DOLAR 17,2381 0.1%
EURO 17,5779 0.12%
ALTIN 963,650,12
BITCOIN 3517331,14%
Adana
32°

PARÇALI AZ BULUTLU

17:13

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Gördesli Makbûle
653 okunma

Gördesli Makbûle

ABONE OL
04 Ekim 2016 12:10
Gördesli Makbûle
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yunanlılar, Sakarya Meydan Muharebesi’ni kaybetmiş, Afyon mevzilerine çekilmişlerdi. Hummalı bir faaliyetle yeni mevzilerini kuvvetlendirmeye çalışıyorlardı. Fakat Yunan Başkumandanlığı’nın canını sıkan en mühim neden; en emniyetli olması lazım gelen cephe gerisi hareketlerinin, bilakis büyük bir huzursuzluğa maruz kalmasıydı.

Cephe gerilerinde gerilla harbi vardı. İşgal altında kalan Türkler mücadeleden vazgeçmemişlerdi. Küçük küçük gruplar halinde çalışan Kuva-yı Milliyeci kuvvetler fırsat buldukça, Yunan geri hizmet ve ikmal birliklerine baskınlar yapmaktaydılar.

Cephe gerilerinin emniyetini sağlamak için buralarda kullanılan muharip birliklerin bütün dikkati Akıncılar müfrezesindeydi. Zira en büyük zararı bu müfrezeden görmekteydiler.

Gördes-Sındırgı-Akhisar üçgeni içindeki sahada, Gördesli Halil Efe, sayı ve teçhizat bakımından çok üstün bir düşman kuvvetiyle çarpışmaktaydı. Nâmüsaid şartlar içinde meydana gelen bu karşılaşmada Akıncılar müfrezesinin tek avantajı araziyi iyi tanıması ve bu sûretle manevra yapabilmesiydi. Buna rağmen, muharebeyi kesip sıyrılmaya imkân yoktu ve çetenin cephanesi gitgide tükenmekteydi. Saatlerce süren bu olumsuz şartlar, muhariplerin moralini bozmaktaydı. Fakat, müfrezenin içinde bulunan bir kadın kahramanın, zaman zaman kükremesi onlara, yeni bir mücadele ruhu ve cesaret aşılamaktaydı.. Bu mübarek kadın, Gördesli Makbûle Hanım idi.

Vatana Kurban Genç Kahramanlar

16 Mart 1922’de Kocayayla’da cereyan eden çarpışmalar milli kuvvetlerin gittikçe aleyhine dönmekteydi. Birçok muhariplerin gözü düşmandan çok, çekilecek bir istikâmet aramakla meşguldü. Her zaman olduğu gibi bir ara Makbûle’ Hanım’a yeni bir heyecan ihdas etme fırsatı çıktı. Düşman ateşinin durakladığı bir sırada Makbûle’yi kükremiş bir arslan gibi düşmana saldırırken görüyoruz. Bu hareketin ruhlarda yarattığı ateşin parlaması ile sönmesi bir oldu. Çünkü bu genç ve cesur kadın, alnından aldığı bir mermi yarası ile yere yıkıldı. Başta Halil Efe olmak üzere, bu acı kayıp bütün erkekleri sarstı. Cesaret kaynaklarını kaybeden Kuva-yı Milliyeciler için muharebeye devam etmek, nasıl mümkün olsun? Bu mukaddes ve muazzez şehide kadının mübârek naşını bile kaçırmaya imkân yoktu. Onu gömmediler bile. Mevcut siperlerden birine olduğu gibi yatırılan Makbûle Hanım’ın cesedi, birkaç avuç toprakla ancak örtülebildi.

Milli Mücadele’yi Zaferlere Götüren İnanç

Gördesli Makbûle, Halil Efe ile 1921 senesinde evlenmişti. Fakat bir çokları gibi bu güzel çiftin de balaylarını düşman karşısında geçirmeleri mukaddermiş. Silaha sarılan genç karı-koca; kurdukları birliklerle dağlara çıkarak aylarca düşmanla çarpışmıştı. Çoğu zaman baskınlar yapan, bazen da baskına uğrayan Akıncı Türk müfrezesi, Makbûle Hanım’ı bir uğur ve kahramanlık sembolü olarak yanlarından ayırmamıştı. Lakin Makbûle Hanım, Türk Milletine olan yardım ve desteğini diğer binlerce şehit kadın gibi bir başka boyutta da olsa eksik etmemiştir. Milli Mücadele işte bu şehitlerin canı, kanı, şefaat ve himmetleriyle kazanılmıştır.

Kanlı Elbisesi Ve Çizmesi İle Toprağa Gömülmüş Şehîde

Makbûle Hanım ile ilgili “Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Riyâseti Arşivi”nde kayıtlı bulunan vesikada şunlar yazılıdır:

Yunan işgali sırasında, Akıncılar müfrezesinde Halil Efe’nin eşi Gördesli Bayan Makbule henüz yirmi yaşını ikmal etmiş, gençliği ile beraber cesur ve çevik bir kadındı. (1)921’de Halil Efe ile Demirci’de evlenmiş ve iki ay sonra kocası ile birlikte yurdu kurtarmak için dağa çıkmış, sekiz ay dağlarda kar, yağmur ve çamurda beraber gezmiş ve düşmanla muharebe edip, Milli İstiklal Savaşı’nın muvaffakiyetle sonuçlanacağına kanaat getirerek yılmaz bir azim ve sebatla erkelere büyük örnekler vermiş ve bunların medar-ı teşviki olmuştur.

Kendisi siyah pantolon, ceket ve uzun bir manto giyinir, ayağında çizme, başında siyah başlık ve elinde bir Japon filintası taşırdı. Düşmandan iğtinam ettiği doru atı üzerinde daima müfrezenin artçısı olurdu. Pek çevik ata biner ve iner, tehlike zamanında herkesten evvel silahını kullanırdı. Birkaç müsademeye girdiği gibi bir iki defa da düşmanın pususuna düşmüş ve hiçbir zaman metanetini kaybetmemiş, hatta telaş gösterenlere cesaret örneği olmuştur.

Aksihar’la Sındırgı’nın hatt-ı fâsılı olan Kocayayla’da yapılan bir müsademede 16 Mart (1)338-(1922)’de başından aldığı bir kurşunla şehid olmuş, aynı yerde kanlı elbisesi ve çizmesi ile toprağa gömülmüştür”.

Oğuz KÖROĞLU


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.