Glayöl – Gladious Sp.

Glayöl – Gladious Sp.

Glayöl ülkemizde doğal olarak yetişen ve üretimi en çok yapılan soğanlı, yumrulu, rizomlu süs bitkilerinin başında yer almaktadır. Günümüzde kesme çiçekçilikte öneminin giderek artmasına bağlı olarak üretim alanları da gelişme göstermektedir. Ülkemizde soğanlı, yumrulu, rizomlu süs bitkileri 950 dekarlık bir üretim alanına sahiptir. Glayöl 610 dekar civarındaki üretim alanı ile bu grup içerisinde birinci sırada, diğer kesme çiçek olarak üretilen bitkiler arasında da karanfil ve gülden sonra üçüncü sırada yer almaktadır. 1987 yılında çiçekçilik kooperatifleri tarafından 6.061.000 adet glayöl satışı yapılmıştır.

Gerek çiçek, gerekse soğan üretim amacı ile birçok bölgemizde glayöl yetiştiriciliği yapılmaktadır. En çok üretim yapan illerimizin başında soğan üretiminde Kocaeli, İstanbul; kesme çiçek üretiminde Antalya, İzmir, Adana gelmektedir. Glayöl’de verim ve kalitenin arttırılması yetiştirme tekniklerinin çok iyi bilinmesine bağlıdır. Glayöl ( Gladiolus sp.) Iridaceae familyasındandır. Soğanımsı gövde (corm=korn) oluşturan bir bitkidir. Türkçe’de Kuzgun Kılıcı, Keklik Çiğdemi, Alata Zambağı, Kılıç Otu gibi, yörelere göre değişen isimlerle anılmaktadır. Az masrafla kolay üretilmesi, böceklerden kolay korunabilmesi, değişik renkleri, her yıl yer değiştirme kolaylığı, çiçekli kalma süresinin uzunluğu, gibi nedenlerle popüler bir çiçektir.




Glayöl’ün soğanımsı gövdesi, gövde ekseninin kuru, pul benzeri yapraklarla kaplanmış dip kısmıdır. Esas olarak yaprak pullarından oluşmuş soğanın aksine soğanımsı gövde, boğumları ve boğum araları ile iyice belirgin yekpare bir gövede yapısındadır ( Şekil 1 ). İçi paranşim hücrelerinden meydana gelmiş depo maddeleriyle doludur. Yumrulu bitkiler gibi besin depolamasına karşın, yumrudan farkı, dışında kök izlerinin bulunması kök ve sürgünün belirli yerlerden çıkmasıdır. Dinlenme döneminde boyuna kesit alındığında, soğanlı bitkilerde olduğu gibi embriyo içinde bitki organlarının olmadığı, üzerinin etli pullarla örtülmediği görülür. Kuru pul benzeri yaprak kalıntıları kormu kabuk gibi sarmış durumdadır. Glayöl’ün toprak üstünde 35 adet koruyucu kın yaprağı, 25 adet gerçek yaprağı, bir çiçek sapı ve çiçek sapı üzerinde kandil adı verilen çiçekleri yer almaktadır. Çiçek örtüsü “perigon” tipinde olup , tepal adı verilen altı adet çiçek yaprağı bulunmaktadır. Çiçek organları beş daire üzerinde dizilmiş olup (= pentakiklik), her dairede üç organ vardır. Çiçekler zigomorf, gnekeum üç parçalı, sinkarp, çiçek epigindir. androkeum altı adet olmakla birlikte iç dairedeki üçü körelmiştir. Bilinen ilk glayöl çeşitleri Güney Afrika orijinli Gladiolus floribundus, G. Cardinalis, G. psittacinus’tur. İlk hibrid 1841 yılında piyasaya sürülmüştür. Bu tarihten itibaren üretilen binlerce hibrit sonucu, ebeveynler kesin olarak bilinmemekle birlikte glayöller 4 ana grupta toplanabilir.

Glayol Çeşitleri

1. Geniş ve Büyük Çiçekli Çeşitler ( G. grandflorus ): Genellikle 1 m ve daha yukarı boy, 10-25 arası kandil oluştururlar.

2. Primulinis Çeşitleri: G. primulunis hibritleri olup, genellikle sarı çiçeklidir.

3. Herald Çeşitleri: G. ramosus×G. grandiflorus melezleri olup 1. çeşitten daha zayıf, fakat daha erkencidirler.

4. Bodur Çeşitler: G. cardinalis×G. tristis melezleri olup, 40-45 cm boyda ve çok erkencidirler.

Glayöl çiçeklerinin şekil, irilik ve renklerine göre yapılan başka bir sınıflandırmaya göre iki grup söz konusudur :

1. İri Çiçekli Olanlar:60-150 cm boyundadır. Çiçeklenme Temmuz-Ekimde olup sık ya da seyrektir. Uluslararası Türk Glayölü olarak tanınan G. byzantinus iri çiçekli bir varyete olup, sapları sert ve kuvvetlidir.

2. Ufak çiçekli olanlar: 60 cm boyundadır. G. ricardi katmerli ve ufak çiçekli bir varyete olup anavatanı Afrika’dır.

Glayöller doğada kır çiçekleri halinde çoğunlukla dere kenarlarında veya çayırlıklar içinde yetişmektedir. Güney Afrika, Akdeniz sahil şeridi, Anadolu, Orta Doğu ve İrlanda glayölün doğal yetişme alanlarıdır. Ülkemizde doğada bulunan tek glayöl türü G. communis’tir.

1. Communis’in Ülkemizdeki Yayılış Alanları:

İzmir (Efes-Kuşadası yolu üzerinde, Pamucak körfezi piknik alanı, Bornova-Sarnıç köyü, (Çeşme), İçel (Mersin), Amasya (kireçli topraklarda), Tokat (Reşadiye-Suşehri arası), Ankara (Cebeci, Çullukvadisi, Telsiz civarı, Kalecik), Eskişehir, Erzincan (İliç), Malatya, Diyarbakır, Gaziantep, Tekirdağ(Dereağzı).

2.Glayöl kültürü

Glayöl kültürü soğan ve çiçek üretimi olmak üzere iki ayrı konu olarak ele alınmalıdır. Bu üretim şekilleri birbirinden bazı kültürel işlemler bakımından farklılık gösterir:

2.1.Çiçek Soğanı Üretimi

Bilindiği gibi, glayölün toprak altı organı soğan ve yumrudan farklı bir yapı göstermekte ve soğanımsı gövde (corm = korm) adını almaktadır. Bununla birlikte üretici dilinde ve ticarette genellikle “Glayöl soğanı” veya “Çiçek soğanı” deyimi çok kullanılmaktadır.

Glayöl soğuklara karşı yarı dayanıklı bir bitki olup, kışları sert geçen yerlerde kış sonuna dek muhafaza edilip, ilkbaharda yeniden dikilme zorunluluğu gösterir. Ertesi yılın yeni kormu, eski kormun üstünde meydana gelir. Bu da kormun dikiminden sonra, yaprakların yaklaşık 20 cm boya ulaştığı zamana rastlar. Yapraklar 40-60 cm boya ulaştığında yeni korm eski korm kadar irileşir ve köklenmeye başlar. Bu arada yeni ve eski kormların arasında minyatür haldeki kormeller ya da kralenler meydana gelir. Soğanımsı gövdelerde iki tip kök oluşmaktadır; eski kormun dip kısmından çıkan tüylü kökler, yeni kormun dibinden çıkan kökler. Yeni korm büyüyüp gelişmeye devam ederken eski korm büzülmeye ve içindeki depo maddelerini çiçeklenme için sarfettikçe dağılmaya ve parçalanmaya başlar. Çiçeklenmeden sonra yapraklar besin maddesi yapımına devam ederler. Bu besin maddeleri yeni kormda toplanır. Yaz sonunda yapraklar kuruyup da soğan hasadı yapıldığında bir veya daha çok sayıda yeni korm ve bunların dibinden çıkan çok sayıda (5-500 adet) kralen görülür. Çiçek soğanı üretimi esas olarak bu yeni kormlar ve kralenler ile yapılmaktadır. Glayölde çiçek oluşumu, diğer çiçek soğanlarında olduğu gibi, bir önceki mevsimde ve özellikle çiçeklenmeden sonraki devrede kormda biriktirilen depo maddeleri miktarına bağlıdır. Glayöllerde serin geceler ve uzun büyüme devreleri çok iri kormların oluşumu için uygundur.




2.1.1.Kültürel İşlemler

Toprak İstekleri Glayöl kormu üretimi her toprakta yapılabilir. Üretimin rantabl olabilmesi için ekim, işleme ve sökümde toprağın istenilen özellikte olması iyi sonuç almanın ön koşuludur. Toprak pH’ı 6,5-7,4 arasında olmalıdır. Kireçsiz, kumlu-tınlı, tuzsuz, hafif süzek geçirgen, çabuk tava gelebilen, taban suyu derinliği 60 cm’den az olmayan düz veya hafif meyilli taşsız topraklar tercih edilmelidir. Bununla beraber glayöl ıslah edilmek koşuluyla hemen her toprakta yetiştirilebilir. Toprak hazırlığı da toprak seçimi kadar önem taşıyıp, zamanında ve iyi işleme başarıyı arttırır.

Gübreleme

Gübreleme ekim yapılacak toprağın analizi sonucunda ortaya çıkacak verilere göre yapılmalıdır. Dikim öncesi 1:1.5:2 oranlarında NPK verilebilir. Ancak dikimden önce ya da dikim sırasında verilen azotun hiç bir etki göstermediği saptanmıştır. Bu nedenle kormların sürgün vermesinden sonra uygulanan azotlu ve potasyumlu gübrelerin korm sayısına ve ağırlığına olumlu etki yaptığı bildirilmektedir. 12 g K2O / m2 + 6 g N / mg uygulaması olumlu sonuçlar vermektedir.

Kormların Dikimi (Kralen Elde Etmek Amacıyla)

Kralen elde etmek amacıyla kormların dikimine ilişkin farklı görüşler vardır. Genel olarak geniş dikim aralıkları yeni korm ve kormel (kralen) sayısını ve kalitesini arttırmaktır. Bununla birlikte en dar dikim aralığında bile yeterli ölçüde yeni korm ve kormel elde edilmektedir. Bu görüşlere göre m2 ‘ye 80 korm dikimi yapılabilmektedir. Dikim derinliği ise hafif topraklarda derinlik biraz artırılmalı, ağır topraklarda biraz azaltılmalıdır. Yüzlek dikilen (6-7cm) kormların çok sayıda kormel oluşturduğu bildirilmekte olup, dikim derinliğinin artması bunların azalmasına neden olmaktadır.

2.1.2. Çiçek Soğanı Üretim Şekilleri

2.1.2.1. Kralen (Kormel) ile Üretim

Bu üretimde çiçeklenme iriliğine dek geçmesi gereken süre 2-3 yıl kadardır. Kralenler boylarına göre üç grupta toplanmaktadır; – Çapı 1.0cm ve daha fazla olanlar büyük boy, – 0.6cm ile 1.0cm arasında olanlar orta boy, – 0.6cm den daha küçük olanlar küçük boy. Genel olarak büyük boylu kralenler diğerlerine göre daha kolay çimlenmektedir. Kralenlerin çimlenmesini kolaylaştırmak üzere dikim öncesi bazı ön işlemlerin yapılması yarar sağlar. Mekanik Aşındırma: Kralenlerin dışındaki sert kabuğun soyulması ya da çıtlatılması işlemidir. Ancak bu işlem çok sayıda kralen için yoğun iş gücü gerektirdiğinden küçük çaptaki üretimlerde kullanılabilir. Sıcak Su Uygulaması: Kralen dikiminden önce uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntemde kralenler 1,5-2 ay önce 15-20oC suda 24 saat bırakılarak yumuşatılır. Bundan sonra 53-55 oC suda yarım saat bekletilir. Bu sürenin sonunda kralenler oda sıcaklığındaki suda soğutulur. Kerevetler üzerinde havadar ve gölge bir ortamda kurtulan kralenler dikim zamanına dek depoda 5-10 oC de nemli torf içinde saklanır. Tuzlu Su Uygulaması: Dikimden önce kralenler 24 saat süre ile tuzlu suda (1kg tuz/100 litre su) bekletildikten sonra su ile yıkanıp yerlerine dikilirler. Etilen Kloridrin ile Muamele: Kralenlerin sert kabuğunu yumuşatmak ve dinlenmeye son vermek için uygulanan bir yöntemdir. Bu amaçla kralenler hasattan bir süre sonra, dikimden 10-20 gün kadar önce, bir kap içerisinde oda sıcaklığında etilen kloridin buharına tutulur. Her bir 75 g lık kralen için 1 ml etilen kloridin kullanılmalıdır. Kloridin kabın ağzına yayılmış bir peçete üzerindeki tülbent parçasına konulur ve kralenler dört gün boyunca bunun buharına tutulur. Buharlamadan sonra kralenler 1-2 hafta kadar oda sıcaklığında tutulduktan sonra dikilir. Kralenler çimlendiği zaman sert kabuğunu kaybeder ve sonraki gelişimiyle kormu oluşturacak minyatür bir yumru meydana getirir. Bu yumrular yapraklar sararmaya başlayınca hasat edilmelidir. Kralenlerin dikim öncesi hastalık ve zararlılara karşı ilaçlanması gerekir. Bunun için Captain, Benlate, Thiram gibi bir fungusit, sıcak su uygulaması sırasında su içine ilave edilmelidir.




2.1.2.2. Tohum ile Üretim

Tohum ile üretimde ana bitkiye benzer özellikler taşıyan bitkilerin yanı sıra, farklı özellikteki bitkiler de elde edilmektedir. Bu nedenle bu yöntem yeni çeşitlerin eldesinde ve ıslah çalışmalarında kullanılır. Tohumlar kışın camekânlarda, ilkbaharda ise açıkta çimlendirilebilir. Tohumdan itibaren ticari büyüklükte bir korm eldesi için bakım koşullarına göre en az 3 yıla ihtiyaç vardır.

2.1.2.3. Yeni Korm ile Üretim

Bu üretim yönteminin ticari bir önemi olmamakla beraber kralen oluşturmayan ya da çok az oluşturan glayöl çeşitleri için önem taşıyan bir yöntemdir. Bu yöntemde kormlar bütün olarak dikilebileceği gibi her parçada bir göz olacak şekilde bölünerek de dikilebilir. Bölünen parçaların bölünme yüzeyinde çürüme olasılığına karşı toz bir fungusitle ilaçlandıktan sonra dikilmeleri gerekir. Bunlar 1-2 yılda ticari boyda yumru meydana getirebilirler. Glayölün pek çok çeşidinde kormlarda genellikle hasat sonrası bir dinlenme periyodu başlamaktadır. Bu nedenle dinlenmeyi kesmek için bazı kimyasal maddeler kullanılabilir. En çok kullanılan kimyasal maddeler kloroform, etilen, propilen, eter ve kralenlere uygulanan kloridrindir. Etilen kloridrin uygulamasıda hasat edilmiş kormla 10-12 gün kadar kurutulduktan sonra her 1kg korm için 3,3 ml hesabıyla etilen kloridrin ile (%40 lık) birlikte kapalı bir kap içinde muamele edilirler ve işlemden sonra dikilirler.

2.1.3. Kralenlerin Dikimi ve Bakımı

Kralenler ılıman iklimlerde Şubat başında, sert ve soğuk iklimlerde Mart ve Nisan başlarında açıkta, önceden hazırlanmış olan toprağa dikilirler. Bunlar tavalara serpme olarak ya da mibzerle sırtlara dikilebilirler. Dikim sıklığı dekara litre olarak hesap edilir. 1 litre farklı büyüklüklerde ortalama 5000 kralen bulunur. Buna göre dekara 200-300 litre civarında kralen dikimi yapılabilir. Dikim derinliği kralenin büyüklüğüne göre değişmekle birlikte ortalama 3-5 cm ‘dir. Dikim sonrası çimlenme görülene dek toprağın sürekli nemli tutulmasına dikkat edilmelidir. Çimlenmeden sonra nem miktarı biraz azaltılmalıdır. Burada ot mücadelesine önem verilmelidir. Kralenlerden elde edilecek yumrular, kralenin büyüklüğüne göre değişmektedir. 1 litre kralenden 2600 civarında yumru elde edilebileceği yapılan araştırmalarda ortaya koyulmuştur. Buna göre dekardan 350.000 adet yumru hasat edilebilir. Kralenden oluşan yumrular, kökler kahverengileşmeye ve yapraklar da sararmaya başlarken hasat edilirler ve ertesi yıl tekrar dikilerek irileştirilmek üzere depoda saklanırlar.

2.1.4.Kralenden Oluşan Yumruların Dikimi, Bakımı ve Hasatı

Kralenden elde edilen yumruların sağlıklı olanları ertesi yıl dikilir.Yumru dikiminde toprağın yeterince ısınması beklenilmelidir. Bu nedenle yumrular kralenlere göre biraz daha geç dikilir. Dikim derinliği yumru büyüklüğüne göre değişmekle beraber 6-9 cm arasında olmalıdır. Dikim miktarı, dikim aralık ve mesafesi yumru büyüklüğüne bağlı olarak değişir.Yumru dikimi yapıldıktan sonra en önemli konu sulamadır. Kökler 3 cm olana dek sulama yapılmamalıdır. Bundan önce yapılan sulama köklerin gelişimini geriletir.Bundan sonraki sulamalar, toprağın nem durumuna göre kontrol edilerek yapılmalıdır.

2.1.2.3. Yeni Korm ile Üretim

Bu üretim yönteminin ticari bir önemi olmamakla beraber kralen oluşturmayan ya da çok azoluşturan glayöl çeşitleri için önem taşıyan bir yöntemdir. Bu yöntemde kormlar bütün olarakdikilebileceği gibi her parçada bir göz olacak şekilde bölünerek de dikilebilir. Bölünen parçalarınbölünme yüzeyinde çürüme olasılığına karşı toz bir fungusitle ilaçlandıktan sonra dikilmeleri gerekir. Bunlar 1-2 yılda ticari boyda yumru meydana getirebilirler. Glayölün pek çok çeşidinde kormlarda genellikle hasat sonrası bir dinlenme periyodu başlamaktadır. Bu nedenle dinlenmeyi kesmek için bazı kimyasal maddeler kullanılabilir. En çok kullanılan kimyasal maddeler kloroform, etilen, propilen, eter ve kralenlere uygulanan kloridrindir. Etilen kloridrin uygulamasıda hasat edilmiş kormla 10-12 gün kadar kurutulduktan sonra her 1kg korm için 3,3 ml hesabıyla etilen kloridrin ile (%40 lık) birlikte kapalı bir kap içinde muamele edilirler ve işlemden sonra dikilirler.

2.1.3. Kralenlerin Dikimi ve Bakımı

Kralenler ılıman iklimlerde Şubat başında, sert ve soğuk iklimlerde Mart ve Nisan başlarında açıkta,önceden hazırlanmış olan toprağa dikilirler. Bunlar tavalara serpme olarak ya da mibzerle sırtlara dikilebilirler. Dikim sıklığı dekara litre olarak hesap edilir. 1 litre farklı büyüklüklerde ortalama 5000 kralen bulunur. Buna göre dekara 200-300 litre civarında kralen dikimi yapılabilir. Dikim derinliği kraleninbüyüklüğüne göre değişmekle birlikte ortalama 3-5 cm ‘dir. Dikim sonrası çimlenme görülene dek toprağın sürekli nemli tutulmasına dikkat edilmelidir. Çimlenmeden sonra nem miktarı biraz azaltılmalıdır. Burada ot mücadelesine önem verilmelidir. Kralenlerden elde edilecek yumrular, kralenin büyüklüğüne göre değişmektedir. 1 litre kralenden 2600 civarında yumru elde edilebileceği yapılan araştırmalarda ortaya koyulmuştur. Buna göre dekardan 350.000 adet yumru hasat edilebilir. Kralenden oluşan yumrular, kökler kahverengileşmeye ve yapraklar da sararmaya başlarken hasatedilirler ve ertesi yıl tekrar dikilerek irileştirilmek üzere depoda saklanırlar.

Hastalık ve Zararlılar

Glayölün toprak altı ve toprak üstü aksamlarında çok sayıda hastalık ve zararlı ortaya çıkmaktadır.Bu nedenle her yıl aynı yerde yetiştiricilik yapılmamalı, en az 3-4 yıllık münavebe uygulanmalı vetoprak mutlaka sterilize edilmelidir. Ayrıca dikim materyaline dikim öncesi yapılan, sıcak suya katılanfungusit uygulaması da hastalık etmenlerini nemli oranda azaltmaktadır. Hastalık ortaya çıktıktansonra ilaç kullanılsa bile genellikle bunları önlemenin çok güç olduğu akıldan çıkarılmamalı, sera havalandırmasına da önem verilmeli, hava nemi düşük tutulmalıdır.
Kuru Çürüklük (Stromatinia gladioli)

Bu hastalıkta yapraklar sararıp, kahverengileşir. Kormlarda siyah benek ve halkalar oraya çıkar.Köklerde siyah lekeler ve çürüme olabilir. Fungus toprakta enfekte olmuş bitkilerden sağlıklı olanlarda yayılır ve toprakta 25 yıl kalabilir. Korumak için münavebeli yetiştiricilik, toprak sterilizasyonu, dikim öncesi ilaçlama sayılabilir.
Fusarium Solgunluğu (Fusarium oxysporum gladioli)

Glayölde önemli zararlara sebep olur. Mantar kormlarda yayılarak enjeksiyonlara neden olur. Hastalıklı kormlar depoda çürür ya da dikilince sürmezler. Hastalıktan az etkilenmiş olan kormlardan zayıf bitkiler elde edilir ve bunlar yaprak uçlarından sararır ve sonuçta ölür. Korunmak için hastalık yayılmadan önce alınması gerekli önlemlere titizlikle uyulmalıdır.
Kurşuni Küf (Botrytis gladiolorum)

Özellikle kış yetiştiriciliğinde yüksek nem ve düşük sıcaklık sonucu ortaya çık¬maktadır. Yapraklar üzerinde önce açık, sonra koyu kahverengi lekeler kendini gösterir. İleri dönemde bu lekeler gelişir ve tüm bitki enfekte olur. Korunmak için, yine hastalığın ortaya çıkışından önce alınması gereken ön¬lemlere uyulmalıdır. Ayrıca kormların sürgün vermesinden sonra Manep ve Zinepli ilaçların sürekli kullanılmasıyla bitkiler kontrol altında tutulmalıdır.
Bakteriyel Çürüklük (Bacterium marginatum)

Bu hastalıkta önce yaprak diplerinde küçük kırmızımtırak esmer renkte leke¬ler belirir. Daha sonra bu lekeler iyice yayılarak koyu renkte, biraz çökük kısım¬lar oluşur, iç yapraklar çürür, hastalığa yakalanan kısımlar sararır ve kurur. Has¬talıklı kormların kabuklarında önce esmer, sonra siyahlaşan lekeler meydana ge¬lir. Korunmak için, koruyucu önlemlerin alınmasına ilave olarak sağlam korm kullanılmasına özen gösterilmeli, ağır killi topraklara dikim yapmaktan kaçınma¬lı, düzensiz ve aşırı sulama yapılmamalı, kormlar % 0.5′ lik civalı bir ilaç ile ha¬zırlanmış kil bulamacına batırıldıktan sonra dikilmelidir.
Yaprak Lekeleri (Pseudomonas gladioli)




Bu hastalıkla enfekte olmuş kormlar çürümekte ve bitki yaprak uçlarından iti¬baren kuruyarak ölmektedir. Korunmak için, hastalıklı bitkiler alandan derhal uzaklaştırılmalı, yakılarak yok edilmelidir. Kormların dikim öncesi 15 dakika 50-55°C suya batırılması koruyu¬cu önlemlerin en önemlilerinden birisidir.
Gladiol Thripsi (Thrips giadioli)

Thripsler glayölün çiçek ve yapraklarında önemli zararlara neden olurlar. Thripsler özellikle larva formunda veya ergin halde yaprak kınları ve çiçek aralarında, tomurcuklarda beslenir ve yüksek sıcaklarda hızla yayılarak enfeksiyor neden olur. Yapraklarda başlayan gümüşi noktalı lekeler giderek gelişir ve pas rengini alır, tepallerde de lekeler görülür ve çiçek kalitesi düşer. Korunmak için, organik fosfatlı insektisitler kullanılmalı, kormların kurutulduğu ortamlarda ve depolarda naftalin buharlaştırılmalıdır.

Çiçek Soğanı Akarı (Rhyzoglyphus ecihinopus)

Bu akar topraktaki kormun kabukları arasında, hatta sap boğazında galeriler açarak girdiği kormun içinde bile bulunur. Bulaşık kormlar mantar veya bakterilerin hü*****una uğrayarak çürürler. Bulaşık kormlardan yetişebilen bitkiler sarımsı ve hasta görünüşlüdür, yapraklar anormalleşir, kısalır ve çiçekler normal açamaz. Ağır akar hüsranuna uğramış glayöllerde yeni korm ve kormel oluşum çok azdır ya da hiç yoktur. Korunmak için, kültürel önlem olarak hasat sonrası, çürük kormların ayrılarak yok edilmesi, depoda saklama sıcaklığının 5-10°C ve oransal nemin %50′nin altına düşmemesi ve dikim öncesi kormların 43°C sıcaklıktaki suda bir saat tutulmaları sayılabilir. Kimyasal mücadelede spesifik etkili akaristler kullanılmalıdır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN