Fener ışığında özgürlük!..

Fener ışığında özgürlük!..

Bak ne güzel Zahid Akman özgür, Zekeriya Karaman özgür, Mustafa Çelik özgür, İsmail Karahan özgür, İzzet Kurum özgür, Ali Solak özgür.

Ve işte Muzaffer Şafak ve Harun Kapuyoldaş’da özgür. Kimse kalmadı içeride. Işığı gören geldi. Fener ışığından faydalananlar hep özgür.

Öteki beyler ne yapmışlar?

Laf salatası. “Lafla karın doymaz” demiş atalar.

Toplanmışlar cumhuriyeti kurtaracaklar. Laf, laf, laf…

Laf salatası yerine yağlı dürüm yeseydin önce kendini kurtarır, sonrada cumhuriyeti kurtarırdın. Düştün mü dara eline bir fener alır aydınlığı bulurdun beyim.

Bu zatlar yağlı dürüm yemek yerine laf salatası ile karın doyurmaya çalışmışlar. Planlar yapmışlar, proğramlar yapmışlar, bakmışlar bir sonuç çıkmayacak kimi emekli olmuş, kimi yurt dışı görevine gitmiş.

Geride kalan salatacılar da yazılı ve yıllık ödev kağıtlarını arşiv süresini doldurması için çuvallara koyup okul idaresine teslim etmişler.

Şimdi bizde kaba bir tabir var. Çok af buyurun; “Şey edilmemiş şeyin davası olmaz” derler. (Anlayan anladı onu.) Bu işte öyle bir şey. Şey, şey edilmemiş ama, edilmemiş şeyin davası devam ediyor.

Bak şu düzene ya!..

Hayır hasenat için kurulmuş bir kurum adına milyonlarca lira para topla; bu parayı sözde fakir fukaraya, garip gurabaya dağıtmış gibi gider makbuzu kes, bir valize doldur “Al ağam bu da senin hakkın, şirket kur, TV kur, gazete kur yuvarlan git” diye babalara teslim et. Onlar da babalar gibi götürsünler.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  MECLİSİN RENGİ TURUNCU MU?

Dara düştüğünde fener ışığını yak. Her taraf aydınlık olur.

Bu fener sihirli fener. Alaaddinin lambası gibi aynı. Elini fenere sürttüğünde içinden köstebek çıkar, pardon cin çıkar. Çıkan cin çekemeyenleri çarpar. Çekenler ise bunun vebalini öteki dünyada nasıl çekerler bilemem.

Adam kırk bir milyon avroyu, yani eski parayla yüz trilyonu götürmüş. (Bunu ben demiyorum, beraber götürenlerin alman mahkemesindeki ifadesi.) Asrın yolsuzluk davası diye kayıtlara geçmiş. Bizimkiler ne yapmışlar? Ne olur ne olmaz deyip, Dernekler Kanununu değiştirmişler. Anayasayı (yargı kurumları ağırlıklı) değiştirmişler.



Niye mi?

Ya fener delinir de gazı akarsa diye!

Göz boyamak ve olası tehlikelere karşı set çekmek için tabi.

Bu millet dört yıldır çok göz altı ve tutuklamalar gördü. Gecenin köründe, üstüne çullanılarak, iki eli arkadan kelepçeli, kollarında da iki polis.  Fenerciler ise itina ile göz altına alındılar, itina ile tutuklandılar, bakanlarca, vekillerce yoklandılar durdular cezaevinde.

Göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçti koca üç ay.  Bitlis Güroymak’ta 5 polis şehit. Çukurca baskını 24 mehmetçik şehit. Hakkari’de mayın pususu 3 asker şehit…

Millet sokaklara dökülmüş, gözü Türk bayrağından başka bir şey görmüyor.

Hele yakın şu feneri yolumuz ışısın. Yeter, üç aydır susuyoruz.

Önce altısı, sonrada ikisi serbest bırakıldı ve Türkiye cezaevlerinde Deniz Feneri tutuklusu veya hükümlüsü yok artık. Adamcağızların günahını almışlar boş yere.

“Peki yüz trilyon nerede” diyeceksiniz. Suya düştü. Su nerede? İnek içti. İnek nerede? Dağa kaçtı. Dağ nerede? Van’da deprem oldu, toprak yandı bitti kül oldu…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  ORHUN ABİDELERİ

Sayın başbakanımın kulaklarını çınlatmadan geçemeyeceğim.  Ne diyordu sayın başbakanım?

“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın