DOLAR 9,3186-0.15%
EURO 10,86290.08%
ALTIN 532,330,49
BITCOIN 5825002,57%
Adana
27°

AÇIK

15:55

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Geben Ovasında Şehitler Ağlar

Geben Ovasında Şehitler Ağlar

ABONE OL
04 Ekim 2016 12:37
Geben Ovasında Şehitler Ağlar
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Yazar Cezmi YURTSEVER
Çarşamba, 09 Nisan 2008

-Andırın’ın Geben ovasında Zeytun Ermenilerinin saldıraları sonucu 1895 yılında öldürülen Türklere ait mezarlar var.

-Adana Valilği ile yapılan işbirliği sonrası 1990 yılında Geben olayları hakkında bilgiler elde edildi.

-Gara Süllü ve Ayşe Kadın’ın mezarları bulundu.

Yaz sıcakları buram buram terletiyordu. Çukurova’dan Kadirli’ye ve oradan da öte andırın’a çıktığımızda yaylaların serin havası ile karşılaşmak mutluluk verici idi. Çam ve sedir ağaçları arasından kıvrılarak ilerleyen arabamız  Azgıt kalesinin yakınından geçti.Halbur yaylasından ötedeki Geben Ovasına ulaştı.

Geben… Torosdağlarının en yükseğinde dağlar arasında kalmış bir vadi ve ova… Geben’e ulaştığımızda sararan buğday başakları yeni biçilmeye başlanmıştı. İnsanlarda bir telaş ve koşturmaca ardı.  Bir dağın eteğine yerleşmiş bulunan Geben beldesinde kahvehanede oturan eli bastonlu,ak saçlı insanlarla tarihi konuları konuşmak sohbet etmek bizim açımızdan çok zevkli oldu.  Enesine kadar yayılan ak sakalları ile Memiş Daş adındaki yaşlı köylüye “Zeytun Ermenileri’nin Geben’e saldırması ve yaşanan acı olayları anlatabilir misin?” diye sordum. “- Zeytun Gavuru  Geben’i basmış, avratları yakalamışlar, erkekler yakınlardaki Çokak’a kaçmışlar.Hürü dezzemin memesini kesmişler , küçük çocuğunu da o halde kucağına koymuşlar!”… Memiş Bey’in anlattıkları insanın tüylerini diken diken edecek kadar korkunç bir olayın yansıması idi. Bir annenin göğsüne saplanan kılıç darbeleri, akan kanlar ve küçük çocuğuna süt niyetine kan içirilmesi olayı!…

Hemen yanı başında bulunan Musa Tecirlioğlu adındaki yaşı 87 yaşının içindeki bir başka yaşlı köylüye de aynı soruyu sordum. Onun da anlattıkları benzer şekilde idi. “Zeytun gavuru Gebeni bastığında avratları toplamışlar, götürmüşler…Ne edecen sorma! İşte şo ağacın altında iki şehit mezarı var: Gara Süllü ve hanımına ait. Geben ovasının her tarafında şehit mezarları var”.

Bu konuşmalardan sonra bahsi geçen Gara Süllü’nün mezarın bulmlak üzere yola koyulduk. Musa Tecirlioğlu, 1903 doğumluydu. 87 yaşının içinde idi. Ve yürüyemiyordu.

Daha genç bir köylünün sırtına binerek  olay yerine doğru yol aldı. Elma bahçelerinin yanından geçerek deredeki suların içindeki kurbağa vraklamalarını duyarak ilerledik.Bir ağacın dibine geldiğimizde Memiş DAŞ “ İşte bu mezar Gara Süllü’ye ait” dedi.

Duygulu bir şekilde baktı mezar taşına. O anda fotoğraflar çekildi.Elimdeki not defterine duyduklarımı yazmaya başladım. Görgü ve duygu tanıkları yaşanmış bir tarihi olay ile ilgili bilgilerini yansıtıyorlardı.

1895 yılı ekim ayı içinde Maraş yakınlarındaki Zeytun kasabasında yaşayan Ermenilerin silahlanarak devlete isyan etmeleri,köyleri basmaları ve insanları acımasızca öldürmeleri idi, anlatılanlar… Geben de Ermenilerin saldırılarından nasibini almış, kasaba içinde yaşayan Türkler ya öldürülmüş veya civar köylere kaçmışlardı. Karşımda bilgi veren insanlar olayı yaşayan insanlar değildi, ama bir şekilde saldırıya uğrayanların yakınları idi. Ve bildiklerini açıklıyorlardı.

Sonra etrafıma bakındım. Ağlar arasında kalan bir vadi ve ovalık yer olan Geben’de tarih boyunca yaşanan olayları düşündüm.Bahsi geçen ovanın içinden tarihi kervan yolu geçiyordu.  Geben ismi de tarihi kaynaklara göre Ermenice idi. Ve “Geçit yeri” anlamına geliyordu. İnsanoğlunun bölge coğrafyasına adım attığı tarihten beri göç ve yerleşim yeri olmuştu Geben… Hemen az ilerde kıvrılarak ilerleyen ve dağ arasındaki geçitten öteye Göksun’a doğru giden karayolunun kıyısındaki tepe üzerinde bulunan Kaleye baktım,dalgın gözlerle… Son Ermeni kralı VI. Levon orada esir alınmıştı (l375 yılında) ve böylece sona ermişti Kilikya Ermeni Krallığı… Aradan geçen yüzyıllar sonra Ekim 1895 tarihi içinde yakınlardaki Zeytun Ermenilerinin Türk asıllı köylere saldırmaları ve insanları öldürmelerinin ne mantığı olabilirdi! İnsanlar arasındaki dostluk ve kardeşlik duygularının yok edildiği, kin ve intikam duygularının körüklendiği olayların sonuçları yansıyordu kulaklarımıza. Geben beldesinin Belediye başkanı ve köylüler olduğu halde yürümeye devam ettik.Taşlar ve dikenler arasındaki bir arsaya geldiğimizde “işte burası,bastığımız yerin altında bebek mezarları var. Öldürülen bebekler buraya gömülmüşler”diyordu yaşlı insanlar.

Geben’de sürdürdüğüm araştırmalar devletin destekleri ile “Zeytunlu’nun 311 Mirası” adıyla kitap olarak da yayınlandı. Bilim dünyası olaydan haberdar edildi. Yıllar sonra 2003 yılı Temmuz ayı içinde  yine yaz sıcaklarının Çukurova’yı kavurduğu günlerde kısa süreli olarak andırın yaylasına gittim.  Yıllar önce yaptığım araştırmaların sürdüğü yerleri Geben’i görmek istedim. Yine elma bahçeleri vardı, tarlalarda yonca,nohut ve mercimek ekilmişti.Geben’in kahvehanesine uğradım.Yaşayan insanlara “Memiş Daş ve Musa Tecirlioğlu’nu” sordum. “Öldüler” dedi köylüler. Sonra  bir köylü ile mezarlığa kadar gittim. Bir ağacın altında Musa Tecirlioğlu yazan mezarı buldum. Bir hayat göçmüştü dünyamızdan besbelli… Sessiz ve sakin idi mezarı…Nice olaylara tanıklık etmiş, duymuş, anlatmış, ağlamış ve de sevinmiş bir insanoğlu Musa Tecirlioğlundan geriye kalan son hatıra idi gördüklerim. Kulaklarım çınladı, ellerimi açarak dua etmeye başladım. Yıllar önce duyduklarımı tekrar tekrar hatırlayarak. Ve düşüncemde canlandı şu sözler: “ şehit kanları ile sulanan bu aziz vatan topraklarının bağrında nice Musa Tecirlioğulları yatar,onlar dünyamızdan göçmüş olsalar da toprak ses verir, tarih ise ibretli sayfaları arasında acı gerçekleri bizlere hatırlatır, gelecek nesiller unutmasınlar diye, canavarlaşan insanların yaptıklarını, nice acı ve gözyaşlarını”.

Kaynak:Anaların Gözyaşları kitabı

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.