DOLAR 9,3186-0.15%
EURO 10,86290.08%
ALTIN 532,330,49
BITCOIN 5825002,57%
Adana
27°

AÇIK

15:55

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

İkinci Süleyman Han

İkinci Süleyman Han

ABONE OL
04 Ekim 2016 12:41
İkinci Süleyman Han
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Osmanlı padişahlarının yirmincisi, İslam halifelerinin seksen

beşincisidir. Sultan İbrahim Hanın oğlu olup, 1624 tarihinde

İstanbul’da doğdu. Şehzadeliğinde mükemmel tahsil ve terbiye

gördü. Kardeşi Sultan Dördüncü Mehmed Han zamanında sarayda

hususi hocalardan ders aldı. 1687’de Osmanlı sultanı oldu.

Sultan İkinci Süleyman Han tahta çıktığı zaman, Osmanlı

ordularında Viyana bozgunuyla başlayan çözülme ve toprak kaybı

devam ediyordu. Venedik, Mora Yarımadasını işgal etti. Avusturya

Vişegrad, Uyvar ve Estergon’un ardından 160 yıllık Türk yurdu

Budin’e girdi. Macaristan’da ise Türk hakimiyeti sona ermek üzere

bulunuyordu. Ayrıca bu mağlubiyetler hazine gelirleri üzerinde

olumsuz tesirler yaptığı gibi, Anadolu’daki eşkıyalık hareketlerini de

körüklüyordu. Avusturya Cephesi, serdarı Yeğen Osman Paşanın

kendisi bir asi lideri gibi Rumeli’de yolsuzluk yapıyor, zorla usulsüz

vergiler topluyordu. Bu sırada 8 Eylül 1688’de Belgrad da düştü.

Devlet içindeki karışıklıklar ve Macaristan’ın elden çıkarak,

Belgrad’ın düşmesi, Sultan İkinci Süleyman Hanı çok üzdü. Emir

dinlemeyip, pek çok kalenin düşmesine sebep olan Osman Paşanın

katline fetva verildi. Avusturya cephesi serdarlığına Receb Paşa

tayin edildi. Padişah sağlığının elvermemesine rağmen, askeri

teşvik için ordunun başında Edirne’den Sofya’ya kadar geldi ve

harekâtı bizzat buradan idare etmeye başladı.

1689 da Kırım’a saldıran Rus kuvvetlerini Selim Giray Han az

bir kuvvetle dağıtarak perişan etti ve ağır kayıplar verdirdi. Vidin

Muhafızı Sarı Hüseyin Paşa, Tuna kenarındaki Gladova ve Orsova

kalelerini düşmandan geri aldı. Vişegrad’ı muhasara eden on iki bin

kişilik Avusturya kuvveti bozguna uğratıldı. 1689 yılında Fazıl

Mustafa Paşanın sadarete getirilmesinin ordu üzerindeki tesiri çok

müspet oldu. Mustafa Paşa, ilk iş olarak bir adaletname neşrederek

memleketin umumi ahvalini yoluna koydu. Aldığı acil tedbirlerle

hazineye gelir sağladı. Yeniçeri ocağı yoklanıp ulufeye müstahak

olmayanların isimlerini sildirdi. Orduyu disiplinli ve intizamlı bir hale

getirdi. Fazıl Mustafa Paşa 1690 yılında Edirne’den hareketle çıktığı

Avusturya Seferinde düşman kuvvetlerini mağlup ederek, Şehirköy,

Musa palangası ve Niş şehrini aldı. Osmanlı Devletinin batıda en

önemli serhad kalesi olan Belgrad’ı altı günlük bir kuşatmadan sonra

fethetti. Bu zaferler Osmanlı ülkesinde büyük sevince vesile oldu.

Hastalığı sebebiyle Davudpaşa Kışlasına kadar arabayla gelen

Süleyman Han, burada Fazıl Mustafa Paşayı huzuruna kabul edip;

“Hoş geldin. Berhudar ol, yüzün ak, kılıcın berrak, ekmeğin sana

helal olsun, arzum üzere hizmet eyledin. Seleflerinden birine böyle

bir ulu gaza müyesser olmadı” dedikten sonra ordu erkanının

önünde samur erkan kürkünü sadrazama giydirdi. Belinden çıkardığı

hançeri beline ve bir kıt’a murassa pençe sorgucu da başına

taktıktan sonra; “Ben mükafat vermeye kadir değilim. Allahü teâlâ iki

cihanda yüzünü ak etsin” diye duada bulundu.

Bu sırada Mora Serdarı Koca Halil Paşa da Venediklilerin elinde

bulunan Avlonya’yı otuz bir günlük bir muhasaradan sonra ele

geçirmişti. 13 Mayıs 1691 de Sancak-ı şerifi tekrar Fazıl Mustafa

Paşaya vererek, Avusturya Seferine dua ile yolcu eden İkinci

Süleyman Han, bir müddet sonra İstanbul’a yakın Yoncaçeşme

mevkiinde vefat etti (22 Haziran 1691). İki gün sonra

Süleymaniye’ye getirilip, Sultan Süleyman Hana ait kabrin sağ

tarafına defnedildi.

İkinci Süleyman Han kadirşinas, halim, cömert ve temkinli bir

padişahtı. Fakir, muhtaç ve ihtiyaç sahiplerine pek çok ihsanlarda

bulunurdu. Saltanat müddeti iç ve dış gailelerle geçti. Bilhassa,

Avusturya karşısında alınan mağlubiyetler dolayısıyla, herkesin

Rumeli elden çıkıyor, diye Anadolu’ya kaçtığı sırada, muktedir

devlet adamı Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşayı iş başına getirerek,

kaybedilen yerleri devlete tekrar kazandırdı. Memleket içerisinde

imar faaliyetleriyle de ilgilenen Süleyman Han, kendisi de Fener

Kulesi ile İzmir’de bir cami inşa ettirdi.

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.