliği olsun! İşte CHP, işte diğer partiler! Ancak konu salt CHP’de tartışma alanı bulabiliyor!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Enbiya Suresi 96'daki Yecüc Mecüc Nedir?

***

‘Tüm canlılar ölümlüdür’ tümcesinin burada bende uyandırdığı ‘ölümün’ salt sistemden zarar görene değil, sisteme zarar verenlerin de yaşayacakları bir olgu oluşu! Kurultayla CHP’de yaşananlar, ülkemizdeki diğer partilerin ‘kabullenemediği’ tartışma ortamı bu olgunun yansımasıdır. Hiç kimsenin partililiği ile, hiç kimsenin yurtsevgisi ile, ulusallığı ile uğraşmanın ‘dürüstçe’ olmadığını düşünürken; herkesin de ‘olması gerekli’ yeri iyi bilmesi, gerektiği kanısındayım! Herkes ‘ölümlü’ olduğunu, CHP içinde yaşananların sisteme özgü olduğunu diğer partiler de bilmeli.

Evren kimsenin değil; herkesindir…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın