HAREKETTEN HÂSIL OLUR BEREKET

HAREKETTEN HÂSIL OLUR BEREKET

Bu evrende ki her nesnenin mevcudiyetinin temelinde hareketler yatar. İçerisinde hayatımızı idame ettirdiğimiz dünya da sürekli hareket halindedir. Bakın, onun dönmesiyle neler olmakta. Dünya’nın Güneş etrafındaki tam bir turu 365 gün 6 saat sürer. Bunun neticesinde mevsimler teşekkül eder. Her mevsim kendine has özellikler barındırır içinde. Yazın envai çeşit nimetler yeriz, kışın ise soğuktan korunacak gıdalarla takviye ederiz bedenimizi. Bunlar hepimizce malum olan hakikatler. Bir örnek daha verelim. Bu yazıyı okumayı bir an bırak, çevreye ibretle bak. Neler görüyorsun etrafta. Mesela korna sesleri herc-ü mercliğinin içinde ki araba konvoyu mu veya apartman, cami ya da üzerinden her cins kuşun süzüldüğü yemyeşil ekin tarlası mı? Şimdi bunların nasıl meydana geldiğini tefekkür et bakalım. Az bir zihin egzersiziyle hepsinin bir çalışmanın semeresi, yani bir hareketin sonucu olduğunu anlarsın. Nasıl mı? O konvoydaki arabaları yapmak için kaç tane mühendis, teknisyen ve işçi gecesini gündüze kattı. Apartman cami vb. yapılarda ne kadar usta ter döktü. Ya ekin tarlasını işleyen çiftçi. Bunların hepsine hareketlerin bereketidir desek, yalan söylediğimizi hangi şuurlu varlık inkar etme cüretini gösterebilir.

Bir misal daha verip mevzuyu zihinlerde taçlandıralım. Şu anda okumuş olduğun bu yazı bir takım zihinsel aşamalardan sonra, el ve parmak koordinasyonu marifetiyle satırlara düşmedi mi. Klavyede parmakların hareketinin hesabını yapmak bile imkân dâhilinde değil. Bu misalleri istediğimiz kadar çoğaltabiliriz. Arif az sözden çok şey anlayandır kabilinden kısa keselim. Yani bu örnekler bize gösteriyor ki hareket zincirinden ortaya çıkan bu olaya bereket denilir. Bunun zıddı da doğrudur. Yani bereketin olduğu yerde hareket de vardır. Öyle olmasaydı şayet bu sözlere de ihtiyaç kalmazdı.




Öyleyse ne anlamalıyız bütün bunlardan : ’Çalışana darlık olmaz, yatana varlık olmaz’ formülü yoluna ışık tutsun da her işinin keyfiyetli olması için hareket edesin.

‘İşleyen demir pas tutmaz’ sözü şiarın olsun da, iki üşengeç fıkrasında ki biçare adamlar gibi olmayasın.

İKİ ÜŞENGEÇ

İki kafadar üşengeç, bir elma ağacının altında yatıyorlarmış. Birisi, hiç kalkacak mecalim, takatim yok. Ah keşke şu tepemde salınan elmalardan biri ağzıma kadar gelse de bende afiyetle yesem demiş. Öteki hemen atılmış ve demiş ki: Sen bu kadar şeyi düşünmeye üşenmiyor musun?

Fikriyatımızı, Cenabı Hakkın ‘insana ancak ve ancak sa’y ettiği vardır’ ayeti meşgul etsinde Sultan İkinci Mahmut devrinde yaşayan tembel mi tembel, miskin mi miskin, hareket etmekten, çalışmaktan son derece aciz, atalet kuyusundan çıkamayan ve padişaha vermezse Ma’bud neylesin Sultan Mahmud meselini söyleten Tıkandı Baba’nın kötü nam bırakan ahvaline düşmeyesin.

TIKANDI BABA

İkinci Mahmud’un devri saltanatında tıkandı Baba kahvehanesi varmış. Hünkâr, merak edip tebdili kıyafetle kahvehaneye girer ve neden böyle anıldığını sorar. Tıkandı Baba ilkin söylemek istemez ama padişah ısrar edince anlatır. Bir rüya gördüm. İhtiyarın biriyle yürüyorduk. Üç tane çeşme gördük. Biri çok akıyordu. Birisi az, öteki de damlayarak akmaktaydı. İhtiyara, bunlar neden böyle dedim. Oda: çok akan zenginlerin, az olan fakirlerin dedi. Ben peki ya şu damla damla düşen çeşme kime ait deyince o da senindir, dedi. Bende bunun üzerine sinirlendim ve gittim o musluğu tıkadım sonra da hiç akmaz oldu. Sabah bunu anlatınca herkes kahkahalarla gülüştüler. O günden sonra adım Tıkandı Baba kaldı, der. Hayretle dinleyen sultan üzülür ve garibana yardımcı olmaya niyetlenir. Ramazan ayı geldiğinde padişah vezirine her akşam tıkandı için bir tepsi baklava hazırlamasını ve altına da bir altın koymasını emreder. Dediği gibi yapılır. Ama tatlıcı bu işten şüphelenir. Tıkandı Baba’ya tepsiye karşılık bir mecidiye teklif eder. Tıkandı da ben aç bir adamım yemeğe ihtiyacım var deyip kabul eder. Ramazan ayı böylece biter. Her tepsi karşılığında bir mecidiye…

İkinci Mahmut, zavallının artık ferah fahur bir hale kavuştuğunu düşünerek kahvehaneye tekrar varır. Onun eski mübtela halinden farklı olmadığını görünce hayrette kalır ve sorar: ’Sana gelen baklavaları ne yaptın’. O da, hünkârın sağlığına duacıyım. Benim iftarlık yemeğe ihtiyacım vardı baklavayı neylerim diyerek sattım’ der. Padişah peşini bırakmaz bu işin. Saraya avdet edince Tıkandı’yı çağırtır. Gerçek kimliğini faş eder. Adamı hazineye götürür, eline bir kürek verirler. Daldır bakalım efendi, der padişah. Tıkandı titreyerek, heyecanla daldırır, ama ters daldırmıştır. Küreğin bombeli yerinde nasibine tek altın düşmüştür. Adamcağız başını öne eğip: “Benim çeşmem tıkandı, musluğum hiç akmayacak, ne yaparsam yapayım hep Tıkandı Baba olarak kalacağım” der. Tabi olaya herkes taaccüple vakıftırlar. Padişahta öyle.

Sultan kuyumcuya altıntop yapmasını söyler. Topu Tıkandı’ ya verirler ve Mahmut Paşa yokuşundaki kemere varırlar. Padişah, Tıkandı Baba’ya “Bu topu atacaksın, attığın yerden topun durduğu yere kadar olan arazi senindir’der. Tıkandı Baba topu çevirir ve ateşler. Ancak top kemere çarparak seker ve Tıkandı Baba’nın başına düşer. Tıkandı Baba oracıkta can verir. Sultan, hayretamiz tavırla, bu yazının mesajını da kuvvetlendirecek tarihi sözünü söyleyiverir:’ Vermeyince Ma’bud, neylesin Sultan Mahmud’

Şimdi eğer bu Tıkandı Baba namındaki adamcağız yukarıda ki ayeti kerimenin icabınca yaşasaydı Allah (c.c) mahrum bırakır mıydı hiç. İçindeki tembelliğine istinaden her işi bereketsiz kalmakta. Gayret ölçüsünce bereket elde edilir. Yazın gölge hoş dersen kışın çuvalını boş bulursun. Yaz sıcağında başın pişerse, kışın da aşın pişer.




Bu mezkûr örnekleri maddi tarafın yanında manevi hayata da teşmil edebilirsin. Dünya ahiretin mezrasıdır, doğru. Ancak acaba kaç ehli firaset bu örneklerden paya düşeni devşirmek için gayret eder. Kendi hissesine düşeni tam elde etse dört yüz dirhemlik adam olur hal bu ki.

Hareket etmeli, çalışmalısın ki sonu olmayan, kesintisiz, kesatsız mesut bir hayatında, yani ahiret yurdunun da sahibi olasın. Elde etmek ihtimali olmayan uzak emellerle ömrü zayi etmeyesin, zira ölüm hemen yanı başında. Ansızın yakalayıverir de ahu figan edersin.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN