DOLAR 9,54890.09%
EURO 11,10560.26%
ALTIN 549,08-0,14
BITCOIN 586983-2,86%
Adana
22°

AÇIK

12:53

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

İkinci Murad Han

İkinci Murad Han

ABONE OL
04 Ekim 2016 12:40
İkinci Murad Han
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Altıncı Osmanlı padişahıdır. Babası Çelebi Sultan Mehmed’dir.

1404 de Amasya’da doğdu. Çocukluğu Amasya, Bursa ve Edirne’de

geçti. Küçüklüğünden itibaren devrin büyük âlimlerinden okuyarak

yetişti. On iki yaşındayken idari ve askeri bilgileri öğrenip, tecrübe

sahibi olması için, lalası Yörgüç Paşanın yanında Amasya Valiliğine

tayin edildi.

Şehzade Murad, ilk vazife yeri Amasya’dayken, 1416 da asi

Börklüce Mustafa isyanını bastırdı. 1421 de Anadolu Beylerbeyi

Hamza Bey ile İsfendiyar oğullarından Samsun’u aldı. Babasının

vefatıyla 25 Haziran 1421 de Bursa’da tahta çıktı.

Sultan ikinci Murad Han 1422 de Osmanlı Devleti için büyük

tehlike arz eden Bizans’ın entrikalarına son vermek ve Peygamber

efendimiz aleyhisselam tarafından vaad edilen manevi müjdelere

kavuşmak için İstanbul’u kuşattı. Bunun üzerine Bizans İmparatoru,

Anadolu Beyliklerini Osmanlı Devleti aleyhine kışkırttı. Sultan İkinci

Murad Hanın kardeşi küçük Mustafa isyan ederek Karaman ve

Germiyan beylik kuvvetleriyle Bursa’yı kuşatınca, İstanbul’da kâfi

miktarda kuvvet bırakıp, Edirne’ye gitti. Edirne’den Bursa’ya geçti.

Küçük Mustafa yakalanıp, cezalandırıldı. Karaman, Eflak beyleri ve

Venedikliler ile antlaşma yapıldı. Candarlı İsfendiyar Bey itaat altına

alındı.

İstanbul kuşatmasını hızlandıran Murad Han İmparatorun şehri

Venedik hakimiyetine teslim edebileceği ihtimaliyle 22 Şubat 1424

de Bizanslılarla antlaşma yaptı. Bu antlaşma ile Ege ve Karadeniz

kıyılarını Osmanlılara terk eden Bizanslılar, yıllık otuz bin düka altın

vermeyi kabul ettiler. Anadolu’da İzmir, Menteşe ve Teke beylikleri

Osmanlı hakimiyetine geçti. Germiyan beyliği, Osmanlı Devletine

katıldı.

1425 de Selanik’i ele geçiren Venedikliler Osmanlılara karşı

Macarlar ile ittifak kurdular. 1426 da Batı Anadolu’dan hareket eden

Türk denizcileri, Venediklilere ait Eğriboz, Modon ve Koron’a sefer

yaptılar. Osmanlı-Venedik Harbi 1425-1430 yılları arasında devam

etti. Venediklilerin batı ve doğu devletleriyle ittifak kurmasına

rağmen, Sultan İkinci Murad Han Şubat 1430’da Selanik’i fethetti.

Venedik donanması Gelibolu’da Türk donanmasına taarruz ettiyse

de müthiş bir bozguna uğradı. Temmuz 1430’da Osmanlı-Venedik

Harbine son veren Lapseki Antlaşması imzalandı. Selanik

Osmanlılarda kaldı. Venedikliler yıllık vergiye bağlandı.

İtalyanların hakimiyetindeki Yanya’da ahali despot

kavgalarından bıkmıştı. Yanyalılar Selanik’te bulunan Osmanlı

Sultanı İkinci Murad Hana müracaat edip, Türk adaletine sığınarak

hürriyet istediler. Rumeli Beylerbeyi Sinan Paşa, ahalinin hürriyetine

dair Sultan Murad Hanın fermanını getirince, şehrin anahtarı

Osmanlılara teslim edildi. Böylece 1431 de Yanya ve çevresi de

Osmanlı hakimiyetine girmiş oldu. Balkanlarda ahalinin Osmanlı

adaletini, kendi ırk, din, dil ve kültüründen olan idareye tercihi, başta

Papalık olmak üzere Hıristiyan kral, despot ve prenslerini telaşa

düşürdü. Balkan milletlerinin Osmanlı idaresini tercih etmelerinin

önüne geçmek için, içeride ahaliye zulüm, dışarıda da diğer

devletlerle ittifak kurdular. Türkü Türke düşürmek için, hakimiyet

mücadelesindeki Anadolu beyliklerini Osmanlılar üzerine

saldırtırken, Papanın da teşvikiyle büyük bir Haçlı ordusu kurmak

için hazırlıklara başladılar.

1435 de Karamanoğlu İbrahim Bey yola getirildikten sonra İkinci

Murad Han Rumeli’ye geçti. Akıncı Beyi Ali Bey’e Macaristan’ı

vurma emri verildi. 1437 de Ali Bey’in kırk beş gün süren Macaristan

akınında, Demirkapı geçilerek Erdel’e girildi. Akıncılar Macar

şehirlerinin askeri mevkilerini tahrip edip, yetmiş bin esir alarak, pek

çok ganimetle döndüler. Osmanlılara karşı düşmanca tavır alan Sırp

kralı Brankoviç’ten, 1439 da ülkesinin başşehri Semendire’nin

anahtarı istendi. Brankoviç, Osmanlı teklifini kabul etmediği gibi

ayrıca ordu hazırlattı. Osmanlıların taarruz harekâtını haber alan

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Adana’nın Kurtuluşu

Brankoviç, Semendire’nin müdafaasını oğluna bırakıp, Macar

kralına sığındı. Üç ay kuşatmadan sonra Semendire kalesi 27

Ağustos 1439 da fethedildi.

Almanya imparatoru ve Macaristan kralı İkinci Albert,

Semendire’yi kurtarmak için sefere çıktı. Macaristan seferi

kumandanlarından İshak Bey ve Osman Çelebi kumandasındaki

Osmanlı ordusuyla karşılaşan İkinci Albert, muharebe başlamadan

ordusuyla kaçmaya başladı. Macar ordusunun müthiş bir bozgun

havasıyla kaçışı, İkinci Albert’i de korkuttu. Albert bu telaş içinde

canını zor kurtardı. Bu seferden ürken Bosna kralı Tvartko yıllık

yirmi bin düka altın vergisini, yirmi beş bin düka altına çıkardı.

1441 de Belgrad kuşatmasının neticesiz kalışı Avrupalıları

ümitlendirip, yeni bir ittifaka heveslenmelerine sebep oldu.

Macarların milli kahramanı Hunyadi Yanoş’un Bosna’ya girişi,

Balkan hükümdarlarının ve Anadolu beyliklerinin Osmanlılara karşı

birleşmesine yol açtı. Bu sırada İkinci Murad Hanın Karamanoğulları

meselesiyle meşgul olmasından istifade eden Haçlı ordusu, 1443 de

Tuna’yı aşarak Sofya ve Niş’i aldı. 1444 de Yalvaç Muharebesinde

iki taraf da kesin bir üstünlük kuramadı. Haçlılar, geri çekildiler.

Neticede 12 Temmuz 1444 de Macarlarla on yıl süreli Segedin Sulh

Antlaşması imzalandı.

Sultan İkinci Murad Han, Segedin Antlaşmasından sonra; Hacı

Bayram-ı Veli’nin İstanbul’u fethedeceğini işaret buyurduğu oğlu

Mehmed (Fatih) lehine; ”Sağlığımda oğlumun padişahlığını

göreyim” diyerek saltanattan çekildi. Osmanlı tahtına on iki

yaşındaki İkinci Mehmed Hanın geçirilmesi on yıllık Segedin Sulh

Antlaşmasına rağmen, başta papalık ve Macarlar olmak üzere

Avrupa Devletini ümitlendirdi. Osmanlılara karşı birleşerek

hazırlıklarını süratle tamamladılar. Hunyadi Yanoş, Segedin

Antlaşmasını bozarak, yanında papalık kuvvetleri de olduğu halde,

büyük bir Haçlı ordusuyla hareket etti. On iki yaşındaki Sultan

Mehmed Han, ömrünün yirmi sekiz yılını muharebe meydanlarında

geçiren babası ikinci Murad Hanı yaşından ümit edilmeyecek

ifadelerin bulunduğu tarihi davet mektubu ile tahta geçmeye çağırdı.

İkinci Murad Han, Manisa’dan Edirne’ye geldi.

Murad Hanın kumandayı ele almasından sonra, tecrübe, dirayet

ve askerlerin içten bağlılığının da verdiği kuvvetle, Varna’da

Haçlılara karşı İslam-Türk tarihinin en muhteşem zaferlerinden biri

daha kazanıldı. Tekrar tahta çıkan Murad Han, ilk seferini Bizans

imparatorunun kardeşi, Mora despotu Konstantin’in tecavüzkârane

faaliyeti üzerine yaptı. Despot Konstantin’den, Mora’da tecavüzleri

durdurması ve işgal ettiği araziden çekilmesi istendiyse de

reddedildi. Elde edilen bilgiler neticesinde Turahan Bey

kumandasında öncü akıncı kuvvetleri gönderildi. Sultan Murad

kumandasındaki asıl Osmanlı ordusu 1446 da Korent ve

Balyabadra’yı zaptetti. 1447 de Arnavutluk isyanı bastırıldı.

Macarların milli kahramanı Hunyadi Yanoş, Varna Muharebesi

mağlubiyetinin lekesini silmek için Macarlardan başka Eflak,

Bohemya ve Almanya’dan kuvvet toplamıştı. Asi Arnavutluk Beyi

dönme İskender ile de ittifak kuran Hunyadi Yanoş kendisiyle

beraber olmayan Sırbistan’ı işgal edip, Tuna’yı geçti. Haçlı ittifakına

karşı cephe alan Sultan Murad Han, Türk İslam ananesince

muharebeden önce antlaşma teklif ettiyse de Haçlılar kabul etmedi.

17 Ekim 1448 de başlayan ve üç gün devam eden meydan

muharebesi Haçlıların bozgunu ile neticelendi. Hunyadi Yanoş

canını güçlükle kurtarabildi. Murad Han, 1450 de Arnavutluk

seferine çıktıysa da tamamlayamadı. 3 Şubat 1451 tarihinde vefat

etti. Vasiyetnamesini tanzim edip vezirlere şahitlik ettirdi. Bursa’ya

defnedildi. Türbesi, Bursa’da Muradiye mahallesinde yaptırmış

olduğu cami yanındadır.

Sultan Murad, büyük bir sarsıntıdan yeni çıkmış olan devletin

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Adana’nın Kurtuluşu

hükümdarı olduğu zaman çok gençti. Anadolu’da Timur Hanla

yeniden ortaya çıkan Türk Beyliklerinin; Rumeli’de ise devletin

zaafından istifade etmek için fırsat gözleyen Balkan ve Avrupa

devletlerinin korkunç ihtiraslarıyla karşı karşıya idi. Bizans, devletin

başına her gün yeni bir gaile, bir iç buhran açmak için sinsi sinsi

çalışıyordu. Böyle buhranlı bir devirde devlet idaresini eline alan

Sultan Murad Han, hayatı boyunca, Anadolu’da Türk birliğinin

kökleşmesi için çalıştı. Rumeli’de tabii hudutlar içinde yaşamayı

tercih etmesine rağmen, memleket menfaati icap ettiği vakit asla

vazifeden kaçmayacak ve hayatını bu uğurda fedadan

çekinmeyecek kadar cesur, metin, iradeli, azimkâr idi.

İç ve dış gailelerle geçen hükümdarlık hayatı sonunda, sadece

siyasi ve askeri bakımdan değil, medeniyet bakımından da yeniçağı

açacak olan oğlu Sultan Mehmed’e mamur ve her türlü ilmi

gelişmeye hazır bir ülke bıraktı. Murad Han, ince ruhlu, hassas,

lütufkâr adil, merhametli olup sözüne sadık, cesur ve tedbir sahibi,

kumanda kabiliyeti yüksek bir devlet adamıydı. On iki yaşında

şehzade iken başlayan muharebe hayatı, vefatına kadar devam etti.

İlmi sohbetleri sever, âlimleri himaye eder ve onların

ihtiyaçlarını karşılardı. Haftanın iki gününü ilim meclisinde sohbetle

geçirirdi. Kendisinin de ilmi ve ibadeti çok; zühd, vera ve takvası pek

fazlaydı.

Hemen bütün ömrünü gaza meydanlarında geçirdiği halde, imar

işlerine ehemmiyet verip çok eser bıraktığı için Ebü’l-Hayrat diye

anıldı. Bursa, Edirne ve başka şehirlerde, yoksullar için imaret ve

ulema için medrese yaptırdı. Edirne’de darülhadis ve buna gelir

olarak Tahtakale Hamamı, Alacahamam ve Üç Şerefli Camiini

yaptırıp, bunları birçok vakıflarla destekledi. Bursa’da Muradiye

semtinde cami, medrese ve imaret yaptırdı. Edirne’de Ergene

civarında bir köprü yaptırıp, Uzunköprü kasabasını kurdu. Selanik

ve İpsala’da da camiler inşa ettirdi. Her yıl Kudüs, Halil-ür-Rahman,

Mekke-i mükerreme ve Medine-i münevvere yoksulları için otuz beş

bin altın gönderirdi. Ankara bölgesinde Balıkhisarı adlı büyük bir

subaşılığın köylerini Mekke yoksullarına vakfetmişti.

Bulunduğu şehirde her yıl on bin altını kendi eliyle seyyidlere

paylaştırırdı. Tebeasının hakkına ziyadesiyle riayet eder, kul

hakkından pek sakınırdı. Babası Çelebi Sultan Mehmed Handan

kalma, Mekke-i mükerreme ve Medine-i münevvere fakirlerine

hediye gönderme âdetini devam ettirdi.

İlme ve âlimlere çok hürmet edip evliyaya izzet ve ikramda

kusur etmediği için memleketi âlim ve evliya yurdu oldu. Herkesin

duasını aldı, pek kıymetli eserlerin yazılmasına, tercüme edilip

Türkçeye kazandırılmasına ve kıymetli ilim müesseselerinin

inşâsına vesile oldu. Yazılan eserlerde açık bir dil kullanılmasını

emrederek Türkçe yazmak hususunda titizlik gösterdi. Devrinde

Osmanlı sarayı, âlim ve şairlerin buluştuğu bir yer oldu. Büyük âlim

Molla Yegan bile ona hac dönüşünde hediye olarak, Fatih’in hocası

âlim Molla Gürani’yi getirmişti. Bu husus hiçbir milletin kültür

tarihinde rastlanılmayan eşsiz bir hadise olup, ikinci Murad Hanın

ilme verdiği değeri de gösterir. Osmanlı Devletinde devrinde en çok

eser yazılan padişah olması bakımından dikkat çeker. Gerçekten

onun devrinde pek çok eser yazılmış ve Osmanlı sarayı eserler

hazinesi durumuna gelmiştir.

Devrinde görülen geniş tabanlı bu kültür faaliyeti sonraki

asırlara da temel teşkil etmiştir

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.