İki ay süreyle; ya sonra?

İki ay süreyle; ya sonra?

‘Gemisini kurtaran kaptan’ sayıldığı sürece, elinde fırsat olanlar ‘hep’ daha çok kazanmanın-büyümenin yolunu arayacakları gibi, zorluk yaşattıklarını umursama alanlarına hiç almayacaklardır!

Sistem kurgusu da bu olguya ‘sessiz’ oldukça, denetim yoları tıkalı kaldıkça büzülen, küçülen, zorlanan hep işçisi, emeklisi, dar gelirli esnafı, ‘gemisini kurtaramayan’ yurttaşı olacaktır.

Savaşlar, krizler, küçük sarsıntılar ‘hep’ fiyatları kamçılayacak, ‘hep’ her kezinde olduğu gibi aynı katmanın alım gücünü yerle bir edecek!

Sonra bir gün ‘zincir marketler elli üründe iki ay süreyle yüzde on indirim kararı aldı’ denecek…

***

Aslında her şey biraz da ‘örgütlü’ olamayıştan geçiyor…

Her hangi bir ürüne, ya da gereksinime ‘zam’ yapıldığında toplumsal duyarlılıkların devinimsiz kalması ‘fiyat artışlarını’ tetikliyor!

Onun için de ‘bizde’ buna benzer örgütleşmenin önü tıkalı, yolları çamur-çaplak…

Aynı gram ekmeğin somun ile pide deki farkını bilmeyen yok!

Somun ekmek için fırınlardan mahalle bakkallarına ulaşana dek ‘ek masraf’ yapılmasına karşın, fırından sıcak satışı yapılan pideden yüzde yirmibeş daha ucuz olması karşısında tüketicinin yükselemeyen sesi gibi…

Örgütsüz toplum ‘her şeyin’ uygulandığı gibi benimsenmesine neden olur!

***

Dövizin dolarda yediyi, avroda sekiz lirayı aştığı günlerde zam yapmayan kalmış mıydı ki?

Bir çalışanın, bir emekçinin, bir emeklinin maaşı yerli-yerinde duruyordu…

Bankalar bile kredi faizlerinin önünü açtılar!

Pazarda karşılaştığınız meyveler, sebzeler de ‘girdilerinde’ oluşan farktan dolayı artmıştı!

Dolan fileler yarıya düşmüş, kiloyla alımlar ‘tane’ olmak zorunda kalmış…

Evin, mutfağın olmazsa olmazı böyle…

***

‘Olmazsa da olur’ sayılacak gereksinmelerin birkaç ay ertelenmesi o denli zor mu bilmiyorum…

Bir mobilya, bir beyaz eşya, bir ayakkabı, bir ceket, gömlek, fırınlı ocak…

Daha birkaç ay önce dövizin yerinde durdurulamadığı, merkez bankasının ‘faiz artırımına’ gitmek zorunda kaldığı günlerde, zaten ‘gerekli’ artışı yapmışlardı!

Bugün dolar altı liranın, avro yedi liranın altında gezinirken ‘girdilerin’ alımlarının da aşağıya indiği düşünüldüğünde ‘iki ay süreyle yüzde on indirim’ denilmesinin anlamı konuşulmalı…

‘Gemisini kurtaran kaptan’ değil de ‘gemisini yürüten kaptan’ denilmesi gerekmez mi?

Gemisini yürütenlere iktidar da kredi musluklarını açarak, borçlarını öteleyerek, bir de ‘yüzde on indirim’ diye yurttaşı da ardına ekleyerek katkı verirken…

Örgütlenmesini yapamayan yurttaş gemisini de yürütemeyip, sistemin çarkı arasında ‘gemisini süründürsün’ kime ne?

Sistem, ‘gemiyi yürütmek’ için yine esnafı, emekliyi, dar gelirli yurttaşı seçti!

İki ay süreyle; ya sonra?





KOZAN’DA ATALAY ÖZER CHP’NİN ADAY ADAYI…

Atalay Özer…

Kozan CHP’de aday adaylığını açıklayan ilk isim…

Kozan’ı anlatıyor. Kozan’a ne yapılabileceğini anlatıyor. Nasıl bir kadro oluşturmak istediğini anlatıyor…

Özellikle yerel yönetimlerde gençleri pek göremiyorduk, kadın isimleri duyamıyorduk.

Bu yerel seçimde bu da biraz kırılacak gibi; işin sevindirici yanı.

Atalay Özer’in aday adaylığını duyduğumda bunu düşündüm.

Gençti, heyecanlıydı, ekip çalışmasının önemini kanıksamıştı, Kozan’ın sorunlarını biliyordu…

İlk sözü ‘dürüst, güvenli, ilkeli bir ekiple Kozan’da çok şeyler yapılır’ dedi.

Kozan’ın neden bir ‘kent meydanının’ olmadığını bana sordu! Kozan büyüyen, gelişen, nüfusu hızla artan bir kent; gerekliydi…

Ardından ‘su’ dedi. Geçtiğimiz günlerde birkaç kez yazmıştım. Nasıl çözeceksin, soruma ‘yetmiş-seksen yıllk, belki de daha eski alt yapıdan dolayı su kaçağımız çok, bunu önlemek için de alt yapıyı yenileyeceğiz’ dedi.

Sonra ‘turizm’ dedi… ‘Kozan’a yabancı-yerli turist çekmek için elimizde bazı çalışmalarımız var. Bunları zamanla daha da geliştireceğiz. Bu yönde projeler oluşturacağımız gibi, bize bu yönde gelecek projeleri de önemseyeceğiz. Elimde kullanılacak öyle çok malzeme var ki’ dedi.

Şevkiye Mahallesi’ni, Cumhuriyet Mahallesi’ne bağlayan tarihsel köprüyü sordum. Bölgede trafiği rahatlatacak bir çalışma yapılmasının zorunluluğunun gerektiğini söyledi.

Önseçim, partiliye sorma, merkez yoklaması…

Son söz, ‘aday belirlemede her koşula varım’ dedi…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın