DOLAR 18,6443 0.02%
EURO 19,4227 -0.04%
ALTIN 1.051,02-0,01
BITCOIN 3077420,21%
Adana
16°

AÇIK

06:26

İMSAK'A KALAN SÜRE

Gönenç (= refah) / 1

Gönenç (= refah) / 1

ABONE OL
13 Kasım 2022 16:33
Gönenç (= refah) / 1
0

BEĞENDİM

ABONE OL

OKTAY EROL

Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci’nin, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni bitirmesi nedeniyle Adana’yla özdeşleştirmiştim ilk göreve geldiği günlerde; Adana’yı, yöresini, insan yaşamını, yaşama tutunma dallarını biliyor diye düşünmüştüm!

Öyle ki; Adana verimli tarım toprakları yönünden varsıldı, buradaki üreticilerin üretimden uzaklaşmak gibi bir sorunu vardı, kimisi borcundan/ kimisi girdilerin büyümesinden/ kimisi eskisi gibi kazanamadığından dolayı toprağa “küs” gibiydi!

Adana’da üretici/ köylü/ çiftçi topraktan uzaklaştığı an, salt bölgenin değil ülkenin de ana damarı kopmuş demektir; işsizlik/ açlık/ yoksulluk büyür, köyler boşalır, kentlerde işsiz sayıları doruğa yükselirdi!

Bugün gerek pazar yerlerindeki gerekse sokaklardaki yüzler, ne denli üzeri kapatılmaya çalışılsa da böyle; erinçsizlik her yerde!

Bakan Kirişçi bir umuttu…

***

Adana’yı, yöresini, sokağı, üreticiyi bildiğine inandığım Bakan Kirişçi; geçtiğimiz günlerde öyle bir söz söyledi, öylesine kendini yaşananlardan soyutladı ki, dondum/ kaldım!

Kanımca yalnızca ben de değil; duyan, dinleyen herkeste bir sarsılma olduğunu düşünüyorum!

Bakan Kirişçi’nin sözleri şöyle:

“2002 yılında biz iktidara geldiğimizde 65 milyon nüfus vardı. Bugün 85 milyon nüfus var. 20 milyon nüfus bunu üzerine eklendi. Bu 20 milyon nüfusun neye tekabül ettiğini söylemeyeceğim. Çünkü o tarımıyla bize örnek gösterilen ülkelerin nüfusunda üzerlerinde olan bir nüfus son 20 yılda nüfusumuza eklemlenmiş durumda. Refah seviyesi yükseliyor ve sofralarımız o eski sofralar değil. Çocukluk yıllarımızda bulgur pilavı, ayran ve salata yapılmışsa o gün kesin misafir vardı, ama şimdi bu menüye bakan çocuk, genç yok.”

BU HABER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Tevbe Suresi 4 ve 5: İslamlığı Oluşturacak Hukuk Kuralları

***

Konuyu iki başlıkta ele alalım:

Bir, nüfusun yirmi yılda yirmi milyon artması,

İki, gönencin(=refah) yükselmesi, sonralarda pilav/ ayran/ salata yerine menüye bakılması…

Nüfusun artması neden dillerine pelesenk olur, neden sırası gelmese bile yirmi yıl öncesinin sayılarıyla bugünün sayıları karşılaştırılır anlamıyorum!

Asıl son yıllarda, her ne denli sıkça “üç çocuk olsun, kariyer işlerini ertelersin” biçiminde yeni evli çiftlere salık verilmeler yinelenip dursa da yıllık nüfus artışının hızla aşağı yönde olduğu ileri sürülmektedir!

Bunun öncelikle altının çizilmesi gerekir!

Sürecek


Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.