Gönülden çok bilboardlardalar…

Gönülden çok bilboardlardalar…

Partiler çalışmalarını ‘yerel seçim’ kapsamında ele alıp değerlendirmeye başladı bile…

Görevde olan belediyelerle iktidar partisi bunu ‘en açık’ yapanlardan…

Belediyeler mahalleliye daha esnek, iktidar partisi ‘kazanabilmek’ için daha cömert!

Belediyeler, yeniden ‘aday’ olacakları ‘tek adamın’ dudakları arasında da olsa, seçmenden yeniden ‘oy’ alabilmek için;

‘Sizi yalnız bırakmadık’ diyor,

‘Seçimden önce dediklerimizin çoğunu yaptık’ diyor,

‘Size hiçbir zaman tepeden bakmadık’ diyor’,

‘Gecemiz, gündüzümüz hep sizler oldunuz’ diyor,

‘Size yaşanılır bir kent oluşturmak için çalıştık’ diyor,

‘Yol, kaldırım, park, kentsel dönüşüm çalışmalarımız bundan sonra da sürecek’ diyor,

‘Yetimin hakkını hiç kimseye yedirmedim, yedirmeyeceğim’ diyor,

‘Sosyal belediyecilik anlayışımızı halkımıza yaptığımız dağıtımlarla kanıtladık’ diyor…

Eğer partisinin ‘tek adamından’, yerel seçimde ‘adayımsın’ sözünü alabilirse ‘çalışmalarını’ aynı biçimde sürdürecekler, yok eğer ‘bir başka aday’ gösterilecek olursa da ‘tu-kaka’ dönüşler başlayacak! Biri, diğerinin önünü kesmeye çalışacak. Diğeri, hangi ‘oyunlarla’ orada olduğunu düşünmeden ‘aday’ oluşunun sevincini yaşayacak. Alanlara, sokaklara, mahallelere koşacak. Nasıl ‘aday’ olduğunu değil, ‘neden’ kazanması gerektiğini anlatacak!

Diğer yandan ‘iktidar partisi’…

Her şeyden önce ‘iktidar’…

Hükümetin ‘tüm’ olanakları ellerinde…

İş alanları, banka kredileri, rant getirecek bölgeler, kurumlar, kurumların araçları…

Geçen bir yerel seçim öncesinde duymuştum. Köy muhtarına ‘köyünüze su, yol istemiyor musun’ diye sormuşlardı. Muhtarda ‘istemez olur muyum, isterim elbet’ demişti! Diğeri de ‘adayımızı başkan yapın, bunların hepsi olacak, üstelik yarın yol işiniz de başlar’ demişti!

Bunu benzerini yıllar öne, Tansu Çiller’den de duymuştum.

Kozan’a gelmişti. Bir yerel seçim öncesiydi. ‘Kozan’ın il olmasını istiyor musunuz’ diye kalabalığa bağırmış, kalabalık da ‘istiyoruz’ demişti. Sonra ‘Kozanspor’un ligde olmasını istiyor musunuz’ diye sormuş kalabalık ‘istiyoruz’ diye gür sesle bağırınca, ‘öyleyse adayımızı başkan yapın’ demişti…

Adı üstünde ‘iktidar partisi’…

Şimdi Adana’da ‘Büyükşehir ile merkez belediyeleri kim alır’ diye konuşuluyor!

‘Kim daha çok atacak, kim daha çok allı-ballı konuşacaksa’ o alacak!

‘Belediyecilik yapacak olan’ demiyorum!

Hepsi birbirinin ‘aynısı’ değil mi de?

Hükümetin yaptığı yolu beş yıl sonra ‘yeniden’ yapması gibi, bir önceki belediyenin yaptığı yolu-kaldırımı söküp ‘yeniden’ yapmak ‘’belediyecilik’ olarak tanımlanalı beri ‘kokuşma’ da başladı!

Belediyelerin, kentlerinde yaşayan insanlar için yapacağı ‘çok daha’ zorunlu yapması gerekenler dururken, yap-bozlar ‘belediyecilik’ oldu!

Bir de büyük afişlerle, basına servis edilen bültenlerle duyurulan kimi ‘parkları’ da anlayamam…

Öyle uzun boylu değil, açıldığı günün hemen sonrasında yerinde ‘yeller’ esen; her yeri kırık-dökük olmuş, çimleri ezilmiş, ağaç dalları kırılmış, çiçekleri yolunmuş, daracık alanlara kondurulmuş parkları anlayamam…





Kimileri kızacak bana da…

Seyhan’ın, Çukurova’nın Yüreğir’den ya da Sarıçam’dan ayıran özelliği ne?

‘Sosyal demokrat belediyecilik’ deniyor, diğeri ‘iktidar partisinin belediyesi’ deniyor, bir diğeri ‘bir başka’ bakışla geçen sürede belediyecilik yaptıklarını söylüyor ya…

Adanalının gönlünden daha çok bilboardlarda değil mi adları?

Birdboardlara, reklamlara, dış tanıtımcı-yayıncılara yaptıkları harcamayı Adana’ya harcamış olsalardı…

Adanalının aydınlanmasına katkıları olacaktı!

Siyasi partilerin genel başkanlarının belirlediği isimlerce açıklanacak olan ‘adaylar’, adları-siyasetleri ne olursa-olsun birbirinden ‘ayrı’ olmayacaktır. Bilboartlardan beslenecek, bilboartlarda yükselecektir!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın