İttihad-ı İslam, Basit Laf Değildir

İttihad-ı İslam, Basit Laf Değildir

1909 yılı, Osmanlı’nın yıkılmamak için direndiği yıl. Tefekkür ehli kimseler, bu yıl fikirleriyle devlete destek oluyorlar. Bunlardan biri Said Nursi. İttihad-ı İslam’ın önemine vurgu yapıyor, cihadın kalemle yapılışının güzel örneğini veriyor.

100 yıl sonrası bugün… Said Nursi’nin o günkü İttihad-ı İslam fikrini, bugün, O’nun şakirtleri ‘farz’ derecesinde hatırlatılıyorsa, Osmanlı’nın maruz kaldığı yıkılma aşamasına gelinmiş demektir. Önemsenmesi gerekir elbette. Ama, 100 yıl öncesinin ileri sürülmüş fikrinin, değişen kelimeler yüzünden açıklanması gerekir.

Hz. Muhammed’in yolunun şüphe ve hile gerektirmeyeceğini bildiriyor Said Nursi. O zaman, o yola, mutluluğa götüreceğini şüphe etmeyen, hile ve desise ehli olmayanların girmesi beklenir. Ama önce Hz. Muhammed’in yolunun aşikar edilmesi şart. 1909 yılında, o yol aşikardı belki. Said Nursi, belki o yolda olanların ihtilaflarını gidermeye çalışıyordu. Bugün, toplumda görülen saçmalıklar, Hz. Muhammed’in yolu olarak gösteriliyor dindar toplumlarca.

İttihad-ı İslam’ın Hz. Muhammed’e bağlananların bir araya gelmesiyle oluşacağını da belirtiyor Said Nursi. Yola girilsin ki, Hz. Muhammed’e bağlanma aşamasına gelinsin. Said Nursi’nin, Mescidlerden, medreselerden ve zaviyelerden bahsetmesi, Hz. Muhammed’in yolunun buradan başladığı hissini veriyorsa da, aynı unsurlardan bugün bunu beklemek mümkün değil.

O yolu başlatacak başka unsurlar bulunmalı.

Hz. Muhammed’in yolunun yolcuları tüm müminler gösterilmiş Said Nursi’nin fikrinde.

Mümin olmuş kişilerin o yolun ‘nizamnamesinden’ haberleri olması gerekir.

Nizamnameyi Said Nursi, Hz. Muhammed’in ahlak anlayışı olarak gösterirken, kanununun, ’emredilenler’ ve ‘yasaklananlar’ olduğunu bildiriyor. Bugün dikkat edilsin lütfen; emirler, toplumda, süslü cami yapmak, yapılan camilere uzun minare eklemek, her minareye hopörler bağlayıp bozuk sesle okunan ezanı kafa ütülercesine etrafa duyurmak, camilere belirli vakitlerde girip-çıkmaktan ibaret sanılıyor. Cami yanlarındaki kurslarda elif-ba öğretmek te emir sayılanlardan.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  PANDEMİ OLMUŞUZ!

Said Nursi, o gün, İttihad-ı İslam’ı, cehalete, zarurete ve bozgunculuğa ket olarak göstermiş. Bugün, ilim edinmiş, yoksulluğa düşmemiş, olumlu düşüncelere sahip çok kişi var ki, fiziken olmasa da manen birliktelik gösteriyorlar. Güzel fikirler de ortaya koyuyorlar. Dindar bilinenlerin tiplerinden dökülen cehalet hüzmeleri, olumlu kişlere ”bizim tarafta değilsen kafirsin” ithamı, İslam’ın aşikar olmasına fırsat vermiyor ki.

Madem ki İttihad-ı İslam fikrini hatırlatmak zorunda kalmışlar Said Nursi’nin şakirtleri, öyleyse, Kur’an’ı sayfa sayfa açıp onun anlaşılır olmasına çalışmak da görevleri olmalı.

İttiad-ı İslam kapısı o zaman açılır işte.

 

İbrahim Faik Bayav

 

Bu makale 5 Aralık 2012 tarihinde yayınlanmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın