IKBY’de Kartlar Yeniden Karılıyor

IKBY’de Kartlar Yeniden Karılıyor

Bilgay Duman, ORSAM Araştırmacısı

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) iç siyasette son dönemin en çarpıcı gelişmeleri yaşanıyor. 20 Ağustos 2015 itibariyle Mesut Barzani’nin başkanlık süresinin dolmasının ardından yaşanan siyasi kriz, 8 Ekim’den beri süren “maaş” gösterileriyle daha da derinleşmiş gözüküyor.

Özellikle Celal Talabani’nin lideri olduğu Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile bölgenin liberal kimliğiyle öne çıkan siyasi hareketi Gorran’ın etkili olduğu Süleymaniye’de başlayan gösterilerin şiddet eylemlerine dönüşmesinden, olaylarda en az 5 kişinin hayatını kaybetmesi ve 200’den fazla yaralı olmasından her kesim rahatsız.

Gösterilerde Barzani’nin partisi Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) bürolarına saldırılmasının ardından, KDP’nin Gorran’ı suçlaması, Gorran hareketine yakın KNN Medya Grubu çalışanlarını Duhok ve Erbil’den çıkarması ve Gorran üyesi IKBY Meclis Başkanı Yusuf Muhammed Sadık’ın Erbil’e girişine izin vermemesiyle gerginlik had safhaya çıktı. IKBY Başbakanı Neçirvan Barzani de hükümette görevli Gorran üyesi 4 bakanı azletti.

Bu son olaylar herkesin aklına 1990’lardaki iç savaşı getiriyor. KDP ve KYB arasında Erbil merkezli olarak başlayan 1994-1996 arası yaşanan iç savaşta binlerce kişi hayatını kaybetmişti. Birleşmiş Milletler, Türkiye ve ABD’nin araya girmesiyle savaş sona ermişti.

Bugünlerde ise Gorran ve KDP arasında aynı olayların yaşanmasından endişe ediliyor. Ancak kimse 2003’ten bu yana elde edilen kazanımları kaybetmek istemiyor. Zira 2003 sonrasında Irak’ın kuzeyinde elde edilen özerk yönetim sayesinde 1939’daki Mahabad Kürt Cumhuriyeti sonrasında ilk kez Ortadoğu’daki Kürt kimliği yeni bir devletleşme süreci yaşıyor.

Ancak bu süreçte IKBY’de dengelerin yerine oturabildiğini söylemek güç. Bu krizi daha iyi anlamak için 2009’dan bugüne bakmakta fayda var.

Krizin ardında yatan nedenler
2009’da Gorran’ın KYB’den ayrılarak yeni bir hareket olarak ortaya çıkması, IKBY’deki siyaset algısı açısından yeni bir durumu ve denklemi ortaya koydu. KDP ve KYB’nin ortak iktidarıyla bugüne gelen Irak Kürt siyaseti, Gorran’la birlikte belki de ilk kez net bir muhalefetle karşılaştı. Gorran bu muhalif tavrı sayesinde 2009 seçimlerinde, 111 sandalyeli IKBY Parlamentosu’nda 25 sandalye kazanarak büyük sükse yaptı.

Gorran’ın muhalif tutumu, KDP ve KYB’nin halkın gözündeki ‘baskın ve değişmez’ algısını da kırdı. Nitekim Gorran, 2013’teki seçimlerde de KDP’nin ardından ikinci parti oldu.

IKBY’nin iki ana partisi KDP ve KYB arasında 2004’te yapılan ve yönetimi paylaştıran stratejik anlaşma, 2013 seçimlerinde KYB kaybeden taraf olunca sona erdi. KDP, KYB’nin tüm itirazlarına rağmen, Gorran ve İslamcı partilerle anlaşarak hükümeti kurdu, KYB ise sonradan dahil oldu. 9 ay sonunda hükümetin kurulmasıyla o gün patlak veren siyasi kriz ötelenmiş oldu.

IŞİD’in Haziran 2014’te Musul’u işgali ve Erbil’i tehdit eder hale gelmesiyle, IŞİD’le mücadele öncelik oldu. Bu süreçte 2010’dan itibaren gün be gün derinleşen Bağdat-Erbil arasındaki bütçe, IKBY’nin tek taraflı yaptığı petrol anlaşmaları, siyasi yetkiler ve dış politika gibi konulardaki ayrışmalar da geçici olarak rafa kaldırıldı. Hatta Erbil ve Bağdat IŞİD’le mücadelenin güçlendirilmesi ve sorunların giderilmesi için Aralık 2014’te anlaşma imzaladı.

IKBY bir süre sonra ABD’nin öncülüğündeki koalisyon güçlerinin hava saldırılarının da etkisiyle, IŞİD’i kendi sınırlarından nispeten uzaklaştırmayı başardı.

‘Yeni Dubai’de ekonomik darboğaz
Akabinde Bağdat, petrol fiyatlarındaki düşüşü, ekonomik krizi ve IŞİD’le mücadeleyi gerekçe göstererek IKBY’ye bütçeden gerekli ödemeleri yapmama ya da geciktirme yoluna gitti. Bu durum ise ülkede ciddi bir ekonomik darboğaza kapı açtı. Öyle ki Ekim 2015 itibariyle en son Haziran ayı maaşları ödenebilmiş durumda. Temmuz’da da sadece güvenlik güçleri maaş alabildi.

Pek çok şirket parasını alamadığı için işini yarım bırakmış. Erbil’de göze çarpan yarım kalan inşaatlardan bunu anlamak mümkün. Yeni Dubai olarak adlandırılan Erbil’den gençlerin de yurt dışına kaçmak için fırsat kolladığı konuşuluyor. Valiliklerin çevresinde tercüme ve iş takip bürolarına sorduğunuzda pasaport çıkartmak ya da vize işlemleri için çeviri yaptırmak isteyenlerin sayısında büyük artış olduğunu duyuyorsunuz.

Ekonomik darboğaz ve Barzani’nin uzatılan başkanlık süresinin Ağustos 2015’te dolması, hükümetteki uyumsuzluk, Gorran’ın KDP ile işbirliğinin kendisine taban kaybettirdiğini düşünmesi gibi sebeplerle bir araya gelince yeni bir kriz patlak verdi.

Peki İran bu işin neresinde? Aslında krizin siyasi ayağının ilk aşaması KYB, Gorran ve İslamcı partilerin 22 Haziran 2015’teki parlamento toplantısına İran’ın Erbil Başkonsolosu’nu da davet ederek başkanın parlamento tarafından seçilmesi ve yetkilerinin kısıtlanmasını içeren yasa teklifi sunmalarıyla başlamıştı. KDP bu girişimi İran destekli bir darbe girişimi olarak niteledi ve toplantıya katılmadı. Bu durum bölge medyasında Türkiye’yle daha iyi ilişkileri olan KDP ve İran’a yakın olan Gorran ve KYB’nin çekişmesi olarak da yorumlandı.

IKBY’de yeni dengeler
Gorran ve KYB, IKBY Başkanı’nı parlamentonun seçmesi konusunda ciddi bir baskı oluşturdu. KDP de görev süresi dolan Barzani’nin görevde kalması konusunda ısrarcı. Ancak Gorran’ın tavrı, KYB’ye nazaran daha sert. Son aşamada mücadele tamamen KDP ve Gorran çekişmesine döndü. Her iki parti de birbirini olayları büyütmekle suçluyor.

Nitekim birkaç gün önce KYB ile İslamcı partiler – 10 sandalyeye sahip Yekgirtu (İhvan hareketine yakın) ve 6 sandalyeli Komala (İran ile iyi ilişkileri var) – yaptıkları toplantıdan sonra açıkladıkları 6 maddelik bildiriyle sahayı KDP ve Gorran’a bıraktılar.

2009 sonrası Talabani’nin hastalanması ve siyaseten etkin olamaması nedeniyle güç kaybeden KYB, bu dinamiği tersine çevirmek için çaba harcıyor. Uzlaştırıcı bir rol oynamaya çalışan KYB başarılı olursa, hem KDP’yi yeniden dengelemiş hem de yeniden Gorran’ın üzerine çıkmış olacak. Ancak KYB tabanında Barzani’nin IKBY siyasetini kendi lehinde tekelleştirdiği yönünde net bir tavır var.

Gorran’ın tabanı da Barzani’ye karşı. Bu nedenle de rakip olsalar da aynı tabanı paylaşan KYB ve Gorran, Barzani konusunda hemfikir. Erbil’in bölge siyasetindeki baskısı iki partiyi de rahatsız ediyor. Ancak azınlıklar, Türkmenler gibi kota sandalyeleri ve İslamcı partilerin büyük kesiminin Barzani’nin yanında yer alması, Barzani’nin elini güçlendiriyor.

KYB ve Gorran, Başkan’ı halkın seçmesinin IKBY’yi başkanlık sistemine götürebileceği ve bu durumun da KDP’nin bölgedeki baskısını arttırabileceği konularında endişeli.

Öte yandan KYB ve Gorran açısından parlamento gruplarını kontrol etmek, halkı kontrol etmekten daha kolay görünüyor. Her iki parti de KDP’nin seçimlerde kendi lehine bir seçim yolsuzluğuna gidebileceğinden kaygılı.

Burada IKBY siyaseti açısından birkaç seçenek ortaya çıkıyor. KDP’nin hükümeti bozarak yeni bir hükümet kurma olasılığı konuşulan alternatiflerden biri. Ancak bu durum hem krizi hem de ayrışmaları derinleştirebilir. Erken seçim ihtimali de dile getiriliyor ancak siyasi ve ekonomik kriz düşünüldüğünde, bölgenin buna hazır olmadığı ortada.

Gorran dışarıda bırakılarak, elindeki bakanlıklara yapılacak yeni atamalarla mevcut hükümetin devamı en yüksek ihtimal olarak ön plana çıkıyor. KYB bu konuda KDP ile görüşmelere başlamış. Ancak KYB’nin Gorran’ın tabanını nasıl konsolide edeceği önemli bir soru işareti.

Yine de 1975’ten bu yana Irak Kürt siyasetini yönlendiren ve yöneten KDP ve KYB’nin yeni bir iktidar paylaşımına gitmesi hiç de zor değil. Makam ve para insanlara pek çok şeyi unutturabilir.

Bu yazı “IKBY’de Kartlar Yeniden Karılıyor” başlığıyla Al Jazeera Türk internet sitesinde yayınlanmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN