DOLAR 8,63650.08%
EURO 10,15610.33%
ALTIN 493,170,20
BITCOIN 3811684,52%
Adana
25°

HAFİF YAĞMUR

05:19

İMSAK'A KALAN SÜRE

İnsanları “aldanıyor” sanmayın!

İnsanları “aldanıyor” sanmayın!

ABONE OL
05 Eylül 2021 14:47
İnsanları “aldanıyor” sanmayın!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Önce orman yangınları, ardından yağmurla gelen sel baskınları…

Yönetenlerin, uygulamalardan kaynaklı “sorunları” bir türlü benimsememesi…

Yitirilen değerler, can kayıpları; geleceği zorlaştıran olayların arkası durmak bilmiyor!

Bu yurdun topraklarına emeklerini katanların yaşamlarına katılan belirsizlikler…

Tüm bunlara “oldu” mu denmeli, “yapacaklarımızı yaptık” mı denmeli, “yaralarınız sarılacak” denerek daha ilk günlerde uzaklaşmak mı yeğlenmeli?

Olanları televizyondan izlerken gözleri dolmayan, olayı yaşayanların sıcağı sıcağına anlattıklarından etkilenmeyen, “ne yapacağımızı bilmiyoruz” diyenlerin çığlıkları karşısında insan olduğunu unutan olmamıştır kanımca…

Bu ya da benzer doğal yıkımların nereye, ne zaman geleceği/ kimi karabasanlara boğacağı/ hangi ocağı acılandıracağı belli değil!

Bu kayıtsızlıkla, bu yazgıcılıkla, bu sorgusuzlukla yıkımların önüne geçebilmek, çözüm üretebilmek…

Ne denli inandırıcı bulunabilirse…

***

Olan bu yurda, olan bu yurdun insanına oluyor…

İşin düşündürücü olan yanı; bu yurdu yönetenlerin, yaşananları başka ülkelerde yaşananlarla karşılaştırması…

Başka ülkelerde de orman yangınları yaşanıyor, başka ülkelerde de sel baskınları can alıyor/ yitirilenler oluyor…

İşi “doğru” yapmak, önlemi “doğru” almak yerine “karşılaştırma” yaparak; yönetimin “doğru” yolda olduğunu savunmak…

“Karşılaştırma” yapılırken; örneğin komşumuz Yunanistan’da daha ilk anlarda karşı koymak için çalışmalar yapıldığı, başaralı olunamayınca görevinden çekilmeyi göze alan yönetenlerin olduğu neden konuşulmak istenmiyor?

Aslında, “karşılaştırma” denen olgu yaşamın doğasıyla başlı-başına uyumsuz!

Eğitim alanında çocukları yarıştırmak, kim daha çok yiyor diye “oburluğu” sevdirmek, kim daha çok büyüyor diye “doyumsuzluğu” gündemden düşürmemek, kim daha çok kazanıyor diye “insanı” göz ardı etmek…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  AŞI VE BİLİM

Yönetenlerin “işi/ gücü” bu olmalı diyen…

***

Orman yangını konusunda “yazdıklarım” oldu; ya sel baskınları…

Bu günlere gelmeden önce, Karadeniz’de yaşananları yüzeysel olarak anımsamakta yarar var.

Denize dolgu yapılarak altmışlarda projesi hazırlanan Karadeniz Sahil Yolu her dönem tartışma konusu olmasına karşın; seksenyedide Özal döneminde temeli atılan/ ancak kaynak olmadığından dolayı yapımı durdurulan, doksanyedide kurulan hükümet ortağı Mesut Yılmaz’ın istemiyle ihalesi yapılan, doksansekiz yılında temeli atılan bir süreç…

O tarihte CHP’nin, Karadeniz Sahil Yoluna ilişkin yürüttüğü politika nedeniyle baraj altında kalıp meclise girememesi de unutulmamalı…

Samsun- Sarp Sınırı Kapısı arasındaki üçyüz kilometrelik bölümün ikibindört yılında tamamlanarak, projenin yedi ayrı firma tarafından yedi ayrı noktada başlatılması…

Temeli atılmasından sonra oniki hükümet gören Karadeniz Sahil Yolu, ikibinyedide açıldı.

Sonrasında kıyıdan yola yükselen on metreyi aşkın dalgalar yolun “koruma” duvarını yıktı, dolgusuyla birlikte asfalt yolu parçaladı. Uzun yıllar tartışma konusu olan otoyolun doğru bir karar olmadığı gündemden düşmedi!

***

Karadeniz Sahil Yolu’nun yaşattığı çıkmaz, AKP “iktidarı” dönemine ders olmaktan öte; su yataklarına yapılan HES’ler, dere boylarına konuşlanan betondan yapılar “bugün” yaşanacakların habercisi gibiydi!

Bölgede bulunan kentler, taş/ maden projeleri, yol yapımı, hızlı yapılaşma, dere yataklarına yapımı süren hidroelektrik santralleri sıkça gündem oluşturdu!

Verilere göre, yalnız Orta/ Doğu Karadeniz’de ikiyüzelliye yakın HES vardı. Enerji gereksinmesindeki payı bile düşünce ayrılığı oluşturuyordu, doğayı bozguna uğratması/ yaşamı zora koyması eleştiri konusu oldu yıllarca!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Ben ne yapayım ?

HES’ler doğayı bozuyordu! Bölgede yaşayanların gelecek kaygısını artırıyordu! Bundan da ötesi iklimini, havasını, toprağını, canlılarının yaşamını bozguna uğratıyordu!

Bu eleştiriler yapılırken, Karadeniz Sahil Yolu nedeniyle; yaşananları görmeyen/ duymayan/ anlamak istemeyen “iktidarın” ekonomiye katacağı değeri sıkça yinelemelerine tanık olduk!

İşte bu gün yaşananlar…

***

Batı- Orta Karadeniz’de aşırı yağışların ardından oluşan sel baskınları, bölge halkına zorluklar yaşatmayı sürdürüyor!

Yaşamını yitirenlerin sayısının elli/ altmış aralığında olduğu söylense de, “muhalefet” sayının çok daha büyük olduğunu ileri sürüyor!

Haber kaynaklarının, gerekse yöre halkının çektiği videoları izlerken; kimsenin, gördükleri karşısında “bunun anlamı nedir” diye sormadığını düşünemiyorum bile…

Bir dere yatağı, dere yatağının her iki yanında yükselen betondan çok katlı yapılar, yukarıdan aşağı inen beton yapıların ikinci katına dek ulaşan sel suları, suların içinde uzun tomruklar…

Yanlışı doğa mı yapıyor, yoksa yönetenler mi?

Yöre halkını ağlatan/ sızlatan/ yasa boğan doğa mı, yoksa yönetenler mi?

Önce orman yangınları, ardından yağmurla gelen sel baskınları…

İnsanları “aldanıyor” sanmayın!

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.