DOLAR 16,1050 1.12%
EURO 17,2738 1.35%
ALTIN 961,851,40
BITCOIN 471048-2,31%
Adana
26°

PARÇALI AZ BULUTLU

17:03

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Gafletten Kurtulmak Nasıl Olur
66 okunma

Gafletten Kurtulmak Nasıl Olur

ABONE OL
15 Kasım 2014 14:53
Gafletten Kurtulmak Nasıl Olur
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gafletten Kurtulmak Nasıl Olur

Sual: Gaflet nedir? Gafletten kurtulmak nasıl olur?

CEVAP

Dini kelimelerin sözlük manasına değil, ıstılah manasına

bakmak gerekir. Gaflet, Allahü teâlâyı unutmak demektir. Her ne

şekilde olursa olsun, Allahü teâlâyı hatırlamak ise gafletten

kurtulmak olur. Dinin emirlerini gözeterek yapılan bütün işler, alış

verişler, yiyip içmeler, gafletten kurtulmak ve Allahü teâlâyı

hatırlamak demektir.

Evine, camiye rastgele sağ ayakla giren kimse, gafletle girdiği

için sevap alamaz. Sünnet olduğunu düşünerek sağ ayakla girerse

sevap alır. Bunun için gafleti yenmeye çalışmalıdır! Kur’an-ı kerimde

mealen (Gafillerden olma) buyuruluyor. (Araf 205)

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:

(Gaflet üzere uyuyan, Kıyamette öyle dirilir. O halde

kendinizi Allahü teâlâyı anarak uyumaya alıştırın!) [Deylemi]

(Gafiller arasında Allahü teâlâyı anan, kuru çalılar

arasındaki yeşil ağaç gibidir.) [Ebu Nuaym]

(Gafil olduğu halde, gafletinden habersiz kimseye şaşılır.

Şu kişiye de şaşılır ki ölüm onun peşinde iken, o dünyanın

peşinde koşar. Rabbi kendinden hoşnut olup olmadığını

bilmeden kahkaha ile gülene de şaşılır.) [Ebu Nuaym]

Gafletin sonu pişmanlıktır. Gaflet, nimeti yok eder, hizmetleri

engeller. Gaflet uykusunun sonu, sonsuz pişmanlık olabilir.

Salihlerden biri, hocasını rüyada görüp sual eder:

– Kıyamette en büyük pişmanlık nedir?

Hocası buyurur ki:

– Gafletin neticesi olan pişmanlık…

Zünnun-i Mısri hazretlerini rüyada görüp sual ederler:

– Vefatından sonra sana ne yaptılar?

– Allahü teâlâ bana buyurdu ki:

(Beni sevdiğini söylerdin; fakat benden gafil olurdun. Bu

ise yalancılıktır.)

Zünnun-i Mısri hazretlerine böyle denirse, bizlere ne

söylenmez? Yine rüyada görülen birçok kimse, dünyada gaflet

içinde yaşadığını söyler. Bunun için hadis-i şerifte (İnsanlar

uykudadır, ölünce uyanırlar) buyurulmaktadır. Ölmeden önce

uyanmak gerekir. İş işten geçtikten sonra uyanmak faydasızdır.

Azrail aleyhisselamla kardeş gibi görüşen Yakub aleyhisselam

dedi ki:

– Senden bir ricada bulunacağım. Ecelim yaklaşınca bana

önceden haber ver!

– Sana iki-üç haberci gönderirim.

Bir müddet sonra Azrail aleyhisselam yine gelir. Yakub

aleyhisselam sual eder:

– Ziyaretime mi geldin?

– Hayır, canını almaya geldim.

– Nasıl olur, hani bana iki-üç haberci gönderecektin?

– Sana üç haberci gelmedi mi? Saçların siyahken ağarmadı mı?

Vücudun kuvvetli iken zayıflamadı mı? Dimdik dururken şimdi belin

bükülmedi mi?

Haberci istiyorsak çoktur. Her gün çeşitli sebeplerle ölenlere

veya mezarlara bakmak kâfidir. Muhakkak olacak şeyi oldu bilmek

gerekir! Ölüm muhakkaktır. Azrail aleyhisselam geldiği zaman,

hazırım diyebilmelidir.

Şakik-i Belhi hazretleri buyuruyor ki:

(İnsanlar üç şey söylerler. Fiilleriyle ona muhalefet ederler.

1- Biz kuluz derler, fakat şef gibi yaşarlar.

2- Allah bizim rızkımıza kefildir derler. Fakat kalblerini rızık

kazanmakla meşgul ederler.

3- Elbet biz de öleceğiz derler. Fakat hiç ölmeyecekmiş gibi

dünyaya sarılırlar.)

Adamın biri çuvalı kaybeder, arar bulamaz. Namaza durunca

hatırlar. Kölesi adama, (Sen namaz kılmıyor, çuval mı

arıyordun?) der. Adam köleyi ikazından dolayı azat eder. Her işi

gafletten uzak yapmaya çalışmalıdır!

Gaflete sebep olanlar

İnsanların gaflete, hatta günaha, isyana, küfre dalması çeşitli

sebepler yüzünden olur. Bunlar insandan insana değişmekle

beraber, cehalet, kibir, dostunu düşmanını tasnif edememesi genel

olup, bunların başında gelir. İnsanın gafletine sebep olan çok şey

varsa da üçü önemlidir:

1- İnsanı tanımamak, yaratılış gayesini bilmemek

2- İşlerin sebeplerle yaratıldığını bilmemek

3- Ölümü unutmak.

1- İnsanı tanımamak, yaratılış gayesini bilmemek

İnsan, niçin yaratıldığını ve başına gelecekleri bilip unutmasa,

gaflete düşebilir veya kibirlenebilir mi? Rabbine isyan edebilir mi?

Demek ki insan yaratılış gayesini düşünmüyor. Eğer insanlar

istenildiği gibi düşünebilseydi, Kur’an-ı kerimde sık sık, (Hiç

düşünmüyor musunuz?) diye ikaz edilir miydi?

Bir insan bir alet, bir makine yapınca, bunun nasıl ve nerelerde

kullanılacağına dair bir tarif namesi hazırlanır. Tarif name ile de

anlaşılması zor ise, kullanması için kurslar açar. Bir makine yanlış

kullanılırsa, elden çıkar. Her şeyin yaratıcısı olan cenab-ı Allah da,

insan denilen bu muazzam makineyi yaratıp başıboş bırakmayıp

(Sizi boş yere yarattığımızı mı sandınız?) buyurmuştur. Ne

yapması gerektiğini, Peygamberleri vasıtası ile kitaplar göndererek

bildirmiştir.

Ne olduğunu, kim olduğunu, saadet ve felaketinin nelerde

olduğunu bilmeyen, öldükten sonra başına gelecekleri düşünmeyen

kimse akıllı olamaz. Allahü teâlâ, (Ben cin ve insanları ancak [beni

tanısınlar] bana kulluk, ibadet etsinler diye yarattım) buyuruyor.

(Zariyat 56)

O halde insan kul olduğunu bilip, kulluk görevlerini yerine

getirmelidir.

2- İşlerin sebeplerle yaratıldığını bilmemek

Allahü teâlâ her şeyi sebeplerle yaratmaktadır. Kudretini

sebepler arkasında gizlemiştir. Âdet-i ilahi böyledir. Ancak bu âdetini

bazen bozar, sebepsiz de yaratır. Bunu sevdiklerinin hatırı için

yapar. İnsan çalışır kazanır, benim malım der, ben kazandım der.

Bunun gibi kendisindeki her nimete, her başarıya (benim) der,

(benim başarım, benim kabiliyetim, benim ilmim…vs) der ve nankör

olur.

Dertlerin, belaların gelmesine sebep günah işlemektir. Kur’an-ı

kerimde mealen buyuruluyor ki:

(Size gelen musibet, kendi ellerinizle işlediğiniz [günahlar]

yüzündendir.) [Şura 30]

(Sana gelen her iyilik, Allah’ın [bir ihsanı, bir nimeti olarak]

gelmekte, her kötülük de [günahlarına karşılık olarak] kendinden

gelmektedir. [Hepsini yaratan Allahü teâlâdır.][Nisa 79]

Peygamberlere ve diğer büyük zatlara ise bela, onların

derecelerinin yükselmesi için gelir.

Tevekkülü ihmal etmemeli. Tevekkül, dinimizin bildirdiği

sebeplere yapıştıktan sonra neticeyi sebeplerden değil, sebepleri

yaratandan beklemektir. (Bir işe başladığın zaman, Allah’a

tevekkül et, Ona güven) âyeti, tevekkül ile beraber azmederek

çalışmak gerektiğini gösteriyor. (Al-i imran 159)

3- Ölümü unutmak

Dünya hayatı rüya gibidir. Ölünce rüya bitecek, hakiki hayat

başlayacaktır. Hadis-i şerifte, (İnsanlar uykudadır, ölünce

uyanırlar) buyuruldu. Ölmeden önce uyanmak gerekir. Peygamber

efendimiz, (Şu kişiye şaşılır ki, o dünyanın peşinde, ölüm de

onun peşindedir) buyurdu. O halde, (Nasihat olarak ölüm yeter)

hadis-i şerifini düşünerek ölenlerden ibret almaya çalışmalıdır.

Genelde çok yaşamayı istemek, dünya zevklerine düşkün

olmak, ölümü unutmak, sıhhat ve gençliğe aldanmaktan ileri gelir.

Böyle kimsenin kalbi katı olur, ibadetleri vaktinde yapmaz, tevbeyi

geciktirir, nasihat tesir etmez, ölümü unutur, hatırına bile gelmez.

Hep dünya malına ve makamına kavuşmak için ömrünü harcar.

Ahireti unutur, dünyanın faydasız zevk ve sefasını düşünür.

Bunlardan kurtulmak için ölümün her an gelebileceğini düşünmeli,

sıhhatin, gençliğin ölüme mani olmadığını unutmamalı.

Çok kıymetli nasihatler

Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki:

Fırsat ganimettir. Ömrün tamamını faydasız işlerle telef

etmemeli, Hak teâlânın rızasına uygun şeylere harcamalı! Beş vakit

namazı, tadil-i erkan ile ve cemaat ile kılmalı, teheccüd namazını

elden kaçırmamalı, seher vakitlerini istiğfarsız geçirmemeli, gaflet

uykusuna dalmamalı, ölümü düşünmeli, ahiret hallerini gözetmeli,

fani dünyanın haram olan işlerinden yüz çevirip, baki olan ahiret

işlerine dönmeli. Dünya işleri ile zaruret miktarı uğraşmalı, diğer

vakitlerde, ahireti imar etmekle meşgul olmalıdır. Sözün kısası,

Allah’tan gayrı şeylerin sevgisinden korunmalı ve bedeni dinin

hükümlerine uymakla süslemeli, onunla meşgul olmalıdır. İş budur,

bundan gayrısı hiçtir.

Abdül Kuddüs hazretleri de buyuruyor ki:

Vaktin kıymetini bil! Gece gündüz ilim öğrenmeye çalış! Her

zaman abdestli bulun! Beş vakit namazı, sünnetleri ile ve tadil-i

erkan ile, huzur ve huşu ile kılmaya çalış! Bunları yapınca, dünyada

ve ahirette, sayısız nimetlere kavuşursun. İlim öğrenmek, ibadet

içindir. Kıyamette, işten sorulacak, çok ilim öğrendin mi diye

sorulmayacaktır. İş ve ibadet de, ihlas elde etmek içindir. İhlas da,

hakiki mabud ve kayıtsız, şartsız var olan sevgiliyi [Allahü teâlâyı]

sevmek içindir.

İbrahim-i Edhem hazretleri buyuruyor ki:

1- Günah işleyeceksen, Allah’ın verdiği rızkı yeme! Rızkını yiyip

de, Ona isyan edilir mi?

2- Günah işleyeceğin zaman, mülkünden çık! Onun mülkünde

Ona isyan edilir mi?

3- Günah işlerken Onun görmediği bir yerde işle! Onun

mülkünde, rızkını yiyip, gördüğü yerde günah işlenir mi?

4- Can alıcı melek, ruhunu almaya gelince, bir müddet izin

isteyebilir veya o meleği kovabilir misin? O zaman hemen tevbe et!

Çünkü o melek ani gelir.

5- Mezarda, melekler, sual sorunca, (beni imtihan etmeyin)

diyerek onları kovabilir misin? Öyle ise, şimdiden onlara cevap

hazırla!

6- Kıyamette (Günahkârlar Cehenneme…) dendiği zaman,

ben gitmem diyebilir misin?

Allahü teâlâ, (Ey kullarım! Benden isteyin! Kabul eder,

veririm) buyuruyor. Ama verilmeyenler de oluyor. Çünkü Ona dua

eder, ama itaat etmezler. Peygamberini tanır, Ona uymazlar. Kur’anı

okur, gösterdiği yolda gitmezler. Nimetlerinden faydalanır ama

şükretmezler. Cennetin, ibadet edenler için olduğunu bilir, hazırlıkta

bulunmazlar. Cehennemi, asiler için yarattığını bilir, ondan

sakınmazlar. Ecdadının ne olduklarını görür, ibret almazlar. Kendi

ayıplarına bakmayıp, başkalarının ayıplarını araştırırlar. Böyle

kimseler, üzerlerine taş yağmadığına, yere batmadıklarına

şükretsin! Dualarının neticesi, yalnız bu olursa, yetmez mi?

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

Ölmek felaket değil, öldükten sonra başa gelecekleri

düşünmemek felakettir. Mezhepsizlik ilhaddır. Ehl-i sünnet

âlimlerine uyanlara müjdeler olsun.

İmam-ı Rabbani hazretleri yine buyuruyor ki:

Bu zamanınız fırsattır. Fırsat da, büyük nimettir. Sıhhat ile ve

üzüntüsüz geçen vakitler, bulunmaz ganimettir. Her saati Allahü

teâlâyı zikretmek ile geçirmelidir. Resulullahın bildirdiğine uygun

olan her iş, hatta alış-veriş bile zikir olur. O halde, her hareketin, her

duruşun, Resulullahın bildirdiğine uygun olması gerekir. Böylece,

hepsi zikir olur. Zikir demek, gafletten uzaklaşmak, yani, Allahü

teâlâyı hatırlamaktır. İnsan her hareketinde, her işinde, Allahü

teâlânın emrini ve yasağını gözetince, emir ve yasakların sahibini

unutmaktan kurtulur ve daima zikretmiş olur.

Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:

(Yemeği Allah’ın zikri ile [İbadet ederek ve Allah yolunda

çalışarak] eritin. Yer yemez yatmayın; kalbiniz katılaşır.) [Ebu

Nuaym]

Haramlardan ve şüpheli şeylerden kaçarak helal kazanmalıdır.

Ahir zamanda bunlara dikkat eden az bulunur. Hadis-i şerifte

buyuruldu ki:

(Ahir zamanda, helal para ile kendisine itimat edilen

arkadaş az bulunur.) [İ. Asakir]

Dine hizmet çok sevaptır. Bunu herkes gücü nispetinde yapar.

Öğrendiği güzel bir sözü başkasına duyurmak bile sevaptır. Hadis-i

şeriflerde buyuruldu ki:

(Duyduğu hak sözü, bir müslüman kardeşine söylemek ne

güzel hediyedir.) [Taberani]

(Allah indinde en iyi kul, insanlara en çok nasihat edendir.)

[İ. Ahmed]


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.