DOLAR 15,9221 -0.12%
EURO 16,7495 0.11%
ALTIN 930,430,24
BITCOIN 466228-2,89%
Adana
27°

AÇIK

03:53

İMSAK'A KALAN SÜRE

Hangi Erkek Aldatmaz?

Hangi Erkek Aldatmaz?

ABONE OL
02 Mart 2022 14:16
Hangi Erkek Aldatmaz?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son günlerde bloglar arasında kendini gösteren bir site var: arzumuzun.blogspot.com. ‘Arzum’la Ters Köşe’ adı altında dünyayla ve kadın-erkek ilişkileriyle dalgasını geçen yazarıysa dergi okuyucularının çok da yabancı olmadığı bir isim: Arzum Uzun. Zuhal Olcay’ı ilk kez bir erkek dergisine röportaj vermeye ikna eden isim oydu…

Eyşan Özhim’in hakkında lezbiyen iddiaları çıktığı dönemde röportaj vermeyi kabul ettiği tek isim de… Bugün pek çoğu ünlü olan isimler, ilk dergi röportajlarını ona verdi; Ahmet Rıfat Şugar ve Fadik Sevin Atasoy bunlardan sadece ikisi. Bunun yanı sıra, takma isimlerle dergiler için seks ve ilişkiler üzerine yazılar yazdı… Biz de bir vesile ile Arzum’la bir araya geldik ve ona artık uzmanlık alanlarından biri olarak kabul ettiğimiz kadın-erkek ilişkileri üzerine sorular sorduk. Tabii sadece bu değildi röportaj konumuz, Arzum hakkında merak ettiğimiz her şeyi sorduk ve o da büyük bir samimiyetle cevap verdi sorularımıza.

Seni, ‘Arzum’la Ters Köşe’ adlı blogundaki ve çeşitli dergilerdeki eğlenceli yazılarınla tanıyoruz. Peki, aslında kimdir Arzum, bugüne kadar neler yapmıştır?

Arzum, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde reklam eğitimi alırken yolu önce reklam ajansına, ardından da dergilere düşmüş biri… Şaka bir yana, çalışma hayatıma üniversite ikinci sınıftayken, bir reklam ajansında metin yazarı olarak başladım. Ancak o kadarcık yazmak yetmeyince, bir tesadüf sonucu iki ayda bir yayınlanan Bushida adında, Fahri-Kuz Optik için hazırlanan bir life-style dergisinde buldum kendimi. Altı ay kadar bu derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptıktan sonra, Vizon dergisinde editör olarak çalışmaya başladım. Bir yıl boyunca burada trendler, moda ve life-style hakkında yazılar yazdım, röportajlar ve moda çekimleri yaptım. Aynı dönemde, şu an All dergisinde editörlük yapan Gözde Eyibilir ile Vizon Beauty’i hazırladık. Türkiye’nin ilk güzellik dergisiydi. Sonra Vizon kapandı ve ben Hülya’da buldum kendimi. Bir yıla yakın bir süre de burada çalıştıktan sonra, Esquire dergisine geçtim ve iki yılımı da orada geçirdim… Liste böyle uzuyor yani. arzumuzun.blospot.com’a gelince, son iki senedir, canım sıkıldıkça yazıyorum ve yazarken çok eğleniyorum.

Vizon’da ve Hülya’da çalıştığın dönemlerde ‘Clarissa Butterfly’ takma ismiyle seks ve ilişki yazıları da yazıyordun. Nereden aklına geldi bu konuya eğilmek?

Başta seks yazmak, Vizon’un yoğun ve fazlasıyla cool yapısı içinde kafama göre atıp-tutabileceğim bir alan gibi gelmişti bana. Kendi köşem vardı ve istediğimi yazıyordum. Çok eğlenceliydi ve çok da güzel tepkiler alıyorduk. Ardından Hülya’ya geçince, kadın dergilerinin temel problemi olan: ‘Seks yazacak biri yok!’ sorunsalı tekrar belirdi karşımda. Nedense insanlar, seks yazmanın kendilerini ucuz göstereceği gibi bir endişeye sahipler; başkaları ne der psikolojisi… ‘Siz merak etmeyin, ben yazarım’ dedim ve yazmaya devam ettim. Ancak içerik olarak Hülya’daki yazılar daha çok bilgi vericiydi ve benim için daha sıkıcıydı tabii. İronik olmayan bir şekilde incelenebileceğini düşünmüyorum kadın-erkek ilişkilerinin ya da cinselliğin. Bu konuda yazmayı seviyorum çünkü insanlara işi, göremedikleri bir tarafından aktarmak çok eğlenceli geliyor bana.
Neden takma isim kullandın peki, gelecek tepkilerden mi korktun?

Gelecek tepkilerden korkmadım ama ciddiye alınmamaktan korktum. Zira ilk seks yazılarımı yazdığımda 20 yaşındaydım ve o yaştaki bir kızın yazdığı şeyler ne kadar doğru da olsa, pek de inanılır görünmeyebilirdi. Bir de şu soru vardı tabii; deneyip mi yazıyorsun? Seks hakkında bilgi sahibi olmak, her şeyi denemek anlamına gelmez. Bu da bir tür genel kültürdür. Ancak bunu anlayacak kafa yapısına sahip olan çok az insan var ne yazık ki. Clarissabutterfly, benim daha eskiden net sözlüklerden birinde yazarken kullandığım takma isimdi. Yani çevremdeki herkes biliyordu ne yazdığımı; dolayısıyla seks yazmakla ilgili bir sorunum ya da korkum yoktu.

Peki, kadın-erkek ilişkileri ya da cinsellik üzerine yazılarında paylaştığın bilgilerin kaynağı ne?

İki tür öğrenme vardır bence… Bazı insanlar başlarına gelmeden öğrenemez, diğerleriyse gözlemleyerek analiz edebilirler. İyi bir gözlem yeteneği ve konu üzerine detaylı kitabi araştırmalar olarak özetleyebilirim. Bir de sağ olsunlar her yaştan, kadın-erkek pek olaylı ilişkiler ya da deneyimler yaşayan arkadaşlarım var. Çoğu zaman onlara çözüm üretmeye çalışırken, başka bir şey yazarken buluyorum kendimi. Doğal bir süreç aslında bu… Çok komik, yakın bir zamanda bir arkadaşım, bir dergide yazdığım bir yazıyı, benim olduğunu bilmeden okumuş ve çok beğenmiş. Bana, ‘Geçen gün bir şey okudum tam da benim durumumu anlatıyordu… Süper çözümlemeler vardı!’ dediğinde ona dönüp, ‘Hayatım, sana üç aydır anlatmaktan öldüğüm şeyleri yazdım, daha etkili oldu herhalde!’ dedim. Böyle de bir durumumuz var yani, dergilerde gördüğümüz her çözüm, mutlak çözüm… Etrafımızdaki birinden duyunca o kadar etki etmiyor; ona ne kadar saygı duyarsak duyalım ya da onu ne kadar seversek sevelim; düşüncelerini önemseyelim, değişmiyor bu.

Ailenden nasıl tepkiler aldın peki o yaşta bu tarz yazılar yazdığın için?

Annem ve babam son derece normal, medeni ve kendini bilen insanlar oldukları için; işin iş olduğunun gayet bilincindeydiler. Yetiştirdikleri çocuğun ne yapıp yapmayacağını, neyi neden yaptığını bilecek kadar vizyonu geniş, yazdıklarıma müdahale etmeyecek kadar demokrat insanlar. Zaten ortada kimseyi rahatsız edecek olan bir şey de yok. Ben, ailemin okuyamayacağı herhangi bir şey yazdığımı düşünmüyorum.

Bir de Esquire dönemi var tabii… Erkeklerin dünyasında geçirdiğin iki yılda, olayı farklı boyutlarıyla görme şansın oldu mu?

Erkeklerle geçirdiğim iki yılda, ‘iyi ki erkek olmamışım’ deme şansım oldu! Kadın algısı ile erkek algısının arasındaki farkı görme şansım da oldu; diyebilirim ki gerçekten zor algılıyorlar. Erkekler için yazmak ve erkeklerle çalışmak akıl almaz derecede zor bence… Kadınlara iki kelimeyle anlatabileceğiniz bir şey için, erkeklere üç paragraf kullanmanız lazım. Genelde tam tersi iddia edilir ama ben katılmıyorum bu görüşe. Her zaman düz, fazla açıklayıcı olmanız gerekiyor. Yoksa anlamıyorlar. Anlamadıkları ve bilmedikleri şeyler beni her zaman şaşırtmıştı mesela… Ayrıca erkeklere karşı daha anlayışlı bir hale geldim. Eskiden daha da sert bakıyordum onlara. Dünyalarını ve düşünce yapılarını daha iyi anladım sanırım.
Blogunda, erkekleri alaşağı eden, kategorilere ayıran, çoğu zaman biz kadınların gülerek okuduğumuz ancak okuyan erkekleri üzebilecek yazılar yazıyorsun. Çok sert değil misin sence erkeklere karşı? Bu kadarını hak ediyorlar mı?

Şöyle düşünelim… Erkekler bizi süper kategorize edebiliyorlar istedikleri zaman. Cinsel uzuvlarımız, kalçalarımız, göğüslerimiz ya da kilomuz üzerinden notlayabiliyorlar bizi. Biz onlara böyle davranınca neden acımasız olalım ki? Ayrıca ben, yazılarımda kimseyi kayırmıyorum… Kadınları da alaşağı edebiliyorum zaman zaman… Sezar’ın hakkı Sezar’a. Biz de mükemmel varlıklar değiliz ve söz konusu ilişkiler olunca, gerçekten zekamızı kullanmayı bilmiyoruz bazen. Bunu görünce, sinirlerim zıplıyor.
Bir kadının bir erkek karşısında yapabileceği en büyük hata ne olabilir sence?

Erkekleri çok fazla ciddiye almak ve davranışlarına anlam yüklemek hem hatadır hem de aptallık. Erkekler basit varlıklar; bizim gibi entrikalar üzerine yaşamıyorlar ilişkilerini. Dolayısıyla onlara karşı açık ve net davranmak, kısa cümleler kurarak derdini ifade etmek, duygu sömürüsüne gitmemek gerekiyor. Ayrıca, seksi silah olarak kullanmayı denemek de büyük bir hatadır. Seks silah değildir, karşılıklı ihtiyaçtır. Bir insanla sizi sevmesi için birlikte olamazsınız; gerçekten istiyorsanız ve ihtiyaç duyuyorsanız bunu yapmanız gerekir. Pek çok kadın, bu konuda ciddi bir yanılgı içinde ne yazık ki. Kendi isteklerini ve ihtiyaçlarını ikinci plana atıp o adamı hayatının merkezine yerleştirmek de bir başka yanılgı; bunu cinsellik konusunda da fazlaca yapıyorlar. Oysa ki bir adamın sizi sevmesini ve size saygı duymasını istiyorsanız, önce kendi hayatınız olmalı; seks, bu gerçeği değiştirmez. Bir adama, o olmadan da idare edebileceğinizi göstermek zorundasınız ki ilişki içerisinde sağlam durabilesiniz.

Uzun soluklu ve sağlıklı bir ilişki yaşamak için, nasıl bir yol izlemeliyiz o halde?

Bunun tek bir kuralı var, birbirine zaman ayırmanın yanı sıra kendine de zaman ve mekan ayırmak. Az önce de söylediğim gibi kendi sosyal hayatınız olmalı. Ortak arkadaşlarınızın ve sosyal hayatınızın yanı sıra kendi arkadaşlarınız, kendi uğraşlarınız… Günde 50 kere birbirini aramakla ilişki yürütülmez… Aslolan, hem kendi ruhunuzu hem de karşınızdakinin ruhunu sıkmadan, yola birlikte devam edebilmek; birbirinin hayatını kolaylaştırmak ve karşınızdaki adamı evlenmeye zorlamamak!

Evlilik, bir ilişkide neden sorun teşkil etsin ki?

Evlilik değil, evlenmeye zorlamak sıkıntı yaratıyor. Pek çok kadın, baba evinden ayrılmanın ve kendi hayatını kurmanın bir yolu olarak kullanıyor evliliği. Oysa önce bireysel özgürlüğünüzü kazanmanız gerekiyor. Evlilik, yeni bir yaşam tarzıdır ancak özgür olmak için bir yol değildir. Tam tersine, ciddi bir sorumluluktur ve gerçekten bu sorumluluğa hazır biriyle yapıldığında devam edebilir. Daha aslında kendiniz bile bu sorumluluğa hazır değilken, karşınızda evrimini tamamlamamış olarak duran bir adamı halkayla bağlanmaya zorlarsanız, ya bir şekilde sizi sepetler ya da o evlilik de ilişki de çuvallar. Bu noktada işi biraz zamana bırakmaya davet ediyorum herkesi; özellikle de genç kadınları. 20 yaşındaki kızlar evlenip ailelerinin evlerinden kurtulmak istiyorlar artık. Etrafımda o kadar böyle çok kızcağız var ki…

Bir ilişkinin katili nedir; ne yaptığımızda ilişkiler çıkmaza giriyor?

Baskı; sürekli kontrol etme güdüsü ile gelen baskı çok fena. Nedense sürekli emin olmak istiyoruz karşımızdakinden. Bizi sevdiğini sürekli söylesin, sürekli ilgilensin, başka kimseyle görüşmesin… Kendi özgüven eksikliğimizden kaynaklanan bu ve benzeri tavırlar, ilişkiyi dinamitliyor benim gördüğüm kadarıyla. Karşımızdakine güvenmesek bile kendimize güvenmemiz gerekiyor; o olmadan devam edebileceğimize yani… Bunu bildikten sonra, sorun yaşanacağını hiç zannetmiyorum. Kendinin farkında olmak çok önemli bence.

Genel olarak özetlersek, kadınların ilişkilerdeki en büyük hatası ne oluyor?

Erkekler, doğaları gereği kadınlara oranla duygusal anlamda daha zayıf yaradılışlılar. Biz bunu bilmiyor ve karşımızdaki adamın kapı gibi arkamızda durmasını bekliyoruz; sonrası hayal kırıklığı tabii… Hiçbir erkek bir kadının arkasında o kadar sağlam duramaz bence; dururmuş gibi yapar. Onlar, bize oranla daha çabuk demoralize oluyorlar. Etrafınıza bir bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Ha, bir de kadınların kendilerini erkeklerin onlara gösterdiği ilgi üzerinden tanımlama durumları var tabii… Kadın kuaförlerini ve tekstil sektörünü zengin eden, ayakkabıcıların yüzünde güller açtıran gerçek bu. Paçoz paçoz gezin demiyorum. Tabii ki kendinize bakın, güzel olun; ama önce kendiniz için… Çok beylik bir laf gibi geliyor; ama erkek arkadaşı istediği için saçının rengini değiştiren, kilo veren ya da piercing yaptıran bir kadın, maça bir sıfır yenik başlamış demektir. Bir sonraki hamlede boynuzu da yer muhtemelen.

Yeri gelmişken, biz kadınlar neden aldatılıyoruz?

Aldatılmanın bir standartı yoktur bence. Herkes aldatılabilir ve bunun için bir hata yapmanız da gerekmez. Aldatıldığımızı nasıl ve neden öğreniyoruz ona bakmak lazım. Dedektifçilik mi oynuyoruz? İz mi sürüyoruz? Ya da erkek arkadaşımız/eşimiz salak mı da açık veriyor, ona bakmak lazım. Yoksa her kadın aldatılır… Erkekler kandırılmaya müsait ve daha naifler diyelim. Bir de toplumsal roller gereği aldatmayan adam pek de adamdan sayılmıyor. Arkadaşlarının makara konusu olur, gururu kırılır filan. E bir de piyasada bu kadar çok aranan piliç varken; fırsatını bulursa aldatır. Her an aldatılabileceğini bilen bir adamsa, kolay kolay aldatamaz diye düşünüyorum. Yine de bu karşımızdaki adamın kişiliğiyle alakalı büyük bir ölçüde.

Aldatılmamak için ne yapmalı?

Gerçek olmalı. İlişkinin başında neyseniz, sonunda da o olup kendinizin arkasında durabilmelisiniz. Kendiniz olmalısınız. Bir çok kadın sürekli oynadığı ve başka biri gibi davrandığı için aldatılıyor. Ayrıca karşınızdaki adamla konuşmak da çok önemli… İlişkiniz bozulmasın diye susar, eziği oynar, her dediğine he derseniz, e boynuzlanırsınız tabii. Ezik olmayın, boynuzlanmayın diyelim.

Blogdaki bir yazında erkeklerin senin için ikiye ayrıldığını yazmıştın… Gideri olanlar ve olmayanlar. Nedir bu gideri olan erkek?

Tamamen espriydi o tabii ama gideri olan erkek diye bir şey var. Bunu kimse inkar etmesin. Nasıl ki obez kadının, mevzuunun sapıkları haricinde pek de gideri olmuyorsa, erkeğin de gideri olanı var, olmayanı var. Şimdi buradan bir kez daha anlatmayayım. Okuyup görsünler. Ama o yazıdan sonra, tanıdığım tüm manken arkadaşlarım ya da oyuncular, arayıp ‘Demek öyle! Bizim giderimiz yok mu yani? Var mı?’ gibi komik sorular sordular bana.

Bir de kitap projen var. Ne zaman göreceğiz raflarda?

Evet, bir öykü kitabı hazırladım. Aslında şu an raflardaki yerini almış olması gerekiyordu ancak yayınevi ile yaşadığımız anlaşmazlık sonucu, çıkışı ertelendi. Şu an yeni yayınevleriyle görüşüyorum. Aralarından birine karar verdiğimde, kitap da raflardaki yerini alacak.

Kadın-erkek ilişkileri üzerine bir kitap mı? İçinde cinsel doneler de var mı?

Aslında insan ilişkileri ve insanların kendileriyle kurduğu ilişkiler üzerine bir kitap. İçinde iki erkeğin aşkı da var, aşkı arayan bir adamın da, aşktan çeken bir kadının da… Ya da bambaşka bir boyutuyla hayatla savaşan insanların hikayeleri var. Hayatın içinde cinsellik olduğuna göre, bu kitapta da cinsellik var tabii ki… Ama şimdi ikinci bir kitap yazmaya başladım. Bu seferki bir roman ve aşka, ilişkilere, iyi ve kötü olmaya bambaşka bir taraftan bakacağız bittiğinde. Başka türlü bir aşkın hikayesi de diyebiliriz.

Kaynak: Leyditurk


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.