Hayır, CHP ön seçim yapacak…

Hayır, CHP ön seçim yapacak…

24 Haziran günü yapılacak olan seçim öncesinde, ‘iktidar’ her ne denli yaptıklarından rahatsa; muhalefet de o denli tedirgin, o denli şaşkın haklı olarak…

Haklı, diyorum…

Kısa bir süre önce sorulara ‘seçime hazırız, hodri meydan’ derken, aradan on gün geçmesine karşın ne cumhurbaşkanı adayı, ne de milletvekillerinin kim ya da nasıl belirleneceği konusu ‘polemik’ olmaktan çıkamadı!

Tamam…

İnce düşünüp, sık dokunacak bir süreç…

Tamam…

Seçim sonrasını yeniden yapılandırmak için ‘güçlü bir aday’ bulunması zorunlu…

Tamam…

Belirlenecek adayın iktidar ittifakının dışında kalan herkesin benimseyebileceği biri olmalı…

Öyleyse her gün yeni bir ismin ortaya çıkması neden?

Bu günlerde bir seçimin olma olasılığı çok düşük bile olsa, ‘hazırız’ denenin anlamı ‘adayımız belli’ demek anlamına gelmez mi? Ya da neden ‘farkılı’ isimler üzerinde git-geller yapılmakta?

Her yeni çıkan ‘adayın’ estireceği ‘eksi’ havanın etkisi neden göz ardı ediliyor?

Tabanı yeni bir hayal kırıklığına uğratmamak için ‘neden’ çaba harcanmıyor da, Ekmeleddin olayının ‘tıpış tıpış’ yanlışı yineleniyor?

Tabanın hiçbir karşı koyuşu olmayacağı ‘parti emekçisi’ aday adaylarından birini belirlemek neden o denli zor?

Bu ‘seyirden’, bunları konuşmaktan, bununla dalga geçmekten sevinç duyan öyle çokları var ki!

***

Cumhurbaşkanı adayını belirlemek bu denli uzayınca ‘ne’ oluyor biliyor musunuz?

Olan milletvekili aday adaylarına oluyor!

Ön seçim olmasa bile, ‘eğilim’ yoklaması ile ‘sırada’ yer bulmak için çalışacak olan aday adayları şimdiden ‘Ankara ne der acaba’ demeye başladı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SEN DÖNÜNCEYE KADAR!

Öyle ya…

Aday adayı olmak için başvurunu yapacaksın.

Seçim bölgesindeki ‘adayı bilen’ partili değil de; bölgeyi belki ‘bir kez’ bile görmeyen, görse bile partinin üstten ‘bir-iki’ kişisini bilen, kimin etkili olabileceğinden daha çok üsttekinin gösterdiği birini sıralamaya koyanlara kendini tanıtmak için çaba harcayacaksın.

Bu mu ‘milli irade’, ya da ‘halkın istencine’ saygı duyma, ya da demokrasi savunuculuğu, ya da insan odaklı politika…

Hani tüm siyasi partiler ‘adil seçimden’ söz edip, sonra da belirledikleri adayları sıralamaya koyup ‘alın bunları onaylayın’ der ya…

Ardından da en güçlü ‘demokrasilerin’ adlarını vererek, ‘seçmenin’ bir güzel aklıyla oynarlar ya…

Yine aynı!

Kanımca CHP’nin gerekçesi hazır:

‘Baskın’ seçim nedeniyle eğilim ya da ön seçim yapmaya zaman yok!

Bunun inandırıcılığı ne denli gerçekçi ki?

***

İttifak için, diyorsunuz…

Cumhurbaşkanlığı adayı için, diyorsunuz…

Milletvekili adayları, için de bir şeyler desenize?

Yirmi gün sonra kesinleşmesi beklenen ‘milletvekili adaylıklarının’, bir hafta öncesinden ‘eğilim yoklaması’ yapılarak belirlenmesi neden zor olsun!

Genel Merkez’de beş kişilik bir kurulun oluştuğu, aday adaylarının sıralamasını bu beşlinin yapacağı, gerekçenin de ‘zamansızlık’ olduğu kulaklara geliyor!

Cumhurbaşkanı adayı ‘şu’ olacak,

Cumhurbaşkanı adayı ‘bu’ olacak benzeri dedi-kodular gibi…

Hayır, deyin…

Hayır, CHP ön seçim yapacak…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın