DOLAR 9,54890.09%
EURO 11,10560.26%
ALTIN 549,08-0,14
BITCOIN 586983-2,86%
Adana
22°

AÇIK

12:53

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

İbrahim Han

İbrahim Han

ABONE OL
04 Ekim 2016 12:41
İbrahim Han
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Osmanlı padişahlarının on sekizincisi ve İslam halifelerinin

seksen üçüncüsüdür. Birinci Ahmed Han ile Mahpeyker Kösem

Sultanın oğlu olup, 1615 yılında doğdu. Bu adı taşıyan tek Osmanlı

hükümdarıdır.

Ağabeyi Dördüncü Murad’ın ölümünde, hayatta kalan tek

Osmanlı şehzadesiydi. Ağabeyinin genç yaşta ölümüne bir türlü

inanamadı. Sultan olduğunu bildiren annesine ve paşalara; “Allahü

teâlâ, padişah kardeşimin ömrünü uzun etsin. Bize sultanlık lazım

değildir. Padişah kardeşimin ömrüne duacıyız” dedi. Ancak annesi

ve devlet adamlarının ısrarı ile ağabeyi Sultan Dördüncü Murad’ın

naşını gördükten sonra taht odasına geçti, Hırka-i Saadet

Dairesinden getirilen hazret-i Ömer’in sarığı besmele ile başına

sarıldıktan sonra ellerini açtı, ve; “Elhamdülillah, ya Rab! Benim gibi

zayıf bir kulunu bu makama layık gördün. Saltanat günlerimde

milletimi hoş-hâl eyle ve birbirimizden hoşnut kıl” diye dua ederek

tahta oturdu (9 Şubat 1640).

Girit adasının fatihidir. 1648 de şehid edildi. Sultan İbrahim,

amcası Mustafa hanın Ayasofyadaki türbesindedir.

Sultan İbrahim Hanın tahta geçtiğinin ilk senesinde Mirgün oğlu

hadisesi vuku buldu. Dördüncü Murad han Revan [Erivan] kalesini

feth edince, kale kumandanı Mirgün oğlu, af diledi. Kabul edilip,

paşalık rütbesi ve ayrıca Emirganda bir saray kendine verildi.

Mirgün oğlu burada kaldı. Fakat, sultan Murad vefat edince, yerine

geçen kardeşi, sultan İbrahim han zamanında, hurufilik

propagandasına başlayıp, Müslümanları aldattığı görülünce, başı

kesildi. Halk arasında kesikbaş denilen mezarda, işte bu hurufi

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Adana’nın Kurtuluşu

babası yatmaktadır. Hurufiler ve mülhidler, bundan dolayı sultan

İbrahim’e düşman oldular. Bu mübarek Türk sultanına deli İbrahim

dediler. Gençler de, bu yalana ve uydurma hikayelere inanıyor. Bu

temiz sultana ve afife zevcesi Turhan sultana bilmeyerek dil

uzatıyorlar.

İbrahim Han bundan sonra dış meseleler ile ilgilenmeye

başladı. 1637 yılında Ruslar tarafından işgal olunan Azak Kalesi

üzerine bir ordu gönderdi. Kırım kuvvetlerinin de gelmesi üzerine

Ruslar kaleyi teslim ettiler. Almanya sınırında ise akıncılar daimi

olarak Avusturya’ya akınlar düzenliyorlardı. 1641 yılında düzenlenen

akında, Osmanlı akıncıları Bavyera içlerine kadar ilerledi. Kuzey

Bavyera’daki bazı kasabalar, Osmanlı hakimiyetini kabul ettiler. Bu

akınlardan büyük zarara uğramaları üzerine İmparator Ferdinand,

Osmanlı fetihlerini kabul ederek Zitvatoruk Antlaşmasını

yeniletmeye muvaffak oldu.

Diğer taraftan Malta Saint-Jean Şövalyelerinin fırsat buldukça

Türk ticaret gemilerine saldırmaları yüzünden, Sultan İbrahim Han

onların en büyük sığınağı olan Girit Adasının fethini emretti. 20

Haziran 1645 de Sakız Adasından denize açılan Osmanlı

donanması, 17 Temmuzda Girit’in Hanya limanını fethetti.

Hanya’nın Osmanlılar tarafından fethi, Avrupa’da büyük akisler

uyandırdı. Almanya ve İtalya, asker göndererek Venedik’e yardım

kararı aldılar. Bu sırada Hanya muhafazasına getirilen Deli Hüseyin

Paşa, harekâta devamla Resmo Kalesini ele geçirdi. Osmanlı

donanması muharebeye devam ederken, Sultan İbrahim’in hal’i

olayı meydana geldi.

1647 de Kara Musa Paşanın ölümüyle sadaret makamına

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Adana’nın Kurtuluşu

getirilen Hezarpare Ahmed Paşanın dikkatsiz ve adaletsiz

davranışları aleyhte büyük bir propaganda ve isyanı beraberinde

getirdi. Bu arada Hurufilerin Sultan İbrahim Han aleyhine yaptıkları

iftiralar da hedefine ulaşmıştı. Nitekim Hezarpare Ahmed Paşa

aleyhine olarak başlayan isyan, Sultan İbrahim Hanın da tahttan

indirilmesiyle sonuçlandı.Tahta, oğlu Dördüncü Mehmed Han

çıkarıldı. İsyancılar ve bunların önderi olan Sofu Mehmed Paşa,

Sultan İbrahim hayatta durdukça rahat edemeyeceklerini

bildiğinden, kendisini şehid ettirdiler (18 Ağustos 1648).

Sultan İbrahim, çok cömert ve lütufkâr olup, fakirlere, acizlere

ihsanlarda bulunurdu. Devrinde maliye düzeltilip, milletin kıtlık

çekmemesi ve israfın önlenmesi için fermanlar çıkarıldı. Beylerin

zalim olmaması ve halka zulüm yapmaması için çok dikkat ederdi.

Halka zulüm yapan ister idareci, ister halktan bir kişi olsun onunla

mücadele eder ve cezasını şiddetle verirdi.

Halkın rahat ve huzurunu her şeyin üzerinde tutardı. Bir gün

tebdil-i kıyafetle gezerken fırın önünde ekmek almak için uzun

kuyruklar meydana geldiğini gördü. Saraya döner dönmez

sadrazama; “Tebea-i şahanemden hiç birisinin ekmek almak için bir

dakika dahi beklemesine rızam yoktur. Bir hoşça mukayyed

olasın…. ve illa başın gider!” diye emretmiştir. Bundan sonra da

kuyruklar olmamıştır.

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.