İslamofobya Müslüman Görünenler Yüzünden

İslamofobya Müslüman Görünenler Yüzünden

Konu, İslamofobya. Nedir bu denecek olursa, tarifi şöyle yapılmış: ”İslam’a ve müslümanlara karşı duyulan temelsiz korku ve hoşgörüsüzlüğün yol açtığı ayrımcı-dışlayıcı uygulamaları kapsayan bir bakış açısı ve dünya görüşü” Bu tarifi aktaran Sema Gül Hanım, bunun sebebini anlatırken, bu anlayışı çürütecek önlemi de dikkate vermiş. Dikkate verdiği önlem işe yarayabilir mi, bakmamız gerekiyor. Bkz: http://www.moralhaber.net/makale/islamofobya-muslumanlarin-hatasi-mi/

Dünya ülkelerinde İslamofobya’nın oluşmasında Müslümanların rolü yok mu? Vardır mutlaka. Sema Gül Hanım da bu kanaate varmış ki, bunun Hz. Muhammed’in diğer inançlardan kimselere yönelik tutumunun insanlara gerektiği gibi anlatılmamasından kaynaklandığını belirtmiş. Teşhis doğru. Ama hissediş alanı dar. Sema Gül Hanım’ın sadece Resulullah’ın Hristiyan İbn-i Haris ve taifesiyle yaptığı anlaşma metnini dikkate vermesi, ‘diğer inançlar’ kavramını Hristiyanlarla sınırlı tuttuğunu gösteriyor. Halbuki, ‘diğer inançlar’ kategorisine, dünyanın muhtelif yerlerindeki akıldışılıklar bile girer. Öyle inanç vardır ki, farkettiğinde kaçmaktan başka çare bulamazsın.

Sema Gül Hanım’ın verdiği hüküm: ”Müslümanlar, karşılarındaki insanın inancı ne olursa olsun -ya da bir insan inançsız olsun- hoşgörülü olmakla, affetmekle, adil ve insancıl davranmakla yükümlüdürler”. Bahsettiği müslümanlar hangi tip müslümanlar acaba? Devletin tepesinde oturmuş münlümanlar mı, çevrelerinde başka inançlıların mecburen konuşlandığı müslümanlar mı? Çevrelerinde konuşlanmış başka inanç sahipleri yönetim tarafından disiplinize edildiği taktirde mesele yok. Yoksa kargaşa kaçınılmazdır. Örnek; Nikahlı yaşamın huzur verdiğine inanmışlar ile huzurun hikahsız yaşamda olduğuna inanmışların birbirlerine etkisidir. Acaba kaç müslüman çevresinde nikahsız yaşayanların varlığına ne kadar tahammül eder? Eğer nikahsızların yönetiminde müslüman bu hoşgörüyü göstermeli denirse, zaten o müslümanın ondan başka yapacağı bir şey yoktur; o zaman hoşgörünün nikahsızlardan nikahlılara gelmesi beklenecektir. Burada , Sema Gül Hanım, ‘inancı ne olursa olsun’ sözü ile inançlar hakkında dar hissediş alanında kaldığını belli etmiştir.

Eğer bahsedilen müslüman tipini devletin tepesine oturmuş olarak anlarsak, İmam-Hatip’te İslami eğitim aldığını bildiğimiz Başbakan Erdoğan’a dikkat etmemiz gerekir. Onun Van’da deprem konutları için yaptığı konuşmada Zerdüşt inançlılara nasıl vurduğu Sema Gül Hanım’ı yerinden zıplatmış olmalı(!) Ülkenin yarısının desteklediği Erdoğan’ın, zerdüşt inançlılara vurması, Sema Gül hanım’ın İslamofobya etkisini kıracak bütün önlemlerini boşta bırakacaktır. İstense bile Erdoğan’ın desteklendiği toplumda, zerdüşt inançlılara tahammül ve hoşgörü oluşturulamaz. İslamofobya dünyada gelişmeye devam eder. Çünkü dünya ülkelerinin verdikleri doğru veya yanlış hüküm bir ülkenin başındaki yönetime göre olmaktadır.

Sema Gül Hanım şu cümleyi kullanmış: ”İslam her türlü terör ve şiddet eylemine kesinlikle karşı olduğu gibi…” İslam, terör ve şiddetin olmadığı sistemdir. İslam değil İslam Dini’ne girenler karşı olacaktır terör ve şiddete. O zaman terör ve şiddete götürürücü oluşumlara izin verilmeyecektir. Hadi, terörle saltanat kapılacağına inanmış kitlelere baskı yapma, hoşgörülü davran da gör. Bir zaman sonra ülke kendini cehennemin ortasında buluverir.

Sema Gül Hanım’ın İnsanların çağırıldığı diye belirttiği Rabb’in yolu sosyal hayattaki düzendir. Hak yememe hak-gasp etmeme, haklıya hakkını verme, yardımlaşma, bunun belirtisidir. Nahl: 125 ile Bakara: 278’i bilerek mi nakletmiş acaba? Günümüzde bu, laf ile değil yazılı metinle olur. Türkiye yönetimlerinin çok uzun zamandır insanların haklarını ihlal etmeyle suçlandığını, İnsan Hakları Mahkemesi’nce tazminatlara mahkum edildiğini hatırlayalım. Türkiye bu suçlamadan kurtulmak için Kopenhag kriterlerinin hayata geçirileceği sözü verdiği halde uygulamaya geçmiyorsa, Müslüman bilinenleri dünya gözünde kötü belletecektir. İslamofobya oluşmasın da ne oluşsun yani?

 

İbrahim Faik Bayav

 

Bu makale 26 Ekim 2012 tarihinde yayınlanmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın