“İçilebilir temiz sularımız yok oluyor!”

“İçilebilir temiz sularımız yok oluyor!”

Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Müzeyyen Şevkin, 22 Mart Dünya Su Günü’nde yaşamsal fonksiyonların tükenme noktasına geldiğine dikkat çekti

‘Su’yumuza sahip çıkmıyoruz!

ADANA – Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Müzeyyen Şevkin, Türkiye’de içilebilir temiz nitelikteki suyun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi.

Geçmişte Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şubesi’nin ilk ve tek kadın başkanı olarak görev yapan, Türkiye’nin bir çok bölgesinde belediyeler işbirliğiyle zemin etüdü ve yer altı su kaynaklarını araştırma çalışmaları yapan Dr. Şevkin, yaşamsal fonksiyonları yerine getirebilmenin en önemli koşulunun ‘su’ olduğuna dikkat çekti.

22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle açıklama yapan Dr. Şevkin, “Su, hayatın kendisidir. Canlı yaşamının devamı için vazgeçilmez bir öneme sahip ‘su’yumuza yeterince sahip çıkmıyoruz” dedi.



AKARSULARI ANLATTI

Türkiye’nin akarsularının Karadeniz Bölgesi’nde Çoruh, Yeşilırmak, Kızılırmak,Yenice, Sakarya, Ege Bölgesi’nde ; Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Akdeniz Bölgesi’nde Aksu, Göksu, Seyhan ve Ceyhan ile Lübnan’dan doğup Hatay’da Akdeniz’e dökülen Asi ; Doğu Anadolu Bölgesi’nde Fırat ile Dicle, Aras nehirleri olduğuna işaret eden Dr. Şevkin, “Meriç Nehri ise kaynağını Türkiye sınırlarının dışından alıp Ege Denizi‘ne dökülür. Türkiye‘de irili ufaklı 200’e yakın göl vardır. Van Gölü, Tuz Gölü, Beyşehir, Burdur, Eğirdir ve Acıgöl’ün dışında nehirler üzerine kurulu baraj gölleri bulunmaktadır” diye konuştu.

SUYUN YÜZDE 14’ÜNÜ BELEDİYELER KULLANIYOR

Ülkemizde bilim insanları tarafından yapılan çalışmalara göre yağışlar sonucunda 158 milyar metreküplük yüzey suları bulunduğunu kaydeden Dr. Şevkin, “Yer altı sularından kaynak suyu şeklinde tekrar yüzeye çıkan 28 milyar m3’, komşu ülkelerden akarsularla gelen 7 milyar m3’, yeraltına inerek yeraltı suyuna katılan 41 milyar m3’lük su da ilave edildiğinde ülkemizin yenilenebilir brüt su potansiyeli 234 milyar m3’ tür. Çalışmalar ve incelemeler, günümüz şartlarında yurdumuzun tüketilebilir yüzey ve yeraltı suyu potansiyelinin yılda ortalama 112 milyar m3 olduğunu göstermektedir. Bugünkü koşullarda yüzey suyu potansiyelimizin ancak yüzde 29’undan yararlanılabilmektedir. Yararlanılan su potansiyelinin 20.9 milyar metreküpü (yüzde 76) sulamada, 3.85 milyar metreküpü (yüzde 14) Belediyeler tarafından içme suyu olarak 2.75 milyar metreküpü (yüzde 10) de sanayide kullanılmaktadır” dedi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  SPİNCİLER... BİZ BURADAYIZ, ALABALIKLAR NEREDE... AT ÇEK İLE ALABALIK AVI



“SU AZLIĞI YAŞIYORUZ”

Ülkemizin su zengini olduğu konusunda genel bir yanılgı olduğuna işaret eden Dr. Şevkin, şunları söyledi:

“Ülkeler; yıllık kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1000 m3’ten az ise su fakiri, 1000–2000 m3 arasında su azlığı çeken ve 2000 m3’ten çok ise su zengini ülkeler olarak nitelendirilirler. Bugün ülke nüfusumuzun tahmini 79 milyon civarı olduğu kabul edilirse, kişi başına düşen 1555 m3’lük yıllık kullanılabilir su miktarıyla su azlığı yaşayan bir ülke olduğumuz ortadadır. Ülkemizde, nüfus artışı, sanayi atıkları, zirai ilaçlama ve gübreleme, insani ve hayvani atıkların arıtılmadan akarsular vasıtası ile boşaltımı gibi pek çok unsurun kirletici etkisiyle içilebilir nitelikte temiz suyumuz yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır

Bu nedenle hızla artan nüfus, sanayileşme, tarım vb. gibi alanlarda su ihtiyaçlarının karşılanması için su havzalarının bir an önce korumaya alınması gereklidir. İmar planları yapılırken, su kaynaklarının en öncelikli ve ayrıcalıklı bölgeler haline getirilmesi, Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği’nin uygulanması evsel ve sanayi atıkları, çöp depolama, alanları tarımsal ilaçlama ve gübreleme gibi kirletici unsurların alınacak önlemler ile su havzalarından uzak veya koruma sahası dışında tutulması zorunludur. Yerleşim yerlerinin topoğrafik, jeolojik ve iklimsel durumu, yapılaşma şekli ve ne kadar nüfusu barındırabileceği gibi kriterler şehirleşmede dikkate alınmalıdır.

“GERİ DÖNÜŞÜMÜ OLANAKSIZ OLABİLİR!”

Ülkemizdeki suların kirlenmesi bu şekilde devam ederse, 25–30 yıl sonra yarattığı sorunların geri dönüşümünün olanaksız duruma dönüşeceği hesaplanmaktadır. Canlı yaşam ve insanlığın devamı için su kirliliğine karşı gerek ülkemizde gerek dünyada acilen önlemler alınmalıdır. Bu vesile ile 22 Mart Dünya Su Günü’nü kutluyor, yaşamsal kaynağımız olan  ‘su’yun öneminin bir gün değil yukarıda saydığım önlemler doğrultusunda sürekli gündemde tutulması konusuna bir kez daha dikkat dikkat çekmek istiyorum.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  3 Mayıs Türkçüler Günü

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın