Hukuk Devleti Kavramının Tarihi

Hukuk Devleti Kavramının Tarihi

Hukuk Devleti Kavramının Tarihi

Hukuk devleti kavramı,zaman içersinde ve bakış açılarına göre türlülük göstermiştir.Devlet gücünün hukuka bağlanmasında ve ölçülü kılınmasında,kişisel özgürlüğün korunmasında özünü bulduğu- muz hukuk devletinin kökenleri Antik Çağdan Ortaçağa kadar uzanmakta- dır.Özgürlük düşüncesi kadar,egemenin hukuka boyun eğmesi gerektiği de Antik Çağdan beri siyasi düşüncenin temel öğelerindendir.Aritoteles insan- ların değil,aklın hüküm sürmesi gerektiğinden söz eder.Ortaçağda egemen- in yasadan bağımsızlığı kadar onun sub lege konumuda söz konusudur.

Onun hukuku korumak görevinden.ülkesinin temel yasalarına uymak görevi de türer.Her ne kadar kıta Avrupasında gereğince gelişememiş olsa da bu bağlılık Anglosakson çevrede sonraki gelişmeleri etkileyecek derecede kök salmıştır.Bu düşünce nihayet Locke’un<Yasa- koyucu ya da en yüce güç keyfilikle ve rastlantısal kararlarla yönetebilmek yetkesine sahip olduğu sanısına kapılmamalıdır.Bu güç adaleti kamuya du- yurulmuş sürekli yasalar ve tanınmış ve yetkilendirilmiş yargıçlar yardımı ile gerçekleştirmelidir.>savına dek uzanmaktadır.Montesqueieu’nün güçler ayrılığı kuramı da,örneğin Sir John Fortuscue’nün,tiranların despotluğu karşısında ancak karışımlı ve hukukla dengeli bir yapıyla ılımlılaştırılmış bir egemenlikten,yani rex politice imperans’ından esinlenmektedir.Nihayet, hukuk devletinin temelinde gerilere doğru uzanan bir diğer öğe ise yurttaş- ın,egemenin keyfiliğine sınırlar çeken ve haklarda özgürlük olarak korunan o eski özgürlüğüdür.Ortaçağ özgürlüğü bir hukuki bağımlılıktan özgürlük değil,aksine bir status’ta,bir status hukukunda köklenmiş bir konumdur ki bu,insanın 17. yüzyılda doğal hukukla ileri sürülen doğal özgürlüğü ile iliş- kilendirilerek,18.yüzyılda devletin sınırı ve amacı olacaktır.

Hukuk devletinin kökenlerinden sonra,dilsel yapısıyla <hukuk devleti> kavramı olarak kullanıldığı düşüncelerin tarihçesine de gözatalım.Weckler hukuk devletini bir devlet biçimi olarak değil,bir dev- let türü olarak,aklın devleti olarak görmektedir.Von Aretin devleti<makul genel iradeyle yönetildiği ve yalnızca genel iyinin amaçlandığı>bir kurum olarak kavramaktadır.Bunun karşıt kavramları ise monarşi ya da aristokrasi değil,despotluk ve teokrasidir.Hukuk devleti kavramının temelini oluşturan ve modern anlam ele alan,akliyeci doğal hukuk kuramını benimsemiş olan I. Kant’tır.Ona göre devlet,hukuk yasaları altında biraraya gelmiş insanlar- ın birliğidir.Bu hukuk yasaları ilk hukuk devleti için biçimlendirici nitelikte akıl ilkeleriydi.Bunların giderek daha da işlendiği bir genel kamu hukuku kuramında devlet bütün bireylerin yararına ortak bir kurumdur.Bu bakım- dan varoluşun konusu,özü,artık kamusal ve siyasi alandan devlet öncesi alana yani kamusal ve siyasi olanın orada işlev kazandığı özel ve toplumsal alana kaymaktadır.

Devletsel-kamusal düzenin nedeni bulunduğu kişi ötesi değerlerin yerine özerk,bireysel öznenin sınırlayıcı anlamda kendi yasama- cılığı ve kendini gerçekleştirmesi geçmektedir.Devletin yaratması gereken koşullar özgürlüğün ve bireysel mülkiyetin güvence altına alınması talebi ile biçimlenirken,hukuk devleti düzeninin kazanç ve mülkiyetle ilişkili kentsoylu karakteri de oluşmaktadır.Üniter,materyel ve formel bir devlet ilkesi olarak hukuk devleti,öteki devlet biçimlerini yönetim biçimleri duru- muna sokmaktadır.Hukuk devleti buna göre özgürlükçü olmasına rağmen, koşulsuz bir demokrasi eğilimi taşımaktadır,Yurttaşların devlet yaş¤¤¤¤¤ etkin katılımı olarak siyasi özgürlükleri,kentsoylu özgürlüğün güvenceye alınması ve tamamlanması olarak bir anlam taşımakta,ölçülerini ve sınırlarını burdan almaktadır.Burada hemen hukuk devletinin en önemli temel taşlarından birini zikretmek gerekir:Hukuk devleti niteliğindeki bir anayasal düzenin ekseni<yasa kavramı>dır.Hukuk devletinin yasa kavramı kendi içersinde bir yandan nesnel-içeriksel diğer yandan formel iki unsuru bölünmez bir bütün durumunda biribirleriyle ilişkilendirmektedir.Buna göre yasa,kamuya ve tartışmaya açıklık ile özellik taşıyan bir süreçte halkın temsilcilerinin rızası koşuluyla oluşan genel rasyonel bir kuraldır.Halkın temsili koşulu yurttaşın özgürlüğü ilkesini ve öznesel konumunu korumak- ta;yasanın genelliği,yurttaşların medeni ve toplumsal özgürlük alanlarına herkes için aynı genellikte geçerli tanımlamaları ve sınırlamaları aşar biçim de ortaya çıkacak müdahaleleri önlemekte;Kamuya ve tartışmaya açık biç- imde öngörülen yasama süreci ise;yasanın içeriğini belirlemekte insanın u- laşabileceği en yüksek akla uygunluk derecesinin gerçekleşmesine olanak vermektedir.Bu koşullarda oluşan yasayla idare eylemlerinde ve işlemler- inde bağlamakta,yönlendirmekte ve sınırlanmaktadır.Yasa bütün bunlara göre,bireylerin genel iradelerinin ve özerliklerinin temel oluşturduğu bir özgür devlet iradesi olarak görünmektedir

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın