DOLAR 16,8171 0.28%
EURO 17,5489 0.25%
ALTIN 975,08-0,07
BITCOIN 3350044,31%
Adana
30°

AÇIK

02:00

YATSI'YA KALAN SÜRE

Kabirde nimet veya azap var
51 okunma

Kabirde nimet veya azap var

ABONE OL
13 Mayıs 2015 21:41
Kabirde nimet veya azap var
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sual: Kabirde, nimet veya azaba duçar olan, beden mi yoksa

ruh mudur?

CEVAP

Kabirde, hem ruha, hem de bedene nimet ve azap vardır. Buna,

böylece inanmak lazımdır.

İmam-ı Muhammed bin Hasen Şeybani, Akaid-i Şeybaniyye

manzumesinde, (Kabir azabı vardır. Kabir azabı, hem ruha, hem de

bedene olacaktır) buyurdu. Yani, kabirde nimetler ve azaplar, ruha

ve cesede birlikte olacaktır. Diriler bunu görmezse de, inanmak

lazımdır. Gaybe iman etmek lazımdır. Buna inanmamak, kıyamet

günü mezardan kalkmaya inanmamaya yol açar. Çünkü, ikisi

de, Allahü teâlânın kudreti ile olmaktadır. Birine inananın,

ötekine de inanması akla uygundur. İnsan kabir azabını, diri iken

anlayamıyor ise de, âyet-i kerimeler ve hadis-i şerifler ve bu

ümmetin önce gelenleri, kabir azabı olacağını haber vermişlerdir.

Mutezile fırkası ile vehhabiler, kabir azabına inanmıyorlar ama

ruhun ölmediğini de inkâr edemiyorlar. Ruhun bedene olan bağlılığı

öldükten sonra yok olmaz. Ölünün kemiğini kırmak ve kabir üzerine

basmak, bunun için yasak edilmiştir. Kabirde azap yapılması da,

ruhun ölmediğini gösterir.

Mümin suresinin 46. âyetinde, (Firavuna ve adamlarına her

sabah akşam gidecekleri Cehennem ateşi gösterilir) buyuruldu.

Ölü görmeseydi, gösterilir demek lüzumsuz ve yanlış olurdu.

Buhari’deki, (Her ölüye, sabah akşam ahiretteki yeri

gösterilir. Cennetlik olana, Cennetteki yeri, Cehennemlik olana,

Cehennemdeki yeri gösterilir) hadis-i şerifindeki gösterilir sözü,

gördüklerini bildirmektedir.

İmam-ı a’zam hazretleri buyurdu ki:

Mümin suresinin 46. âyeti, kabir azabını gösteriyor, âyetin

devamında onların şiddetli azaba sokulacağı bildiriliyor. Birincisi

kabir azabı, ikincisi ise Cehennem azabıdır. (El-Kavl-ül-fasl)

İmam-ı Gazali hazretleri de, (Bu âyet-i kerime kabir azabını

gösteriyor) buyurdu. (İhya)

Nuh suresinin, (Günahları yüzünden suda boğuldular,

ardından da ateşe atıldılar) mealindeki 25. âyetinde geçen

Feüdhılu kelimesindeki harfi, hiç ara verilmediğini gösterir. Yani

(Suda boğulduktan hemen sonra kabirdeki azaba maruz kaldılar)

demektir. (El-Kavl-ül-fasl)

Al-i imran suresinin, (Allah yolunda öldürülenleri [Şehidleri]

ölü sanmayın! Bilakis onlar diridir) mealindeki 169. âyeti de, kabir

hayatını bildirmektedir. (El-Kavl-ül-fasl)

İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:

Taha suresinin 124. âyetindeki Maişeten danken kabir azabını

bildiriyor. Çünkü hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Mümin kabrinde yemyeşil bir bahçe içindedir. Ayın 14’ü

gibi aydınlatılır. “Feinne lehü maişeten danken” âyeti, kâfirlerin

kabirde görecekleri azabı bildirir. 99 tinnin yılanı, kâfirleri

kıyamete kadar kabrinde sokup azap eder.) [Tirmizi]

Tekasür suresinin 3. âyetindeki, bu övünmenizin kötü akıbetini

İleride bileceksiniz demek, Ölürken demektir. 4. âyetindeki Yine

ileride bileceksiniz ise Kabirde demektir. (Celaleyn, Medarik,

M.Tezkire-i Kurtubi)

İmam-ı Nesefi hazretleri buyuruyor ki:

Araf suresinin, (Orada yaşayıp, orada öleceksiniz, yine

oradan dirilip çıkarılacaksınız) mealindeki 25. âyetindeki

Oradadan maksat kabir hayatıdır. (Şeyhzade)

Bekara suresinin, (Ölü iken sizi diriltti. Tekrar öldürecek ve

tekrar diriltecek) mealindeki 28. âyetinde bildirilen, ikinci dirilme

kabirde olacaktır. İmam-ı Nesefi de bu âyetin kabir azabı ve

nimetine işaret ettiğini bildirmiştir. (Tefsir-i Şeyhzade)

Casiye suresinin, (Allah sizi diriltir, sonra öldürür) mealindeki

  1. âyeti de, diriltmenin kabirde olacağını bildiriyor. (Şeyhzade)

Tevbe suresinin, (Onları iki defa azaba uğratacağız)

mealindeki 101. âyetindeki azabın birisi kabir azabıdır. (Kadi

Beydavi)

Hazret-i Âişe, (Ya Resulallah, bu ümmet, kabirde azap görecek,

benim gibi zayıfların hâli ne olacak?) diye sual edince, Resulullah

efendimiz, İbrahim suresinin, (Allah, iman edenlere, dünya ve

ahirette de sabit sözlerinde sebat ihsan eder) mealindeki 27.

âyeti okudu. (Bezzar)

Bu âyette, kabir hayatının hak olduğu, müminlere sabit

sözlerinde sebat ihsan edildiği bildiriliyor. (Tefsir-i Celaleyn)

Resulullah efendimiz, Bedir’de öldürülen kâfirlerin gömüldüğü

çukurun başına gelip, ölülerin ve babalarının isimlerini birer birer

söyleyerek, (Rabbinizin, size söz verdiğine kavuştunuz mu?

Ben, Rabbimin söz verdiği zafere kavuştum) buyurdu. Hazret-i

Ömer, (Ya Resulallah, cansız ölülere neden söylüyorsun?) dedi.

Resulullah, (Rabbimin hakkı için söylüyorum ki, siz beni

onlardan daha iyi işitmezsiniz. Fakat cevap veremezler)

buyurdu. (Buhari, Müslim) [Hazret-i Ömer’in ölünün işittiğini bildiği

halde böyle sorması, dindeki bir hükmün vesika haline gelmesi

içindir.]

Vehhabiler, ibni Teymiye’nin yolunda iseler de, bu konuda ona

da uymuyorlar. Çünkü ibni Teymiye diyor ki:

(Bedir’de çukurdaki kâfirlerin işitmelerini bildiren hadis-i şerif

meşhurdur, her yere yayılmıştır. Zaruri inanılması lazım gelen

bilgilerden oldu.) [Dinde inanılması zaruri olan bir şeye inanmayan

kâfir olur.] (Kitab-ül-intisar-fil-imam-ı Ahmed)

Muhammed Masum-i Faruki hazretleri buyuruyor ki:

Kabirde nimetler ve azaplar olduğuna iman ederiz. Ölülerin

birbirleri ile konuştukları, kabirde azap olunanların seslerinin işitildiği

bir çok hadis-i şerif ile bildirilmiştir. (C.1, m.182)

Her hadis kitabında kabir hayatı ve azabı bildirilmektedir. Kabir

hayatını ve azabını inkâr eden, bütün hadis kitaplarını ve Resulullahı

inkâr etmiş olur.

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(Kabir azabı vardır.) [Buhari]

(Kabir, ya Cennet bahçesi veya Cehennem çukurudur.)

[Tirmizi]

(Eğer kabre konan kişi mümin ise, Kabri genişletilir.

Kıyamette insanlar diriltilinceye kadar kabri hoş kokularla

doldurulur. Kabre konan kişi kâfir ise, demirden bir tokmakla

başına vurulur. Öyle bir çığlık atar ki, cin ve insanların dışındaki

bütün canlılar işitir. Kabri öyle daraltılır ki, kaburga kemikleri

birbirine geçer.) [Buhari, Müslim]

(Ölünün kemiğini kırmak, onu diri iken kırmak gibidir.) [Ebu

Davud, İbni Mace]

(Ateş üstüne oturmak, kabir üstüne oturmaktan iyidir.)

[Müslim, Nesai, Ebu Davud]

(Namaz kılmayanın kabri ateşle doldurulur.) [Kurretül Uyun]

(Kâfire kabrinde 99 ejderha kıyamete kadar azap eder.) [Ebu

Ya’la, İbni Hibban, Tirmizi]

(Cuma günü veya gecesi ölen mümine kabir azabı olmaz.)

[Tirmizi, Ebu Nuaym]

(Şehid kabir azabından emindir.) [İbni Mace, İ.Ahmed,

Beyheki]

(Sadaka, kabir azabından korur.) [Beyheki]

(Tebareke suresini okumak kabir azabından korur.) [İbni

Mürdeveyh]

(Koğuculuk, kabir azabına sebep olur.) [Beyheki]

(Kabir azabının çoğu, üzerine idrar sıçratmaktan olacaktır.)

[İ.Mace, Nesai, Hakim, Dare Kutni]

(İdrardan sakının! Çünkü kabirde ilk hesap bundan

olacaktır.) [Taberani]

(Allahü teâlâ, bazı kimseleri, insanların ihtiyaçlarını

gidermek için yaratmıştır. İnsanlar, ihtiyaçları için onlara

başvururlar. İşte bunlar, kabir azabından emindirler.) [Taberani]

(Dün gece rüyamda , bir kimseyi kabir sıkarken gördüm.

Namazı gelip onu kabir azabından kurtardı.) [Hakim]

(Cuma gecesi “Fatiha” ve 15 kere “İzâ zülzilet” okuyarak iki

rekat namaz kılan, kabir azabından emin olur.) [Deylemi]

(Fisebilillah gözcü olarak vefat eden, kabir azabı görmez.)

[İ. Ahmed]

(Allah’ım, kabir azabından sana sığınıyorum.) [Müslim,

Nesai, Hakim, Harâiti]

(Kabir azabından Allah’a sığınınız.) [Müslim, İ.Ahmed, İ.Ebi

Şeybe]

(Gizleyebilseydiniz, kabir azabını işitmeniz için Allah’a dua

ederdim.) [Buhari, Müslim, İ. Ahmed, Nesai]

Peygamber efendimiz, iki kabir yanında durup, (Bunlardan biri

idrar sıçramasından sakınmadığı için, diğeri ise, müslümanlar

arasında söz taşıdığı için, kabir azabı çekiyorlar) buyurdu. (İbni

Mace)

Peygamber efendimiz bir cenazede, (Ya Rabbi, bunu kabir

azabından koru) diye dua etti. (Müslim, Nesai, Tirmizi)

İmam-ı Birgivi hazretleri, Etfal-ül-müslimin risalesinde, (Bir

müminin kabrini ziyaret ederken, ya Rabbi, Muhammed

aleyhisselam hürmetine, buna azap yapma denirse, Allahü

teâlâ, kıyamete kadar azabını durdurur) hadis-i şerifini

yazmaktadır.

Ehl-i sünnetin ve Hanefi mezhebinin reisi olan imam-ı a’zam

hazretleri buyurdu ki:

(Kabirde ruhun cesede iadesi, kâfirleri ve bazı günahkâr

müslümanları kabrin sıkması ve azap edilmesi haktır.) (Kavl-ül-fasl)

İslam âlimlerinin en büyüklerinden olan imam-ı Rabbani

hazretleri, (Kabrin bedeni sıkması vardır) buyurdu. (Mektubat C.3,

m.17)

Yine İslam âlimlerinin en büyüklerinden olan imam-ı Gazali

hazretleri de, (Kabir azabı ruha ve cesede birlikte olacaktır)

buyuruyor. (İhya-i ulümiddin)

Karada ve denizde ölene de sual sorulur. Bu da ruhun bedene

iade edilmesinden sonra olur. (Nuhbet-ül-leâli s.116, Bidaye s.91)

Ruh ve bedene azap

Ruh ve beden beraber günah işledikleri için, kabir azabı da, her

ikisine birden yapılacaktır. (El-Müstened)

İmam-ı Süyuti hazretleri Şerh-us-Sudur, Abdurrahman ibni

Receb Hanbeli hazretleri Ehvâl-ül-kubur kitabında, İmam-ı Şarani

hazretleri Tezkire-i Kurtubi Muhtasarı‘nda bildiriyor ki:

Eshab-ı kiramdan Abdullah bin Ömer hazretleri, (Yerden boynu

zincirli birinin çıktığını, bir adamın bunu dövdüğünü, zincirli adamın

yerde kaybolduğunu, böylece toprağa girip çıktığını gördüm) dedi.

Resulullah efendimiz, bu zata, (O gördüğün kimse, Ebu Cehil’dir,

kıyamete kadar kabrinde böyle azap çeker) buyurdu. (Taberani)

İmam-ı Taberani’nin bildirdiği bu hadis-i şerif, mezhepsiz ibni

Teymiye’nin talebesi olan ibni Kayyımı Cevziyye’nin Kitab-ür-ruh

isimli eserinde de vardır.

Özetini aldığımız hadis-i şerifin metninde Ebu Cehil’in, ibni

Ömer hazretlerinden su istediği de yazılıdır. Demek ki, Ebu Cehil’in

sadece ruhuna değil, bedenine de azap yapılmaktadır.

Cehennemde de, çürüyen vücut yerine yeni bir vücut yaratılacak,

Cehennemdekilerin böylece hem ruh, hem de bedenleri azap

görecektir. Azap görecek olan bu çürüyen beden değildir. Ruhun

tasarrufu altında olan beden azap görecektir.

İmam-ı Süyuti hazretleri buyuruyor ki:

Her ölünün ruhu, cesedine, bilmediğimiz bir halde bağlıdır.

Ruhların kendi cesetlerine tesir ve tasarruf etmelerine ve kabirde

bulunmalarına izin verilmiştir. Ölü kabirde çürüse de, ruhun bedenle

olan bağlılığı bozulmaz. (El-mütekaddim)

Günahları ikisi birlikte işlediği için, yalnız ruha azap yapılması,

hikmete ve ilahi adalete uygun değildir. Beden kabirde çürüse de,

Allahü teâlânın ilminde vardır. Allahü teâlâ, ölüleri diriltmeye gücü

yettiği gibi, bedene de azap yapmaya gücü yeter. Allahü teâlâ her

şeye kadirdir, Onun kudretinden şüphe eden kâfirdir. (M. Nasihat)

Ehl-i sünnet itikadını en güzel şekilde anlatan meşhur Emali

şerhinde buyuruluyor ki:

(Bir kimse kurtlar tarafından parçalanıp yense, yahut ateşte

yanıp kül olsa, denizde çürüse, kabir suali olur, kabir azabına veya

kabir nimetine kavuşur.)

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

Kabir azabı, ahiret azaplarındandır. Dünya azabına

benzemediği gibi, rüyada görülen azaba da benzemez. Böyle

sanmak, kabir azabını bilmemekten ileri gelir. Kabir azabına

inanmayan bid’at sahibi olur. “Hakkında hadis-i şerif olsa da, olmasa

da, kabir azabına inanmam, akıl ve tecrübe bunu kabul etmez”

diyen kâfir olur. (Mektubat-ı Rabbani C.3, m.17- 31)


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.