Ey muhalefet!

Ey muhalefet!

Öncelikle AKP teşkilatını özverili seçim çalışmalarından ve kazandıkları seçim başarısından ötürü kutluyorum. Çünkü bunu hak ettiler.

Muhalefet partilerinde bir ekip çalışması yoktu; daha doğrusu ekip yoktu gördüğüm kadarıyla. Ben kendi sokağımdan örnek vereyim. Bizim sokakta atmış civarında hane, yüz kırk civarında seçmen var. Bir Allahın kulu CHP’li görmedim bizim sokakta.

MHP’de durum daha da acı. Ülkü ocakları başkan yardımcısı bizim sokakta oturuyormuş. Onu da tesadüf öğrendim. Bırakın bir kapı çalmayı, yüzünü çok ender görüyoruz muhteremin. Seçimden bir gün önce sayın Ali Halaman lütfettiler sokağımıza sadece. O da bir taziye çadırı bulunması hasebiyle oldu sanırım.

AKP ise seçimden üç ay öncesinden gayri resmi yayın organı “Star” gazetesini ev ev bedava dağıtarak çalışmasına başladı. Bizim sokaktan sorumlu belediye encümeni haftada bir toplantısını yapıyordu. Raporlar günlük bu kişiye ulaşıyordu. Yıllardır MHP’ye oy veren amcalar oyunu AKP’ye verdiği gibi, bir partili gibi de çalıştılar kendilerince. Çünkü, vatandaş adam yerine konmak istiyor, isteğini, ihtiyacını karşılayabilecek bir muhatap olsun istiyor.

Sadece milletvekili adaylarının çalışmasıyla seçim kazanılmaz.

“Yüce divana göndereceğim.”

“Dişlerini sökeceğim.”

Laflarıyla yol alınmaz. Erdoğan’ı sevmiyorum ama ben şahsen bu sözleri duydukça yüzüm kızarıyordu. En büyük yüce divan milletin vicdanıdır. Sandıktır. Göm gömebiliyorsan milletin vicdanına.



Muhalefet liderlerinin öncelikle kendilerine birden fazla imaj danışmanı seçmeleri ve teşkilatlarını çağın şartlarına uygun hale getirmeleri gerekir. Teşkilatların mali yapısını güçlendirmesi gerekir. Bu konuda AKP maça hep 2-0 önde başlıyor. Ne yapıp yapıp bu konuyu çözmeniz gerek. Deniz feneri mi, el feneri mi, gaz lambası mı, mum ışığı mı, bir ışık bulmanız şart kardeşim. Durum onu gösteriyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  “Her şey” iyice anlatılmış olsa…

Bir de benim gözlemlediğim kadarıyla muhalefet partileri hızlı çıkış yapıyor; ama sonunu getiremiyor. Kozan İsmet Atlı Şehir Stadyumunun yerine koşu meydanı derlerdi. Burada at yarışları yapılırdı. Bu yarışlarda merhum Kemal Aktaş’ın atı da yarışırmış. Kemal Aktaş’ın atı müthiş bir çıkış yapar uzun süre önde gidermiş. Fakat yarışı gerilerde tamamlarmış. Bu durum yöremizde “Kemal Aktaş’ın atı gibi” diye bir deyim olmuş. İşte muhalefet partilerimizde böyle.  Hızlı çıkıyorlar, sonunu getiremiyorlar.

AKP sabırla, dantel örer gibi, nakış nakış örüyor ağlarını. Elinde bulunan tüm imkanları  sonuna kadar kullanıyor. Maçı uzatmalarda dahil son saniyesine kadar bırakmıyor.

Ey muhalefet!

Bir şey bilmiyorsan komşun ne yapıyorsa onu yap.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın