DOLAR 16,6463 0.01%
EURO 17,4462 -0.17%
ALTIN 970,89-0,11
BITCOIN 338258-0,04%
Adana
34°

AÇIK

03:27

İMSAK'A KALAN SÜRE

Kadın ve Eğitim
91 okunma

Kadın ve Eğitim

ABONE OL
31 Mayıs 2022 16:14
Kadın ve Eğitim
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SELMA ERDAL

ATATÜRK kadınlara 1934 yılında seçme ve seçilme hakkını verdi. Oysa ki bizim kadınlarımızda; 14 yıl sonra İtalya, 17 yıl sonra Fransa, 16 Yıl sonra Japonya ve 31 yıl sonra da İsviçre kadınlarına seçme ve seçilme hakkı verilmiş.
Ne güzel, ne büyük övünç kaynağı bu durum, iyi de… 24 Haziran 2018 seçimleri için aday olanların arasında; hani, kadınlar nerede?…
Onları gören, kaç aday olduğunu sayan var mı siyaset oyununa katılan “seçme- ve seçilme hakkını kullanan tüm kadınlar arasında?…
Kadın; nasıl ki ailede, tarlada ücretsiz bir işçi, siyaset ortamında da emeği sömürülen, yalnızca seçme hakkı öngörülen, buna karşın seçilme hakkı sürekli engellenen yurttaş olarak değerlendiriliyor özellikle 80’li yıllardan beri…
Üstelik erkek egemen toplumda; hakları yok sayılan, sömürülen, kandırılan, kullanılan kadın ola ki yakınırsa bu durumdan, hemen sesler yükselir bıyıklılar arenasından, kıyamet kopar.
Ülkenin yarısı kadın; ama hiç bir dönemde seçilecek olanların yarısı kadın olmadı, olmuyor, olmayacak da bu gidişle…Çünkü kadın; erkekle didişe, didişe hakkını aramadıkça, hep kullanılacaktır ve TBMM’de kendine yer bulamayacaktır.
Neden?…
Atatürk İlke ve Devrimleri; kadınla, erkeğin eşitliği için vardı. Ama kadın haklarını kullanmaktan geri döndükçe; birileri bu ilkelerin kafasını, gözünü yardı. Yazık!…
Bu ülkenin; ATATÜRK İLKE ve DEVRİMLERİ’nin aydınlığında atılırken temeli, erkek ve kadın eşitti her alanda ve her anlamda…
Bu amaç için de en çok ülkemizin kurucu önderi ATATÜRK; en çok eğitime, öğretime değer verdi, öncelik verdi.
Bilindiği gibi Cumhuriyet’le birlikte 1924’le, 1926 yılları arasında öğretimle ilgili yasalar çıkarılmış ve ATATÜRK okuma-yazma çalışmalarını bizzat kendisi yürütmüştür. Tüm karşı çıkanlara aldırmadan medrese sistemini kaldırarak; Fransa’dan örnek alınan LAİK ÖĞRETİM sistemini uygulamaya koymuştur.
1924 Anayasası’nın 87.maddesinde; ilköğretimin her Türk yurttaşı için zorunlu ve parasız olduğu hükmüne yer verilmiştir.
ATATÜRK’ün düşüncesine göre; Türk kadını için eğitim yalnızca hak değil, aynı zamanda görev olarak değerlendirilmiş, çocukların yetiştirilmesinde sorumluluğu olan kadınların eğitimine önem verilmesinin gerekliliği vurgulanmıştır. ATATÜRK’ün ölümünden sonra, O’nun devrimlerine tepki gösterenlerin sesleri yeniden yükselmiş, kızların okullaşmasında bir duraksama başlamıştır.

İlköğretimde; Cumhuriyet’in ilk yıllarına göre okullaşma oranının giderek yükseldiği bir gerçektir. Ama bu yükselmenin okulların eğitim düzeyi yükseldikçe de sürdürüldüğünü söyleyebilmek ne yazık ki olanaksızdır, değil o günlerde günümüzde bile…
İlkokuldan üniversiteye doğru eğitim düzeyinin yükselişiyle birlikte, kız öğrenci sayısında yükseliş değil, bir düşüş görülmektedir. Bu düşüş kırsal yörelerde, kentsel yörelere göre daha belirgin olsa da yine de ülke genelinde bir düşüş olduğu bir gerçektir.
Buna karşın; 1935 yılında kadın nüfusunun yüzde 10’u okur-yazar iken, bu oran 1985 yılında yüzde 70’lere ulaşmıştır. Kuşkusuz günümüzde bu oranlar çok daha yüksektir. Bununla birlikte dün olduğu gibi, bugün de eğitim düzeyi yükseldikçe, eğitime katılan kadın sayısı ters oranda azalma göstermektedir. Üstelik de Cumhuriyet’in ilk yıllarına göre; günümüzde kadınlar arasında görülen erken evlilikler, daha açık bir söyleyişle ÇOCUK GELİNLER sayısında bir artış görülmektedir.
Yasalarda yer alan kadın-erkek her yurttaş için zorunlu olan ilköğretim bile, uygulamada gerçekleşmemiş, kadınların eğitimine gereken önem verilmemiştir, günümüzde de durumun ne yazık ki dünden daha iyi olduğu ileri sürülememektedir.
Dolayısıyla eğitimsiz bırakılan kadın nüfusunun; tarım kesiminde yer alması, sosyo-ekonomik gelişimini sağlayacak mesleki etkinliklerde bulunamaması kaçınılmaz olmuştur. Buna karşın; ailelerde kızların eğitim görmesine izin verilse bile, genelde mesleki okulların seçildiği ve bu okulların programlarına göre de kızların sorumluluk gerektirmeyen ebe, hemşire, öğretmen, sekreter gibi ara işler için yetiştirildiği ya da kız meslek liselerinde iyi bir ev kadını olmaya hazırlandıkları da bir gerçektir. Bu koşullarda yetiştirildiklerinden; iş yasalarında yer alan eşit işe, eşit ücret ilkesinin uygulanmasının gerçeğe dönüşmesi bile zorlaşmaktadır. Yeterli eğitimi almaktan yoksun kalan ya da bırakılan kadın; iş yaşamında bile yasaların kendisine tanıdığı haklardan yoksun olduğu yetmezmişçesine… Siyasal yaşamda da yeterince donanımlı, bilgili, güçlü olamadığı/olmadığı gerekçesiyle; seçilme, aday gösterilme ve seçimleri kazanıp TBMM’ye gidebilme haklarını, olanaklarını kullanamamıştır. Siyasal yaşamda ;çoğunlukla bataklıkta, üzerine basılıp geçilen taş işlevi görmekten öteye gidememiştir.
Ne yazık ki dünden, günümüze ulaşan bu haksızlık ortamı; 24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde de varlığını sürdürmekteydi ve yaklaşan Haziran 2023 seçimlerinde de sürdüreceğine ilişkin endişelerimiz var elbette….. Kadın adayların azlığı; bu ülkede kadının giderek YOK sayıldığı anlamına gelmektedir.
KADIN; önce eğitim, önce DİPLOMA…Eğer sende DİPLOMA yoksa; siyasal yaşama katılmak için boş yere hoplama!…
DİPLOMA yoksa; seçme hakkını kullanabilirsin ama, SEÇİLME hakkını kullanamazsın ASLA!…
Bak kız kardeşin Meral AKŞENER’e; diploması olduğu için nasıl da meydan okuyor şu bıyıklılar ordusuna…


    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


    HIZLI YORUM YAP

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.