HIRSIZSINIZ!

HIRSIZSINIZ!

Din örtüsü altında yönetimi ele geçirip;

İşçiyi, küçük esnafı, çiftçiyi, memuru, emekliyi sağmal inek haline getirdiler.

Osmanlı döneminde suç işleyip dağa çıkan eşkıyanın yanında, devletin zulmüne baş kaldıranlar da dağa çıkmıştır. Bolu Beyine baş kaldıran Köroğlu gibi… Ege’de dağa çıkan ve Kurtuluş Savaşında dağdan inip milli mücadeleye katılan Efeler gibi…

İşlediği suçlar nedeniyle dağa çıkan eşkıya köylülere zulmederken… Güzel kadın ve kızları kaldırıp dağa götürürken… Zulme başkaldırıp dağa çıkanlar, zenginden alıp fakire veriyor, garibanı kolluyordu. Çocukluğumda yaşlılardan bu hikayeleri çok dinledim.

***      ***

Günümüzde halk değişik yöntemlerle soyuluyor. Dağa çıkan eşkıya tarafından değil tabii ki… Maaşlarını ödediğimiz şahıslar ve bizim sandığımız kurumların uyguladığı katakulli ile… Ülkeyi yağmalamayı ilke edinenler; ülkenin neyi var, neyi yok yağmaladı, yağmalattı… Özel uydurulmuş ballı maaşlar ile, süper lüks makam araçlarıyla… El altından yandaşa verilen ulufe ile…

Özelleştirme oyunuyla ülkenin mal varlıkları el değiştirdi. Hem de birçoğu kasalarında bulunan paraları ile devredilerek yağmalandı. El değiştiren kurumların kıymetli arsaları bile yağmalandı. Ülkenin başına çöreklenmiş bir çete, Osmanlı döneminde dağa çıkan eşkıyanın şehir sürümü gibi davranıyor.

Lale devri bile bu sürecin yanında masum kaldı. İşçi, esnaf, memur, emekli, çiftçi üzerine çöreklenen çete, FAKİRDEN ALIP ZENGİNE VERİYOR. Nasıl veriyor? İhale cambazlığı ile milleti 30-40 yıllığına haraca bağlayarak… Cengiz Holding’in 425.000.000 TL vergi borcunu silen, Somali’nin İMF’ye olan borcunu ödeyen, Filistin’e 34.250.000 TL pandemi yardımı gönderenler, işçiyi-çiftçiyi-esnafı-emekliyi-memuru açlığa mahkum ediyor. Çünkü bütün yük sadece bu kesimin üzerine yıkıldı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SEN BÖYLE DEĞİLDİN ..!!!

Millete gerçekleri söylemekle sorumlu olan kurum yöneticilerinin cambazlığıyla cebimize dadandılar… TÜİK ve TÜFE GERÇEK DIŞI ENFLASYON VERİLERİ İLE cebimizden çalınan paranın aracısı olmuştur. Gerçek dışı verilere resmiyet kazandırarak meşrulaştırmak, yalan verilerle cebimizden para çaldıkları gerçeğini yok edemez! Gerçek enflasyon oranı ile sahte enflasyon arasındaki fark, cebimizden çalınan paradır. Buna ‘GASP DENİR, HIRSIZLIK DENİR!’ Uygulamanın, yolumuzu çevirip bizi soyanların icraatından hiçbir farkı yoktur! En alt gelir grubundan çalıp sefa sürmek, ZULÜMDÜR! KEFEN SOYUCULUKTUR!

***         ***

Acı Reçete

Anlaşılan o ki, acı reçete diye millete yutturmaya çalıştıkları uygulama, soymaya doymadıkları kesimin sırtına yüklenecek. Bu durum bana çocukluğumda dinlediğim bir eşkıya hikayesini hatırlattı. Memleketim Araç/Kastamonu’da dağa çıkan zalim bir eşkıya, delik para denilen bir kuruş için garibanın bir köylünün gözünü çıkarır. Gözü çıkan adam;

‘-Şu delik para için gözümü çıkardın ya!. Zulmün başını yesin.’ Diye beddua eder.

Anlaşılan o ki, cebimizdeki delik parayı alana kadar durmayacaklar.

Ben de o yaşlı köylü amca gibi diyorum ki;

ZULMÜNÜZ BAŞINIZI YESİN!..





Zahide UÇAR(20 kasım 2020)

NOT: Faiz yükselmesi küresel çetenin ülkemizi soyması demektir. Üretimi değil, faiz çetesini desteklemek demektir. Yatırım için gelmeyecekler. Faiz almak için gelecekler. Yorulmadan paradan para kazanacaklar. Bu konuda en iyi yorumu yapan Bartu SORALDIR:

“Hükümet bu faiz artışıyla dedi ki;

“ey halkım, ben küresel faiz sistemine tam biat ederim. Kalkınma, istihdam, üretim, planlama, bunları neo-liberal sistem sevmez, ben de yapmam.”

Muhalefet derseniz? Onlar da Abdullah Gül eşliğinde aynı merkezden görev bekliyor!.. Bartu SORAL

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  MECLİSİN RENGİ TURUNCU MU?

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın