Gökgöz Suyu Efsanesi

Gökgöz Suyu Efsanesi

Bu efsane Adana’nın Kozan İlçesi’nin Akarca ve Salmanlı köyü arasında yaşanmış bir efsane. Oralara vardığınızda bu Gökgöz suyu efsanesi nedir diye sorduğunuzda size şöyle anlatmaya başlarlar. Derler ki gök demek mavi demektir. Göz ise yaratıkların bir organı olduğu gibi suların ilk çıktığı kaynaktır. Bu yüzden de billur gibi akan bu suya gökgöz suyu derler.

Bir zamanlar bu su üzerinde bir değirmen varmış. Bu değirmen suyla döner o yörenin ununu öğütürmüş ve bu değirmeni genç babayiğit bir delikanlı çalıştırırmış. Çalışkan değirmenci bu değirmenin çevresini bağlık-bahçelik yaparak yemyeşil bir cennete çevirmiş. Çevredeki köylülerçalışkan ve dürüst değirmenciyi çok severlermiş. Değirmenci de köylülere hizmet verdiği için çok mutlu olurmuş. Köylüler buğdaylarını değirmene at ve eşekle getirirken değirmen kalabalık olduğu için günlerce sıra beklerlermiş.

Değirmenci bu bekleme sırasında müşterilerine hoşça vakit geçirtmek için tandır yapar yedirir, dama ve dokuz taş çizgileri çizer oyun oynatırmış. Ayrıca efsaneler anlatılır hikayeler söylenirmiş bu eğlence zamanlarında. Vaktin nasıl eçtiğini bilmezlermiş. Fakat bu değirmencinin bir üzüntüsü varmış. Değirmencinin bu üzüntüsü su imiş. Perşembeyi cumaya bağlayan gece değirmenin suyu azalır değirmen neredeyse dönmez ale gelirmiş. Bu esnada değirmendeki müşteriler huzursuz olur, değirmenciye çıkışarak: ”Bak kardeşim değirmenin duracaksa söylede biz başka değirmene gidelim.” derlermiş. Bazıları ise sükunet ile beklerlermiş. Sabaha karşı ise su tekrar çoğalır değirmen eski hızına kavuşur buğdayları öğütmeye başlarmış.




Yine perşembeyi cumaya bağlayan bir gece değirmen ağırlaşmaya başlamış ve huzursuzluk artmış. Herkez ağzına gelen lafları söylemeye başlamış. Bazıları ise değirmenciye ”Yahu değirmenci kardeş bu suyu bahçesine kesmesin.” demişler. Değirmenci ise olabilir diyormuş ama aklına takılan birşey varmış. Değirmenin arkı üzerinden kendi bahçesinden başka bahçe yokmuş. Bir ara dalgınlığından sıyrılan değirmenci müşterilerine ”Ben gidip bir bakayım” demiş ve bir kürek alıp değirmenin arkını takip etmeye başlamış.

Bir müddet karanlıkta ilerlemiş ve suyun gözüne yaklaştığında acayip sesler ve kahkahalar duymuş. Biraz daha ilerlemiş ve birdenbire durmuş. İşte o anda ne görsün.Devenin biri suyun arkının ortasına çökmüş, suyu salmıyor. Su ise geriye doğru havuz şeklinde göl oluşturmuş ve birbirinden güzel kızlar bu suyun içinde yüzüyor ve eğleniyormuş. Bunu gören değirmenci korku ve şaşkınlığını gizleyememiş. Bir çığlık atmış ve yere yuvarlanmış. Aradan epeyce zaman geçmiş ve gün ağarmış heryer pırıl pırıl olmuş. Değirmendeki müşteriler değirmencinin gerin dönmediğini görünce aramaya çıkmışlar. Ve değirmenciyi suyun kenarında bulmuşlar.

Yüzüne su dökerek ayıltmaya çalışmışlar. Değirmenci ayılmış ve şaşkın şaşkın etrafına bakınmış ”Hani nerdeler, nereye gittiler” diye konuşmaya başlamış. Oradaki adamlar değirmencinin şok geçirdiğini anlamışlar ve değirmene getirmişler değirmenciyi. Değirmenci kendine geldiğinde durumu anlatmış ve ”kızlar gözün içine kaçtılar deve ise kayboldu. Gözün içinden çığlıklar, feryatlar geliyordu. Bir müddet sonra sesler kesildi ve gözden su yerine kan akmaya başladı ve ben de ondan sonra kendimden geçmişim. Sonrasını siz biliyorsunuz.” demiş.

Dinleyenler ise çeşit çeşit yorum yapıyorlarmış. Bazılarına göre peri kızları yerlerinden çıkar eğlenirlermiş. İnsanoğlu kendilerini gördüğü için padişahları bunları idam etmiş ve bu yüzden sular kan akmaya başlamış.




O güzelim değirmen ve bahçeler virane olmuş ve onlarda peri padişahının gazabına uğramış. Değirmencinin akibeti ise buğdaydan sonra çok yaşamamış ve o suyun civarına defnedilmiş. Aynı civarda bir ziyaret yeri vardır ve adına Harlıdere denilir. Başında büyük bir defne ağacı vardır. Buralarda defne ağacına har ağacı denilir. Bu yüzden de o ziyarete Harlıdede derler.

Bu ziyaretin değirmenciye ait olduğunu söylenir ve o har ağacının cuma geceleri nar verdiği ve suyunda azaldığı, bulanık aktığı söylenir. Bu ziyarete gidilir, kurban kesilir. Bilhassa genç kızlar bir dilek dileyip har ağacına çeyizlerinden bir parça bez kesip bağlarlar. Tabii diledikleri nedir bilinmez.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN