KozanBilgi.Net 15 Yaşında... SİZLERLE BİRLİKTE NİCE 15 YILLARA...

İnsan Sarrafı

İnsan Sarrafı

Andre MauroIs / Çeviren : (Ali Avni Önes)

Insanlik tarihinden itibaren toplumlar arasinda en çok merak edilen konular arasinda ölüm ve ölümden sonra hayat ve ruh ilk siralarda yer almistir. Filozoflar ve toplumlar, bu konular üzerinde degisik metot ve anlayislara sahip olmuslardir. Her biri, ölümsüzlük ve ruhun ölümsüzlügü hususlarinda degisik görüsler sarf etmisler, kimileri kendilerinden öncekileri takip etmis, kimileri o zamana kadar hiç duyulmamis, ve insanlarin kabullenmeleri daha zor olan görüsler beyan etmisler; kimileri de dogma anlayislara kilitlenip kalmislar. Fakat günümüze kadar bu konular üzerindeki arastirmalar devam edegelmistir…
Yazar, Dr.James’i savas yillarinda (1914-1918) tanimistir. Dr.James, yazarin irtibat subayi bulundugu tümene hekim olarak atanmasiyla, yazarla olan dostluklari filizlenmeye baslamistir. Savas zamaninin korkunçluguna ragmen aralarindaki dostluk ikisi içinde hos bir ani olarak kalmistir.
Ancak, sartlarin bir araya getirdigi bu iki insanin dostlugu, savasin sona ermesiyle yine sartli olarak, yazilan bir tan sonra unutulmaya yüz tutmus bir hale gelmistir, ta ki 1923 baharina kadar.
British Museum’da arastirmalar için Londra’ya gelen yazar, kendini yalniz, hüzünlü ve yorgun buldugu bir günde, Dr.James’in Londra’da oldugunu hatirlar. Kisa süren bir arastirmadan sonra doktorun adresini bulur. Büyük bir heyecanla doktorun çalistigi odanin kapisina geldiginde, “Acaba uzun bir aradan sonra beni görmekten hosnut olacak mi?”, yoksa “Birkaç nazik cümlenin ardindan kendimi tekrar Londra’nin hüzünlü bacalari ve bakimsiz kulübeleri arasinda mi bulacagim?” endiseleriyle kapiya vurur ve doktorla karsilasir. Ilk karsilasma anindan ve aralarinda geçen fazla içten görünmeyen diyaloglardan sonra yazar sikildigini hisseder, tedirgin olur ve nesesi kaçar. Çünkü, ona en canli manevi zevkleri tattirmis olan, savastaki ortak sikintilarini paylasan, yarali arkadaslari için ortak sefkat duyan iki insanin bütün duygulari, dünya görüsleri üzerinde yalinkat sekiller gibi ölmüstür.
Yazar ve doktor bu sikici ortamdan kurtulmak için hastane odalarini gezmeye baslar. Yasli bir hastanin ölmek üzere oldugunu duyan doktordaki ani heyecanlanma ve tavir degisikligi yazarin dikkatini çeker. Beraber hastanenin diger bölümlerini gezdikten sonra, aksam yemeginde bulusmak üzere ayrilirlar. Yemekte bulusan iki eski arkadas, askerlik hatiralarini andiktan sonra, “Ruhun ölmezligi ve ruhun ölümden sonra somut olarak gösterilmesi” konularinda tartismaya baslarlar. Yazar, ruhun bedenle birlikte yok oldugunu, doktor ise ölümden sonra ruhun yasadigina inanmaktadir. Kendini ispatlamak amaci güden doktor, hastaneye kadar gitmek zorunda olduklarini söyler.
Söz edilen hastane odasina gelindiginde yazar, gündüz ölmek üzere olan yasli hastanin ölmüs oldugunu görür ve ne olup bittigi hususunda kafasinda soru isaretleri olusmaya baslar. Doktor ve yardimcisi, yazarin kafasinda olusan sorulari yanitlamak istercesine harekete geçer ve yasli adamin üzerine bir deney düzenegi kurarlar. Yapilan deneyde, ölümü takip eden saatler içinde cesedin agirliginin belli araliklarla azaldigini ispat ederler. Doktor, bu agirlik azalmasinin sebebini kendi düsüncesinin dayanagi oldugunu ifade eder. Yazar bu deneyden, arkadasinin insan ruhunu maddi usullerle aradigini düsünür ve doktordan açiklama yapmasini ister. Doktor ise, insan ruhunu aramadigini, maddeye bagli olan, ona henüz kesfedilmemis özelligi veren bir enerjiyi, yani hayati aradigini söyler. Hatta bütün canlilarda “hayat akiskani” denilen bir madde bulundugunu ispata ve hatta bu akiskanda ruhu ve maddeyi aramak ve sonra nasil birlestiklerini göstermek amaci güttügünü söyler.
Olaylar yazari öyle bir durum içerisine sokar ki, yazar kendini bu deneyde bir arastirmaci, bir asistan olarak görmeye baslar. Bu durum, onun gördüklerini Fransa’da bulunan bir fizikçiye anlatmasina neden olur. Fransiz fizikçi, yazari dinledikten sonra doktorun cam fanus altinda topladigini zannettigi ve topladigi enerjigi ultraviyole isinlari ile somutlastirabilecegini anlatir. Denegin gidisatini degistirecegine emin olarak Ingiltere’ye dönen yazar, doktora gördüklerini anlatir.
Bir gün, yapilacak deneyi bir an önce görebilmek için Saint Bernabee hastanesine gelir. Deneyde yazarin hemen her gün hastaneye giderken gördügü bir satici ölü olarak büyük bir cam fanusun altinda yatmaktadir. Ayrica ultraviyole aleti, tam fanusun tepesine isin vuracak sekilde yerlestirilmistir. Deney basladiktan kisa bir süre sonra fanusun tepesinde mavimtirak bir sis belirmeye basladi. Acaba bu sis doktorun aradigi “hayat akiskani” midir? Sekilsiz bu sis daha sonra yumurtamsi bir görünüs alir. Ikisinin de merak ettigi sey gerçekten o yumurtamsi sisin saticiya ait ruh mu oldugudur? Bunu bilememekte ve açiklayamamaktadirlar…
Yazar Saint Bernabee hastanesine o kadar sik gelmektedir ki, diger doktorlarla da tanisma, hatta ahbap olma firsati bulmustur. Iste o doktorlardan biri, doktor Diggby, Dr. James’in son aylarda yaptigi deneylerden haberi oldugunu ve bu deneylerin ona büyük zararlar verebilecegini, yakin arkadasi olarak da yazarin bu isten onu caydirmasi gerektigini anlatir. Sebep olarak, Dr. James’in Edith Philips adinda çok güzel bir tiyatro oyuncusuna asik oldugunu, bu kizin ölümcül bir hastalikla pençelestigini ve doktorun kizi kaybetme korkusu içinde yasadigini, bu deneyleri de bu sebepten ötürü yaptigini gösterir.
Yapilan deneylerden kendini alikoyamayan yazar, doktorun iki kadavranin ruhlarini bir cam fanusta toplamasi deneyi sirasinda tüm bunlarin bir zalimlik oldugunu düsünmeye baslar. Çünkü yazara göre,” ölmek uyumaktir” ve bu kadar zahmetli bir yasamdan sonra insanlara uykuyu ve dinlenmeyi haram etmenin zalimlik oldugunu söylerek cam fanusu kirar ve oradan ayrilir.
Aradan birkaç gün geçtikten sonra yazara bir ulasir. Mektup, doktordan gelmektedir ve kendisini anlayisla karsiladigini ve acele hastaneye ugramasi gerektigi yazmaktadir. Bunun üzerine yazar, kendini cezbeden bu deneylerden vazgeçemez ve hastaneye geri gider. Doktorun sakinlesmis ve sevinçli yüzü, bir önceki deneyin aksine, birbirini seven ve beraber yasayan iki insanin cesedinden çikan sis bulutunun (ruhlarin), tek bir fanus içinde daha parlak bir isik olarak ortaya çiktigini anlatmaktadir. Gerçekten de, yakin bir sirkte çalisan ikiz kardeslerin cesetlerinden çikan sis bulutu çok parlak ve görülmeye degerdi. Sonuçta doktor aradigini, yani birbirini seven iki insanin ruhlarini ölümlerinden sonra beraber yasatmayi basarmistir.
Yazara göre deneyler bitmistir ve kendisinin Fransa’ya dönmesi gerekmektedir. Doktora ayrilacagini söylemek üzere hastaneye gider ve ayrilacagini belirtir. Doktor bu ayriliktan hosnut degildir. Hosnut olmadigini belirten birkaç cümleden sonra yazardan bir yardim dileginde bulunacagini ve bu yardimi nerede, ne durumda olursa olsun yapmasi gerektigini söyler ve yazara söz verdirir. Yazar Fransa’ya döndükten kisa bir süre sonra doktor James’in çok sevdigi Edith Philps ile evlendigini ögrenir ve bu duruma çok memnun olur.
Yazar, 1928 yilinin ocak ayi ortalarinda, hastalanmis olan bir arkadasinin Kopenhang’ta verecegi bir konferanstaki yerini almak için bu sehre gider. Trende yazari bir telgrafçi karsilar. Telgraf Dr. James’ten gelmistir ve acele Londra’ya gelmesini istemektedir. Yazar telaslanir, çünkü oraya gitmesi için gerekli zaman ve vasita sikintisi vardir. Fakat, sözünde durmasi gerekmektedir ve adrese gitmek üzere yola koyulur. Iki günlük bir gecikme ile adrese varir, kapiyi Dr. James’in hizmetçisi açar ve bayan James ile Dr. James’in öldügünü ve kendisine iki biraktigini anlatir. Mektuplardan, doktorun yazardan neden yardim istedigi anlasilmaktadir: Doktor arkadasindan esi ve kendisinin ruhlarini, yaptiklari deneylerdeki gibi , bir cam fanus içinde beraber yasatmasini istemektedir.
Mektupta istenilenleri yapmak için vakit geçmistir ama bir firsati olabilecegini düsünen yazar cesetlerin yerini sorar. Fakat cesetler, yazarin gecikmesi nedeniyle belediye ekipleri tarafindan defnedilmistir. Artik yazar için tek umut vardir, doktorun deney düzenegini önceden hazirlamis olmasi ve karisinin ölümünden sonra kendini öldürüp bu deneyi baslatmis olmasi . Hizmetçiye deney odasinin yerini sorar, odaya girdiginde, bütün deney düzeneginin görevliler tarafindan kirildigini görür . Artik hiçbir sansi kalmamistir. Arkadasina verdigi sözü gerçeklestirememenin acisi içerisinde Paris’e döner .

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın