DOLAR 18,5561 0.25%
EURO 18,1602 -0.02%
ALTIN 995,230,76
BITCOIN 3625700,62%
Adana
27°

AÇIK

16:18

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

2

BEĞENDİM

ABONE OL

DUAYEN HOCANIN KALEMİNDEN

ÖNCER ÜNLÜ

Arnavutluk’tan ayrılıp, yaklaşık üç buçuk saatlik bir yolculuk yaptıktan sonra, Avrupa’nın en genç ülkesi Karadağ’a ( Montenegro ) giriş yapıyoruz. Yugoslavya Sosyalist Cumhuriyeti dağıldıktan sonra 1992 yılında Karadağ ve Sırbistan bir federasyon kuruyorlar. Bu federasyon, 2006 yılında Karadağlıların yaptıkları bağımsızlık  referandumu sonucunda, bozuluyor ve bu tarihte Avrupa’nın en genç ülkesi bağımsızlığını ilan ediyor. Sırbistan’dan bağımsızlığını ilan edip ayrılırken hiç kavga ve gürültünün çıkmaması da ayrıca bana gerçekten şaşırtıcı geldi. Bilindiği gibi Sırbistan ve bağımsızlığını ilan eden diğer Balkan Ülkeleri, arkalarında çok fazla kan ve göz yaşı bırakarak, savaşıp ayrıldılar.

Karadağ ( Montenegro ) gerçekten küçük bir ülke. Nüfusu 620.000 civarında. Çevresinde, Hırvatistan, Arnavutluk, Bosna Hersek, Kosova ve Sırbistan var.  Şu anda diğer Balkan Ülkelerine olduğu gibi bu ülkeye de vizesiz gidebiliyorsunuz. Sanırım 5 yıl içinde AB ülkesi olacak ve oraya da artık Schengen  vizesi almak gerekecek. Ülkenin dili, Sırpça’ya benzeyen Karadağca.   Dilin içinde yine diğer Balkan Ülkelerinde olduğu gibi Türkçe kelimeler bol miktarda var. Ülkenin çoğunluğunu, Karadağlılar oluşturuyor. En büyük azınlık Sırplar. Onları Boşnaklar ve Arnavutlar takip ediyorlar. Din olarak da Hristiyan Ortadokslar, Hristiyan Katolikler ve Müslümanlar var. Müslümanları oluşturan topluluklar ise Karadağlı, Boşnak ve Arnavutlar. Sırbistan’ın etkisinden dolayı Ortadoks Hristiyanlık baskın ülkede. Bu durum da ülkede bazen sıkıntı yaratıyormuş.

Karadağlılar, Osmanlıyla ilk defa I. Murad Han zamanında karşılaşıyorlar. Ama Karadağ’ın asıl fethi, Fatih Sultan Mehmet zamanında oluyor. Fatih, bu bölgede pek asker bırakmıyor ve vergi karşılığında buraların düzenini sağlamak için korumayı, Venediklilere bırakıyor. Zaten ülkeyi gezdiğiniz zaman her yerleşim bölgesinde yapılan evlerin, konakların mimari olarak İtalyan mimarisi olduğunu hemen fark edebiliyorsunuz. Uzun yıllar özerk olan Karadağ Prensliği, Osmanlı – Rus Savaşı’ndan sonra yapılan Berlin Konferansı’nda bağımsızlığını kazanıp, Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrılıyor. Fakat işin ilginç yanı Karadağ Prensliği’ni ilk tanıyan ülkelerden biri de II. Abdulhamid zamanında Osmanlı İmparatorluğu. İki ülke arasındaki ilişki uzun yıllar çok iyi gidiyor, taa ki I. Dünya Savaşı’na kadar.

Basyazarimiz Öncer ÜNLÜ Adriyatik Denizinde

Karadağ ( Montenegro ), Adriyatik Denizi kıyısında bulunan şehir ve kasabalarıyla çok fazla turist çeken bir ülke durumuna gelmiş. Ülkenin başkenti Podgorica, kıyıdan içeride küçük bir yerleşim yeri. Ülkedeki iki havalimanından dan biri  burada. Bunun dışında şehirde doğru düzgün ne gezilecek, ne de güzel mekanlar var.

Karadağ – Perast

Ülkenin önemli şehirlerinden olan Budva, deniz kenarında fakat öyle bir inşaat var ki; tam bir şantiye görünümünde,  bence sonu aynı Bodrum ya da Marmaris olacak, gidişat onu gösteriyor. Komik olan bu inşaatların bir çoğunu da Türk şirket ve müteahhitleri yapıyor. Orayı da bize benzeteceğiz sanırım. Zaten yerel rehberimiz, Slyvia’da Türkiye’ye altı defa gelmiş ve o da bizim fikrimize üzülerek kafa sallıyor. Budva’nın en önemli görülecek yeri, Avrupalı ve Amerikalı kalbur üstü zenginlerin gelip konakladığı, ” Sweti Stefan ” adası. Adaya kesinlikle dışarıdan kimse giremiyor. Bir köprüyle karaya bağlanıyor. Yine Eski Budva ve tarihi kale civarı da gezilecek yerlerden.

Başyazarmız Öncer ÜNLÜ Lady of Rocks Adasında – Adriyatik Denizi

Adriyatik Denizi kıyısında yer alan Kotor ve Perast tüm güzelliğiyle turistleri daha fazla çekiyor. Gerçekten buralar daha bakir ve bozulmamış yerler. Özellikle Perast tam bir köy. Kotor’a büyük ” Cruise ” gemileri geliyor. Adriyatik’te önemli bir liman olmuş. Yüzyıllarca Venediklilerin elinde kalmış bir şehir. Adriyatik Denizi muhteşem görüntüsüyle herkesi büyülüyor. Deniz soğuk ve bizlere göre bayağı tuzlu ve derin, girdikten bir beş dakika sonra suya ve tuza alışıyorsunuz. Budva ve Kotor’da, Perast’a göre daha çok plaj ve otel, pansiyon var. Fakat Perast!ın da daha sakin olması size daha fazla huzur veriyor.Tam kafa dinlenilecek bir yer. Fazla gürültü ve patırtı yok, Kotor Körfezi’ne bakıyor. Perast’ta  bulunan ” Lady of Rocks ” ( Kayaların Kadını ) diye çevrilebilir. Perast kıyıya sadece 5 dk uzaklıkta karşılıklı iki adadan oluşuyor. Üzerinde bulunan şapel, Hz. Meyrem için yapılmış.

Sweti Stefan Adası Budva Karadağ

Karadağ, temiz bir ülke her şey düzenli. Gençlerin çoğu İngilizce konuşuyor, orta yaşı ve yaşlılarda fazla İngilizce bilen yok. Ülkede Karadağca dışında, Sırpça ve Boşnakça konuşan çok insan var. Gezdiğim tüm Balkan Ülkelerinde tarihten gelen ortak yaşam nedeniyle kimsenin birbiriyle dil olarak anlaşamama sorunu yok. Neredeyse her ülkede herkes tüm bölge dillerini konuşuyor. Şahsen imrendim, büyük bir kültürel zenginlik demektir bu. Ülke daha AB girmediği halde para birimi olarak Euro’yu kullanıyor. Yiyecek kültürü vasat bir yerlere oturduğunuzda fazla beklentileriniz olmasın. Şehirler birbirine yakın olduğu için araba ya da motorsiklet kiralayan bol miktarda turist var.

Kotör Kaleiçi

Karadağ ilk bağımsızlığını aldığı yıllarda ülkeden ev alan ya da iş yeri açan yabancılara hemen ülke vatandaşlığı veriyormuş. Tabii bunu duyan uyanık vatandaşlarımız da, yakında AB ülkesi olacak bu ülkeye deyim yerindeyse saldırmışlar, Karadağ pasaportu almak için. Şu anda Karadağ Hükümeti bu yolu kanunla ortadan kaldırmış ve ülke vatandaşlığına geçmek için daha zor şartlar getirmiştir. En uyanık millet biziz ya adamlar ne yapsın ?

Perast Karadağ

Perast’ta,  Adriyatiğin serin sularında yüzdükten sonra, Balkanların en acı olaylarının yaşandığı bizim için çok önemli olan Bosna- Hersek’e doğru yola çıkıyoruz.

Sonraki durağımız : BOSNA – HERSEK


Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP