İstemiyorum, bana göre değilsiniz!

İstemiyorum, bana göre değilsiniz!

Bir onulmaz acı, bir büyüyen sancı, bir sorgulanmayan kaygı…

CHP’de sorunlar bitmiyor, bitmemekle birlikte ‘bir şeyler’ yaptıklarını basına servis eden bölge milletvekillerinden de geçilmiyor!

Ah ne güzel!

Adanamızın dört CHP milletvekili, meclisin dinlenceye çekilmesinin ardından, toplumun tüm katmanlarıyla görüşmelerini sürdürüyorlarmış!

Ne yerinde bir eylem?

Aslında merak ediyorum biliyor musunuz, vardıkları yerde neyin savunmasını yapıyorlardır acaba? Seçmene, 24 Haziran seçimlerinden beri süren ‘hizip-karmaşa’ konusunda ne anlatmışlardır acaba?

Daha seçim akşamı başlayan, seçim sonuçlarını bile değerlendirirken düğümlenen açıklamaların ardından süren gelişmelerden söz ediyorum; nasıl savunmuşlardı o geceyi, yanlışları masaya yatırmaktan kaçınmayı nasıl dile getirmişlerdi, yeniden oyunuzu istiyoruz demek için nasıl tümceler kurmuşlardı acaba…

Merak ediyorum doğrusu!

***

Dün bir haber kanalında Gürsel Tekin’in de içinde bulunduğu tartışma izlencesi vardı. Üniversite öğretim üyesi, akademisyen olan bir konuşmacının, Tekin’in de bulunduğu karede ‘ilk oy verdiğim parti CHP, son oy verdiğim parti da CHP, ancak şubatta yapılacak yerel seçimde bu partiye oy vermeyeceğim gibi, oy kullanmaya da gitmeyeceğim, bu sorun böyle yaşanmayı sürerse’ dedi.

Gürsel Tekin, öğretim üyesinin sözleri karşısında tepki göstermek gibi bir tutum sergilemek yerine ‘kaygılarım var benim de’ demekle yetindi!

Bilindiği gibi Tekin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olacağını açıklamıştı. Konuşmacı, ‘böyle giderse, benim gibilerin oyunu nasıl alacaksınız’ diye de sordu!

Akademisyen gösterdiği tepkiden, Tekin ise susmakta haksız mıydı?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  PANDEMİ OLMUŞUZ!

Akademisyen, bunca yıldır oyunu verdiği bir partiden ‘haklı’ olarak hesap soruyordu, haklı olarak ‘durduğu’ noktanın yanlışlığını anımsatıyordu, haklı olarak ‘tutsun’ ileri sürülen sorunlar konuşulsun istiyordu, ‘koltuk düşkünlüğü’ olanlar bulundukları yerlerden ayrılsın diyordu!

Haksız mıydı?

Tekin, bunları söylenin duyarlılığına inanarak, anlattıklarının göz ardı edilemeyeceğine güvenerek, gerçekten partisinin büyümesini istediğini düşünerek susuyordu!

Haksız mıydı?




***

Adana milletvekillerinin, CHP’de süren bu ‘kayganlıklar’ için ne düşündüğünü bilen, duyan var mı bilmiyorum!

Gerçekten Adana milletvekilleri, önümüzdeki yerel seçim öncesinde, seçmenin kanayan ‘parti-içi kavga’ yarasını sarmak için ne yapmışlardı birbuçuk aydır süre içerisinde?

Parti içerisinde süren kavganın neresindeydiler, kimlerle birlikteler, gerekçeleri nelerdir?

Seçmenin, bu soruların yanıtını almadan yanına yaklaştırmayacağını biliyorum!

Kozan’da örneğin çok partiliyle karşılaştım. Parti konusunu açmamak için çaba harcıyor çoğu! Horzum Yaylası’nda görüştüklerim ayrı sayılmaz, ‘sözünü etmeye utanıyorum’ diyene bile rastladım!

Bunlar gibi onlarcasını ‘bildiğim’ bölgede gördüm! Bilmediğim bölgelerden de aldığım haberler ayrı değil!

Milletvekilleri gezecek elbette! Ancak gezerken de ‘konuşmadan’ önce yurttaşı dinleyecek! Sorunu anlayacak! Uzak durmalarının gerekçesini öğrenecek! Seçmenin isteğini bilecek! Bunun ardından da ‘çözüm yolları’ arayacaklarının sözünü verecekler ki yurttaşı yalanlarında bulabilsinler!

Bu yapılıyor mu?

Zaten 24 Haziran seçimlerinin ardından yalımlanan tartışmalarını ‘ilk-başı’ böyle değil miydi?

Onun için ‘CHP’de süren bu ‘kayganlıklar’ için ne düşünüyorsunuz’ diye sordum!

Milletvekilleri Adana’da sendikalar, sivil toplum örgütleri, muhtarlıklar ile yurttaşlarla konuşmuşlar. Buralarda ülkemizde iş barışından uzaklaşıldığını, sendikaların içinin boşaltıldığını, sendikal hakların kağıt üzerinde kaldığını, işsizlik, işçi sağlığı, emek, özgürlüklere değinmişler. Sonunda tüm bunların ‘masaya yatırılmasının’ zorunluluğunu dile getirmişler!

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  PANDEMİ OLMUŞUZ!

Doğru, ‘masaya yatırılmalı’ da…

Öncesinde CHP’de sorunların ‘masaya yatırılması’ için çaba harcamak daha kolayı, öncelikli olanı değil mi? Parti içinde ‘masaya yatırma’ eylemini gerçekleştirebilmek için uğraş vermek daha akılcı değil mi?

Sendikalar, sivil toplum örgütleri, muhtarlıklar ile yurttaşlar ‘parti içi masaya yatırma’ eylemini görmek istemekte haksız mı?

***

Hani kimi zaman karşınıza bir ‘kitap’ çıkar; genelde de ‘şiir kitabı’. Elinize alır birini okumaya çalışırsınız! Okursunuz ama, neye benzediğini de anlayamazsınız. Şiirde olması gerek imge, betim, resim, öykü, roman önünüze gelemez bir türlü! Aldığınız yere bıraktığınızda, hemen yanınızda duran biri kızar gibi ‘emek harcanmış, baskısı güzel, bedel ödenmiş’ diyerek övmesine karşın şunu söylersiniz kısaca; yok kalsın, bana göre değil!

Adanamızın dört CHP milletvekili, meclisin dinlenceye çekilmesinin ardından geziyorlarmış, boş durmuyorlarmış ya; orada olmalarına benim, eşimin, çocuklarımın da oylarının ‘katkısı ‘olduğunu düşünerek şunu söylemeyi yerinde buluyorum:

Örgüt içi sorunları ‘masaya’ yatırmak için çaba harcamadıkları sürece; istemiyorum, bana göre değilsiniz!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın