Festivale bir yıldan az zaman kaldı…

Festivale bir yıldan az zaman kaldı…

Adana Altın Koza Film Festivali, ellinci yılında yirmialtıncı kez düzenlendi.

Haberleri günler öncesinden İstanbul’dan servis edilip, Adana’yı sanal ortamlar üzerinde gözlemleyen “düzenleyicilerin” Adanalıyı tanımadan-bilmeden “etkinliğin” içine çekmek istemeleri sonuç vermedi!

Ne basına yaptıkları toplantıda, ne öncesinde yaptıkları konuşmalarda, ne de sonrasındaki açıklamalarında “festival-basın” buluşmasını sağlayacak adımlar atılamadı!

Uluslararası düzeyde olduğu savıyla gündemde yer alan festival, ne yazık ki kent içerisinde, kentlinin yüreğinde-belleğinde iz bırakmadı!

Cılız, iğdiş, salpaydı…

***

Her nerede olursa-olsun, “festival-şenlik” denilince “o bölgenin” hep izlerini ararım nedense…

Adana’nın-Çukurova’nın izini taşımadıktan

Adana’nın-Çukurova’nın yaşamına ışık tutmadıktan,

Adana’dan-Çukurova’dan yeni yüzler çıkarmadıktan,

Adana’ya-Çukurova’ya kazandırmadıktan,

Adanalıyı-Çukurovalıyı sevindirmedikten sonra ne işe yarar ki “festival ya da şenlik” etkinlikleri?

Adana dışından “tanıtımcıların”, Adana dışından yapıtları sergiledikleri, Adana dışından konukları ağırladıkları, Adana dışından gelenlerin eğlendikleri, Adana dışından gelenlerin ödüllendirildikleri…

Ancak “harcamasını” Adanalının yaptığı etkinlik!



***

Şunu düşünüyorum:

Son üç yılda, kadın-erkek sanatçıları bir yana bırakalım; “yılın filmi” olarak ödül alan isimleri söylenmeniz istense sayabilir misiniz?

Üç gün biten festivalin,

Geçen yıl yapılan festivalin,

Bir önceki yılın “filmi”…

Yazına, sanata sıcak bakışıma karşın “apışıp” kalırdım ben!

Bu neye benzer…

Öğretmen, hem “müfredattaki” konuyu öğrenciye öğretemez, hem de “öğrenci öğrenemedi” diye cezalandırır ya; sanki kendinin hiç suçu yokmuş, sanki öğretmeye odaklanmış, sanki öğrencinin öğrenmesini istemiş gibi…

Adanalının belleğinde, son üç yılda “en iyi film ödülü” alan yapıtlar yoksa eğer…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Zümer Suresi'nde Anayasa, Türkiye ve Tek Adam

Oysa ilk ödülün “Kuyu’ya” verilmesi öyle yer etmiş ki bellekte…

Başka söze gerek var mı?

***

Yaşamın her evresinde “süreç” aynı biçimde işliyor!

Yapılması gerekenler, üleşilmesi gerekenler, bilinmesi gerekenler ne denli “çokluğa” yayılırsa; o denli önem kazanıyor, o denli yarar sağlıyor, o denli gelecek için umut veriyor!

Siz gördünüz mü bilmiyorum, 75. Yıl Sanat Galeri’sinde Altın Koza fotoğraf sergisi vardı. Sergi salonuna varanların tamamının ilgilendiği, bakarken değişik açılardan bakmayı denediği, uzun süre incelediği bir fotoğraf vardı…

Bilal İnci, Fatma Girik, Yılmaz Güney… Bir duvara dayanıp yere çökmüşler. Önlerinde aldıkları ödüller. Aralarında “bir konu” tartışıyorlar içtenlikleriyle…

O fotoğrafa bende uzun süre baktım.

Başkan Karalar’ın, basın toplantısında anımsattığı “çocukluğumuzda Adana sinemanın “piarıydı”, film Adana’da beğenilmişse tüm yurtta da beğenilir biçiminde yorumlanırdı” tümcesindeki “önemli vurgunun” o fotoğrafta izleri vardı; bu yıllara dek uzanan…

***

Festival birkaç gün önce bitti de, gelecek yıl yapılacak güne “bir yıldan az” zaman kaldığı unutulmamalı…

Adana’da sanat,

Adana’da tarih,

Adana’da sanatçı,

Adana’da yönlendirici olabilecek “öyle” çok isim bulmak olası ki…

Etkinlikleri Adanalıya “yayma” ödevi üstlenecek, hakkıyla bu işin üstesinden gelebilecek “öyle” çok isim…

Bunu yapabilen yerel yönetimler var; başta İzmir…

Gerek fuar öncesinde, gerek fuar sürecinde, gerekse sonrasında öylesine “başarılı” tanıtımlar yaptılar, bunu İzmirli ile öyle sıcak biçimde yaşadılar ki;

Gönderdikleri bültenlerden, bültenlere ekledikleri fotoğraflardan bunları görmek olası…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  ORHUN ABİDELERİ

Yapılan eksiklere-yanlışlara “kızmamak” için, unutmayalım;

Yirmiyedinci Adana Altın Koza Film Festivali’ne bir yıldan az zaman kaldı…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın