DOLAR 18,6373 -0.01%
EURO 19,6312 0.01%
ALTIN 1.075,31-0,47
BITCOIN %
Adana
17°

AZ BULUTLU

06:31

İMSAK'A KALAN SÜRE

Gazete ve Gazetecilik

Gazete ve Gazetecilik

ABONE OL
25 Kasım 2022 12:48
Gazete ve Gazetecilik
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SELMA ERDAL

Gazete ve gazetecilik; yalnızca haber iletmenin dışında, toplumsal sorumluluk bilincini gerektiren kavramlardır. Her şeyden önce boyalı resimlerin ve çarpıcı yazıların halka sunumuyla; kavramların içeriği doldurulamaz, varoluş, ortaya çıkış nedenleri açıklanamaz. Bu durumda olsa, olsa azgelişmiş ülkelere özgü bir durumdan, daha açık bir anlatımla gazeteciliğin olumsuz işlevlerinden söz edilebilir.

İyi niyetli bir yaklaşımla gazete; bir okuldur, halkı yönlendirmede gazetecinin de göreceği işlev göz ardı edilemez. Çünkü gazeteci; gazeteyi, sıradan bir kağıt parçası olmaktan çıkarıp, yaşayan bir varlığa dönüştüren, ona can veren gerçek bir kişidir, sorumlusudur, bir bakıma gazetenin tüzel kişiliğine can veren ruhudur. Bu bağlamda gazete ve gazetecilik olgusunun toplumsal iki işlevine değinmek yerinde olacaktır. Bunlardan biri demokrasilerdeki baskı gurubu olarak işlevi, diğeri de kentleşme açısından gördüğü işlev…

Totaliter (bütüncül, baskıcı) sistemlerin giderek çöktüğü ve ulusların demokrasi için savaş verdiği günümüzde gazetecilik ya da bir başka deyişle basın organlarının sorumluluğu tartışmasız çok önemlidir. Demokrasilerde, demokrasinin gereği var olan baskı guruplarını anımsarsak; bilindiği gibi bunlar siyasi partiler, sendikalar, sanayi ve meslek odaları ile birlikte basın ve yayın organlarıdır. Bu bağlamda basın; toplumun siyasal olarak bilgilendirilmesinde ne denli özenli, özgür ve eleştiri yapabilme olanaklarına kavuşmuşsa, o toplumda demokrasi vardır diyebiliriz. Basın denetim altında, toplumun haber alma olanakları engellenmiş, tartışma olanağından yoksun bırakılmışsa, o toplumda demokrasi yalnızca düşsel bir kavramdır. Bu nedenle basının kamuoyunu yönlendirmede; bir baskı gurubu olarak işlevini gereğince yerine getirebilmesi, kuşkusuz gazetecilik mesleğine gönül ve emek verenlerin kişilikleri ve de düşünsel yapılanmalarıyla doğru orantılıdır.

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin

Örneğin gelişmiş bir beynin ürettikleri; toplumun gelişmesinde kesinlikle etkili olacaktır. Bu nedenle gazetecinin yalnızca iyi niyetli olmasının yanında, kendini sürekli eğiten ve yenileyen bir yapıda olması gerekmektedir ki kitleleri etkileyebilsin, bilinçlendirebilsin, aydınlatabilsin.

Ünlü düşünür Voltaire’in dediği gibi; okulda okuduklarıyla yetinenler, mürebbiyeleriyle konuşan çocuklara benzerler. Çünkü halk; kitle psikolojisinin varsayımları doğrultusunda gerçekten de kendine ne verilirse, onu alır, ondan etkilenir ve uygular. İyi örneklerin, kötü alışkanlıkları bozacağı varsayımıyla da bir toplumun eğitim düzeyi düşük olsa bile; gazete bir okul gibi kullanılarak, halkın eğitimini gelişmesini sağlayabilir. İşte burada 20. yüzyıldan, günümüze değin en önemli toplumsal oluşumlardan biri olan ve ülkemizde henüz hızı kesilmemiş olan kentleşme yönünden basın ve yayının işlevine değinmek yararlı olacaktır.

1950’lerden beri Marshall yardımının etkisiyle kentleşme ve sanayileşme sürecine girmiş olan, ancak kentleşme hızının, sanayileşmenin önünde gittiği ülkemizde; kentleşme olgusu başlıca üç nedene dayandırılmaktadır. Bunlar sırasıyla; itici, çekici ve iletici nedenlerdir.

İtici nedenler; kırsal alanlardaki toprakların miras yoluyla parçalanması, tarımda makineleşme ve tarım girdilerinin büyük artış göstermesi gibi olumsuz dışsallıklar gerekçesiyle tarım sektöründe gizli işsizlerin açığa çıkmasıyla birlikte kırdan, kente göçün başlaması olarak tanımlanır. Çekici nedenlerse; kıra göre, kentin sunduğu sosyo-ekonomik olanaklardan yararlanma amacıyla (sağlık, eğitim, iş çeşitliliği gibi) kentlere yönelişin anlatımıdır.

İletici nedenlerle kentlere yönelişse; ekonomik değil, daha çok kültürel boyutlar içermektedir. Çünkü burada kırsal insanın, kente yönelişinde basın ve yayın organlarının etkisi söz konusudur. Kırsal insan basın ve yayın organlarının aracılığıyla tanıdığı kente; orada yaşamak amacıyla göçmüştür. Toplumsal gelişimin sağlanmasında, yalnızca ekonomik değil, eğitim olanaklarının devreye girmesinde, toplumsal değişimin olumlu yönlenişinde medya başlığı altında toplanan; radyo, televizyon, sinema ve yazılı basının işlevleri ağırlık kazanmaktadır. Üstelik çeşitli nedenlerle eğitimine ara veren ya da son vermiş azgelişmiş toplum bireyleri üzerinde; basın-yayın organlarının etkisi, bir bakıma eğitim kurumlarının etkisine eşdeğer sayılabilir.

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Osmanlı Dediğin

Bu nedenle gazete; kırdan, kente göçen kırsal insanın, kentsel insana dönüşüm sürecinde, bir başka anlatımla kentlileşme sürecinde olumlu işlev gören bir kurum olmaktadır. Dolayısıyla; gazeteye, gerçekteyse gazeteciye büyük sorumluluk düşmektedir. Gazeteci yalnızca haber üreticisi değildir, ürettiği haberi yorumlar ve topluma iletirken, birikimleri doğrultusunda toplumsal gelişime de katkıda bulunabilir. Gazeteci; taşıdığı sorumluluğun bilinciyle haber ürettiği sürece, demokratik bir sistemde gazete ve gazetecilik olgusu kurum olarak işlevini yerine getirmiş olacaktır.
Selma Erdal


Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.