LÜTFEN!
GEÇİRDİĞİMİZ BU ZOR GÜNLERDE YAŞAMAK VE YAŞATMAK İÇİN EVDE KAL TÜRKİYE'M!

Huzur ve sükun bozma suçu

Huzur ve sükun bozma suçu

Merhaba, tanışabilir miyiz? Günaydın. Nasılsın?  Bugün işin yoksa bir kahve içebilir miyiz? Özledim seni. Yeniden başlamak ister misin?

Telefonunuza gelen ısrarlı mesajlar veya aramalar… Nefes dinletileri…

Ya da…

Sosyal medya…  Twitter, instagram, facebook, whatsapp…  Hemen hemen hepimizin kullandığı platformlar. İnsanların birbirleri ile etkileşim ağı içerisine girmek ve bilişim çağına da ayak uydurmak adına faydalı şekilde kullanabileceği  ancak  zararını da çokça görebileceği mecralardan bu tarz mesajlar almanız olası. İşte bugün bu kapsamda ”huzur ve sükûn bozma suçunu ” ele alacağız.

Türk Ceza Kanunu suçu şu şekilde düzenlemiş: Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

Esasında kanun düzenleyicileri bu suç kapsamını çok geniş ele almıştır. Yüksek sesle müzik dinlemek, başkalarına zarar verme amaçlı evde matkap çalıştırmak, birden çok kere araba ile kişinin yanından geçerek ona rahatsızlık vermek, kapı zilini birden çok kez çalmak (çocuklar müstesna).. gibi örnekleri çoğaltarak kapsamı genişletmek elbet mümkün. Ancak  bu suçun oluşabilmesi için sizi rahatsız eden tavrın kasıt ile yapılıyor, ısrarlı ve birden çok kez (en az 2) tekrarlanıyor olması gerekmektedir.

YARGITAY 18. Ceza Dairesi  2018/7404 E.  ,  2019/1446 K. emsalinde  ”…telefon numarasından kendisine sürekli mesaj gönderildiğini iddia etmesi karşısında, HTS kayıtları getirtilip incelenerek gelen mesajların ve aramaların sıklığı araştırılmadan, sırf huzur ve sükunu bozmaya yönelik kastın olup olmadığı ile suçun oluşması için gerekli olan ısrar unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmadan, eksik soruşturma ile … itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.” denilmektedir.

Numara hatasına düşülerek yanlış tuşlama ile bir kişinin rahatsız edilmesi elbet tabi bu suçu oluşturmayacaktır. Suçun oluşması için kast, belirli bir yoğunluk ve sıklık gerekmektedir. Yargıtay, sanığın  mağdureyi değil de bir başkasını aramak istemesi üzerine yanlışlıkla mağdurenin aranmasını ve sonrasında sanığın bu konuya açıklık getirerek mağdura özür mesajı atmasını huzur ve sükûn bozma suçu saymamaktadır. Yine belirli aralıklarla ve uzun süre ile karşı tarafla isteyerek konuşan kişinin şikayeti neticesinde sanığın bu suçu işlemediğine karar vermiştir.

Ancak hadi biz bugün  genel veya sosyal medyadan gelen mesajlar veya aramalarla ilgili konuşalım. Günümüz bilişim çağı. İnsanlar birbirleri ile günlük hayattan ziyade telefon üzerinden etkileşimlerini sürdürmeyi daha çok seviyor. Bu yadsınamaz bir gerçek. Kabul ; ancak savcılık veya siber suçlarla mücadele emniyet şubeleri artık sayısız şikayet alıyor. Eski sevgiliden, nişanlıdan, eşten veya sizinle tanışmak, evlenmek  isteyen kişilerden gelen cinsel içerikli olsun olmasın sesli/mesajlar,  aramalar , fotoğraflar, hakaretler,tehditler. Sayı ve örnekleri arttırmak mümkün.

Mesaj veya aramalarda hakaret veya tehdit içeriği varsa kişi bunlardan ayrıca sorumlu tutulacaktır. Ancak bizim ele aldığımız salt Tck m. 123 suçu, şikayete bağlı ve uzlaşmaya tabidir. Üzerinden 6 ay geçmeden emniyet ya da ilgili savcılığa müracaat edildiğinde adli işlemler başlayacak ve size, karşı tarafla uzlaşmak isteyip istemediğiniz sorulacaktır. Uzlaşmak istemediğiniz takdirde yargılama devam edecek ve ilgili kişi hakimin takdir ettiği hükmün cezasını alacaktır.



Bunun dışında, eğer aldığınız arama ve mesajlardan dolayı maddi ve/veya manevi bir zarara uğradıysanız kişiler hakkında tazminat davası açma hakkınız saklıdır. Örneğin size karşı gerçekleştirilen bu saldırıdan dolayı işinizden veya eşinizden ayrılma noktasına gelmiş veya ayrıldı ya da psikolojik olarak bir travma yaşayıp tedavi görmeye başladı iseniz bunu dilekçenizde bahsi geçmek ve dava sürerken kanıtlamak şartıyla maddi/manevi tazminat talebinde bulunabilirsiniz. Ancak tazminat davasını kötü niyetli zenginleşme aracı olarak kullanmanızı kanun men eder. Gerçek anlamda fiziksel,ruhsal ya da ekonomik bir yıkıma uğradıysanız hakim kusur ve zararı göz önüne alarak uygun bir tazminata hükmedecektir. Ancak Uzlaşma Yönetmeliği m.7/6’ya göre ”Uzlaşmanın sağlanması hâlinde, soruşturma veya kovuşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.”  Yani bu suç ile ilgili karşı tarafla uzlaşma sağladığınızda tazminat davası açma hakkınız son bulur demektir.

Sevgilerle…

(Hukuk okur-yazarlığını arttırmak amaçlı kaleme alınan makaleler hiçbir surette hukuki danışmanlık içermez. Görüş ve yorumlarınız için mail adresimden  aysnr.atc@outlook.com ulaşabilirsiniz. )

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın