“İktidara” bakanlar…

“İktidara” bakanlar…

Bizde “bir” alışkanlık oldu sanırım:

Onlarca/ yüzlerce “yaşanmışlıklara” tanık olacaksınız, birlikte şarkı söyleyerek yürüdüklerini göreceksiniz, birlikte yürümediklerini “nasıl” ayıkladıklarını izleyeceksiniz, “birlikte yürürken” kendi alanlarının içinde “ne istedilerse verdiklerini” kendi ağızlarından dinleyeceksiniz, “muhalif” olanları “birbiri için” salonlara sığdırmayıp kovaladıklarını/ “birbirine” söz söyleyenin “ağzını” ovalaladıklarını medyadan günlerce izleyeceksiniz…

Bir gün, birlikte “yürüdüğünüzün hayınlığıyla” karşılaştığınızı ileri sürerek, üzerinize “toz kondurmadan”, tüm suçu “muhalefetin” üzerine atacaksınız!

Yurttaşların da gözleri var “görmez”, kulakları var “duymaz”, beyinleri var olanları “anlamaz” ya…

Bizdeki “muhalefette” yanlış bakan gözlerden ırak olsun; onlarca/ yüzlerce “yaşanmışlıklara” karşın, “her şeyi” eline/ yüzüne bulaştırsın!

Bunları yaşadık…

***

Bizdeki “ekonomik” gelişmeleri “olumlu” bulan “bir kişi” var mı bilmem!

Hani şu “köşe koltuğu” kapmak, her konuşmasında cebini doldurmak, dün söylediklerini bugün yadsımak için çaba harcayanları demiyorum!

Gözleri var “görmez”, kulakları var “duymaz olmuşlar var…

Bir de medyada bilinen, kıvırması karşılığı ödüllenen, “iktidarı” övdükçe basamak yükseltenleri demiyorum…

Onlar “toplumun” en tehlikelileri, her kılıfa girecek olanları, “iktidarın” en küçük sarsıntısında “yeni kıyılara” yelken açacakları kesin…

Onlar için “kötü giden” hiç olmayacak, ancak “hep” öyle anılacaklar!

***

“Ekonomik” gelişmeler, dedim…

İnsanaşkına, “bunalımların” aşıldığını, ya da aşılmak için yollar alındığını söyleyenler, onsekiz yıldır bu ülkenin başında, onsekiz yıldır bu ülkenin yurttaşlarının gecesinde/ gündüzünde/ işinde/ ticaretinde/ eğitiminde/ sağlığında…

Öyle uzun yıllar geriye gitmeyelim; bir hafta öncesine, bir ay öncesine, üç ay öncesine gidelim… Geçen süreçte neler oldu, yurttaşın cebine ne girdi, ne çıktı, yaşamı nasıl bir etki altında, alım gücünde iyileşme var mı?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  “Her şey” iyice anlatılmış olsa…

“İktidar” geçen onsekiz yıla karşın; yaşananları “üzerinden” atmaya çalışması, bir yolunu bulsa “birlikte yürüdükleri” gibi suçlama yolunu seçmesi anlık…

Bu ülkenin “ekonomisini” elinde tutan bankanı “benim ilgilendiğim kur değil” diyecek denli, olanların/ yaşananların yurttaşlara “nelere” mal olduğundan habersiz olmalı!

Öngörülerin “hiç birinin” tutmayıp, doların sekiz lirayı aşmasının nelere etkidiğini göreceğiz!

***

Ulusal olarak yaşanan bu ya da benzer daha çok örnekler saymak zor değil;

“İktidarın” eğitim politikasını say, sağlıkta yaşananları say, betona bağlanmış yatırımları say, tarımda gelinen noktayı say, hayvancılığın can çekişmesini say, dış politikada yaşatılan çıkmazı say, işsizliği/ doyumsuzluğu/ ayrışmayı say…

Bunları sayarken, yurdun dört-bir yanında “iktidarı” öykünerek yapılan öyle çok gelişmeler vardır ki;

“İktidarı” üzmemek, izlediği yolu önemsemek, dediklerini benimsemek, tüm yaşanan sıkıntılara karşın olanları gizlemek karşılığında “görev başında” olanlar da aynı biçimde uğraş veriyor!

Bölge yurttaşının geçimi/ doyumu için değil, “iktidarın” varlığı için konuşuyorlar…

***

Adana; yurdumuzun en yoksul, en işsizi bol, en varsıllıları çok, en yazgısıyla baş başa, en toprağı doğurgan, en kendi/ kendine yetecek gücü bulunan “parmaklarla gösterilecek” kentlerden biri…

Eski ekonomik gücünü yitirmiş, ekonomik gücünü yitirince nüfus kaybına uğramış, sokakları işsiz dolu, katma değerli ürün geliştirmek unutturulmuş, vekiller yerini sağlamlaştırmak derdinde, üretici toprağı ekip-ekmemek konusunda ikircikli, çiftçi kazanımından hoşnutsuz…

Adana’ya ileri teknolojide, modern bir kompleks kazandıran Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, öyle “güzel /göz kamaştıran” şeylerden söz ediyor ki, kendimi bir başka görmediğim/ bilmediğim yerde sandım.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  HIRSIZSINIZ!

Başkan Bilgiç’in uzun yıllardır borsada olduğunu biliyorum, ancak Adana bölgesinde üreticinin hangi kaygılarına yanıt bulmak için çaba aramak yerine, “iktidarın” aldığı kararları süsleyerek anlattığına bolca tanık oldum!

“Adana, bölgemiz, ülkemiz yararına olacak her tür çalışmaların içerisinde yer alıyor, üzerimize düşeni her zaman yerine getiriyoruz” diyor.

Salt Adana’da değil, yurdun dört yanındaki üreticilerin “girdiler” yönünden yaşadıkları bunalımı, “taban fiyat/ destekleme/ dışalımla sağlanan benzer ürünler” konusunda “hiçbir şey” bilmesem; Adana Ticaret Borsası Kompleksi’nin bu denli övülmesine sessiz kalabilirdim!

Ancak üreticinin yaşadığı karabasanı, pamukta/ narenciyede/ buğdayda/ mısırda baş döndürücü yaşananları biliyorum, onun için de soruyorum:

“Üreticinin ekimden/ hasada hangi soruna çözüm ürettiniz?





***

Yıllar önce okuduğum bir yazısında Oktay Akbal “gençler bize bakıyor” derken, “zarar verici” örnek olunmamasını salık veriyordu!

Şimdi bazı kurumlar koltuk yitirmeme uğruna “iktidara” bakarken, “iki yan da” düğün/ dernek horon tepiyorlar, bu uzun yolda “birlikte yürüyorlar”, olanlardan herkes hoşnut…

Bir “yurttaşlar” değil!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın