107. Bölüm – Hurma kütüğünün inlemesi

107. Bölüm – Hurma kütüğünün inlemesi

Peygamber efendimiz, Cuma günleri mesciddeki Hannane isminde bir hurma kütüğüne dayanarak, hutbe irad ederlerdi.

Sonradan üç basamaklı bir minber yaptırdılar. Resulullah efendimiz ve Eshab-ı kiram bir Cuma günü Mescid-i Nebi’de toplanmışlardı. Efendimiz, hutbe için yeni minbere çıktıklarında, eskiden dayandığı kuru hurma kütüğü, herkesin duyacağı kadar, hamile deve ağlayışını andıran bir sesle ağlamaya ve inlemeye başladı.

Bütün Eshab-ı kiram, hayret ederek bu sesi dinlediler. Fakat, ses bir türlü kesilmiyordu. Bunun üzerine Âlemlerin efendisi minberden indiler ve mübarek elleri ile kütüğü okşadılar. O anda, ağlama ve inleme kesildi. Kuru hurma kütüğünün, Peygamberimize olan bu muhabbetini ve aşkını gören Sahabiler, gözyaşlarını tutamadılar.

Bu hadise ile ilgili hazret-i Enes bin Malik; “Mescid bile onun sesinden sarsıldı”, İbn-i Ebi Veda’a da, “Hurma kütüğü, çatlayıp yerinden oynadı. Resulullah efendimiz gelip mübarek elini üzerine koydu da ondan sonra sustu” demişlerdir.

Peygamber efendimiz; “Nefsim yed-i kudretinde olan Allahü teâlâya yemin ederim ki, eğer onu okşamasaydım, bana karşı hasret ve hüznünden dolayı kıyamete kadar böyle ağlayacaktı” buyurdular.

Resul aleyhisselam kuru hurma kütüğüne dönüp; “İstersen seni bulunduğun bahçeye vereyim. Tekrar dal budak sal ve eski haline gel. İstersen seni Cennet’e dikeyim de Allahü teâlânın dostları meyvenden yesin” buyurdu.

Resulullah efendimiz, ona kulak verip şöyle dediğini duydular: “Beni Cennet’e dik ve benden Allahü teâlânın dostları yesin ve eskiyip çürümeyeceğim bir yerde olayım.”

Ağacın bu konuşmasını, Peygamber efendimizin yanında bulunanlar da duydu.

Bunun üzerine Resulullah efendimiz, ona; “İstediğini yapacağım” diye mukabelede bulundu. Sonra Resulullah’ın emri ile hurma kütüğü gömüldü.

Server-i âlem efendimiz ile hazret-i Ebu Bekr, hicret ettiklerinde çocuklarını Mekke’de bırakmışlardı. Efendimiz, hazret-i Hadice validemizin vefatından bir sene sonra hazret-i Aişe ile Mekke’de söz kesilmişti.

Medine’yi şereflendirince, Hz. Aişe, annesi ve ve Resulullah’ın kerimelerinden hazret-i Zeyneb de Medine’ye getirtildi.

Resulullah efendimizin ev halkı, odalarının önünde indi. Hazret-i Aişe validemiz, babası hazret-i Ebu Bekr’in evinde bir müddet ikamet etti.

Ebu Bekr, bir gün Server-i âlem efendimize;

Ya Resulallah! Ehlinle evlenmekten seni alıkoyan nedir? diye sordu. Resulullah;

Mehirdir, buyurdu.

Hazret-i Ebu Bekr, Resulullah’a mehr parası gönderdi. Bunun üzerine hazret-i Aişe validemizin düğünü oldu. O zaman Peygamber efendimiz elli beş yaşında idiler.

Hazret-i Aişe validemiz, çok zeki ve kabiliyetli olup, hadiseleri anında şiir halinde söyleyebilirlerdi. Öğrendiği ve ezberlediği bir şeyi kat’iyyen unutmazdı. Çok akıllı, zeki, âlime, edibe, afife ve saliha idi. Hafızası pek kuvvetli olduğu gibi, Eshab-ı kiram, birçok şeyleri ondan sorup öğrenirdi. Âyet-i kerime ile medh edildi.

Yarın: İlk ezan

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın