Günün En Gerçekçi Yorumu Davutoğlun’dan(!)… Alkışlıyorum(!)..

Günün En Gerçekçi Yorumu Davutoğlun’dan(!)… Alkışlıyorum(!)..

Davutoğlu Ankara saldırısı ile ilgili yaptığı açıklamada;
“Terör örgütleri, onu kullananlara bumerang gibi döner kendilerini vurur.” Dedi.
İlk defa bir açıklamasına katılıyorum(!).. Çünkü bu açıklama aynı zamanda bir gerçeğin itirafıdır.
-AKP Esad’ı devirmek için Suriye’ye terör ihraç etti. Besledikleri, tedavi ettirdikleri teröristler Reyhanlı’yı patlattı. 52 vatandaşımız hayatını kaybetti. Yani terör bumerang olup Türkiye’yi vurdu. Erdoğan Reyhanlı’ya gitmek yerine doğru büyük abisine koştu. ABD’ye gitti. Yani en büyük terörist devlet olan ABD’ye…
-İŞİD ile sarmaş-dolaş oldular. Yaralılarını tedavi ettirdiler. Türkiye’de ofis açmalarına, eleman devşirmelerine göz yumdular. Terörist demeye dilleri varmadı. “Heyecanlı, öfkeli çocuklar” dediler. İŞİD Türkiye’de iki askerimizi şehit etti. Irak konsolosluğunu basıp bütün personelini aileleriyle birlikte rehin aldı. Yani, İŞİD’İ kullanalım derken, İŞİD bumerang olup Türkiye’yi vurdu. İŞİD bumerangı olup Gar patlamasıyla Ankara’da katliam yaptı.
Sultanahmet patlamasını da İŞİD yaptı.
Yani, Davutoğlu söylediklerini uygulamalı derslerinin deneyimleri sonucunda söylüyor. Kendisini kutluyorum(!)..
-AKP PKK ile sarmaş dolaş oldu. Birlikte şenlikler yaptılar. Şarkılar söyleyip millete meydan okudular. PKK vurdu. AKP “PKK cici çocuklar yapmaz, çözüm istemeyenler yapmıştır, zamanlama manidar” dedi. Demekle kalmadılar, suçlu olarak askeri işaret ettiler. PKK aşkları Güneydoğu’da PKK’nın devlet kurma çalışmalarıyla sonuçlandı. Hergün üçer-beşer albayraklı tabut ülkenin her yerine gidiyor. Sadece analar değil, artık yedi sülalemiz ağlıyor. AKP’nin PKK aşkı bumerang oldu, ülkemizi vuruyor.
-AKP YPG’yi kullanmak için Salih Müslim’i Türkiye’de kırmızı halılarda karşıladı. YPG ve Salih Müslim Suriye karıştırıldığında tarafını belli etmemişti. Salih Esad yanlısı görünüyordu. YPG’nin bugünkü duruma gelmesinde en büyük emeği olan AKP’dir. Şimdi YPG bumerang oldu, Türkiye’yi vuruyor. Dün adı bile olmayanlar, bugün Türkiye’yi tehdit ediyor.
-AKP Suriye’de bulunan terör gruplarının liderlerini İstanbul’da ağırlayıp toplantı yaptı. Terör bumerang olup Türkiye’ye vurdu.
Davutoğlu açıklamasında ikinci itirafını yapıyor:
“Türkiye, zor bir coğrafyadadır. Yanıbaşımızda Suriye ve Irak. Birçok ülkede merkezi otorite ortadan kaybolmuştur. Bunun getirdiği riskle uğraşıyoruz.”
Çok haklı, katılıyorum(!).. Yalnı AKP gelmeden Irak bir bütündü. Türkiye Kandil’e kadar girip hem karadan, hem havadan operasyon yapabiliyordu. ABD’nin projesinde ABD’nin bir memuru gibi görev alıp BOP Eşbaşkanı olanlar sayesinde Irak-Suriye’de merkezi otorite yok oldu. Libya’yı Haçlı terörist devletlerle bir olup parçaladınız. Şimdi radikal dinciler, İŞİD benzeri yapılar Libya’da otorite oldu. Siz gelmeden Suriye’de merkezi otorite vardı. Belki de PKK’nın en zayıf olduğu ülke Suriye idi. Güneyimizde terör grupları yoktu. PYD tehlikesi yoktu. İŞİD yoktu. Nusra yoktu. Kısacası Mr. Davutoğlu, yanıbaşımızdaki ülkelerin terörüze edilmesinde en büyük aktör sizsiniz. Kısacası; “merkezi otorite boşluğunun getirdiği riskler” sizlerin eseridir.
Dediğiniz gibi; “Terör örgütleri, onu kullananlara bumerang gibi döner, kendilerini vurur.”
Dün Ankara’da patlatılan bomba, BOP’nin bir sonucudur. Yemediğiniz halt kalmadı ama, zeytinyağı gibi hep suyun üzerindesiniz.
Aziz okur, birçok yazar-çizer-akademisyen-siyasi; süslü-derin-karmaşık laflar edecektir. Hep söylediğim gibi; gerçek basit ve yalındır. Türkiye’deki terör saldırıları AKP’nin izlediği dış politikanın bir sonucudur. AKP’nin izlediği dış politika ise;
“Bilgisiz ama hırslı, aç gözlü” bir şahsın ihtiraslarını doyurabilmek için izlediği bir politikadır. Bütün alavere-dalavere ve yalanın tek amacı, o şahsın ihtirasını ve aç gözünü doyurabilmek içindir. Villalar, İsviçre hesapları, sıfırlanamayan paralar, gemicikler ve bunları koruyacak güce sahip olmak, devlet gücünü elden bırakmamak içindir.
Hazin olan ise;
Bu kadar açık hedefe rağmen, koca bir milletin rant paylaşımına mahkum olması ve milletin önemli bir kesiminin de bu aşağılık oyuna razı olup alkışlamasıdır.
Şimdi diyorlar ki;
Birlik ve beraberlik zamanı(mı?)dır..
Kusura bakmayın. Romantik değil akılcı ve gerçekçiyim. Bütün düşmanlarımıza karşı Türk Milletiyle elbette kenetlenmeliyiz. Tek yürek, tek bilek olmalıyız. Ama AKP siyaseti ile değil. AKP siyaseti Sur Patlamasından sonra İncirlik Mutabakatı imzaladı. Yani, insanların canı ve kanı üzerinden ABD(BOP)’ne bir üs verildi. İncirlik mutabakatında neler var bilen var mı? Çünkü gizlilik kararı var.
10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Gar saldırısı gerçekleşti. Türkiye’de gerçekleşen en büyük terör saldırısıydı. AKP ölen insanların kefeninden siyasi rant elde etti. Hatta o patlamadan sonra vicdansızca oylarının arttığını bile itiraf ettiler. Bir Kasım seçim sonuçları ortadadır.
Davutoğlu bu son saldırıdan sonra; saldırıyı gerçekleştiren ve YPG’li olduğu söylenen şahıs üzerinden, “Suriye’ye girme” hakkından bahsediyor. İlla Suriye’ye girecekler.
Katar: “Suriye’ye kara harekatını daha önce ABD ile planlamıştık.” Diyor. Katar ile evcilik oynayan AKP, bu planın neresindedir sizce?
Doğru olan;
BOP kapsamında Türkiye’nin de bölünmesini içeren projeye karşılık, Esad ile anlaşma yoluna gidilmelidir. Zararın neresinden dönersen kardır. Kendilerinin yüzü yok. Cahilin kibri ülke çıkarına hareket etmeyi engeller. Bu durumda devlet aklı devreye girmelidir. Rusya ile konuşulmalıdır. Çünkü bu süreç böyle giderse, Türkiye Afganistan olur. Rusya’nın kapısına radikal İslamcılar dayanır. Rusya’da her din mensubundan Rus vatandaşlarının dini bir açlık içinde olduğunu ve radikalleşmeye meyilli çok fazla insan olduğunu biliyoruz. Türkiye Afganistan olursa, Rusya İŞİD ve El Kaide gibi yapıları evinin içinde bulur. Rusya da kendi çıkarı için Türkiye ile işbirliği yapmak durumundadır. Putin’in bu durumun farkında olmaması mümkün değildir.
İncirlik üssü acilen kapatılmalıdır.
Ve AKP’nin milletin kefeni, acısı üzerinden siyasi rant elde etmesi, savaş bahanesi üretmesi de devlet aklıyla engellenmelidir. AKP devlet değil, hükümettir. Mevzubahis olansa hükümetin bekası değil, devletin bekasıdır. Devletin bekası için milletçe kenetlenmeliyiz. Güvenlik güçlerimizle “ordu millet el ele” düsturu ile hareket etmeliyiz. Kefenlerimize dahi göz dikip saraylara basamak yapanlar artık haddini bilmelidir. Milletin nefesini ensesinde hissetmelidir. Yoksa gidiş gidiş değildir. Uçurum uzak değil, yakındır.
Kurtuluş savaşı bir mucize değil, akıl ve cesaretin bir sonucudur. Akıl ve cesaret harekete geçmelidir.

Zahide UÇAR

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN