İlaçlar ve insanlar

İlaçlar ve insanlar

Üzeyir Lokman ÇAYCI

 

İç Mimar – Endüstri Tasarımcısı
Emperyalist ülkeler tarafından dünya nüfusu kontrol altına alınmaya çalışılıyor… Tank, top, nükleer silahlar yerine  ilaçlarla, gıda maddeleriyle virüsler, hastalıklar fakir ülkelere gönderiliyor. İnsan hafızasını alt üst eden, düşünce melekelerini, inanç sistemlerini işlevsiz kılan kimyasallar ve toplum yapımıza ters kültürler, cinayetleri, şuursuzlukları, suçları,  ölümleri ve intiharları körüklüyor. Olaylar, kusurlar ve olumsuzluklar hiç önemsenmiyor. Sağlıksız nesillerle ülkeler içerilerinden çökertilmek isteniyor…   Ne yazık ki idraksiz yöneticiler ve onların yandaşları susarak, seyrederek, kapı açarak, görmezlikten gelerek gizli ve psikolojik saldırıların destekçileri rollerini de sürdürüyorlar. Türkiye’de boş verin ilaç sanayisinin ya da yüksek denetleme kurullarının kurulmasını,dindar görünerek, Prof. Dr. Mehmet HABERAL gibi hizmet adamlarını, intikamı andıran, usul, yöntem ve hukuksuzluklarla tutuklatarak hizmetten alıkoyuyorlar. AKP yöneticileri emperyalist desteklerle kendilerine düşmanlar üreterek ayakta kalmaya çalışıyorlar. Devlet gücünü kullanarak kendi ülkelerinin kahramanlarıyla ve vatanseverleriyle  mücadele etmeye de hizmet (!?) diyorlar!

Şeker hastalarını öldüren ilaçlar

Her yıl Fransa’da ilaç kullanımdan 10 000 – 20 000 kişi hayatını  kaybediyor…Yüzlerce ilaç eczanelerden çekildi.

03.01.2011 tarihli France Soir gazetesi şeker hastalarının ölümüne sebep olan Mediator’un zararlı etkisini  Fransa Sosyal Sigortalar Kurumunun 10 yıldan beri bildiğini iddia etti.

Le Mediator1976 yılında Fransa’da piyasaya sürüldü. 2009 yılı kasım ayında piyasadan çekildi. Fransa’da  bu ilacı 5 milyon kişinin kullandığı ve 500 – 2000 kişinin bu ilaç sebebiyle hayatlarını kaybettikleri açıklandı.  Bu ilacın Fransa Sosyal Sigortalar Kurumuna ve ek sigorta kurumlarına 423 milyon € (euro)’ya  mal olduğu belirtildi.

Amerika sağlık otoritesinin bu ilacın kalp kriziyle ölüme sebep olduğunu  tesbit ettiği için 1997 yılında yasakladı.

İspanya ise bu ilacı piyasadan 2003 yılında çekti.

Fransa’da TF1 televizyonunda 24 Aralık 2010, 26 Aralık 2010, 27 Aralık 2010,  30 Aralık 2010,   04 Ocak 2011, tarihlerinde şeker hastalarına verilen açlık kesici  Mediator ve sebep olduğu ölümler dile getirildi.

Konu  «Prescrire» isimli tıp dergisinde de geniş bir şekilde yer aldı.

Geriye doğru baktığız zaman Şeker hastalarını öldüren ilaçlar bununla sınırlı değil : Başka örnekleri de var…

23 Mart 2000 tarihinde de  öldüren diyabet ilacı «Rezulin» toplatıldı.

ABD’de şimdiye kadar 61 kişinin ölümüne sebep olduğu belirlenen «Rezulin» adlı bir diyabet ilacının toplatılması kararlaştırılmıştı. Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), yetişkinlerde görülen bir tür seker hastalığının tedavisinde kullanılan «Rezulin» adlı ilacın satışının yasaklandığını duyururken ilacı üreten «Parke-Davis Warner-Lambert laboratuvarı», kararı saygıyla karşıladığını bildirmişti.

Şeker hastalarının kullandığı İngiltere tarafından piyasaya sürülen «Avandia» isimli ilacın da kalp hastalığına sebep olması gerekçesiyle Avrupa’da yasaklanacağı 24.12.2010 tarihinde Fransa’da duyuruldu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Sad Suresi'nde Kanuni Süleyman ve Süleyman Demirel 

Yapay tatlandırıcılar

09.05.1992 tarihinde gazetelere yansıyan Amerikan ABC Televizyonu’nun yayını büyük paniğe yolaçtı : Aspartame adlı yapay tatlandırıcının beyin kanseri yaptığı duyuruldu… Şeker hastalarının kullandığı yapay tatlandırıcıların beyin kanseri yaptığı açıklandı.  Amerika’da şimdiye kadar  6000 kişinin  «Nutra Sweet»  aldıktan sonra vücutlarında halsizlik hissettikleri, baş dönmesi, kusma ve görme bozukluğu gibi şikayetlerde bulundukları bildirildi.

Öldürücü diğer ilaçlar

«Fonzylane», «Buflomédil EG» gibi ilaçlar da ölümcül kalp ve sinir hastalıklarına  sebep olduğu için piyasadan çekildi.

«le nimésulide» (Nexen ve markanın diğer ismi) Finlandiya ve İspanya’da 2002 yılında piyasadan çekildi. Sadece bu ülkelerde değil Arjantin, Belçika, İrlanda ve  Singapur’da da yasaklandı.

25 Haziran 2009 tarihinde Tunus’da ölümü tetikleyen maddeler içerdiği için  jenerik türleriyle birlikte «Antalgine» ve  «Di-Antalvic» kullanımı ve satışı yasaklandı. Böylece aynı dönemde «Antalgine», «Dextro Paracetamol», «Dialgésic», «Di Antalvic», «Dolovic», «Propofan» gibi, ağrı kesici ve sakinleştirici 6 ilaç kullanımdan çıkarılmış oldu.

22.09.1996 tarihinde gazete ve televizyonlarda yer alan bir haberle «Redox» isimli zayıflama için kullanılan bir ilaç, 23 yıl sonra hayvanlar üzerinde denendi. Hayvanların beyinlerinde hasara yol açan bu ilacın insanlar üzerinde de zararlı olduğu, kalp ve akciğer üzerinde olumsuz etki yaptığı bildirildi.

08.04.2005 tarihinde gazetelerde yer alan bir haberle ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), kalp krizi riskini artırdığı gerekçesiyle Pfizer’in ağrı kesici ilacı Bextra‘yı piyasadan toplatmasını istediği açıklandı

RU-486‘ya onay veren Amerikan Gıda ve İlaç Bölümü  (FDA), 1989’da yasaklanan RU-486 kürtaj hapına 20 Ekim 2000 tarihinde yeniden yeşil ışık yakması, yeni bir tartışma başlatmıştı. Akla «neden yasaklandı, niçin tekrar kullanılmasına izin verildi?» sorusu geliyor…

Fransa’da grip aşısına olan ilgi ise 2010 yılına oldukça azaldı. Bunun yıllara göre sayısı : 2006 yılında 800 000, 2007 yılında 1 milyon, 2008 yılında 1,2 milyon, 2008 yılında 3 milyon, 2009’da ise 1,5 milyon… Bu, Fransa’da «Fransız halkının grip aşısına şüphe ile baktığı» şeklinde açıklanıyor.

Çocuk ölümleri

Anne ölüm oranları İrlanda’da yüz binde 4, İtalya, Fransa ve İspanya’da yüz binde 5, Türkiye’de ise yüz binde 49.2 oldu. Bizzat Sağlık Bakanlığı koltuğunda oturan Recep Akdağ’ın, «5 yaş altı ölüm hızlarının İtalya’da binde 4, Yunanistan, Fransa ve Almanya’da binde 5, İrlanda’da binde 9, Letonya’da binde 13, Sırbistan-Karadağ’da binde 14, Bulgaristan’da binde 15, Romanya’da binde 20 olurken Türkiye’de bu oranın binde 37 olarak gerçekleştiğini» ifade etmesi sağlıktaki içler acısı halimizi resimliyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Sad Suresi'nde Kanuni Süleyman ve Süleyman Demirel 

İnsan sağlığının taşeron firmaların ellerinde olduğunun, hastane imamlarının hastanelere müdür tayin edildiğinin konuşulduğu bir Türkiye’de, görev şuurundan, millî hassasiyetlerden, ilaç sanayisinin teşekkül ettirilmesinden, vatanseverlikten, içten veya dıştan gelen olumsuzlukların denetlenmesinden hiç bahsedebilir miyiz? Böyle bir ülkeden «ne olup ne bitiyor diye» dünya üzerindeki sağlık olayları, tespitler, ölümler, sakıncalı ürün veya ilaçlar izlenebilir mi?

02.09.1997 tarihinde  Fransız hükümeti içinde kansere sebep olan maddeler bulunan dört ayrı marka bebek emziğinin satışını yasakladı. Tüketici sorunlarıyla ilgilenen Devlet Bakanı Marylise Leebranchu tarafından yapılan açıklamaya göre testler sonucunda «Varitetine», «Supertetine», «Sampel» ve  «Prema» markası ile piyasada bulunan bebek emziklerinin kullanılmasının sakıncalı olduğu bildirildi.

1991 yılının son ayında Almanya’dan bir firma tarafından gönderilen bir kamyon bozuk ve kullanma tarihi geçmiş çocuk maması yurt dışı edilmesine rağmen üç kez ısrarla Türkiye’ye sokulmak istenmişti. İnsan sağlığını hiçe sayan bu  anlayış sahiplerinin uzantıları bugün  de daha farklı şekillerde faaliyetlerini sürdürüyorlar.

Toplu  katliam gibi bir olay  :  03.08.2008 tarihinde ülkemizde yankılanan «Ankara’da Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Ölen çocuk sayısı  40’a yükseldi!» haberi hiç önemsendi mi?

20.07.2008 tarihinde televizyonlarda ve gazetelerde yer alan «Manisa’da ishal ve kusma nedeniyle hastaneye kaldırılan çocuk sayısı 310’a yükseldi!» haberi içinde bulunduğumuz hazin hali aksettirmiyor mu?

Dünya gerçeklerini fark etmeyenler ülke gerçeklerini de bilmiyorlar!

Türkiye’de bugün tuvaletleri olmayan 11 milyon insandan, soğuk kış aylarında kaloriferleri çalışmayan sağlık ocaklarından, 19 milyon yoksul ve 1 milyon aç insandan bahsediliyor.

Eğitim olmadan sağlığımızı da, ziraatımızı da tarımımızı da, hukukumuzu da, şehirlerimizi de, insanlarımızı da  seviyeli ve problemsiz  hale getiremeyiz.

Dünya insanı sadece  bombalarla, kimyasal silahlarla, ülkeleri işgal edilerek, ibadet haneleri yerle bir edilerek vurulmuyor… Gaflete düşürülerek kültürlerinden, duygularından, inançlarından, istikballerinden, istiklallerinden ve sağlıklarından  da vuruluyorlar.

Size özünüzdekileri kaybettirdikçe, sizin onları sorgulama gücünüz ortadan kalkıyor, tehlikeleri fark edemez hale geliyorsunuz. Materyalist çark sizi başkalaştırıyor, yozlaştırıyor, taşlaştırıyor. Ordu millet el ele kavramını dahi içinizden koparıyor. Bu dünya manzarası karşısında  yüce Türk  milletinin asil fertleri birbirlerini kucaklamaları gerekirken birbirleriyle mücadele eder hale getiriliyorlar. Hep birlikte «Hepimiz dostuz, arkadaşız, kardeşiz!» dememiz gerekirken…

«Tekleştirme, birleştirme, kaynaştırma yerine, en üst seviyeden yansıyan ihanetlerle bizi ülkemizle, milletimizle bölmek isteyenlere ve onların içimizdeki maşalarına lanet olsun!» diyorum.

Paris, 06.01.2011

 

 

 

Bien amicalement à vous,
Selam ve sevgilerimle. 

Üzeyir Lokman ÇAYCI 
Concepteur industriel – Architecte d’intérieur
İç Mimar – Endüstri Tasarımcısı
55, rue Louise Michel
78711 Mantes la Ville
FRANCE

 

uzeyir.cayci@free.fr
 

——————————————————————

http://uzeyircayci.sitemynet.com/fleur/index.htm
http://www.artmajeur.com/serap/

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın